AC2 Veritabanı / Kodeks

1. SAYFA

Eserin başında günler harcadım. Yoksa haftalar mı? Aylar mı? Artık emin değilim… Diğerleri arada bir uğrayıp yemek getiriyor ya da yarenlik etmeye çalışıyor ve kendimi çalışmalarımdan biraz almam gerektiğini söylüyorlar. Hatta Malik bir seferinde tamamen bırakmamı bile önerdi ama ona daha var. Cennet Elması’nın çözülmesi gerek. Çözmem lazım… Bir silah mı? Bir rehber mi? Yoksa bir şekilde ikisi birden mi?  “Bilgili kişi kederli kişidir.” Bu vecizenin altında yatan düşünceyi anlayabiliyorum ama gerçekliği… Gerçekten doğru mu? Kılıç kalkan yerine fikir ve bilgiyle savaşan bir topluluk… İşlevi basit. Hatta çok temel. Hüküm, kontrol… Fakat süreç… Yaptıkları… İşte bunlar harika. Işığına maruz kalanlara istediğini vereceğini vaat ediyor. Karşılığındaysa istediği tek şey var: mutlak itaat. Bunu kim reddedebilir ki? Resmen cazibenin vüdut bulmuş hali. Al Mualim’le karşılaştığımda, onun sözleriyle yaşadığım güvensizlik anını hatırlıyorum da… Bana bir baba olan kişinin en büyük düşmanım olduğu ortaya çıkmıştı. Aklıma sızması için tek gereken ufacık bir şüphe kırıntısıydı fakat silüetleri yok edip özgüvenimi toparladım ve onu bu dünyadan gönderdim. Kendimi özgür kıldım. Şimdi düşünüyorum da gerçekten özgür müyüm? Burada oturmuş yok etmeye yemin ettiğim şeyi umutsuzca anlamaya çalışıyorum. Sebebi de belli: Elma’nın anlatacakları var. Büyük ve tehlikeli bir şey kıpraşıyor, hissedebiliyorum. Hepimiz tehlikedeyiz ve bu tehlikeye karşı bir şeyler yapmak benim görevim. Hakikati bulana kadar bu yoldan dönmemeliyim, dönemem.

 

2. SAYFA

 

Zw-codex-2

 

3. SAYFA

Zw-codex-3

 

4. SAYFA

Yazmakta olduklarım, Suikastçı Tarikatı’nın üç büyük çelişkisidir: (1) Barış getirmeye çalışıyoruz ama katlederek. (2) İnsanların zihnini açmaya çalışıyoruz ama bir üstada ve birtakım kurallara şartsız itaat ederek. (3) Kör inancın tehlikelerini göstermeye çalışıyoruz ama işte körler bizleriz.

Bu sözlere karşı tatmin edici bir cevabım yok, yalnızca bazı ihtimaller… Kuralları, daha yüce bir amaç uğruna mı büküyoruz? Peki eğer büküyorsak neyiz biz? Yalancı mı? Sahtekâr mı? Sebatsız mı? Her anımı bu çelişkilerle uğraşarak geçiriyorum ama sahip olduğum onca yıla rağmen hala münasip bir cevap bulamadım. Böyle bir cevabın olmayacağından korkuyorum.

Hiçbir şey doğru değil. Her şey mübah. O halde cevabı itikadımız mı veriyor? Bir şey aynı anda birbirine taban tabana zıt iki şey olabilir mi? Neden olmasın ki? Ben bunun kanıtı değil miyim? Yüce gayeleri olan, barbarca davranan bizler… Hayatın kutsallığına itimat edip, ardından düşman gördüklerimizden o kutsallığı çalan bizler…

 

5. SAYFA

Kim bu Önceden Gelenler? Onları buraya ne getirdi? Kaç yıl önce? Yüzyıllar mı, binyıllar mı? Yoksa daha da mı önce? O kadar az şey biliyoruz ki… Neden geldiler? Peki ya eserler ne? Şişedeki mesajlar mı? Bizlere yardım ve rehberlik etmek için bırakılan araçlar mı? Yoksa bu değersiz oyuncaklara kutsal amaçlar ve anlamlar yükleyerek onları kontrol etmeye mi çalışıyoruz?

 

6. SAYFA

Robert de Sable ölmüş olabilir ama kardeşleri hala hayatta. Görünüşte pek zararsız olsalar da korkarım hala tehdit oluşturuyorlar. Önceden vakurlar yürüdükleri –ve kolay hedef oldukları- sokaklardan gölgelere çekiliyorlar. Takip etmek gittikçe güçleşiyor. Karanlıkta yine ne şeytanlıklar planlayacaklar kim bilir? Bu yüzden işimiz her zamankinden daha zor olacak.

Daha şimdiden Kıbrıs’ta bir şeyler döndüğüne dair dedikodular var. Bunları araştırmam gerekecek. Ayrıca bizim yöntemlerimizin de değişmesi gerektiğini gördüm. Hisara bağlılığın bitmesi gerekiyor. Halka ibraz ettiğimiz suikastların bitmesi gerekiyor. Ağlarımızı sessizce ve geçmiştekilerden farklı şekilde örmeliyiz.

Kardeşlerimden alışkanlıklarını terk etmelerini istesem de itikadlarını terk etmelerini isteyemem. Bizi Suikastçı yapan şey bu. Bir parmağın kesilmesi değil, sahte bir cennet vaadi değil, zehir kullanma yasağı değil… Bizim görevimiz insanlara, geleneklere değil. Gizlenmemiz gerekiyorsa gizleniriz. Zehir kullanmamız gerekirse kullanırız. Bıçaklarımızı kullanmak için parmak kaybetmemiz gerekmiyorsa zorlamayız. Çıraklarımızı yalanlar ve hilelerle idare etmeyiz. Sade ve dürüstçe konuşacağız. Yeniden doğacağız…

 

7. SAYFA

Adha ile istirahate çekileceğimi, bıçağımı bırakıp normal bir adam gibi yaşayacağımı düşünmüştüm fakat şimdi böyle hayallerin tek yerinin uykuda olduğunu anlıyorum. O yüzü… Onu kaçıran Tapınakçıları deniz boyu kovaladığım günleri ve geceleri hatırladıkça yüzünü aklımdan çıkarmaya çalışıyorum. Neredeyse başarıyordum da. Neredeyse… Biraz daha hızlı olabilseydim… Oysa kollarımda onun cansız vücudu vardı. Sabit, kıpırtısız gözlerinden yansıyan korkuyu gördüm. Bunu yapanlar dünyadan gidene dek tek tek her birini avladım. Fakat şevksizdim, ne tatmin olmuş ne de serbesttim. Ölümleri onu getirmeyecek, acılarımı dindirmeyecekti. Başka bir kadın için aynı şeyleri hissedemeyeceğimden emindim.
Neyse ki yanılmışım.

 

8. SAYFA

İçgüdülerimiz neden şiddet ağırlıklı? Farklı türlerin birbirleriyle ilişkilerini gözlemledim. Fıtri hayatta kalma arzumuz genelde bir başkasının ölümü anlamına geliyor. Neden beraber yaşayamıyoruz ki? Birçok kişi dünyanın kutsal bir güç tarafından yaratıldığına inanıyor fakat ben burada yalnızca deli bir adamın kurguladığı yıkım ve umutsuzluğu görüyorum.  Kargaşa tabiatımızda var.  Kasıtsız… Amaç ve benlik yalnızca zamanla işlenmiş. Önce doğa sonra da insan eliyle…

 

9. SAYFA

Yeterince uzun ve yüksek sesle söylenmiş her cümle zamanla dogmalaşır, hakikat haline gelir. Bu sayede diğer görüşler bastırılıp rakipler susturulabilir. Başarıya ulaşıldığında – bütün rakipler elendiğinde – geriye kalan da doğal olarak doğru kabul edilir.

Nesnel bir olguya göre doğru mu peki? Hayır. Fakat bir kişi nasıl olaylara tarafsız bakabilir ki? Açıkçası, bakamazsın. Gerçek anlamda, fiziksel olarak imkânsız. Ortada çok fazla değişken var. Düşünülmesi gereken çok fazla alan ve çok fazla formül var. Deneyebiliriz tabii ki. O ana adım adım yaklaşabiliriz fakat asla ulaşamayız. Asla…

İşte böylece anladım ki Tapınakçılar yaşadığı sürece gerçekleri kendi amaçları uğruna bükecekler. Mutlak doğru diye bir şeyin doğru olmadığını, varsa bile idrak edebilecek durumda olmadığımızı biliyorlar. Bu yüzden de onun yerine kendi açıklamalarını oluşturmaya çalışıyorlar. “Yeni Dünya Düzeni” adı verdikleri şeyin temel ilkesi işte bu: Varlığı kendilerine göre yeniden tasarlamak. Olay eserler değil, insanlar değil. Bunlar yalnızca araç. Olay anlayışta. Ne kadar da akıllılar. Bir anlayışla nasıl savaşılır ki?

İşte size mükemmel silah. Fiziksel bir şekilden yoksun fakat çok çeşitli ve genelde yıkıcı yollarla etrafımızdaki dünyayı değiştirebiliyor. Bir itikadı öldüremezsin. Tüm müritlerini öldürsen, tüm yazıtlarını yok etsen bile en iyi ihtimalle sindirebilirsin. Bir kişi, bir gün gelir ve itikadı yeniden ortaya çıkarır, yeniden oluşturur. Bizler, Suikastçılar bile Yaşlı Adam’dan da eski bir Tarikatı ortaya çıkarmaktan başka bir şey yapmadık.

 

10. SAYFA

Zw-codex-10

 

11. SAYFA

Attis. Dionisos. Horus. Krişna. Mitra. İsa. Yaşamları benzer hikâyelerden oluşuyor. Hatta bence fazla benzer. Kutsal doğum, eziyet, müritler, mucizeler, yeniden dirilme…

Bu nasıl olabilir?

Belki de farklıdır. Çağlar boyu anlatılan tek bir hikâye olabilir mi? Ödünç alınıp zamana uydurmak için değiştirilmiş olabilir mi? Aletlerimiz ve dilimiz geliştikçe o da evriliyor. Peki bu hikâye bir gerçekten mi yoksa kurgudan mı çıktı? Yoksa ikisinden birden mi? Bu şahsiyetler, yaşamları Cennet Elması ile uzatılmış ve değiştirilmiş aynı kişi olabilirler mi?

Al Mualim İsa’dan gerçek bir insan, tahrif sanatında ustalaşmış bir ölümle olarak bahsetmişti ama ya yanıldıysa? Ya bu adamlar gerçekse ve önceden daha birçok kez aramızda gezinmişlerse? Bu tekrar gelecekler mi demek? Belki de şu an aramızdadırlar. Çok fazla soru var ve her gün daha fazlası…

 

12. SAYFA

Zw-codex-12

 

13. SAYFA

Zw-codex-13

Gizli Bıçak yıllar boyu değişmez yoldaşımız oldu. Bazıları alametifarikamız olduğunu söyler, yanılmış da sayılmazlar. Birçok başarımızı ona borçluyuz ama yine de alet eskidiğini belli etmeye başladı. İşte bu yüzden kişinin parmağını kesmeden kullanabilmesi için bazı geliştirmeler yapmaya başladım. İlk ilave, gelen saldırıları savuşturmak için konulan metal bir levha. Diğer Suikastçılar bu levhanın yeni bir metalden üretildiğini düşünüyor ve bu metalin keşfini (ektedir) bana ithaf ediyorlar. Hakikati bilmemeleri daha iyi. Ayrıca Malik’le yeni suikast yöntemleri üzerinde çalıştık: yüksekten, kenardan ve gizlenme yerlerinden. Temel hareketler elbette ama önemleri yadsınamaz. Üçüncü ve son gelişme ise en basidi: ilkiyle birebir aynı olan ikinci bir bıçak kullanımı. Bir Suikastçının önüne temizlemesi gereken iki hedef çıktığında, saldırısını ikisine de aynı anda ulaşacak şekilde ayarlaması yetecek. Üretildikleri metallerin bulunması hala güç olduğu için bu bıçaklar sınırlı sayıda olacak tabii ki. Kimlerin iki bıçak taşıyabileceğini dikkatle seçmem gerekecek.

 

14. SAYFA

İnsan, karşılaştığı her şey üzerinde egemenlik kurmak ister. Sanırım bu, çevremize hâkim olma arzumuzdan kaynaklanan doğal bir eğilim fakat bu eğilim diğer insanları kapsamamalı. Her gün daha da çok kişi cebren ya da hileyle hizmet etmeye zorlanıyor. Ağır mahkûmiyet altında olmayan diğerlerine de yaşamlarının değersiz olduğu hissiyatı aşılanıyor. Erkeklerin kadınlara eziyet ettiği yerler gördüm. Başka ellerden gelen kişilere söylenen zalimce şeyler duydum. Başka şeylere inanan ya da farklı davranan kişilerin acı çekişini izledim.

Bu şeyleri Masyaf’ın duvarlarından izlerken bir yandan da sık sık tartışıyoruz. Bu eziyetleri durdurmak, hoşgörü ve eşitliği güçlendirmek için ne yapabiliriz? Bazı günler eğitimden, bilgiyle birlikte ahlak unsurunun da geleceğinden bahsediliyor fakat sokaklarda yürürken satışa çıkarılan köleleri görünce kalbim donuyor. Bir kocanın karısına küfredip taşlar fırlattığını, yalnızca ona hizmet etmek için yaşadığını söylediğini görünce yumruğumu sıkıyorum.  Ailelerinden zorla ayrılıp para uğruna çöl güneşi altında çalışmaya ve nihayetinde ölmeye yollanan çocukları görünce…

Böyle günlerde, konuşmanın bir işe yarayacağını hiç sanmıyorum. Böyle günlerde yalnızca failleri nasıl öldürebileceğimi düşünüyorum.

 

15. SAYFA

Zw-codex-15

 

16. SAYFA

Elma, bizim ötemizdeki şeyleri gösteren bir rehber. Onun kırpışan, kıvrım kıvrım içinde olacaklara dair görüler de yakaladım. Böyle bir şey mümkün olmamalı. Belki de değildir. Belki yalnızca bir imadır. Nasıl bilebiliriz? Nasıl emin olabiliriz?

Bu görülerin sonuçlarını düşünüyorum da… Acaba olacakları mı gösteriyor yoksa yalnızca olabilecek şeyler mi? Neticeleri değiştirebilir miyiz? Denemeye cüret edebilir miyiz? Peki böyle yaparsak yalnızca gördüklerimizi gerçekleştirmiş mi oluruz?

Her zamanki gibi eyleme geçmekle geçmemek arasında, hangisinin bir fark yaratacağını bilmeyerek kararsız kalmış durumdayım. Bir fark yaratmam bekleniyor mu ki benden? Yine de bu günlüğü tutuyorum. Bu, gördüklerimi değiştirmeye ya da belki de garantilemeye çalışmak değil mi?

 

17. SAYFA

Gördüklerim içinde hiçbir şey beni alevler kadar rahatsız etmiyor. O kadar yükseğe ulaşmışlardı ki arşı delecek gibiydiler. Yer zangır zangır sallandı. Dağlar yarılıp parçalandı. Koca metal kuleler unufak oldu ve içlerindekiler yere saçıldı. Her yer çığlıklarla doluydu. O kadar korkunçtu ki yankılarını şu an bile hissedebiliyorum

Ne bu gördüğüm karmaşa? Acaba, onlar mı? Önceden Gelenler… Sonları bu mu oldu? Ateş ve kül… Belki Tapınakçıların istediği de bu yıkıcı güçtür. Bizleri yönetmek, kendilerine bağlamak için kullanabilecekleri bir güç… Ellerinde bütün dünyayı yok edebilecekleri bir şey varken ne şansımız kalırdı?

 

18. SAYFA

Gizli kalmak, sessiz olmak ve tarihin akışını gizlice değiştirmek zorundayız fakat bazı kardeşlerim buna katılmıyor. Sinirlenip kendimizi böyle dışlamanın bir hata olduğunu söylüyorlar. İşimizi yavaşlattığını savunuyorlar fakat muhtemel tehlikelerden haberleri yok. Kendimizi bu şekilde açığa çıkarmak çok tehlikeli olur. Korkarım deli muamelesi görüp saldırıya uğrardık. O yüzden bu şekilde devam ediyoruz, her zaman olduğu gibi. Bildiğim tek bir şey varsa insanların nasihatla öğrenmediğidir. Musibet yaşamaları gerekir. İlişkileri kendileri kurmalı. Adamın birine “kibar ol, hoşgörülü ol, zihnini açık tut” desem bile bu cümleler herhangi bir etki yaratmadan sönüp yok olacak. Laf israfı olacak. Bu yüzden her zamanki gibi devam ediyoruz.

 

19. SAYFA

Zw-codex-19

Efsanelerde Altın Post’tan bahsedilir. Acaba ikisi birbiriyle bağlantılı mı?

…Malzemenin işleme safhasını düzenledim ve ortaya dünyada eşi benzeri olmayan bir zırh çıktı.

…Dayanıklılığı muazzam fakat hareketi engellemeyecek kadar hafif.

…Merak ile korku arasında gidip geliyorum. Burada savaşların gidişatını değiştirecek, giyeni neredeyse yenilmez kılacak bir şey ürettik.

Belki de bunları üretmek bir hataydı. En iyisi formülü yok etmek. Ya düşmanlarımızın eline düşerse? Fazla tehlikeli…

 

20. SAYFA

Yeni tek ve ilahi bir yaratıcı inancından önce ortaya çıkan antik pagan inançlarını inceledim. Rastgele koyulmuş ahlaki kurallardan ziyade etrafımızdaki temel kuvvetlere odaklanmış gibi görünüyorlar

Güneş sabahları doğup akşamları batıyor. Dalgalar yükselip alçalıyor. Çimenler büyüyüp sararıp ölüyor ve zamanla topraktan tekrar çıkıyor. Hava ısınıp tekrar soğuyor. Göremediğimiz bir enerji bizi yere bağlıyor ve ayrılmak istediğimizde bizi geri çekiyor.

Bu hareketlerden her biri bir tanrı ya da tanrıçaya atfedilmiş. Her kuvvete bir sima verilmiş fakat yeri ve kudreti unutulmamış. Lakin bu, kuvvetlerin – farklı ruhlardan oluşan bütünlerin – birbiriyle bağlantısız olduğunu söylemek değildir. Etrafımızdaki dünyanın işleyişini görünmez eller kontrol ediyor.

Böylece ne kadar noksan olsa da şeylerin işleyişini anlamak, açıklamak, çalışmak ve sınıflandırmak için çalışılmış ama ötesi yok. Şimdiyse çok daha sade bir açıklamayla yetinmemiz isteniyor. Her soruya, her sırra tek bir cevabın olabileceğini düşünmek ne kadar safça. Her şeyi yöneten tek bir ilahi güç… Öyle bir güç ki hakikat ve sevgi getiriyor. Bana sorarsanız bu ışık bizi kör ediyor ve cahilce yaşamamıza sebep oluyor.

İnsanların görünmez canavarlardan kafalarını çevirip dünyayı bir kez daha mantık çerçevesinde görecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorum. Lakin bu yeni dinler o kadar uygun ki – ve reddedenlere o kadar korkunç cezalar olduğunu savunuyorlar ki – korkarım bu korkuyla kendimizi şu ana kadar söylenmiş en büyük yalandan alamayacağız

 

21. SAYFA

Zw-codex-21

Kişi, arazide bulunan bitkilerden çıkardıklarıyla birçok şey yapabilir. Daha ender türler istendiğinde de bunlar tüccarlardan ve seyyahlardan sağlanabilir fakat bu sağlananların özellikleri daha az bilinir ve daha çok inceleme gerektirir.

Zehir damıtımında geleneksel simya aletlerinden yararlanılabilir. Bazı zehirler deriye nüfuz edebileceği için çok dikkatli olunmalıdır. Dikkatsizlikleri yüzünden hayatlarından olan birçok kişi vardır

Bıçak, burada listelenen özelliklere göre oyulmalı. Sapmalar metalin çatlamasına, zayıflayıp sonunda kırılmasına sebebiyet verebilir.

 

22. SAYFA

Zw-codex-22

Bu haritayla ne yapmalı? Bütün dünyayı gösteriyor gibi görünüyor. Hem söyledikleri gibi düz de değil, top gibi yuvarlak. Elma gibi… Lakin böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Gösterdiği bazı yerler hala bize yabancı, birçoğu bilinmiyor. Keşfedilmemiş… Keşfedilecek çok yer var. Peki oralarda insan var mı? Bize benziyorlar mı? Benzemiyorlarsa ne farkları var? Bunları cevaplamayı ne kadar çok istiyorum… Belki de zamanla seyahat etme şansı bulurum. Yolumu çizip bu uzak diyarlara kendim giderim.

 

23. SAYFA

Zw-codex-23

Arapça Yazılar: Kuzey (هاجم) = Saldır, Doğu (تسلق) = Tırman, Güney (ءبر) = Geç ve Batı (قطر) = Yatay.

 

24. SAYFA

Bazı günler ailemi özlüyorum. En azından aile fikrini… İkisi de bu duvarların içinde yaşamış olsa da anne babamı pek iyi tanıyamadım. Biz böyleydik. Belki üzgünlerdi, göstermiyorlardı ama… Olmazdı.

Kendim için konuşursam, gençliğimin çoğunu eğitimle geçirdim. Yalnızlık üzerine düşünmeye çok az vaktim vardı. O yüzden sonunda annem babam göçüp gittiğinde iki yabancının ölümünden farklı gelmedi bana. Al Mualim bana babalık etti. Onun zayıf ve sahte sevgisi zamanında yeterli – hatta iyi – idi.  En azından ben öyle düşünmüştüm.

Bir gün benim de bir çocuğum olacak, Tarikat’ımızın içinde büyüyecek ama ne ben aynı hatayı yapacağım ne de kendine Suikastçı diyen kimse. Çocuklarımızı sevip karşılığında sevgi görmeliyiz. Al Mualim bu bağlılıkların bizi zayıflattığını, yaşamımız söz konusu olduğunda bizi şüpheye düşürdüğünü düşünürdü. Lakin eğer gerçekten adalet için savaşıyorsak sevgi, onların hayrına bir şey yaptığımızı bildiğimiz için fedakârlığı kolaylaştırmaz mı?

 

25. SAYFA

Zw-codex-25

 

26. SAYFA

Artık cevabı biliyorum. Hakikati biliyorum. O menfur şeye bir daha dokunmayacağım. En iyisi; kimse, ne şimdi ne de daha sonra dokunmasın. Onu yok etmeyi denedim – en sonunda – ama ne bükülüyor ne kırılıyor ne de eriyor. Ah duruma bakar mısın… Eminim Elma’ya sorsam ne yapılması gerektiğini söyler ama bu umut bile yetersiz. Her zaman verebileceği bir hediye daha var. Kendimi tutmam lazım. Bu yüzden kilitlenmesi lazım. Bir zamanlar onların, artık bizim olan adaya götüreceğiz onu. Orada bir sandık var, güzelce gizlenmiş, yeterli olur herhalde. Kendimi eserden uzak tutarsam diğerlerinin bulması riski var. Yakında tutarsam daha riskli, zamanla beni ayartabilir. Zayıfım. Hepimiz zayıfız. Kim değil ki? Ah, o gördüğüm şeyler… Hikâye orada, satırların içinde. Satır aralarında değil, onların ardında. Yalnızca bizim gözlerimiz görebileceği yerde. Gidin de kendiniz bakın. Belki benim ve diğerlerinin başaramadığını siz başarırsınız. Zaman geçiyor ve geçtikçe yeni keşiflerle gelişmeler getiriyor. Yani eninde sonunda bir gün kapı aralanacak ve mesaj yerine ulaşacak. Elçilerini bulacaklar.

 

27. SAYFA

Giderek daha da büyüyoruz. Her gün daha da çok kişinin yolu hisara düşüyor. Erkeği, kadını, genci, yaşlısı… Farklı diyarlardan, farklı inançlardan…  Hepsinin hikâyesi birbirine benziyor, itikadımızın ilk kısmını keşfetmişler: hiçbir şey doğru değil.
Yaşadıkları aydınlanma büyük çoğunluğunu mahvediyor. Ahlaklarını, kendilerine güvenlerini ve güven hissiyatını kaybediyorlar. Birçoğu deliriyor. Onlara yol göstermemiz, yoparlanmalarına yardım etmemiz lazım. Kafaları peri masalları yerine bilgiyle dolmalı. Bırakın cevapları bulsunlar, cevaplar zorlu ve karmaşık olsun. Ne de olsa hayat da öyle.

 

28. SAYFA

Zw-codex-28

Başardık! Gizli bıçağın yapısını değiştirip küçük toplar atabilmesini sağlayacak bir yol bulduk. Çok uzak mesafeden bile muhteşem hasar verebiliyor. İtiraf ediyorum keşif sırasında kullandığım yöntemler biraz… riskliydi. Lakin kısa sürelerle ve odaklanmış bir zihinle Elma’nın yan etkisiz kullanılabildiğini gördüm. En azından öyle umuyorum.

Barutla savaş bizlere o kadar yeni değil, Doğu komşularımızda uzun süredir görüyorduk ama onların silahları çok daha büyük ve bizim ihtiyaçlarımıza göre değiller. Onların tasarımını küçültüp bizim ölümcül silahımızla birleştirerek bileğe takmanın bir yolunu buldum.

Ayrıca patlayıcı barutun formülünü geliştirdik ve artık başka bileşenlerle birlikte kullanabiliyoruz. Tehlikeli bir bilgi, o yüzden bu bilginin yalnızca en yakın dostlarımızla paylaşılması en iyisi.

 

29. SAYFA

Şarkta bir karanlık yükseliyor. Öylesine büyük ve güçlü bir ordu ki bütün kıta endişe içinde. Liderleri, Cengiz Kağan ünvanını alan Timuçin adında bir adam. Gittiği her yeri silip süpürüyor. İsteği her neyse durdurulması lazım. Genç olsaydım – bir Cennet Parçası’nın karıştığından şüphelendiğim – bu işi kendim gizlice halletmeyi denerdim ama o günler geçti. Artık bayrağı başkasına devretmek gerek. Karımla birlikte oğullarımızla konuşma vaktimiz geldi. Oraya beraber gideceğiz. Hem onları test etmiş olacak hem de tehdidi sonlandırabilecek miyiz bakacağız.

 

30. SAYFA

Yakında bu dünyadan göçüp gideceğim. Zamanım geldi. Günün her anında bu idrakın düşünceler beynimde. Bedenimdeki maddelerin tekrar Dünya’ya döneceğini biliyorum fakat bilincime ne olacak? Kimliğime… Bir anlamda BENLİĞİME ne olacak? Sanırım sona erecek. Sonraki bir dünya olmadığı gibi şu ankine de dönülemez. Öylece bitmiş olacak. Sonsuza dek…

Yaşamlarımız o kadar kısa ve önemsiz ki… Kâinatta hiçbir değerimiz yok. İyilik yerine kötülüğü, Elma’yı kilitlemek yerine kullanmayı seçsem ne fark edecekti ki? Hiçbir şey… Sayma, saydırma yok. Hesap verme yok. Mahşer yok. Yalnızca sessizlik ve karanlık…  Kati ve mutlak… Bu yüzdenmerak etmeye başladım; ölümü durdurmanın, en azından geciktirmenin, bir yolu yok mu acaba? Muhakkak ki Önceden Gelenler bizim kadar kırılgan ve güçsüz değillerdi fakat artık eseri kullanmayacağıma yemin ettim. Ona artık bakmayacağım. Yine de, ölümün bu kadar kıyısındayken son bir kez göz atmaktan zarar gelir mi ki?

 

Fazlasını Oku

AC2 Veritabanı / Belgeler

GÖNDEREN: RAMONDO

Sevgili Vincente,

En karanlık şüphemizin, kızının bir sahtekârla evlendiğinin kanıtları geçti elime. Leone, Guelphli olduğunu iddia etse de kendisi aslında Floransalı. Buradan, bu yalancı ve hilebazların hükümetimizi devirmek ve sahip olduğumuz azıcık özgürlüğü de almak istediği ne kadar açık görünüyor. Eğer bu mektubu okuduktan sonra senin de kanın benimki kadar kaynamaya başladıysa gel beraber onu Torre Grossa’ya atalım. Bu Floransa’ya iyi bir mesaj verir.

Sevgiler,

Ramondo

Not: Bu sıkıntıdan bir kurtul, benim oğlan da kemale erdi. Belki kızın onunla daha mutlu olur.

 

GÖNDEREN: UBERTO ALBERTI

Aşkım,

Bu yazıları, belki bir gün cesaretimi toplayıp sana aktarabilirim diye yazıyorum. Şüphesiz zamanı gelince Giovanni’ye ihanet ettiğimi, onu hain olarak gösterip ölüme mahkûm ettiğimi öğreneceksin.

Tarih bu olayı muhtemelen siyaset ve açgözlülük olarak görecek. Lakin zorumun nefret değil korku olduğunu bilmeni isterim. Mediciler sahip olduğumuz her şeyi çaldığında korktuğumu fark ettim. Senin için, oğlumuz için korkuyordum. Geleceğimiz için… Amaçsız bir adamın bu dünyada ne gibi bir şansı vardı ki?

İş birliğim karşılığında para, arazi ve unvan vadettiler. İşte bu yüzden en yakın dostuma ihanet ettim. Yaptığımız ağza alınamayacak kadar kötü olsa da o zaman gerekli görünüyordu. Şimdi bile geriye dönüp baktığımda başka bir yol göremiyorum.

 

GÖNDEREN: FRA GIOCONDO

Messer Francesco,

İstediğinizi yapıp oğlunuzla konuştum. Değerlendirmenize kısmen de olsa katılıyorum. Evet, Vieri atılgan ve düşünmeden harekete geçiyor. Paralı askerlere oyuncaklarmış gibi davranma alışkanlığı da var. Sırf bu yüzden en az üç adamın darmadağın olduğuna dair duyumlar aldım. Lakin ben, sizin bahsettiğiniz gibi, durumu ümitsiz bulmuyorum. Hatta çözümün çok basit olduğuna inanıyorum.

Sizin takdirinizi bekliyor. İlgi istiyor. Ani patlamalarının sebebi hep bu yetersizlik hissinden kaynaklanan özgüven eksikliği. Sık sık gururla sizden ve size daha yakın olma isteğinden bahsediyor. Yani gürlemesinin, aptallığının ve sinirinin bütün sebebi fark edilme isteği. Sevilmek istiyor.

Size aktardığım bilgiyle neyi uygun görüyorsanız yapın fakat aramızdaki ilişkiyi sonlandırma mecburiyetindeyim. Konuşmalarımızın konusunu öğrenecek olursa bana yapabileceklerinden korkuyorum.

Size sadık,

Fra Giocondo

 

GÖNDEREN: ANTONIO MAFFEI

Maestro,

Kalbim, bu mektubu yazdığım sırada korkuyla dolu. Elçi geldi, onu hissediyorum. Kuşlar normal davranmıyor, mekânın üstünde daire çiziyorlar. Onları kulemden görebiliyorum. İstediğiniz buluşmaya katılamayacağım. Kendimi bu şekilde öne süremem yoksa şeytan beni bulabilir. Beni affedin, yalnızca sağduyulu davranıyorum.

Anlayışın Babası rehberiniz olsun.

Rehberim olsun,

Rahip A.

 

GÖNDEREN: JACOPO DE’ PAZZI

Kardeşim,

Kuşkusuz şimdiye kadar duymuşsundur, intikam arayışında ve bizi avlıyor. Bu işi hiç kabul etmemeli, komploya dâhil olmamalıydık ama olan oldu. Bu yüzden Maestro ile üç gece sonra ya Venedik’te ya da Roma’da sığınma istemek için bir buluşma ayarladım.

San Gimignano’daki kilisede toplanıp kararlaştırdığımız saatte toplantı alanına gideceğiz. Katılmanı şiddetle öneririm. Burada kalmak intihar olur. Suikastçı aman vermiyor. Onu kendi başımıza durdurmayı düşünemeyiz bile. Lakin Maestro’nun da yardımıyla karşılığımızı adam gibi verecek zamanı kazanabiliriz.

Kendine iyi bak. Floransa’yı kaybetmiş olabiliriz ama bu, sonumuz geldi demek değil.

Anlayışın Babası rehberin olsun.

Kardeşin, Jacopo.

 

GÖNDEREN: CARLOTTA MORO

Aşkım,

Bu kelimenin senin için bir kez daha anlam ifade edeceği günler gelecek mi bilmiyorum. Yaptığım şey için, hem senin hem de benim düştüğüm durum yüzünden özür dilerim. Beraber olamasak da senin yakınlarda olduğunu bilmek bana yetiyordu. Şimdi Marco da ölünce tekrar bir araya gelmemizin bir yolunu bulduğumu sanıyorum.

Ah, beni hatırlıyor musun ki? Yoksa yaraların çok mu derin? Sözlerim anılarına olmasa da kalbine tesir etmiyor mu? Ne söyledikleri umurumda değil, hala oralarda bir yerlerde olduğunu biliyorum.

Bir yolunu bulacağım aşkım. Sana hatırlatmanın, seni geri almanın bir yolunu bulacağım.

Daimi aşığın,

Carlotta

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 1

Al Magnifico Lorenzo de’ Medici mio protettore e amico;

İstediğin üzere Milan kazası hakkındaki araştırmamı tamamladım. Sizi temin ederim olayların ardında Duca Galeazzo Sforza’nın yönetimine karşı olmaktan fazlası var. Çok daha büyük şeyler peşinde olan diğer grupların kendilerini açığa çıkarmadan amaçlarına ulaşmak için bunları tetiklediğini düşünüyorum.

Lampugnani, Olgiati ve Visconti suçlu; orası kesin. İhanetlerine uyacak cezaları aldılar fakat bizim Francesco de’ Pazzi de aralarında olmak üzere başka birçok soylu aile de işin içinde gibi.

Bunu neden yaptıklarını henüz bilmiyorum ama bulduğum ilk şeyler akla hayale sığmayacak büyüklükte bir planı işaret ediyor. En iyisi bu konuşmaya yüz yüze devam edelim, zira şüphelerimi kâğıda dökmeye çekiniyorum. Cevapta görüşmek istediğiniz yeri ve saati belirtirseniz sizinle orada buluşurum. Ayrıca biz şu olayı çözene kadar Gonfaloniere’in Francesco’yu gözaltına almasını emrettim.

Size sadık,

Giovanni Auditore

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 2

Giovanni bu mektubu mühürlemiş. Açmak yanlış olur.

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 3

Giovanni bu mektubu mühürlemiş. Açmak yanlış olur.

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 4

Bu belge, olur da basılır ve bildiklerimi sizinle paylaşamazsam diye geçen haftalardan öğrendiklerimin bir kaydı niteliğindedir. Öncelikle, Milan Dükü’nün öldürülmesinin basit bir siyasi oyundan ibaret olmadığını anlamalısınız. Hatta Floransa’yı aşan; Roma, Venedik ve Forli gibi birçok şehirden farklı insanların içinde bulunduğu bir komplo bu.

Bu notun ilavesinde suçlu olduğunu bildiğim kişilerin bir listesi – en azından başlangıcı – bulunuyor. Henüz tamamını yazamadım ama en kısa zamanda eksikleri gidereceğim. Lakin içlerinde Pazzi ailesinin de bulunduğu su götürmez bir gerçek.

O hapishaneden çıkacak zamanı bulmadan önce Francesco’yu sorgulamamız lazım. Sorgu sonucunda eminim ki listeye birçok isim daha eklenecektir. Yaptıklarında eski bir düşmanın izlerini gördüğüm bu adamların kim olduğu hakkında bazı şüphelerim var tabii. Korkarım-

(Mektup burada ansızın bitiyor. Giovanni; notu, kendisini tutuklamaya gelen muhafızlardan saklamak için yarıda kesmiş olmalı.)

 

GÖNDEREN: MICHELANGELO

Sevgili Babacığım,

Eğitimi bırakalı neredeyse bir hafta oldu. Sebeplerimi anlamanı beklemiyorum. Zira kendim de pekiyi açıklayamıyorum ama dünyanın ellerimin arasından kaydığını ve gelgitlerinin bir parçası olmak için onu yakalamam gerektiğini hissediyorum. Hitap ya da sayılar konusunda iyi sayılmam ama ellerimle etrafımdaki her şeyi, her an şekillendirebiliyorum.

Benim bir sanatçıdan fazlası olmamı istediğini biliyorum ama geleceğim söz konusu, lütfen beni hoş gör. Senin de bildiğin gibi derslerden ziyade tıraşçılık ve resimle ilgilendim ve şimdi de Bay Domenico Ghirlandaio bana onun çırağı olmamı önerdi. Cappella Sistina’da şaheser düzeyinde bir boyama yaptığı Roma’dan yeni döndü. Sıkı çalışırsam bir gün ben de Vatikan’a davet edilip o resmi görebilirim.

Lütfen çıraklığım için hayır dualarını eksik etme. Senin büyük beklentilerine yakışır olmak için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum, umarım bir gün benimle gurur duyarsın.

Oğlun,

Michelangelo

 

GÖNDEREN: DIANA

Siyaset, siyaset, daima siyaset… Konsey’de, oğlunu görmeye gelemeyecek kadar meşgul olduğunu söylüyorsun ama bu bir yalan. Onunla görülmek istemediğini biliyorum. O karın olacak Bella sana kaç varis bıraktı? Son saydığımda sıfırdı. Senden aşağıda olduğumu düşüyorsun, haklısındır belki ama en azından oğlumu birçok gece düşündüğüm gibi sokaklara atmaktansa ona analık ediyorum. Onu iyi bir şekilde yetiştiriyorum. Ben dükkânda çalışırken o da ev işlerini hallediyor.

Şimdi koca adam oldu ve veraset hakkı onda. Peki senin neyin var? Bir katır kadar kısır fakat peruk takıp etrafta tavuskuşu gibi dolanan ve paranı sömüren soylu bir kadın… Paranı ve erkekliğini kıskanıyor olabilirim Vincente ama onu şu kadarcık kıskanmıyorum.

Çocuğumuza ister bak ister bakma yakında mülklerin ona geçecek. Kısırlığının baharında Tanrı huzurunu bozmasın.

Ciao,

Diana

 

GÖNDEREN: RIGARDA

Sevgili Luca,

Kızına yaraşır birini bulmaya çalışıyordum ama San Gimignano’daki erkeklerin çoğu zayıf ve aptal. Aptal olmayanlarsa kızının dik başlılığına pek de iyi bakmıyor. Münasip olanlardan biri onun başörtüsü olmaksızın evden çıkma isteğini duyunca şok oldu. Bir diğeri gündelik planlarını kendisinin yaptığını öğrenince hiç memnun olmadı. Ona bir koca bulacaksam bu iş böyle gitmez.

Gerekiyorsa al değneği döv ama bir dahaki adayı getirdiğimde uysallaştığına emin ol. O zamana kadar yola getiremezsen sanırım manastır seçeneğini düşünmek zorunda kalacağız.

Sevgilerimle,

Rigarda

 

GÖNDEREN: ANDREA ALLEGRO

Messer,

Bu mektup, gelecek ay Palazzo Comunale’de bulunmanız istendiğinizi belirtmek içindir. Komşularınızdan, kılıcınızla birçoğuna saldırıda bulunduğunuzu bildiren şikâyetler aldım. Hatta tarlanıza giren bir kız çocuğunu döverek sakat bırakmışsınız.

Arazi sizin olduğu için tabii olarak hakkınız olsa da kendileri, çok daha ciddi olan, Tanrı’ya ve doğaya karşı suç işlediğinizi söylüyor. Bu tür davranışlar Forli’de yasaktır. Size yöneltilen suçlamalardan haberdar değilseniz Leviticus 18:23’ü okuyun.

Bizleri haberdar edin yoksa bir grup muhafız sizi tutuklamaya gelecektir.

Saygılarımla,

Andrea Allegro

 

GÖNDEREN: LUCIA

Gorgio,

Her şey planladığımız gibi gidiyor. Kocam hiçbir şeyden şüphelenmiyor. Beni kilit altına aldı ama sabrettim; seni, kurtarıcımı buldum! Eğer kulağıma söylediğin tutkulu sözlere sadıksan sözünü tutup beni kocamdan kurtarırsın.

Yapman gerekeni biliyorsun, sağlam dur ve tereddüt etme. Kocam bu gece evde olacak. Saat kulesi gece yarısını vurduğunda da yatmaya gidecek. Pencereden gir ve kışladaki hançerlerden birini getir. Bu işi sessiz halletmeliyiz.

Kocama, bu mektubu sana iletmesini istedim. Onun için isimsiz bir muhafızsın, aptal herif bize yardım ettiğini fark etmiyor bile. O salak moruk yolumuzdan çekildiğinde, beraber mutluluğa yelken açacağız.

Sonsuz sevgilerimle,

Lucia

Fazlasını Oku

AC2 Veritabanı / Mekanlar

VENEDİK

 

ARSENALE DI VENEZIA

İlk olarak özel gemiler için bir deniz deposu olarak yapılan Arsenal 1320’de tekrar inşa edildi ve genişletildi. O tarihten itibaren, Venedik devleti tarafından gemilerini inşa etmek ve yönetmek üzere kullanıldı. Meşhurdur, üretiminin zirvesinde, gemi yapımcıları bütün bir gemiyi bir günde üretebiliyorlardı. Etkileyici ön kapı (Porta Magna) 1460 yılında, Klasik revivalist tarzda yapıldı.

Görünüşe bakılırsa Silvio Barbarigo Arsenal’i kontrol eden ilk Tapınakçı değildi. Araştırmama göre, 1320’deki tadilatın masrafları Tapınakçı fonlarından karşılanmış ve onlar da o tarihten sonra depoda bir üsse sahip olmuşlar.

 

BASILICA DI SAN MARCO

Basilica di San Marco, ilk olarak İskenderiye’den çalınan Aziz Markos kutsal emanetlerine ev sahipliği yapması için 828 yılında inşa edildi. Halihazırdaki Bizans tarzı bazilika 1063 yılında yapıldı.

Ön cepheye bir bak. Dekorasyonların birçoğu Haçlılar tarafından geri getirilmiş ya da zengin tüccarlar tarafından hediye edilmiştir. Kilise Doc’un kişisel şapeli olarak tasarlanmıştır, içerideki bir koridor burayı yan taraftaki Palazzo Ducale’yi birbirine bağlar.

 

CAMPANILE DI SAN MARCO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

9. yüzyılda gözetleme kulesi olarak inşa edilen Campanile di San Marco, daha sonra bir çan kulesine dönüştürüldü. Beş çanın her birinin özel bir anlamı vardır: Biri Senato’yu duyurmak için, biri gün ortasını belirtmek, üçüncüsü iş gününün açılışını ve kapanışını duyurmak için, dördüncüsü konsey toplantılarını duyurmak için, beşinci ve sonuncusu ise idamlar içindir.

 

CANNAREGIO SEMTİ

Çoğunlukla şehrin çalışan kesiminin bulunduğu Cannaregio 1516 yılında Yahudi Varoşu haline geldi ve etrafı Yahudileri Venedik’in geri kalanından ayırmak için muhafızlarla korunan kapılarla çevrildi. Bilgin olsun, bu bir Venedik terimi olan varoşun kökenidir, “Yahudilerin olduğu sınırlı şehir bölgeleri” anlamına gelir. Bugün çoğunlukla düşünüldüğü gibi, “bu kanepe çok varoş” anlamına değil.

Semtte San Giobbe ve Madonna dell’Orto kiliseleri bulunmaktadır.

 

CASTELLO SEMTİ

Venedik’teki en geniş bölge olan Castello Arsenal’in etrafında genişlemiştir.

Eğer asker arıyorsan bakman gereken yer burasıdır, eğer daha çok huzur ve tefekkürle ilgileniyorsan, güneyinde San Zaccaria kilisesi vardır.

 

DORSODURO SEMTİ

Sanatçıların favori mekanı olan Dorsoduro Venedik’in festival merkeziydi. Burada gondol imal edilen Squaro di San Trovaso ve Santa Maria della Visitazione Kilisesi bulunmaktadır.

 

GILDA DEI LADRI DI VENEZIA

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

1465 yılı civarında kurulan Venedik Hırsız Loncası, yasadışı olması sebebiyle, sabit bir merkeze sahip değildi.

Başyargıçlar tarafından sarfedilen hırsızlığı bitirme çabalarına rağmen, suçlanan zanlılar şehir muhafızları onları aramaya çıktıklarında asla ortalıkta görünmezlerdi.

 

LA ROSA DELLA VIRTÙ

Seksin ve dinin çakıştığı bir noktaya inşa edilmiş La Rosa della Virtù (Fazilet’in Gülü) tamamen eski rahibeler tarafından yönetilirdi. Papa birkaç defa Venedik Konseyi’ni genelevi kapatması için zorlamış, ancak genelev 1516’daki bir yangında tamamen yok olana kadar açık kalmıştı.

Kilise bunun bir ilahi müdahale olduğunu iddia etse de, hukukçular yangını kızlardan biriyle bedava birlikte olmak isteği reddedilmiş hoşnutsuz bir piskoposun çıkardığını bulmuşlardı. Tanrı’nın İşi, elbette.

 

MADONNA DELL’ORTO

REBECCAC84: Şu çan kulesine tırmanmak istediğini biliyorum.

14. yüzyılda, bir kefaret itikadı olan Humiliati tarafından yaptırılan Madonna dell’Orto, başlangıçta Aziz Kristof’a adanmıştır. Bakire Meryem’in “mucizevi” bir heykeli yakındaki bir meyve bahçesinde (İtalyanca Orto) bulunduğunda, kilisenin ismi değiştirildi. Cephe 1464 yılında eklenmiştir.

 

PALAZZO DELLA SETA

Venedik’in en güçlü tüccarı, Emilio Barbarigo’nun evi. Seta’nın (yerel halk arasında “sevgiyle” anılan adı) yapımı 1450 yılında bitmişti. Bina Venedik gotik mimarisinin tipik bir örneğiydi: karanlık ve görkemli, aynı zamanda aydınlık ve havadar.

 

PALAZZO DUCALE DI VENEZIA

Palazzo Ducale 1309-1424 yılları arasında, Gotik üslupla inşa edildi, bina Doc’un kalacağı, ya da seçildikten sonra ayrılmasına pek nadir izin verildiği için hapis tutulacağı yer olarak yapılmıştı.

Docluk Venedik kıdemleri arasındaki en yüksek rütbedir ve Doc ömür boyu bu görevi sürdürür. 1172 yılında, Docluk seçimi Venedik Yüksek Konseyi’nin seçtiği üyelerden oluşan 40 kişilik bir komite (Kırklar) tarafından yönetilmeye başlandı.

Venedik kendini bir Cumhuriyet olarak görüyordu, bu da halkın hükumette yer alabileceği anlamına geliyordu. Doc göreve geldiğinde halka şu sözlerle takdim edilirdi: “Ben yeni Doc’unuzum, eğer kabul ederseniz.” Aslında, Yüksek Konsey’in üyeleri Kırklar tarafından atanırdı, ki bu konsey de Kırklar’ın üyelerini seçerdi. Burada problemi görüyor musun?

Yüksek Konsey adayları yalnızca asil ailelerden gelenlerin olduğu çok küçük bir havuz içerisinden seçilirdi ve Doc’un istediği kişiyi aday gösterme yetkisi olmasına rağmen, adaylıklar Kırklar ve Konsey’in kendisi tarafından da onaylanmak zorundaydı. Nüfusun büyük bir kısmı eğitimsiz olduğundan, seçim kuralları amaca hizmet edecek kadar karmaşıktı, ve Konsey muhafızları kontrol eder, Venedik tarihsel düzeni takip ederdi: Düzülen yine halk olurdu.

 

PONTE DI RIALTO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Venedik’teki en eski, ve en ünlü köprü olan Rialto, San Marco ve San Polo semtleri arasındaki sınır çizgisidir. Köprü devasa kemer boyutunun yanında, yürüme yolu boyunca sıralanan dükkanlar ve tezgahlarıyla, yakın çevresindeki insanlar için sürekli canlı halde bir gezinti alanı ve toplanma yeri olmasıyla da kayda değerdir.

Yani, kalabalık gruplar halindeki turistlerin taklit Venedik cam işleri için kapıştığı ve kenarlarından, alttan geçen kayıklara tükürmeye çalıştıkları bugünün Rialto’sunun tam aksine. Ah, modern zamanlar.

 

QUARTIER GENERALE DI BARTOLOMEO D’ALVIANO

Bartolomeo D’Alviano daha sonraları hayatında daha büyük işler yaptı, Venedik Ordusu Generali olarak görev yapmak gibi. Bartolomeo’nun biyografisinin bu bölümü tarih kitaplarında kayıt altına alınmamış gibi görünüyor ve karargah olarak kullandığı ahırın görünüşüne bakınca, nedenini anlayabiliyorum.

 

SAN GIACOMO DI RIALTO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

İlk olarak 421 yılında inşa edilen San Giacomo’nun, Venedik’teki en eski kilise olduğuna inanılır, ancak halihazırdaki yapı 1071 yılı civarında yapılmıştır.

15. yüzyılda yapılan cephe kısmını muhteşem bir 24-saatlik çini saat süslemektedir. Rönesans döneminde, kilise etraftaki tüccarların gün içinde gelip ibadet ettikleri bir yer olarak kullanılıyordu. En azından, karılarına söyledikleri buydu.

 

SAN GIOBBE

Rönesans mimarisinin Venedik’teki en erken örneklerinden biri olan bu kilise, içinde gömülü bulunan dük, Cristoforo Moro tarafından, yakınlardaki düşkünler evinin sakinleri için yaptırılmıştı.

Cristoforo, 1471’deki ölümüne kadar, Venedik’in Türkler ile olan savaşını yönetmişti. Bir oğlu vardı, 1468’de Venedik Şehri Başçavuşu unvanını kaybetmesinden dolayı evlatlıktan reddettiği, Dante Moro.

 

SAN MARCO SEMTİ

Venedik’in kalbi olan San Marco, yönetim semtidir. Her şey Piazza San Marco ve Palazzo Ducale etrafında gelişmiştir. Burada birçok görülmesi gereken yapı vardır, ünlü San Marco Kilisesi bunlardan biridir.

 

SAN PIETRO DI CASTELLO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

İlk olarak 7. yüzyılda inşa edilen San Pietro di Castello Venedik Piskoposu’nun konağıydı. San Pietro di Castello Palazzo Ducale’ye ne kadar uzak, fark ettin mi? Bu uzaklık tesadüf değil, Venedik Docları’nın kiliseden bağımsız kalmaları istenirdi.

San Pietro di Castello’nun kayda değer bir özelliği olmasa da, kulesi Venedik’in dışındaki taş ocaklarından gelen Hırvat taşlarıyla kaplı ilk yapıdır, bu taşlar Palazzo Ducale’yi kaplayan beyaz taşın aynısıdır.

 

SAN POLO SEMTİ

San Polo Semti ünlü Rialto Köprüsü ve 5. yüzyılda yapılan, Venedik’in en eski kilisesi San Giacomo di Railto’ya ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca bölgede Venedik’teki en büyük kiliselerden biri olan Santa Maria Gloriosa dei Frari yer alır.

Tüccarlar mallarını satmak için San Polo’ya akın ederler, ve Venedik’in 15. yüzyıldaki en güçlü tüccarı Emilio Barbarigo’nun palazzosu da buradadır.

 

SAN ZACCARIA

İlk olarak 9. yüzyılda inşa edilen San Zaccaria, Aziz Vaftizci Yahya’nın babası, burada gömülü olduğuna inanılan Zekeriya’ya adanmıştı. Aziz Zekeriya’nın gömülü olduğu düşünülen diğer yerler: Dağlık Karabağ’daki Gandzasar Manastırı, Yad Abşalom, Büyük Halep Camisi ve Yehoşafat Vadisidir.

San Zaccaria 1105 yılında yandı, yangında 100’den fazla rahibe öldü. Kilise 1170 yılında tekrar yapıldı ve Gotik ve Rönesans stilleri karışımı bir mimari ile tamamlandı.

İronik olarak, Rönesans’ta bina, asil ailelerin binanın tarihi hakkında hiçbir şey bilmeyen kızlarının gözde rahibe manastırı seçimi olmuştur.

 

SANTA MARIA DEI CARMINI

REBECCAC84: Bu girdiyi atladıysan, çoktan o kilisenin tepesine çıkmışsındır.

1300lerde inşa edilen Santa Maria dei Carmini (kısaca Carmini), geçimlerini yakınlardaki bir Carmelite manastırındaki keşişlere önlükler dikerek kazanan bir grup kadın tarafından kuruldu.

Carmelite keşişleri bu önlüklere, ya da omuzluklara o kadar inanıyorlardı ki, Carmelite Yasası bu önlükler olmadan uyumanın ciddi bir kusur olduğunu ve omuzluklar olmadan Vaaz vermenin otomatik aforoza sebep olacağını söylüyordu. Neden mi? Çünkü 1251 yılında, Bakire Meryem gerçek kimliğini Cambridge’li Simon Stock’a söylemiş ve ona kahverengi omuzluk giyenlerin kurtuluşa ereceğini müjdelemişti.

Bu yüzden, 200 yıl sonra bile, bir grup kadın hala Santa Maria dei Carmini’ye kapanır, ve kendilerini kahverengi önlükler biçiminde kurtuluş dokumaya adarlardı.

 

SANTA MARIA DELLA VISITAZIONE

REBECCAC84: Bahse varım yukarıdaki manzara muhteşemdir!

Liman bölgesindeki Santa Maria della Visitazione Venedik’teki aynı isimli ikinci kilisedir, kendini yanlış düğünde bulman işten bile değil.

Kilise 1400lerde yapılmış ve kütüphanecilerin ve ansiklopedi yazıcılarının hamisi, Aziz Jerome’ye adanmıştı, ancak daha sonra, Bakire’nin Vaftizci Yahya’nın annesi Elisa’yı ziyaret etmesi üzerine ona adandı, belki de bu, ziyaretlerin beraberinde yiyecekler de getirmesi ve daha eğlenceli olmasından dolayıydı.

 

SANTA MARIA GLORIOSA DEI FRARI

REBECCAC84:Şu çan kulesi sana meydan okuyor!

Fransisken keşişleri tarafından inşa edilen Santa Maria Gloriosa dei Frari (kısaca Frari), Venedik’teki ikinci en büyük kilisedir. Yoksulluğu yücelten Aziz Francis’ten ilham alan kilise, oldukça sade bir dış dekorasyona sahiptir.

15. yüzyılda, Frari’nin içinde daha sonra yerle bir olan gizli bir lahit olduğu söylenir.

 

SANTI GIOVANNI E PAOLO

Venedik’teki en büyük kiliselerden biri olan Santi Giovanni e Paolo, dönemin Doc’u Jacopo Tiepolo’nun rüyasında alanın üstünde beyaz kuşların uçtuğunu görmesinden sonra inşa edildi. 1246 yılında kilisenin inşa edileceği alanı Dominikler’e bağışladı. Şu anki İtalyan Gotik tarzındaki kilisenin yapımı 1430 yılına tamamlandı.

İlginç bir not olarak, kilisede Siena’lı Azize Katerina’nın ayak izi olduğu rivayet edilir. 25 kardeşin en küçüğü olarak 1347 yılında Siena’da doğan Katerina, “Baba” olarak seslendiği Papa’nın önemli temsilcilerinden biri haline geldi.

İronik olarak, hayatındaki en şaşırtıcı olay öldükten sonra, Siena’daki takipçileri naaşını Roma’dan çalmaya çalıştıklarında gerçekleşti. Bedeni şehirden dışarı çıkaramayınca, sevgiyle başını kesip bir çuvala koydular.

Muhafızlar çuvalın içine bakmaya karar verdiklerinde, takipçileri Katerina’ya yakardılar. Muhafızlar çuvalın içinde kafa yerine gül yaprakları gördü ve çuvalı almadan grubun Siena’ya gitmek üzere şehirden ayrılmasına izin verdiler. Bu yüzden o bir azize kabul edilir.

 

SANTO STEFANO

0

REBECCAC8484:Orada olsaydım, seninle kilise kulesinin tepesine kadar yarışırdım!

Bu gotik kilise 13 yüzyılda inşa edilmiş, 14 yüzyılda tekrar yapılmıştır.

Bir dükanın (Andrea Contarini) dinlenme yeri olmasının yanında Martin Luther’in bir kere bu kilisenin içinde büyük bir kalabalığa hitap etmesiyle de ünlüdür.

 

SCUOLA GRANDE DI SAN MARCO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Scuola Grande di San Marco, halkın yiyecek, çeyiz, tören, evlilik, cenaze merasimi ve diğer her türlü ihtiyaçlarının karşılanması için kurulmuş, Venedik’in en büyük altı hayır kurumundan biriydi. Dikkate değer bir özellik olarak, üyelik yalnızca elitlere değil, her Venedik vatandaşına açıktı.

Venedik vatandaşlığı statüsü üçüncü nesil Venediklilere ya da 15 yıl boyunca vergisini ödeyenlere verilirdi, yani Venedikliler oldukça yabancı düşmanıydı, parasını verenler hariç.

Binanın 1260 yılında inşa edilen cephesi 1485 yılında çıkan bir yangında yanmış, yerine şimdiki gösterişli Bizans stili cephe yapılmıştır.

 

SQUERO DI SAN TROVASO

Bu küçük alan gondol yapımı ve tamiri için kullanılan bir tersane işlevi görürdü.

Venedik içi ulaşımın en önemli unsuru olan gondollar, sekiz farklı tür ağaçtan (maun, vişne, köknar, ceviz, meşe, karaağaç, karaçam ve ıhlamur) yapılır ve 280 parçadan oluşurdu.

Sandalın sol tarafı sağ tarafından daha uzun olur, böylece gondolcu sol tarafta oturarak yer değiştirmesine gerek kalmadan gondolu kontrol edebilir ve alkollü gondolcuların yer değiştirirken yolcularının suratlarına kürekle vurmaları engellenmiş olurdu.

 

TORRE DELL’OROLOGIO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Venedik’in zenginliğini göstermesi için 15. yüzyılın sonlarında inşa edilen Torre dell’Orologio, saati, ayın mevcut fazını ve tüm insan davranışlarını yıldızlardaki küçük şekillerin belirlediğini düşünenler için, Zodyak’ta baskın burcu gösterir.

Efsaneye göre, saatin tasarımcıları işleri bittiğinde kör olmuşlar, bu yüzden başka bir eşi daha yapılamamış. Bu muhtemelen saçmalık olsa da, saatin tasarımcıları hayatlarının geri kalanı boyunca saatin işleyişini kontrol altında tutmak için saat kulesinin içinde yaşamışlardır.

Torre dell’Orologio sonunda büyük bir amaca hizmet eder hale geldi, yakındaki limandaki denizciler gelgitle birlikte ayrılış vakitlerini ayarlamak için saati kullanmaya başladılar.

 

VENEDİK

Muhtemelen 7. yüzyılın sonları civarında kurulan Venedik’in gölcüklerle sarmalanmış yapısı Lombardiyalı işgalcilerden saklanma çabasındaki Bizanslı yerleşimcilerin ürünüydü. Orta Çağlarda, şehir büyük bir deniz gücüne evrildi. Adriyatik’in tepesindeki stratejik konumu karanın iç kısımlarına mal taşıyan gemilerin Venedik’ten geçmesini zorunlu kılıyordu, bu da şehri para ve ticaretle dolduruyordu.

Orta Çağların sonlarına yaklaşırken, Venedik hem komşu devletler, hem de Kilise üzerindeki itibarını kullandı. 1202 yılı civarında Dördüncü Haçlı Seferi başlatılırken, haçlıların Venedik taşıma gemilerini kullanmaları gerekiyordu, Venedik Docu Enrico Dandolo, buna haçlıların Zadar’ın Dalmaçya şehrini almaları ve daha sonra Konstantiniyye’yi fethetmeleri şartıyla kabul etmişti.

Konstantiniyye düştüğünde şehir, diğer birçok şeyin yanında San Marco Bazilikası’na süs olarak dört bronz at heykelini de çalan Venedik donanması tarafından yağmalandı. İşte inanç girişimciliği diye buna derim.

Venedik’in zenginliği artarken, donanması da büyüdü. Deniz savaşlarıyla Bizans bölgeleri ile Macar bölgelerini aldı ve Ceneviz donanmasını yok etti. Venedik’in serveti denize o kadar bağlıydı ki her yıl Doc gölcüğe bir yüzük atıp Latince şöyle derdi: “Biz seninle, denizle evliyiz, gerçek ve ezeli Rabbin işaretiyle.” Deniz-insan ilişkilerinin tanrısallığı hakkında bir çok soru işareti oluşmasına rağmen, Papa bu evliliği kutsamıştı.

15. yüzyılın sonunda, Venedik muhtemelen dünyadaki en zengin şehir ve Paris’ten sonra Avrupa’daki en büyük ikinci şehirdi ancak Avrupa’nın geri kalanı olanları yeteri kadar izlemişti. Fransa, İspanya, Avusturya ve Macaristan Cambrai Antlaşması ile güçlerini birleştirdiler ve Venedik’i yıkmak için Papa II. Julius’u da yanlarına aldılar.

Ancak Venedik fırtınayı atlatmayı başarmış, bir kaç korkunç yenilgiye rağmen bile sonunda bölgelerini elinde tutmayı başarmıştı. Ancak bir daha asla genişleyemedi. 18. yüzyılda Osmanlı saldırdı ve Venedik, sonunda 1797 yılında Avusturya’nın Cumhuriyet’in kontrolünü ele geçirmesiyle sonlanan uzun bir gerileme dönemine girdi.

 

 

FLORANSA

 

BOTTEGA DI LEONARDO A FIRENZE

Leonardo atölyesini zamanın en başarılı sanatçılarından biri olan Verrocchio’dan aldığı çıraklık eğitimini tamamladığında açtı.

147 ve 1481 yılları arasında, Leonardo muhtemelen Verrocchio ile çalışmaya devam etti ancak kimse ne üzerinde çalıştıklarını bilmemektedir. 1481 yılında, San Donato a Scopeto keşişlerinden Mecusi’nin Tapınması tablosu için ilk komisyonunu aldı.

Gerçek bir Da Vinci tarzıyla, tabloya başladı ama asla bitirmedi.

 

CASA DI VESPUCCI

Ünlü Amerigo Vespucci’nin uzaktan büyük büyük amcası tarafından 1350 yılında yaptırılan nispeten mağrur Vespucci malikanesi Floransa’daki ilk boyalı cepheye, daha sonra Oltrarno bölgesinde herkes tarafından tekrar edilen bir tarza sahip olması bakımından dikkate değerdir.

 

FLORANSA

M.Ö. 59 yılında Julius Sezar tarafından kurulan, Romalılar’ın verdiği adıyla Florentia, çabucak bir ticaret merkezi haline geldi.

5. yüzyılda Roma’nın yağmalanmasından sonra Ostrogotlar kontrolü ele geçirdi. Onların yönetiminde, şehir sürekli olarak Bizanslıların saldırısı altındaydı, nüfus 1000 kişinin altına düşmüştü. Lombardiyalılar 6. yüzyılda güç kazandı ve Bizans saldırılarına son verdiler.

Floransa 14. yüzyılda 80,000 nüfusa ulaştı ve bunun 25,000 kadarı yün sanayisinde çalışıyordu. 1378 yılında, alt sınıflar tarafından başlatılan büyük ayaklanma yün tarayıcılarının güçlenmesine ve hükumeti ele geçirmesine yol açtı. Onların ilerlemeci, radikal demokrasileri 2 aydan kısa sürdü, ardından üst sınıf kontrolü tekrar ele aldı fakat ayaklanma zenginleri o kadar korkutmuştu ki, olayın üstünden yüz yıl geçtikten sonra bile hala fısıltılarla konuşuluyordu. Tıpkı günümüzün 1960’lardaki hippi hareketi gibi.

Ayaklanmanın ardından Albizzi ailesi kendiliğinden yönetici konumuna yükseldi. Floransa’da hızlı bir şekilde etkisini arttıran yeni zengin bankacı Medici ailesinin yükselişinden rahatsız olan Maso ve Rinaldo Albizzi, Cosimo de’ Medici’yi hapse attılar ve 1433 yılında sürgüne yolladılar. Ancak Cosimo perde arkasında etkisini artırmaya devam etti ve 1434 yılında gücüne kavuşarak Cosimo’ya hep sadık kalmış olan Luca dışında, tüm Albizzi ailesi fertlerini sürgüne yolladı. Luca Albizzi, 1442 yılında Cosimo’nun eski dostu Ilario Auditore’nin yerine, Gonfaloniere olarak Floransa’nın yönetici organı Signoria’ya katıldı.

Etkileyici kamu binaları yapan ve Michelangelo, Leonardo ve Botticelli gibi ilham kaynağı kişileri destekleyen Medici yönetimi altında Rönesans beşiği olan Floransa’da güvenli bir dönem başladı.

 

GIOTTO’S CAMPANILE

1334 yılında, Giotto di Bondone (ünlü mimar ve ressam) tarafından yapımına başlanan bu ünlü gotik çan kulesi, Giotto öldüğünde henüz tamamlanmamıştı. Daha sonra yapımı Andrea Pisano devraldı ancak 1348’de, Kara Ölüm’e yenik düştü.

1359 yılında, kulenin yapımı en üst üç kat için Giotto’nun planlarından sapan Francesco Talenti tarafından tamamlandı. En üst üç katı perspektife göre genişletmişti, böylece aşağıdan bakıldığında, üç kat da eşit büyüklükte gibi görünüyordu.

Kule Carrara’dan gelen beyaz, Siena’dan gelen kırmızı ve Prato’dan gelen yeşil mermerle kaplıdır. Tepeye kadar toplam 414 merdiven vardır, belki de bu Charles Messier’in tam 414 yıl sonra Girdap Gökadası’nı keşfini temsil ediyordu. Belki de etmiyordu.

 

LA ROSA COLTA

1465 yılında açılan La Rosa Colta (Koparılmış Gül), çabucak Floransa günlük hayatında önemli bir yer haline geldi. Buradaki kadınlar üst sınıf olarak bilinirdi. Şiir ve sanat eğitimi alırlar, aynı zamanda cinsel ilişki konusunda da eğitilirlerdi.

Signoria üyelerinden birini, ya da duruma göre, Medici ailesinden birilerini La Rosa Colta’da görmek şaşırtıcı sayılmazdı.
Daha önce ziyaret edilmiş bir bölgeye hızlıca seyahat et.

 

LOGGIA DEI LANZI

Benci de Cione ve Simone di Francesco Talenti tarafından 1376 ve 1382 yılları arasında yapılan Loggia dei Lanzi, Floransa’nın yöneticileri olan Signoria’nın yemin ederek göreve başlayan üyeleri için bir sığınak olarak inşa edilmişti.

16. yüzyılda, Mediciler tepeye bir balkon yaptırdı, böylece Floransa şehri iplerin kimde olduğunu açıkça görebilecekti.

 

MERCATO VECCHIO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Floransa iş merkezinin kalbi Mercato Vecchio, şehrin tüm alışveriş ihtiyaçlarını karşılardı. 14. yüzyıl Floransası şairi Antonio Pucci’den alıntılanırsa: “Hekimler her hastalıkla ilgilenirler ve işte keten elbiseler, ve kendir tüccarları, domuz satıcıları, ve şifacılar.”

Mercato ilk olarak Forum alanına Roma döneminde inşa edildi, ve ilk olarak 1030 yılında pazar yeri olarak kayıtlara geçti. Kırsal bölgelerden gelen tahıl gibi ana yiyecekler en çok satılan ürünlerdi, ardından da yün geliyordu.

Bunun yanında, eğer satıcılar çok sıkılırlarsa, 15. yüzyıl şairi Il Panormita’dan alıntılarsak: “Ve sokağın ortalarına doğru kendine has kokusundan bile tanıdığınız, şirin bir genelev vardı.”

 

OLTRARNO SEMTİ

Floransalıların deyimiyle, nehrin karşısındaki bölge (Oltrarno asıl anlamıyla “Arno’nun öbür kıyısında” demektir) Oltrarno, şehrin en eski yerleşim yerlerinden biridir ve nüfusunu çoğunlukla zanaatkarlar oluşturur. Ek olarak dindar cemaat, Santo Spirito manastırı ve kilisesiyle oldukça iyi temsil edilir.

Floransa tarihinin sonraki dönemlerinde Medici, Pitti Sarayı’nı almış ve burayı bir dizi gizli geçitle Palazzo della Signoria ve Uffizi’ye bağlamıştır. Bu gizli geçitlerden biri Ponte Vecchio’nun üst katlarından birini çaprazlamasına keser. Bu ağ yapısı, Rönesans boyunca onları öldürmeye teşebbüs eden tüm insanları düşününce akıllıca bir yatırımdı.

 

OSPEDALE DEGLI INNOCENTI

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Filippo Brunelleschi tarafından tasarlanan ve 1445 yılında açılan Ospedale degli Innocenti (Masumlar Hastanesi) istenmeyen bebekler için bir yetimhaneydi. Görünen o ki, Floransalılar cesur insanlardı, çünkü bu bina amacı bakımından o dönem Avrupa’da bir ilkti.

Bebekler ön kapıya küçük bir leğenin içinde bırakılırlardı, hatta daha sonraları, üstüne konan bebekleri dönen yatay bir tekerlekle içeri taşıyan bir sistem ebeveynlerin çocuklarını koyarken görülmemelerini sağlayarak bu sistemi kolaylaştırmıştı.

Bazı ebeveynler yalnızca çocuklarını bırakmakla kalmıyor, onların üzerinden para da kazanıyordu. Bir çok anne bebeklerini bırakıp Ospedale tarafından süt anne olarak kiralanıyordu, böylece kendi çocuklarını emzirmek için para alıyorlardı.

Erkek çocuklar Ospedale’nin çalışanları tarafından farklı dallarda eğitiliyordu, kız çocuklar ise genellikle rahibe ya da erkeklere eş olarak yetiştiriliyordu.

 

PALAZZO AUDITORE

1473 yılında yapımı tamamlanan Palazzo Auditore, sade taş işçiliği ve Roma üslubu sütunları ile dikkate değerdir. Giovanni Auditore, Leone Battista Alberti’ye ait olan eskiz çizimlerine bakarak binayı kendisi tasarlamıştır.

Yapımı tamamlandıktan sonra, bina Santa Maria Novella bölgesinin temel yapılarından biri haline geldi. Lorenzo de’ Medici, Giovanni’ye gönderdiği 1474 tarihli bir mektupta, cephenin “gereksiz gösterişten” uzak oluşuna hayranlığını belirtir.

 

PALAZZO DELLA SIGNORIA

Arnolfo di Cambio Palazzo della Signoria’yı (Palazzo Vecchio olarak da bilinir) 1299 yılında, Floransa’nın yöneticileri, Signoria için tasarladı.

Signoria şehirdeki loncalar tarafından seçilen dokuz üyeden (diğer adıyla, Priori) oluşuyordu, her bölgeden iki kişi, ve bir de Adalet Bayraktarı. Üyelerin kur’ayla seçilmesi gerekiyordu ama Medici gücü ele geçirdiğinden beri, kur’alardan yalnızca onlara yakın kişiler çıkmaya başladı. Halkın hükumeti, değil mi?

İlginç bir gerçek: Ön taraftaki kule tam ortalanmamıştır çünkü daha eski bir yapıdan kalmadır ve Palazzo ile sonradan birleştirilmiştir. İçinde iki küçük hücre vardır, ve birinde bir zamanlar Cosimo de’ Medici hapsedilmiştir.

 

PALAZZO MEDICI

Cosimi de’ Medici’nin yerleşik mimarı Michelozzo di Bartolomeo Michelozzi tarafından yapımı 1455 yılında tamamlanan Palazzo Medici, Medici ailesinin özel konağı olarak inşa edilmiştir. Bina Rönesans döneminin hakim düşüncesi olan hümanizm ögeleri ile tasarlanmıştı, bu da daha insani ölçülerde binalar demekti.

En azından, palazzo yapılırken teoride düşünce buydu ancak etkileri daha çok şöyle olmuştu: Dışarısı kötücüldür ve duvarlar insanları dışarıda tutarlar. Eğer cephe konuşabilseydi, şöyle derdi: “Geri çekilin! Buraya ait değilsiniz! içeri girebilecek kadaR önemli değilsiniz!”Buna zıt bir şekilde, yalnızca Medici ailesi ve ziyaretçilerinin görebildiği iç avlu, dış tarafın keskin hatlarından hiçbirine sahip değildi. Tamamen tatlı, yuvarlak hatlı köşelere sahipti, tıpkı bir düğün pastası gibi. Şöyle diyordu: “Erişebildiniz, cennete hoş geldiniz!”

Aslında, Cosimo avluyu onaylamış fakat Brunelleschi tarafından daha önceden tasarlanan daha açık bir cephenin planlarını kabul etmemişti. O Floransa içinde bir Medici kalesi istiyordu.

 

PALAZZO PITTI

REBECCAC84: Çatıdaki manzaraya bir göz atmalısın!

Luca Pitti’nin müthiş zenginliğini göstermesi için yapımına başlanan Pitti Sarayı, Luca’nın parasının bitmesi ve 1472’de ölmesi üzerine yarım kaldı. Güçlü Roma tarzı mimarisi, Roma’nın dışında bulunan antik imparatorluk zamanı su köprülerinin keskin hatlı taş kemerlerini anımsatmaktadır.

 

PONTE VECCHIO

Bu ünlü köprü Arno’nun iki yakasını en dar yerinde birleştirir. Orijinal köprü muhtemelen Romalılar tarafından yapılmıştı, ama ilk yazılı kayıtlar 996 yılına aittir.

1345 yılında yapılan şimdiki köprünün daha önceki iki hali sel sularıyla yıkılmıştır. Güneydoğu köşesine köprüyü koruması için bir kule dikilmiştir.

Köprü üç parça kemerden oluşmaktadır. Önceden sıra dışı olan, ancak şimdi Rönesans boyunca oldukça yaygın bir özellik olarak köprünün yürüme yolu boyunca dükkanlar sıralıydı.

Önce kasaplar burada yer aldı ancak bunların yerine zamanla kuyumcular, hediyelik eşya dükkanları ve aşkları sonsuza kadar sürsün diye köprünün tutacaklarına kilit asıp anahtarı suya fırlatan garip ergenler gelmiştir, tabi aynı günün akşamı bu kilitlerin huysuz polisler tarafından kırılıp atıldığını bilmiyorlardı.

Sonsuza kadar, tabii.

 

SAN GIOVANNI SEMTİ

San Giovanni, adını Floransa’nın koruyucu azizi Vaftizci Yahya’dan alır. Şehrin en eski semti ve yönetimin merkezidir, Palazzo della Signoria burada bulunur. Eğer büyük kiliselere bakıyorsan, kuzey uçtaki Santa Maria del Fiore’ye git. Şu devasa kubbesi olan kilise.

 

SAN LORENZO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

İçinde Mediciler’den birinin öldüğü Floransa’daki tüm kiliseler arasında, San Lorenzo’nun en eskisi olduğu söylenir. 393 yılında kutsanmıştır ve hala şehir duvarlarının dışındadır.

Michelangelo iç cepheyi, Santa Maria del Fiore’nin kubbesinin yaratıcısı Filippo Brunelleschi ise genel planı tasarlamıştır. Brunelleschi, kilisenin yapımı tamamlanmadan öldü ve dizaynlarından bazıları sonradan değiştirildi.

Yaklaşık 50 lahite ev sahipliği yapan Medici mahzeni, merkezinde içinde İsa’nın bedeninin bulunduğu Kutsal Türbe’ye ev sahipliği yapmak üzere inşa edilmişti. Ancak, onu önce satın alma, sonra da başarısızca Kudüs’ten çalma girişimleri, bankerlerin birçok şeyi satın alabileceğini ama ahlakı satın alamayacağını kanıtladı.

 

SAN MARCO SEMTİ

Venedik’in kalbi olan San Marco, yönetim semtidir. Her şey Piazza San Marco ve Palazzo Ducale etrafında gelişmiştir. Burada birçok görülmesi gereken yapı vardır, ünlü San Marco Kilisesi bunlardan biridir.

 

SANTA CROCE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Dünyadaki en büyük Fransisken kilisesi olan Basilica di Santa Croce, içinde Giotto tarafından yapılan freskleri ve revaklı avlusunda Rönesans mimarisinin en büyük eserlerinden biri sayılan, Filippo Brunelleschi tarafından tasarlanan bir şapeli bulundurmaktadır.

Aziz Francesco’ya ve İncil’in Fransisken tefsirine göre, İsa havarilerine bir yoksulluk yemini ettirmiştir: “Ve onlara dedi ki: Yolculuğunuz için yanınıza bir şey almayın; ne asa, ne bohça, ne ekmek, ne para; ne de birden fazla giyecek”. Peki, nasıl oldu da en temel değer olarak yoksulluğu seçen ve bu uğurda yemin eden bir Katolik mezhebi böyle şatafatlı bir kiliseye sahip oldu?

Şöyle ki, 1322 yılında, Papa Fransiskenler’in yoksulluk yemininin yanlış olduğunu, aslında İsa’nın kendine ait malları olduğunu ve havarilerinin de mallarının olmasını istediğini deklare etti. Bu da, elbette, Fransiskenler’in para ve arsa toplamaya zorlanmaları demekti, ki bu arsa da sonunda Papa’ya ait olacaktı, böylece İncil tefsirinin sürpriz bir şekilde kazançlı olabileceği (özellikle Papa iseniz) kanıtlanmış oldu.

 

SANTA MARIA DEL FIORE

İtalya’nın en büyük kiliselerinden biri ve Floransa’daki en büyük yapı olan Santa Maria del Fiore, birçoklarınca Rönesans mimarisinin ilk başyapıtı olarak kabul edilir.

Kilise 1296 yılında Arnolfo di Cambio tarafından tasarlanmış olmasına rağmen kubbenin yapımına 15. yüzyılın başlarına kadar başlanmadı. Cambio çok uzun zaman önce ölmüş olduğundan, o zamanki mimarların hiçbiri böyle devasa bir yapının nasıl yapılabileceğini bilmiyorlardı, Floransa’da destek iskelelerinin kullanılması yasaktı ve sıvanın hazırlanması günler alıyordu.

Ama henüz her şey bitmemişti. Müthiş bir geri dönüş hikayesiyle, daha önce Vaftizhane kapılarının tasarımı ihalesini kaybeden bir mimar, Filippo Brunelleschi, kubbenin tamamlanması için açılan yarışmayı kazandı. Daha önce yenildiği tasarımcı Lorenzo Ghiberti’yi yenmişti.

Brunelleschi yukarıda çalışan işçilerin kubbeyi tamamlamaları için ihtiyaçları olan taşları yukarı çıkaracak makineleri icat etti, ayrıca tüm kubbeyi kubbe kalıbı (taşlar yerleştirilirken kubbeyi sabit tutan bir destek yapısı) kullanmadan inşa etmeyi başarmıştı. 4 milyonun üstünde taş barındıran kubbe 1436 yılında tamamlandı.

Fener, Brunelleschi 1446’da öldükten sonra eklendi ve sözde kutsal emanetleri de barındırıyordu. Söylentilere göre, bunun yerine aslında içeride yeri tam olarak bilinmeyen koca bir lahit vardı.

 

SANTA MARIA NOVELLA

REBECCAC84: Zor bir görev gördüğümde anlarım, git şu mezarı bul!

Floransa’daki ilk devasa bazilika olan Santa Maria Novella, 1420’de henüz bitmemiş olmasına rağmen takdis edildi. Ünlü hümanist, Leone Battista Alberti, üst cepheyi tasarlayıp 1470 yılında kiliseyi tamamlamıştı.

Ancak, Santa Maria Novella’nın kökleri, kiliseyle aynı yere inşa edilmiş ve altında gizli bir lahit olan küçük bir tapınağa dayanır.

Bununla ilgili bir not olarak, en sevdiğim alıntı bazilikanın içinde, bir lahitin üstündeki resimde yazılıdır: “Bir zamanlar senin şu an olduğun şeydim, şimdi bir gün senin olacağın şeyim”.

 

SANTA MARIA NOVELLA SEMTİ

Bu semt adını Floransa’daki ilk büyük bazilika olan Santa Maria Novella Kilisesi’nden alır. Bu bölgede, bölgenin kuzey sınırına doğru şehrin büyük pazarı Mercato Vecchio bulunur.

 

SANTA TRINITA

Daha önceden var olan bir kilisenin üstüne 1258’de inşa edilen Santa Trinita (Kutsal Teslis) en çok, içindeki Michelangelo’nun öğretmenlerinden biri olarak tanınan ünlü ressam Domenico Ghirlandaio tarafından yapılan Aziz Francesco’nun hayatını anlatan fresklerle süslü Sassetti Şapeli ile ünlüdür.

Santa Trinita, müritleri ömürleri boyunca sıkı sıkıya sessizlik ve açlıkla terbiye edilen ciddi bir tarikat olan Vallumbrosa keşişlerinin ana kilisesidir.

Santa Trinita fresklerinin güzelliğine rağmen, manastırlarının dışına çıkmaları halinde dayak cezasıyla karşı karşıya olan Vallumbrosa keşişlerinin pek azı bu freskleri görmüştür.

 

TOSKANA

 

ANTICO TEATRO ROMANO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Benzer yapıya sahip olan Yunan tiyatrolarından esinlenmiş Antik Roma tiyatrolarının kalıntıları, hala bir zamanlar İmparatorluk’un hükmettiği topraklarda bulunabilir.

Tipik Roma tiyatroları, tarifi kaybolduğu için Rönesans İtalya’sında kullanılmayan bir malzemeden, çimentodan yapılmışlardı. Yarım daire şekilleri muhteşem bir akustik oluşturuyor, seyirciler sahnedeki oyunu, konuşmaları ve koroları rahatça duyabiliyorlardı.

Hiç mermer olmadığını fark ettin mi? Rönesans İtalyanları Roma kalıntıları ile ilkel bir geri dönüşüm formu geliştirmişlerdi: bulunan her mermer parçası daha sonra bedavadan kullanılmak üzere sökülürdü.

 

 MONTE OLIVETO MAGGIORE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

1313 yılında Bernardo Tolomei tarafından kurulan Monte Oliveto Maggiore Manastırı, temelde Benedikten’di. Benedikten keşişleri çoğunlukla hakim görüşü kabul eder, kendi yerel yönetimleri tarafından yönetilen otonom cemaatleri içinde yaşar ve “barış, dua ve çalışma” düsturuyla hareket ederlerdi.

Monte Oliveto Maggiore Siena bölgesi topraklarının çoğuna hakimdi, bu yüzden kendi özel yönetimine sahip olması, örneğin iyi avukatlara, böyle bir zenginliğin işleriyle uğraşması için gerekliydi. Şans eseri, Bernardo Tolomei bir hukukçuydu ve öldüğünde manastırı oldukça kazançlı bir yer olarak bırakmıştı.

 

MONTERIGGIONI

13. yüzyılda Siena yöneticileri tarafından yaptırılan Monteriggioni, Floransa’nın toprak kazanma ataklarına karşılık Toskana savunmasında aktif rol aldı. Bu çatışmanın ön cephesinde, şehrin yöneticileri ve koruyucuları olan Auditore ailesi vardı. Bugün hala görülebilen Monteriggioni’nin ünlü surlarını da Auditore ailesi yaptırmıştı.

Floransa isteklerinin karşısında durmalarına rağmen, Auditoreler’in Medici ailesiyle çoğunlukla Floransa’daki ortak köklerinden kaynaklanan çok yakın bağları vardı.

Monteriggioni, Floransa saldırılarına karşı kendini başarıyla savundu, ta ki 1554 yılında şehir kendisine ihanet edene kadar. Garnizon koruyucusu ve bir Floransa sürgünü olan Giovannino Zeti, Floransa’ya geri dönmesine izin verilmesi karşılığında şehrin anahtarlarını teslim etti.

Sıradışı bir şekilde Auditoreler, Medici ailesinin dostlarını unutmadığının bir göstergesi olarak Floransa egemenliği altında da şehrin yönetiminde kalmaya devam ettiler.

 

PALAZZO COMUNALE

San Gimignano’nun belediye binası olan Palazzo Comunale belediye yöneticilerinin oturması için 1288’de inşa edildi.

Kuleler Şehri tanımına yaraşacak şekilde, belediye konseyinin yeni evlerindeki ilk icraatlarından biri binanın tepesine Torre Grossa’yı inşa ettirmek oldu. Podestà 1337 yılında Palazzo Comunale’de kalmaya başladı.

 

SAN GIMIGNANO

Modena şehrini Attila Han’dan kurtarmak için yoğun bir sis yarattığına inanılan Aziz Geminianus’un adı verilen San Gimignano 3. yüzyılda kuruldu. Şehir Roma’ya giden hacıların yolu üzerinde bir durak noktası olması itibariyle 10. yüzyıldan bu yana büyümeyi sürdürdü.

1199 yılında, halkı zenginleşen San Gimignano Volterra piskoposlarından ayrıldı ve kendi kendini yönetir hale geldi. Şehrin kendine özgü kuleleri, ceplerinde ne kadar para olduğunu göstermekte yarışan zengin halkı tarafından yapıldı. Altın çağındayken, şehirde toplam 72 kule vardı.

Fakat 1348 yılındaki veba salgını San Gimignano’yu kırıp geçirdi. bakım masrafları için yeterli parası olmayan şehir dağılmaya başladı. Konsey yardım için Floransa’ya başvurdu, ve Floransa kontrolü ele geçirdi.

 

SANTA MARIA ASSUNTA

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Şehirde hiç piskopos olmamasına rağmen, yerel halk tarafından Duomo ismiyle anılan Santa Maria Assunta 12. yüzyılda kuruldu. Şok edici bir şekilde, Kuleler Şehri San Gimignano’nun aksine şehirde hiç kule yoktu. Bir kilise zoruyla evlenmemeye benzeyen bu tavır muhtemelen akıllıca bir hareketti.

 

TORRE DEL DIAVOLO

Muhtemelen ortaçağa özgü bir savunma için yapılan Torre del Diavolo bir zamanlar zirvesinde bir yürüyüş yoluna sahipti. Tepedeki tahta kazıklar yolun tahtalarını düzende tutuyordu.

Kime sorduğunuza bağlı olarak, kule ismini (Şeytan’ın Kulesi) bir keresinde kuleye isabet eden bir yıldırımdan ya da kulenin ilk sahibinin bir geziye çıkması ve döndüğünde kuleyi bıraktığından açık bir şekilde daha yüksek bulmasından alıyor.

 

TORRE GROSSA

San Gimignano’nun 54 metre üstünde yükselen, şehrin en yüksek kulesi Torre Grossa, isminin hakkını verir. diğer bazı kulelerin aksine içinde bir çan bile vardır. Torre Grossa’nın yapımı 1300 yılında başladı ve 1311’de bitti.

 

TORRE ROGNOSA

13. Yüzyıl Palazzo Vecchio del Podestà’sına bağlanmış olan Torre Rognosa, San Gimignano’nun 51 metre yukarısına kadar uzanır.

Podestà (Türkçe anlamı Güç), bir çok ıtalyan şehrinin atanmış yöneticisine verilen lakaptır. Palazzo Vecchio 100 yıl kadar San Gimignano Podestà’sının konağı olarak kullanıldı, ta ki 1337 yılında Palazzo Comunale’deki alana taşınana kadar.

Neden Podestà büyük bir geleneği böyle bir anda terk etsin ki? Belki de Palazzo Comunale San Gimignano’daki en yüksek kuleye sahip olduğu içindir.

Kule Kıskançlığı: Bunun değişim için yeterli bir güç olmasını küçümseme.

 

TORRI DEI SALVUCCI

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Kuleleriyle ünlü bir şehirde, Salvucci ailesi 13. yüzyılın gücünü göstermek adına, bir değil iki kule dikti. Ve iki kule yapmakla kalmayıp, bunları San Gimignano’nun yöneticisinin (Podestà’nın) kulesinden daha yüksek yaptılar, hem de 1255’te çıkan ve böyle bariz bir şekilde agresif yapı inşa edilmesini yasaklayan kanuna rağmen.

Çileden çıkan Podestà, kulelerin kendi kulesinden kısa olana kadar kesilmelerini istedi.

 

VILLA AUDITORE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

1290 yılında inşa edilen Villa Auditore erken dönem Rönesans mimarisinin orta çağdaki önemli öncülerinden biridir. Konağın muhteşem simetrisi ve düzenli geometrisi o zaman için bir devrim niteliğindeydi.

Yalnızca estetiği düşünmeyen, Ezio Auditore’nin büyük-büyük babası olan Domenico Auditore, evini bir kale ve bir talim alanı olarak, hem koruduğu şehre hem de Toskana düzlüklerine bakacak şekilde inşa etmişti.

1320’deki Floransa saldırısı ön cepheye zarar verince, şimdiki cephe inşa edildi ve iç kısma bir tablo galerisi eklendi.

Domenico bir mimar ve bir savaşçı olmasının yanında, aynı zamanda yetenekli bir mühendisti. Kısa süre önce ortaya çıkarılan, girişi engelleyen mekanizmaya sahip odalar ve gizli geçitler gibi bazı sıra dışı özellikler, binayı mimarinin yanında teknolojik olarak da bir şaheser yapıyor.

 

VILLA SALVIATI

Papa’yla olan bağlantıları sayesinde zengin olan Başpiskopos Francesco Salviati, bu Toskana konağını Floransa başpiskoposu olacağı beklentisiyle 1475 yılında satın aldı. Sonraki birkaç yılı Pazzi ailesiyle Floransa’yı işgal etme planları yaparken, binayı Toskana stilinde yenilemekle geçirdi. Maalesef, bu ona kaçınılmaz sonundan önce konağın tadını çıkarmak için pek az zaman bıraktı.

Komplo tersine dönerken, arşiv dokümanları Salviati’nin başpiskopos kıyafetlerini Floransa halkından biriyle değiştirdiğini söyler, daha sonra o konağına kaçarken kıyafetini değiştirdiği adam linç edilmişti.

 

ROMAGNA

 

ABBAZIA DI SAN MERCURIALE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Abbazia di San Mercuriale kulesi, 75 metrelik uzunluğuyla İtalya’daki en uzun kulelerden biridir. Alandaki ilk kilise 1173 yılında çıkan bir yangınla yanmıştı. Şu anki yapı Lombard-Romanesque tarzda taşla yalnızca 7 yılda yapıldı, bu İtalya tarihindeki en mucizevi yapı işlerinden biridir.

Kilisenin sağ tarafındaki sıra sütunlar manastırın kemerli yolunun bir parçasıdır.

 

AVAMPOSTO VENEZIANO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Venedik deniz stratejisi Doğu’ya kadar olan ticaret rotaları üzerinde sağlam bir limanlar zinciri oluşturmaktı, böylece tüccarlar varacakları limana kadar korsanlar ya da Venedik’in düşmanları, Türkler tarafından saldırıya uğramadan gidip dönebilirlerdi.

15. yüzyılın sonlarında, Venedik donanması Fransa kralı VIII. Charles’ı İtalya’dan çıkarmaya çalışırken Türk kuvvetlerinin ikaz olmadan saldırması üzerine işgal edildi. Venedik büyük bir yenilgiye uğramış ve Yunan karakollarını kaybetmişti. Bunun ertesinde, Türkler Kuzey İtalya’daki Venedik bölgesini de işgal etmeyi başardılar. Venedik bölgesinin birçoğunu elde tutmayı başarsa da, o noktadan itibaren asla tekrar büyük bir deniz gücü oluşturamayacaktı.

 

FORLÌ

Çakmak taşı çıkarmaya meraklı Paleolitik mağara adamları tarafından M.Ö. 798,000 yılı civarında kurulan Forlì o zamandan itibaren hep bir endüstri merkezi olageldi. İsim, şehri bölgedeki Galyalılar’ı barıştırdıktan sonra yaptıkları yollardan biri olan Via Aemilia civarına 188 yılında kuran Romalılar’dan (Forum Livii) gelmektedir. Romalılardan sonra, şehrin kontrolü Lombardiyalılar’dan Kilise’ye geçti ve 889 yılında bağımsız bir cumhuriyete dönüştü. Bu kiliseyi çileden çıkartmıştı, kilise sonraki 400 yıl boyunca burayı geri almaya çalışacaktı.

Roma’nın değişmez manipülasyonlarına ek olarak, Forlì sonraki birkaç yüzyıl boyunca Got, Bizans, Lombardiya ve Frenk akıncılarıyla uğraşmıştır. Bunun yanında yıllık olağan sel de vardı ki bu sonunda 1050 yılında yakınlardaki nehir yataklarını şehrin merkezinden uzağa saptırarak şehre boyun eğdirmişti.

Birçok bağımsız cumhuriyet gibi, Forlì 13. yüzyılın sonunda askeri bir diktatörlük haline geldi ve sonra şehrin kontrolü armalarında dili şen bir şekilde dışarı sarkan bir asan figürü olmasına rağmen kesinlikle tatlı ya da şirin olmayan Ordelaffi ailesine geçti.

1480 yılında, Ordelaffiler kendi aralarında silsile kavgasındayken, duruma Papa karıştı ve şehri yeğeni Girolamo Riario’ya verdi. Ama işler gerçekte Papa’nın umduğu gibi gitmedi: Girolamo öldürüldüğünde, şehrin kontrolü karısı, Forlì’nin Amazon’u, Vatikan’ın kontolü almaması için dişiyle tırnağıyla mücadele eden Caterina Sforza’ya geçti. Ancak sonunda, Caterina mağlup edildi ve Forlì, Kilise’nin eline geçti.

 

PALAZZO COMUNALE

1000 yılı civarında bir kulenin etrafına inşa edilen Palazzo Comunale, 1412 yılına genişletilmiş ve Forlì şehrinin yöneticileri Ordelaffi ailesi tarafından satın alınmıştır.

Onların yönetimi aşırı şiddet uygulamalarıyla akıllara kazınmıştır, bu şiddet üçüncü karısı tarafından öldürülmeden önce taht için kardeşini, ilk karısını, annesini ve ikinci karısını öldüren III. Pino Ordelaffi yönetimi zamanında zirveye ulaşmıştı.

Ah evet. Neredeyse bahsetmeyi unutuyordum: Pino aynı zamanda müthiş yetenekli bir ressamdı.

 

ROCCA DI RAVALDINO

Kare bir plan üzerine yapılan ve sert köşeli kulelere sahip bu kale, Forlì lordu III. Pino’nun emriyle mimar Giorgio Marchesi Fiorentino tarafından 1471 yılında yapıldı ve sonradan yeni lord Girolamo Riario’nun yaptırdığı kale ile birleştirildi.

Kale daha sonraları, Caterina Sforza tarafından 1500 yılında Rodrigo Borgia’nın kana susamış oğlu Cesare Borgia’nın saldırısı sırasında sığınak olarak kullanıldı. Daha sonra da bir hapishane olarak kullanıldı. Takılmak için pek de eğlenceli bir yere benzemiyor, değil mi?

 

ROMA

 

BASILICA DI SAN PIETRO

326 yılında yapılan orijinal Aziz Petrus Bazilikası, bugün var olan epik yapının aksine Latin haçı biçiminde yapılmıştı. Cennet Bahçesi adı verilen avlu, girişin hemen önünde uzanıyor, takipçileri kilisenin ana kapılarına çağırıyordu.

Müsrifçe dekore edilen pagan tapınaklarının aksine, Aziz Petrus’un cephesi oldukça sadeydi. Şükürler olsun ki Katolik Kilisesi yeni Aziz Petrus’u yaptığında tüm bunları aşmıştı. Elbette, bunun dezavantajı dinin inanılmaz bir şekilde bozulmuş olmasıydı ama hey, her güzelliğin bir bedeli vardır.

Bazilika eski Nero Sirki’nin üzerinde yapılmıştır ama sen patlamış mısırlarını ve şekerlerini eline almadan söyleyeyim, bu modern bir sirk değildi. Aziz Petrus, diğer birçokları gibi burada asılarak öldürülmüştü. Bazilika bu anti-Hristiyan bölgesinin üstüne yapılmıştı, sanki İmparator Konstantin tarafından tarihin bilerek değiştirilmesi amacıyla yapılmış gibiydi çünkü eğer artık yoksa hiç var olmamıştır, değil mi?

 

CAPPELLA SISTINA

Süleyman Tapınağı’nın mimarisinden esinlenen Sistine Şapeli, Apostolik Saray’daki (Papa’nın Vatikan’daki konağı) en ünlü odadır. Şapel’in ünlü tavan freskleri 1503’te henüz yoktu, yani Tanrı’nın parmağına tırmanmak diye bir şey de yoktu. Ancak diğerlerinin arasında, şapeli kaplayan ve Pietro Perugino, Sandro Botticelli ve Domenico Ghirlandaio tarafından yapılmış duvar tabloları yeterli bir teselli ödülüydü.

Papa’nın kişisel şapeli olduğundan, kalabalık çoğunlukla içeride ağırlanırdı, tıpkı Papa’nın ölümünden sonra ortaya çıkan Papalık Kardinalleri gibi. Kardinaller şapele kilitlenir ve yeni Papa seçilene kadar dışarı çıkmalarına izin verilmezdi. Yeni Papa’nın seçildiğini belirten bacadan çıkan duman işaretiyle kardinaller de dışarı çıkabilirdi.

Ve tüm korkular arasında en kötüsü olarak, hiçbir kardinal (hasta olmadıkları sürece) içeri birden fazla hizmetçi ile giremezdi. Bu çok zalimce!

 

CASTEL SANT’ANGELO

Romalı imparator Hadrian’ın mozolesi olarak 135 ve 139 yılları arasında inşa edilen Castel Sant’Angelo, Augustus Mozolesi’nden biraz daha büyük yapılmıştı çünkü bu veritabanının da gösterdiği gibi boyut önemliydi.

Bina 401 yılında askeri kaleye dönüştürüldü ve hemen ardından 410 yılında, Hadrian’ın küllerini her yere saçan Vizigotlar tarafından yağmalandı. Yağmadan geriye kalanlar değerlendirildi, örneğin Vatikan tarafından çalındı.

14. yüzyılda mozole papalar için bir kaleye dönüştürüldü ve Passetto di Borgo adı verilen bir geçitle Aziz Petrus kalesine bağlandı. Rönesans papalık rejiminin pek tatlı sadistik tarafını yansıtacak şekilde, kale hem görkemli daireler, hem de bir hapishane içeriyordu. Ünlü bilim adamı ve Hermetist Giordano Bruno burada 6 yıl tutsak kalmıştır. İnfazlar Papa’yı eğlendirmek için küçük iç avluda gerçekleştirilirdi.

Fazlasını Oku

AC2 Veritabanı / Kişiler

TOPLULUKLAR

 

BANKALAR

REBECCA84: Görünüşe göre Tapınakçılar paralarını transfer etmek için bankacılık ağını kullanıyor. Bahse varım bu nakit paranın birazını cebe indirebilirsin.

Bankacıların müşterilerinin para yatırmaları ve para çekmelerini takip etmeyi olanaklı hale getiren çift girdili muhasebenin gelişmesi ve dolaşıma giren birçok farklı İtalyan para biriminin yaygınlaşmasıyla, bankalar Rönesans günlük yaşamının değişmez birer parçası oldu.

Bankalar teknik olarak paralarından para kazanamıyordu, çünkü Katolik Kilisesi faizi yasaklamıştı ama pratikte bu yasağa bankacılar uymuyordu, hatta bankacılık sistemine dahil olan ve bankaların bünyelerinde barındırdıkları para nispetince Papa’ya “hediyeler” göndermelerini zorunlu kılan Vatikan bile bu yasağı çiğniyordu. Adı “faiz” olmadıkça, Tanrı farkına varmazdı, değil mi?

 

DEMİRCİLER

Her Rönesans topluluğu bir demirciye ihtiyaç duyardı. Kılıçlar, kilitler, tavalar, bıçaklar, çiviler ve zırhlar hep metalden yapılırdı ve hepsinin şekil verilmeye ihtiyacı vardı. Ek olarak, demirciler pratik el becerilerini sanata dönüştürmeye başlayınca Rönesans boyunca sanatsal demir işleri de ortaya çıkmıştır.

 

DOKTORLAR

Orta Çağ’da Arapların sayesinde gelişen anatomi ve baskı bilimleri, Rönesans döneminde tıbbın öncüsü olmuştur.

15. yüzyılda bilim, sağlık alanında ruhsallıktan çok daha anlamlı bir noktaya gelmedeki yavaş tırmanışına başlamıştı bile. Yine de birçok insan inatla eski yöntemlere yapışmıştı, hekimler yerine yerel gizemcilere gidiyorlardı.

1350’de veba Avrupa’yı kırıp geçirdikten sonra, birçok hekim özel veba kıyafetleri giyerek hastaları muayene etmiştir. Hastalık bulaşmasından korunmak için balmumu kaplı bir manto giyiyor ve gaga şeklinde ilkel bir tür gaz maskesi takıyorlardı.

 

HIRSIZLAR

Rönesans dönemi hırsızları genellikle ilk tehlike sinyalinde ortadan kaybolup muhafızların kendilerini takip etmesini imkansız hale getirebilen gezginlerdi.

Rönesans İtalyasında kara borsa faaliyetleri patlama yaşıyordu. Cinayetler gibi, hırsızlık olayları da büyük şehirlerde oldukça yaygındı. Çoğunlukla, gezginler gecenin karanlığında saldırıya uğrar, soyulur, öldürülür, ve yakınlardaki bir nehir ya da su kanalına sürüklenip atılırdı. Bir hırsız öldürmeyip yalnızca çalmakla yetinse bile, yakalandığında verilen ceza gereğinden fazla ağırdı. İşkence oldukça sıradan sayılırdı. Yakalanan hırsızlar bir yerde toplanır ve bazen halkın önünde idam edilirlerdi.

Cezalandırılmaktan korunmak için, hırsızlar kendi aralarında birbirlerine güven bağları oluşturmuşlardı. Her hırsız diğerlerine en kirli sırlarını bile anlatmak zorundaydı ki bu da her hırsız arkadaşlarının hayatını neredeyse elleri arasında tutuyor demekti.

 

HIZLI SEYAHAT İSTASYONU

REBECCA84: Vapura binmek için para ödemelisin.

Venedik bir lagünün çevrelediği birçok adacıktan oluşmaktadır. Bu da bunlar arasında seyahat edecek yolcuların traghetti (sal) kullanmasını gerektirmektedir. Traghettilerin şehirde bir yerden bir yere insanları taşıyan küçüklerden, ana kara ile şehir arasında yolcu taşıyan büyüklere kadar birçok boyda olanları vardır.

Traghetto iskeleleri, karlı bir ayrıcalık olan iskelelerde çalışmaya yalnızca en bağlı üyelerin alınması için birçok yasa çıkarıp uygulayan loncalar tarafından yönetilirdi.

Her iskele kendi kurallarına sahipti, ki bu kurallar yalnızca 40 yaşından büyüklerin buralarda çalışmasına izin verenlerden, sal başına sadece 10 yolcu taşınmasına izin verenlere kadar değişiklik gösteriyordu.

 

KARAVAN SEYAHATİ

Rönesans döneminde seyahat etmek bugünkü gibi iğrenç bir çile değildi. Bunun yerine, oldukça korkutucuydu. Kırsal bölgeler eşkıyalarla doluydu, bu yüzden de bir çok yolcu karavan adı verilen silahlı gruplar halinde yola çıkmayı tercih ediyordu. Evhamlı yolcular genellikle değerli eşyalarını ve altınlarını ayakkabılarının tabanına ya da ceket astarlarının içine dikiyorlardı.

Vetturini adı verilen rehberler bazen karavanların rotalarını belirlemek ve yol üstünde kalacakları otellerde yer ayırtılması için tutulurdu ama bunlar çoğunlukla eşkıyalarla ortak çalışıyor olurlardı, tıpkı şimdiki seyahat acenteleri gibi.

 

KARNAVAL OYUNCULARI

Dünyaca ünlü Venedik Karnavalı 1296 yılında, Paskalya perhizinden bir önceki gün genel bir tatil olarak başladı. Kısa süre sonra karnaval zamanı maskeli baloların, partilerin, tiyatral gösterilerin, geçitlerin, sokak danslarının, yumurta fırlatma yarışmalarının, flörtlerin ve genel komikliklerin, yani bilirsin, kalabalığı eğlendirmek için ortalık yerde hayvan öldürmeler ve tepeden nehre doğru varillerin içinde domuz yuvarlamalar gibi eğlencelerin zamanı olmuştu.

Neticede, Karnaval reality şovlarının atalarından biriydi.

 

KURTİZANLAR

Fahişelik, tek seçenekleri aileleriyle evde oturmak ya da bir manastırda kalmak olan Rönesans kadınları arasındaki en popüler mesleklerden biriydi. İtalyan toplumu fahişeliği destekliyordu, ve bir çok genelevin işleyişi hükumet tarafından düzenleniyordu. 15. yüzyılın sonunda, bazı şehirler fahişeliğe karşı kanunlar çıkarmaya ve fahişeleri, saygın halktan ayırt edilebilmeleri için belli giysiler giymeye zorladılar.

 

PARALI ASKERLER

Paralı askerler Rönesans İtalyası’nda çoğunlukla hareketliydi, bir sözleşmeden diğerine geçerlerdi. Condottieri adı verilen ve genellikle şehirler tarafından kiralanan profesyonel yüzbaşılar, belli bir zaman dilimi için asker toplardı. İtalya’da hizmet veren kiralık askerlerin birçoğu İtalyan bile değildi, Almanya, İsviçre ve Macaristan gibi ülkelerden gelirlerdi.

Devamlı olarak sürdürdükleri İtalya üzerinde hakimiyet kurma mücadelesindeki İtalya şehir devletleri İtalyan komşularına savaş açmak için kiralık askerler toplar, birçoğu onur kavramına sahip olmayan askerler de saldırdıkları şehirlerde çoğunlukla serbestçe tecavüz eder ve yağmalarlardı.

Kendilerini finanse eden devletin parası bittiğinde, askerler dağılır, çoğunlukla da kısa bir süre önce savunmak için savaştıkları şehri yıkmak üzere kiralanırlardı.

Bazı kiralık askerler onurluydu, inandıkları bir amaç uğruna savaşırlardı ancak bunların sayısı çok azdı ve olanlar da birbirlerinden uzaktı. Yine de, bulunmuş oldukları yerlerde, peşlerinden koşulan kişilerdi.

 

SANAT TÜCCARLARI

Rönesans ressamlarının dükkanları genellikle küçük olurdu ve ressamlar çoğunlukla evler veya kiliseler için dini dekorasyonlarla uğraşırdı. Ressamlar bugünkü gibi hayalperest insanlar olarak görülmez, aksine marangozlar ve demirciler gibi zanaatkar olarak görülürlerdi. Resmin üretimi genellikle ortaklaşa olurdu.

Komisyonları alan ve tablonun geneline toplu bir bakış atan dükkanın sahibi genelde efendi olurdu. Efendi genelde bir iş adamı olarak görülür ve genellikle o zaman hangi dini tablo revaçtaysa bunun kopyalarını üreterek kar etmesi beklenirdi.

 

TELLALLAR

Rönesans İtalyası halkının birçoğu okuma bilmediğinden ilanlar, yerel kanunlar, haberler, pazar kurulacak günler ve reklamlar tellallar tarafından duyuruluyordu. Vergi artışları gibi tatsız haberlerin arkasından mutsuzluğun aşırı bir şekilde dışa vurumu gibi durumlara karşı tellalları halktan korumak için özel kanunlar çıkartılmıştı.

 

TERZİLER

Rönesans tüccarları arasında terziler orta sınıfa dahillerdi ve zenginleri son modaya göre giydirmeleri karşılığında iyi para alıyorlardı. Bazıları zengin müşterileri ile yaptıkları iş yönünden yakınlıklarına ve uzun süreli bağ oluşturmalarına bağlı olarak müşterileri kadar zenginleşebiliyordu.

 

KİŞİLER

 

ALVISE DA VILANDINO

Doğum Tarihi: 1441.

Meslek: Hamal.

Venedik’in yerlilerinden olan Alvise, Venedik’in üstünlüğüne ikna olarak denizciliğe başlamadan önce birkaç yıl boyunca hamal olarak çalıştı. 1500 yılında, Türkler’e karşı Modon kalesinin savunmasında görevlendirildi.

Çok fazla içtiği bir gecenin ertesinde, Alvise Türk top atışlarının şehri dövmesiyle uyandı. İskelede panik halinde koşarken ayağı takıldı, başını yere vurdu ve bayıldı.

Venedik’in savaşı kaybettiği kesinleştiğinde, geminin kaptanı tarafından görevi ihmal etmekle suçlandı ve donanma kayıtlarından silindi.

 

ANNETTA

Zw-annetta

Doğum Tarihi: 1457.

Meslek: Hizmetçi.

Auditore ailesinin yatılı hizmetçisi Annetta alt sınıftan gelen Rönesans kadınlarının kabul edilebileceği az sayıda işten birine sahipti. Zengin aileler çok nadir bir ya da ikiden fazla hizmetçi alırlardı. Birçoğu genç, bazıları henüz çocuk olurdu. Birçoğu efendilerinin ayakta durmalarına yardım edecekleri zamana kadar çalışmayı umardı fakat genellikle işlerini çabuk kaybederlerdi.

Sonuçta, Annetta’nın hayatı hakkında çok az bilgi var. Tarihte bir iz bırakmadan göçüp gitmiştir.

 

ANTONIO

Zw-antonio

Doğum Tarihi: 1443.

Meslek: Gilda dei Ladri di Venezia (Venedik Hırsızlar Loncası) lideri.

Antonio Venedik toplumunun en alt tabakasında doğmuştu. Kayıtlara göre babası ayakkabı tamircisi, annesi ise Bellini ailesinin yanında yatılı hizmetçiydi.

Babasının yanındaki çıraklığından arta kalan vakitlerde kendi kendine okuma yazmayı öğrenen Antonio, Padua Üniversitesi’ne başvurmuş ama düşük sosyal sınıfı yüzünden reddedilmişti. Bazı İtalyan arşivlerinde bulunan dokümanlarda Antonio’nun İtalya’daki birçok okula daha başvurduğunu ama hepsinden de red yanıtı aldığı yazılıdır. 1465 yılı civarında, kayıtlardan kaybolur ve tekrar kayıtlara geçmesi dört yıl sonra, Padoa Üniversitesi rektörüne ait önemli bir villada gerçekleşen bir soygunla olan bağlantısıyla olur.

Şehir muhafızları tarafından kaydedilen bir ifadede, gizemli bir şekilde hapisten kaçmadan önce Antonio şöyle demişti: “Venedik toplumunda bir meziyet sahibi olmak için çok çalışmak yeterli değildir. Bir kişi daha fazlasını istiyorsa, gidip kendisi almalıdır!”

 

AGOSTINO BARBARIGO

Zw-agostinobarbarigo

Doğum Tarihi: 1420.

Meslek: Venedik Docu.

1486 yılından 1501’deki ölümüne kadar Doc olan Agostino Barbarigo, Fransa Kralı VIII. Charles’ı İtalya’dan sürmek için bir koalisyon oluşturulmasına yardım etti, bu işlem sırasında İtalya toprakları da genişledi.

Ancak, görünüşe göre Venetik docları bir bölge kaybetmeden diğerini ele geçiremiyorlardı. 1499’da Venedik, Osmanlı ile savaşa girdi, felaketle sonuçlanan Zonchio deniz savaşının sonunda Venedik donanması yok edilmişti. Bu kaybın avantajını kullanan Türkler Şark’a giden yoldaki tüm duraklar olan Lepanto, Modone ve Corone bölgelerini ele geçirdiler.

Agostino, Venedik’i hayal kırıklığına uğratmaktan öldü. Üstelik, ölümünden sonra Yüce Konsey’in Engizisyoncular’ı tarafından hediye olarak şarap şişeleri kabul etmek ve bunları “zindan merdiveninin altında” vergisiz olarak satmakla suçlandı.

İşte gerçek lider diye buna denir: Eğer topraklarını elinde tutamıyorsan en azından tutsaklarını mutlu et!

 

BARTOLOMEO D’ALVIANO

Zw-bartolomeodalviano

Doğum Tarihi: 1455.

Meslek: Condottiero.

İtalya’nın merkezindeki Alviano kasabasında doğan Bartolomeo zeki ve yetenekli bir asker olarak büyüdü. Venedik’te geçirdiği birkaç yıldan sonra Orsini bölgesini ele geçirmeye çalışan Papa VI. Alexander’a (Rodrigo Borgia) karşı, 1496 yılında Orsini ailesine katıldı.

Papa’nın adamları daha üstün durumdaydı, Bartolomeo’nun kaynaklarını üç kaleye kadar gerilettiler ama o dayanmaya devam etti. Zafer kokusu alan Cesare Borgia, Papa’nın oğlu, Bartolomeo’nun kaynaklarını kesti. Sonra, her şey bitmiş gibi görünürken, Carlo Orsini tepenin gerisinden yetişip Bartolomeo’ya katıldı ve Papa’nın adamlarını yendi ve hatta Cesare’yi yüzünden yaraladı.

1503 yılında, Bartolomeo İspanya Kralı II. Ferdinand tarafından İspanya ordusuna Fransızları yenmek ve Napoli Krallığı’nı ele geçirmek üzere kiralandı. Ertesi yıl Bartolomeo Kutsal Roma İmparatoru I. Maximilian’ı yenerek Trieste ve Gorizia’yı ele geçirdi. Bundan etkilenen Venedik onu Yönetici General rütbesine getirdi.

Bartolomeo için her şey günlük güneşlikti, ta ki felaketle sonuçlanan 1509’daki Agnadello Savaşı’na kadar; Bartolomeo çarpışmaktan kaçınma emrine uymamış ve Fransız ordusuna direkt saldırmıştı.

Savaş kaybedildi, Bartolomeo Fransızlar tarafından yaralandı ve esir edildi ve Venedik “fethetmesi sekiz yüz yıllık çabaya mal olan” Lombardi bölgesini kaybetti.

Öfkelenen Venedik, Bartolomeo’nun, Fransız komutanının “paha biçilemez bir Venedik eserini” çaldığı ve kendisinin onu kurtarmaya çalıştığı iddialarına rağmen ona yardım etmeyi reddetti.

Bartolomeo 1513 yılına kadar Fransız zindanlarında tutsaktı. Ama Fransızlar, hepimizin bildiği gibi, çok bağışlayıcıdırlar. Hapisten onlar için savaşması karşılığında salıverildi ve Bartolomeo yalnızca 300 adamla 1515 yılında İsviçreliler’i yenmeyi başardı.

10 yıl daha sonra, eskiden sahip olduğu Venedik Ordusu Generali şanını geri kazandığında, Brescia’yı kuşattığı sırada öldü.

Venedik, cesedini büyük bir seremoniyle karşıladı ve onu Santo Stefano kilisesine gömdü.

 

BIANCA RIARIO

Zw-biancariario

Doğum Tarihi: 1478.

Meslek: Soylu.

Bazı insanlar rüya gibi bir hayat yaşar. Bianca Riario… Onlardan biri değildi. 1484’te, 6 yaşındayken ailesinin Roma’daki konağının yağmalanmasına şahit oldu ve çılgın savaşçı annesi tarafından Castel Sant’Angelo kuşatmasına götürüldü.

Sonrasında, ailesi tarafından sürüklendiği Forlì’de, çok daha korkutucu sürprizler onu bekliyordu.  Bianca’nın 10. yaşgününden kısa bir süre sonra, babası Girolamo bıçaklanarak öldürüldü ve çıplak cesedi şehir meydanının orta yerine atıldı. Sonra ailesinin konağı TEKRAR yağmalandı ve Bianca, Orsi Kardeşler tarafından kaçırıldı.

Bianca, Orsiler’in elinden kaçtı ve annesine geri döndü (bu kaçışın nasıl gerçekleştiği bilinmiyor). Sonra 16 yaşındayken, annesinin yeni kocası Giacomo Feo ile bir avcılık sergisindeyken, Giacomo’nun vahşice tuzağa düşürülmesi ve suikaste uğramasına şahit oldu. 1500 yılında, Bianca’nın annesi Cesare Borgia tarafından tutsak edildi ve görünüşe göre Rodrigo Borgia ve Cesare tarafından tecavüze uğradı.

Cesare daha sonra, 1502 yılında, Bianca’nın kocası III. Astorre Manfredi’yi öldürdü. Bianca tekrar evlendi, ve bu sefer, I. Troilo de’ Rossi 1502 yılında ölünce, bilgece bir seçimle hayattan pes etmeye karar verdi ve 1522 yılı civarında mezara girdi.

 

CATERINA SFORZA

Zw-caterinasforza

Doğum Tarihi: 1463.

Meslek: Forlì Kontesi, Soylu.

Evlilik vasıtasıyla kontes olan Caterina’nın Forlì’ye ulaşmasından çok önce bile adı çıkmıştı. Milano Sarayı’nda büyüyen Caterina, Dük olan babası tarafından savaş sanatlarında eğitim görürken, bir yandan da klasik eğitimini sürdürdü. Sarayda, Caterina’nın ayrıca simya ve avcılık alanlarında da tutkusu ortaya çıkmıştı.

1473’te 10 yaşındayken, Caterina Papa’nın yeğeni Girolamo Riario ile nişanlandı. Evliliklerini Caterina 14 yaşına geldiğinde tamamladılar. <br><br>Roma’ya gittiğinde, saraydaki en cana yakın asilzadelerdn biri olarak duyuldu, buna karşılık kocası en merhametsizlerinden biri olmasıyla ünlenmişti. Papa’nın kardeşinin erken ölümüyle, Girolamo Imola ve Forlì Lordu unvanlarını alarak daha da güçlenmişti.

Papa öldüğünde, yağmacılar Roma’yı yağmaladılar ve Caterina’nın konağını yıktılar. Korkmayan Caterina, 7 aylık hamile olmasına rağmen at üstünde Castel Sant’Angelo’ya vardı ve toplar ve askerler ile Vatikan’ı savundu.

1484’te ailesiyle birlikte Forlì’ye yerleşti. Kocasına karşı kin besleyen biri tarafından para almış olan Orsi Kardeşler 1488’de Girolamo’yu öldürdüler. Sonuçta, Caterina Forlì ve Imola’nın yöneticisi oldu.

Hiç zaman kaybetmeden komşu yönetimlerin dostluğunu kazandı, vergi sistemini düzenledi ve askerleri bizzat eğitti. Barışı savunuyor olsa da, etrafındakiler zarar gördüğünde ceza olarak düşmanlarının karılarını ve çocuklarını öldürterek şiddetli bir intikam alırdı. Forlì Papa’nın oğlu Cesare Borgia’nın saldırısı altındayken, Papa’ya veba yaralarına sürdüğü bir mektup yollamıştı.

Sonuçta, 1499 yılında Cesare Borgia Forlì ve Caterina’yı mağlup etti. Caterina esir alındı ve Roma’ya, onu bir yıl esir tutan ve oğluyla birlikte tecavüz ettiği söylenen Rodrigo Borgia’ya gönderildi. Vatikan’dan salıverildiğinde, saçları beyazlamış haldeydi. Floransa’ya sürgün edilen Caterina 1509 yılında zatürreden öldü.

 

CLAUDIA AUDITORE

Zw-claudiaauditore

Doğum Tarihi: 1461.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Giovanni ve Maria Auditore’nin üçüncü çocukları ve ailedeki ilk kız çocuk olan Claudia, oldukça şımarık bir velet olmuş gibi görünüyor. Görünüşe göre tüm potansiyel taliplerini korkutup kaçırdıktan sonra ailesi Caludia’nın başlık parasını 1000 florin artırmak zorunda kalmıştı.

Okuluna ait bir raporda, bir keresinde erkek arkadaşına baktığı için bir kıza saldırdığı ve…Kızın bilincini kaybettiği yazıyordu.

Pozitif tarafından bakarsak, o Ezio’nun kız kardeşiydi yani güvende.

 

CRISTINA VESPUCCI

Zw-cristinavespucci

Doğum Tarihi: 1459.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Cristina Vespucci tanınmış bir Floransalı güzel ve aralarında kendisini birkaç tablosunda model olarak kullanan Botticelli de olan bir çok sanatçının favorisi idi. Babasının muhafızları tarafından tutulan kayıtlar Ezio’nun onu sıkça ziyaret ettiğini ve muhafızları onu evin yakınına girerken asla yakalayamadıklarından, Ezio’nun “inanılmaz derecede maharetli” olduğunu söylerler.

Görünüşünün yanında, Cristina bir şekilde oldukça ünlü bir kıtanın ismine sahip olan kuzeninin kariyerinde bir sıçrama yapmasını sağlamışa benziyor. Cristina ve diğer tanınmış konukların dışında, Lorenzo de’ Medici’nin de katılmış olduğu bir akşam yemeğinde, Cristina Lorenzo ve Manfredo Soderini ile kuzeninin denizcilik alanındaki zekasını konuşmuş olmakla ünlenmiştir.

Eh, görünüşe bakılırsa, Lorenzo’yu etkilemek için onun önemini biraz abartmış ve Lorenzo, onun güzelliğiyle büyülenmiş olarak kuzenini kiralamaya ikna olmuş. Cristina’nın “Amerigo’yu dene. Bahse varım birkaç yıl sonra gemi şirketine onun adını vereceksin” diye şaka yaptığı söylenir.

Yüzyılın en hafif kalmış sözü.

 

EZIO AUDITORE

Zw-ezioauditore

Doğum Tarihi: 1459.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

1474 yılına ait bir günlükte, büyük Floransalı tarihçi ve Ezio’nun annesi Maria Auditore, oğlunu şöyle tanımlıyordu: “Hırslı, inatçı ve geveze ancak öyle tutkulu ki onu bir şeyden caydırmak imkansız”. Birçok soylu aristokrat tarafından şehir muhafızlarına yapılan şikayetlere bakılırsa ayrıca bir çapkındı.

Büyük banker Giovanni Tornabuoni tarafından eğitilen Ezio’nun okul kayıtları, isminin korkunç bir suça karıştığı 17 yaşı civarında kesilir.

Kayıtlardan bunun ne olduğunu çıkarmak imkansızdır, çok sınırlı bir kayıt vardır ancak bunun ardından Ezio tarihten tamamen silinir sanki hiç var olmamış gibidir.

 

FEDERICO AUDITORE

Zw-federicoauditore

Doğum Tarihi: 1456.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Ezio’nun abisi ve Auditore çocuklarının en büyüğü olan Federico, 19 yaşında Medici bankasına memur olarak girdi. Ancak, banka kayıtları onun çalışmaktan çok etrafta aylaklık ettiğini göstermektedir.

Bir madde detaya girer. 17 Eylül 1475’te, bir çanta altın florin kaybolur: “Bankayı saran panikten sonra en büyük Auditore, Francesco Sassetti’ye yaklaştı ve sırıtarak çatıya gizlenmiş olan çantanın yerini gösterdi! Eğer Giovanni Auditore’nin oğlu olmasaydı, Lorenzo de’ Medici ile konuşur ve onu boynunu vurdururdum!”

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Federico 20. doğum gününden kısa bir süre sonra bankanın maaş bordrolarından çıkarılmıştı.

 

GIOVANNI AUDITORE

Zw-giovanniauditore

Doğum Tarihi: 1436.

Meslek: Banker, Danışman, Soylu.

Giovanni Auditore 15. yüzyıl Floransa bankacılığının en önemli figürlerinden biriydi. İtalya’nın dört bir yanındaki Medici banka dallarını denetleyen kişi olarak, Lorenzo hükumetle meşgulken Medici makinesinin çalışmaya devam etmesini o sağladı. Lyon bankasındaki problemlerin ilk farkına varan ve dalı kurtaran Francesco Sassetti’yi durumdan haberdar eden de, etki alanını uluslararası operasyonlara kadar genişleten de Giovanni idi.

Böylesine büyük bir yetenek Il Magnifico tarafından cömertçe ödüllendirilmişti. Giovanni, Lorenzo de’ Medici ile çok yakın bir arkadaşlık kurmuş, onun en yakın danışmanlarından biri olmuştu. 1471 yılında Papa’nın Medici bankasına desteğini sürdürmesi için yürütülen başarılı görüşmeleri Giovanni halletmişti.

Rahatlayan ve minnet duyan Lorenzo, ödül olarak Giovanni’nin konağının parasını ödemişti.

 

GIULIANO DE’MEDICI

Zw-giulianodemedici
Doğum Tarihi: 1453.

Meslek: Soylu.

Kardeşi Lorenzo’nun devlet adamlığına karşılık zampara olan Giuliano de’ Medici en çok atlı mızrak turnuvaları, düzgün fiziği ve gayrimeşru çocuğu ile bilinir.

Guiliano Pazzi Komplosu’nda öldürüldüğünde, oğlu Giulio iki insan arasında, ailelerinin kimseye bir şey söylemeden evlenmelerinde anlaşması anlamına gelen özel bir evlilik türüne izin veren Kilise yasası sayesinde meşru duruma gelmişti. Katoliklere dikkat et – metreslerin düşündüğünden çok daha güçlü olabilir.

Meşru bir Medici mensubu olduktan sonra, bir tüccar kızının oğlu olan bu çocuk sonunda Papa VII. Clement oldu.

Şunu iyi izle: VII. Clement, 1527 yılındaki Roma Yağması sırasında Papa idi, bu yağma gerçekleşirken Castel Sant’Angelo’ya hapsedildi. Kendisini tutuklayanların elinden bir… Tüccar kılığında kaçtı.

Bir tüccar kızının oğlu sefil geçmişinden kaçıp Papa oluyor ve sonunda bir kez daha tüccar oluyor. Ah, ne ironi ama.

 

LA VOLPE

Zw-lavolpe

Doğum Tarihi: ?

Meslek: Hırsız.

La Volpe (Tilki) hakkında tarih kitaplarında neredeyse hiçbir iz yoktur. İsmi açıkça bir takma isimdir ama kimin takma ismi olduğu bilinmez. Elde olan çok sınırlı veriler de neredeyse efsanevidir.

La Volpe’nin Papa’nın aracını soyduğu ve ne muhafızlarından herhangi birinin, ne de aracın içinde oturmakta olan Papa’nın bunu fark ettiği söylenir. 1467’de bir gece, Palazzo della Signoria, Palazzo Medici ve Santa Croce’nin çatılarında, aynı anda görülmüştür. Bazıları onun ölümsüz olduğunu, asla yaşlanmadığını iddia eder, bazıları da menekşe rengi gözlerinin binaların içini görebildiğini, içindekileri inceleyebildiğini söyler.

 

LEONARDO DA VINCI

Zw-leonardodavinci
Doğum Tarihi: 1452.

Meslek: Ressam, Mucit, Tasarımcı, Mimar, Bili madamı, Mühendis.

Bir noter memuru ve köylü bir kadının gayrimeşru çocuğu olarak dünyaya gelen Leonardo da Vinci Toskana’da büyüdü. Bir gün yıldızı parlayan olan birçok kişi gibi, onun da soyadı yoktu, Vinci doğduğu kasabanın ismiydi.

14 yaşındayken Floransalı bir ressam olan Verrocchio’nun yanında çıraklığa başladı. Ondan kimya, teknik çizim, resim, heykeltıraşlık ve modelleme öğrendi. 20 yaşına geldiğinde, Leonardo kendi atölyesini açtı ve sonra İtalya’da seyahat ederek, muazzam başyapıtlarından ikisini tamamladı; 1498’de “Son Akşam Yemeği” ve 1503 ile 1507 arasında “Mona Lisa”.

Seyahatleri boyunca, Leonardo bastırılamaz merakıyla sürekli araştırma yaptı ve gözlemlerini ters yazı ile defterlerine kaydetti. Diğer birçok tasarımının yanında helikopter, tank, güneş enerjisi ve bir hesap makinesi tasarımları da yaptı. Aynı zamanda bir mühendisti, garnizonlar, toplar ve hareket ettirilebilen barikatlar tasarladı.

Oldukça kabarık bir liste oluşturan epik başarılarına rağmen, Leonardo kronik erteleme huyu yüzünden işverenleri tarafından sürekli kovuldu. Parçalar tahmin ettiğinden de uzun yıllar alıyordu ve bir çoğu asla bitirilmedi bile.

Leonardo ayrıca oldukça çalkantılı bir aşk hayatına da sahipti. 1746’da oğlancılıkla suçlanan Leonardo büyük ihtimalle homoseksüeldi. Asistanı Salai, hırsızlık ve elbiselere çok fazla para harcamakla suçlanmıştı ama muhtemelen aynı zamanda Leonardo’nun sevgilisiydi de. Leonardo, ünlü tablosu “Aziz Vaftizci Yahya” da dahil olmak üzere Salai’nin birçok resmini yaptı ve 1519’da öldüğünde “Mona Lisa”yı ona bıraktı.

 

LORENZO DE’MEDICI

Zw-lorenzodemedici
Doğum Tarihi: 1449.

Meslek: Floransa’nın Yöneticisi.

Halka pek az meşru güç verirken aynı zamanda Floransa Cumhuriyeti hayalini de canlı tutan Lorenzo de’ Medici, Rönesans Floransa’sını şehrin Altın Çağı boyunca ustaca yönetti.

Lorenzo’nun büyükbabası Cosimo, Avrupa’daki en güçlü finansal yapılardan biri olan Medici Bankası’nı kurmuş ve bu sırada inanılmaz bir zenginliğe ulaşmıştı.

Cosimo’nun torunlarının en zekisi addedilen Lorenzo, henüz küçük bir çocukken diplomatik görevlere gönderilmeye başlanmıştı. Babası beceriksiz ve hastalıklı bir adam olsa da, annesi bir şairdi. Lorenzo’yu zamanın en seçkin şairleriyle tanıştırmış, içinde sanat ve kültür sevgisi yeşertmişti.

1469 yılında, henüz yirmi yaşındayken, Lorenzo Medici ailesinin lideri konumuna yükseldi ve stratejik evlilikler, tehditler, rüşvet ve şehir konseyindeki arkadaşları aracılığıyla Floransa hükumetinin kontrolünü ele geçirdi. Ancak kuklacısı olan Lorenzo ile Floransa refaha ermişti. İtalya’nın savaş halindeki şehirleri arasında barış anlaşmaları yapılmış, Botticelli ve Michelangelo eserleri gibi Rönesans sanatının başyapıtlarından bazıları onun hamiliğinde ortaya konmuştu.

Bunların yanında, Lorenzo aile bankasını yönetmektense şiir yazmaktan ve ülkeyi perde arkasından yönetmekten daha fazla zevk alıyordu. Hayatı boyunca, bankanın bazı dalları battı ve Medici varlıkları atlı mızrak turnuvaları gibi havailiklerle harcandı.

Lorenzo 1492’de öldü. Neredeyse beş parasız olarak, zengin hayat tarzına karşı popüler olan tepkiye ve çılgın keşiş Savonarola’nın gücünün yükselişine karşı koyamadı.

 

MARIA AUDITORE

Zw-mariaauditore
Doğum Tarihi: 1432.

Meslek: Yazar, Soylu.

“Etrafımı çevreleyen bu duvarlardan yoruldum ve bu güvenlikten sıkılıyorum. Şimdi, bir karar verme zamanı: Dışarı çıkacak ve hayatımda gerçekte ne olabileceğini göreceğim.”

Maria bu satırları 16 yaşında, Giovanni Auditore ile tanışmasından bir hafta önce yazmıştı.

Güçlü banker aile Mozzi ailesine mensup olan Maria, birçok önemli bilgin tarafından çevrilen ve şu anda Floransa’daki Uffizi Galeri’sinde sergilenen çok-sesli günlüğüne göre, zamanının en ünlü tarih kaynaklarından biriydi.

Ailesinden gelen parayla, Maria aile konağının avlusunda, daha sonra sanatsal bir toplanma yerine dönüşen bir fırın açmıştı. “İnancının sağlamlığı beni yerime çivileyen, ondan başka bir yere bakamadığım bir adam” dediği kişiyle burada tanışmıştı. Bu kişi Giovanni Auditore idi.

Maria ve Giovanni 1450 yılında evlendiler. Maria’nın günlük kayıtları sonraki birkaç on yıl boyunca devam eder, bunlarda bazı yeni yetişen sanatçılar üzerindeki himayesi ve bir anne olarak davranışlarını açıklar. ta ki iyice çoğalan tarihçilerden duyduğu umutsuzluk nedeniyle yazmayı ansızın bırakana kadar.

 

MARIO AUDITORE

Zw-marioauditore
Doğum Tarihi: 1434.

Meslek: Condottiero, Soylu.

Toskana kırsal bölgelerinde devriye gezen bir kaç condottieriden biri olan Mario Auditore, Anghiari Savaşı’nda yolda Milano kuvvetlerinin sürpriz bir biçimde gelişini gösteren toz bulutlarının oluştuğunu Micheletto Attendolo’ya haber vererek önemli bir rol Oynamıştı. Mario sayesinde, Milanolular’ın saldırısı önlendi ve savaşı Floransalılar kazandı.

Mario, Anghiari’de Floransa tarafında olmasına rağmen, kariyerinin büyük çoğunluğunda Toskana bölgesinin hakimiyetini ele geçirmek isteyen Floransa’nın planlarını bozarak, evi Monteriggioni’nin çıkarlarını savundu.

Mario’nun küçük kardeşi Giovanni bankacılık alanında bir kariyer için 1454 yılında Floransa’ya gittiğinde, Mario, daha sonra Giovanni’ye gönderdiği bir mektupta “hesap kağıtlarını doldurmaktansa bir erkek gibi savaşmayı tercih ettiğini” söyleyerek ailesinin Monteriggioni’deki konağına kalmıştır.

 

NICCOLÒ MACHIAVELLI

Zw-niccolomachiavelli

Doğum Tarihi: 1469.

Meslek: Filozof, Yazar, Politikacı.

“Silahsız peygamberler daima yok edilmiş, buna karşın silahlı peygamberler ise hep başarılı olmuştur”.

Bu alaycı sözler Rönesans’ın en büyük beyinlerinden biri olan Niccolò Machiavelli tarafından yazılmıştır. Realist felsefenin öncüsü sayılan Machiavelli, tüm insanların kötücül olduğuna ve eğer fırsat bulurlarsa bu doğaları gereğince davranacaklarına inanıyordu.

Floransalı bir avukatın üçüncü oğlu olan Machiavelli babasından gramer, retorik ve Latince dersleri aldı. 1494 yılında, katip ve elçi olarak devlet hizmetine girdi. Floransa diplomatik konseyinin bir üyesi olarak, 1499 ve 1512 yılları arasında Fransa, İspanya ve Roma saraylarına gönderildi.

1503’ten 1506’ya kadar, Floransa askeri kuvvetleri ve şehrin savunmasının başına getirildi. Floransa’nın, tarafsız paralı askerlere karşı süregelen başarısını devam ettirmesinde çıkarı bulunan kişileri orduya aldı. Bu stratejisi 1509 yılında, Floransa Pisa’yı yendiğinde işe yaramış gibi görünüyordu.

Machiavelli, Medici ailesi yönetimden uzaklaştırıldığında Floransa hükumetinde kalmaya devam etti ama, Mediciler döndüğünde, onu tutukladılar ve işkence ettiler. Onlara karşı komploya karışmakla suçlanıyordu.

Yanlış bir hareketini bulamayan Medici, Machiavelli’yi sürgüne gönderdi. Emekli olup, “Prens”, “Titus Livius’un İlk On Yılı Üzerine Söylev” ve “Floransa’da Komplolar ve Karşı-komplolar Tarihi” adlı ünlü yapıtlarını yazmak üzere Santa Andrea’daki konağına çekildi.

Machiavelli 1527 yılında öldü. Nerede gömülü olduğu bilinmemektedir.

 

OTTAVIANO RIARIO

Zw-ottavianoriario

Doğum Tarihi: 1479.

Meslek: Kont, Soylu.

Ottaviano, Floransa Cumhuriyeti’ndeki görevine 19 yaşındayken, Floransa’yla sıcak ilişkiler geliştirmek isteyen annesi Caterina Sforza’nın isteğiyle, condottiero olarak başladı. Forlì’den 100 adama kumandanlık etti ama bir yıl sonra Floransa parasını ödeyemeyince sözleşmesini iptal etti.

Ottavio’yu obez, beyinsiz ve ana kuzusu olarak tarif eden kayıtlara rağmen, Papa VI. Alexander (Rodrigo Borgia) kızı Lucrezia’yı Ottaviano ile evlendirmek istemiştir. Neden? Çünkü Rodrigo, damadı Forlì ve Imola bölgelerini ele geçirmesinde kilit rol oynadığı sürece, bu özelliklerin bir damatta tolere edebileceği özellikler olduğuna karar vermişti. Ayrıca, peygamber devesi kılıklı kızı Lucrezia, asla bir adamla uzun süre evli kalamamıştı. Kocaları ya iktidarsızlık yemini imzalamak zorunda kalmış, ya da ortadan kayboluvermişlerdi. Bilgece bir hareketle Caterina bu evliliğe karşı çıktı, bu Papa’yı öfkelendirmiş ve oğlu Cesare’yi Forlì’ye saldırtmıştır.

Caterina, Cesare tarafından yenilgiye uğratılıp Floransa’daki sürgününe gittiğinde onun rehberliği ile oğlu Ottaviano, yeni Papa II. Julius’u Imola ve Forlì’nin yönetimini kendisine geri vermesi için ikna etmeye çalıştı. Ancak bunun yerine Ottaviano sonunda Julius’a  Riario iddiasını satmak durumunda kaldı.

 

PAOLA

Zw-paola

Doğum Tarihi: 1438.

Meslek: La Rosa Colta’da Mama.

Tarih kitaplarında Paola hakkında pek bir bilgi yoktur ama Floransa arşivlerinde 8 yaşındayken ebeveynleri denizde öldürüldüğünde yetim kaldığı yazılıdır. Bir manastıra katılmakla fahişelik arasında kalan Paola, sokaklarda geçecek bir hayatı seçer.

16 yaşındayken kayıtlardan yok olur, 20 yaşında bir muhafızı öldürmek suçundan tutuklanana kadar. iİginç bir not olarak, mahkemede Paola’yı Giovanni Auditore savunmuş ve nefsi müdafaa ile affedilmesini sağlamıştır.

Hapisten kurtulan Paola kendi genelevini açmak ve sokaklardaki birçok talihsiz kadını kurtarmak için çalışmaya başlar.

 

PEDER O’CALLAHAN

Brother O’Callahan

Doğum Tarihi: 1452.

Meslek: Keşiş.

Düzlüğün ötesinde doğan (İrlanda’da İngiliz kontrolündeki alanın dışı yaban olarak bilinirdi, “düzlüğün ötesi” tanımı buradan gelir) Darby O’Callahan, ergenlik dönemini avlanarak ve İngiliz yerleşkelerine baskınlar yaparak geçirdi. Kayıtlarında bu dönemi “hayatımda karanlık bir nokta ama dürüst olmak gerekirse eğleniyordum” olarak tarif ediyordu.

O’Callahan’ın ıskoç babası bir Katolik’le evlenince her şey değişti. “Beni tarlalarda çalışmaya zorladı. Artık baskınlar, kızlar yoktu. Dünyadaki Cehennem gibiydi” diye yazar 1462 tarihli bir kaydında. Babasından kaçmak için, O’Callahan bir keşiş olmaya karar verdi: “Annem keşişlerin çok az iş yaptıklarını ve mevsim tatillerinde muhteşem ziyafetler verdiklerini söylemişti”.

1462’de Abbeylara Manastırı’na girerek Sistersiyen oldu. Ancak sonradan O’Callahan tarikatı fazla sert buldu: “Şafaktan akşam vaktine kadar tarlalarda çalışıyorduk, Abbott Shaw içki içmemize izin vermiyordu ve en kötüsü tüm kızlar rahibeydi. Bu daha hayal edebileceğimden çok daha derin bir Cehennem kuyusuydu.”

Kendisine yakın keşişlerden ufak bir grubu Dominikenlere katılmaya ikna eden Darby İrlanda’dan İtalya’ya doğru yola çıktı: “Bizim yerimize tarlalarda çalışacak çiftçiler kiralayabileceğimiz bir yer. Sonra, vaazlarımızı verirken Tanrı’nın güzelliğini İtalya’nın altın ışığında ve çiftçi karılarının içli yüzlerinde göreceğiz”.

Nihayetinde, O’Callahan “Kasaba halkını içki evlerinde birçok kere dinden çıkarmaya teşebbüs ettiği” gerekçesiyle 1493 yılında Dominiken tarikatından atıldı. Darby kendi kayıtlarında kendisini din değiştirtme konusunda büyük bir başarıya sahip addeder. İnsanlar “Kiliseye gelmeyi reddediyorlardı, bu yüzden beni Tanrı’nın sözlerini onların kabullenici kulaklarına ulaştırmak için içki evlerini tekrar tekrar ziyaret etmek durumunda bırakıyorlardı” şeklinde tanımladığı bir durumda olsalar da.

O’Callahan 1494 yılında Romagna’nın kırsal kesimine taşınarak Aziz Patrik Tarikatı için terk edilmiş bir kilisede bir manastır kurdu ancak insanları dinlerinden döndürmede başarılı olamadı.

1500 yılında, kendisinin “kötü kan” olarak tanımladığı hastalıktan, büyük ihtimalle frengiden dolayı öldü. Cesedi kilisenin arkasındaki küçük mezarlığa gömüldü.

 

PETRUCCIO AUDITORE

Zw-petruccioauditore
Doğum Tarihi: 1463.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Auditore çocuklarının en küçüğü olan Petruccio, doğumundan sonra Giovanni Auditore’nin Lorenzo de’ Medici’ye yazdığı bir mektupta “zayıf bir yapıya sahip” olarak tanımlanıyordu.

Anlaşılan, bu durumu zamanla değişmemişti. Petruccio hastalığı sebebiyle 12 yaşında okuldan alınmış, ve aile hekiminin kayıtlarına göre yatağa bağlanmışı. Bundan sonra bir kayda rastlanmaz, bu yüzden hastalığına yenik düşmüş olması muhtemeldir.

 

POLIZIANO

Zw-poliziano
Doğum Tarihi: 1454.

Meslek: Alim, Şair.

Olağanüstü bir şekilde, Poliziano 10 yaşında Latince ve Yunanca öğrenmiş ve 18 yaşına geldiğinde basılı bir kitabı bulunan bir yazar olmuştu bile. Lorenzo de’ Medici onu çocuklarına özel ders vermesi için kiralamış ve Studio Fiorentino’da bir işe yerleştirmişti.

Maalesef, Poliziano herkesin favori hocası olamamış olsa gerekti. 1494 yılında, muhtemelen eski öğrencisi, Piero de’ Medici tarafından arsenikle zehirlenerek öldürülmüştür.

 

ROSA

Zw-rosa
Doğum Tarihi: 1460.

Meslek: Hırsız.

Kim olduğu belirsiz bir Venedik asilzadesi ve bir fahişenin çocuğu olan Rosa, kendi başına Venedik sokaklarında büyüdü. 1475 yılında, Venedik Hırsızlar Loncası’nın liderini soymaya çalışırken suçüstü yakalandı ama Antonio onu polise şikayet etmek yerine öğrencisi olarak yanına aldı.

Onun eğitimi hakkında bazı notlar tuttu, bu notlarda onun yerden erişilemez görünen pencere kenarlarına sıçrama yeteneğinin “emsalsiz” olduğu yazıyordu.

Sosyal yetenekleri konusunda ise, kelime haznesinin “en hafif tabirle renkli” olduğu söylenebilirdi. Görünüşe göre bir kavgada kendini savunabilecek durumdaydı da. Antonio şöyle yazıyordu: “Onu son öpmeye çalışan hırsızlarımdan biri ağzının bir kısmı sağlam halde kaçtı”.

 

TEODORA

Zw-teodora

Doğum Tarihi: 1450.

Meslek: La Rosa della Virtù Maması.

Teodora Kilise’ye girdiğinde ailesini terketmiş olmasına rağmen, Venedik vergi kayıtları onun Contanto ailesinde büyüdüğünü söylemektedir. Ebeveynlerinin bir kuyumcu dükkanı vardı ve Teodora annesinin yanında tezgahtar olarak çıraklık yapmıştı.

1462’de bir müşteri şöyle yazmıştı: “Bugün Margarita için Contantolar’ın köşedeki dükkanından bir çift elmas küpe aldım. Büyüleyici bir genç hanım paketlemede bana yardım etti. Küpeleri bana uzattığında, parmaklarımız birbirine değdi. Bir an önce dükkanı terk etmek zorunda kaldım. Ah Tanrım, keşke hiç evlenmemiş olsaydım”.

Mahkeme kayıtları Teodora 17 yaşına bastığında, dokunmaktan çok daha fazlasını yapıyor olduğunu gösteriyordu. 26 Kasım 1467’de evli bir adamla zina ederek nişanlandı ve ardından adamın karısı Venedik mahkemelerini alarma geçirdi. Bu tür durumlarda yaygın olduğu üzere, ailesi onu hayatının geri kalanını dua ederek sessizlik içinde geçirmesi için bir rahibe manastırına yolladı.

Teodora 1467 yılında yaptıklarının kefaretini ödemek üzere Santa Maria degli Angeli’ye girdi. Ancak, 1473’te, ön kapıya asılı bir not bırakarak Kilise’den kaçtı. Notta, manastırlardaki hayatın kısır ve dünyevi olduğu, birinin “Tanrı’nın kolları arasına gerçekten girmesinin” ancak “bir başkasının arkadaşlığı ile” olabileceği yazıyordu.

Teodora aynı yıl La Rosa della Virtù’yu açtı. Oldukça sık uğrayan bir müşteri olan şair Pietro Bembo’ya göre, genelev “Katolikliğin yeni bir kolunun kilisesi” idi.

 

HEDEFLER

 

CHECCO VE LUDOVICO ORSI

CHECCO ORSI

Doğum Tarihi: 1458.

Meslek: Soylu, Profesyonel Hırsız.

 

LUDOVICO ORSI

Doğum Tarihi: 1455.

Meslek: Soylu, Profesyonel Hırsız.

 

SILVIO BARBARIGO IL ROSSO

Doğum Tarihi: 1435.

Meslek: Venedik Yüksek Mahkemesi Üyesi, Devlet Engizisyon Üyesi, Soylu.

 

GIROLAMO SAVONAROLA

Doğum Tarihi: 1452.

Meslek: Dominikan Rahibi, Floransa’nın Lideri.

 

MARCO BARBARIGO VE DANTE

MARCO BARBARIGO

Doğum Tarihi: 1413.

Meslek: Soylu, Venedik Docu.

 

DANTE MORO

Doğum Tarihi: 1460.

Meslek: Marco Barbarigo’nun Kişisel Muhafızı.

 

CARLO GRIMALDI

Doğum Tarihi: 1445.

Meslek: Soylu, Onlar Konseyi Üyesi.

EMILIO BARBARIGO

Doğum Tarihi: 1421.

Meslek: Tüccar Loncası Lideri, Soylu

 

FRANCESCO DE’PAZZI

Doğum Tarihi: 1444.

Meslek: Soylu, Banker.

 

PAZZI KOMPLOCULARI

FRANCESCO SALVIATI

Doğum Tarihi: 1443.

Meslek: Pisa Başpiskoposu.

 

JACOPO DE’PAZZI

Doğum Tarihi: 1421.

Meslek: Banker, Soylu.

 

STEFANO DA BAGNONE

Doğum Tarihi: 1418.

Meslek: Rahip, Jacopo de’ Pazzi’nin Danışmanı

 

ANTONIO MAFFEI

Doğum Tarihi: 1450.

Meslek: Rahip.

 

BERNARDO DI BANDINO BARONCELLI

Doğum Tarihi: 1453.

Meslek: Banker.

 

RODRIGO BORGIA

Doğum Tarihi: 1431.

Meslek: İtalyan Tapınakçılarının lideri, Soylu.

 

UBERTO ALBERTI

Doğum Tarihi: 1416.

Meslek: Gonfaloniere di Giustizia, Adalet Yasaları İnfazcısı, Hain.

 

VIERI DE’PAZZI

Doğum Tarihi: 1454.

Meslek: Soylu.

Fazlasını Oku