ACB Veritabanı / Resimler

AZİZ JEROME SAHRADA

Leonardo, bu bitmemiş çalışmasında Aziz Jerome’u inzivaya çekildiği Suriye çölünde resmetmektedir.

 

BİR MÜZİSYENİN PORTRESİ

Leonardo’nun bu portesi Franchino Gaffurio’yu temsil eder, kendisi Milano Katedrali’nin maestro di cappellasıdır.

 

KAKIM KÜRKLÜ KADIN

Leonardo’nun bu portresinin modeli Ludovico Sforza’nın metresi Cecilia Gallerani’dir.

 

MECUSİ’NİN TAPINMASI

Mecusi hayranlık içinde diz çöktüğü sırada Bakire Meryem İsa’yı tutuyor. Arkadaki harabe İsa’nın doğduğu gece yıkıldığı söylenen Maxentius Bazilikası.

 

TEBLİĞ

Baş Melek Cebrail Meryem’e görünüyor, ona İsa Mesih’e hamile kalacağını söylüyor. Mekan ise bir Floransa villasının kapalı avlu bahçesi. Leonardo bu kompozisyonda bazı perspektif hataları yapmıştır, bu da 20 yaşındayken hala öğrenme sürecinde olduğunu göstermektedir.

ACB Veritabanı / Belgeler

1. ROMULUS PARŞÖMENİ

Dövülmüş en iyi zırh setlerinden biri olan ailemin zırhını burada bırakıyorum. Bu zırhı bulan savaşta zırhın gücünü alsın.

– EL YAZISI DEĞİŞİYOR –

Onu aldık ve demir kapının arkasına geri koyduk. Kapıyı açmak için gereken altı kilit kardeşlerimiz arasında dağıtıldı. Onların Romulus’tan geldiği söylensin, böylece itaat edeceklerdir.

 

2. ROMULUS PARŞÖMENİ

Gördüğüm şeyi kavramaya çalışırken nefesim boğazımda düğümlendi ve dizlerimin üstüne çöktüm. Bu kabuslarımdaki mağara. Gecelerce uykumda bu mağarayı keşfe çıktım. Onu bulmaya zorlanmıştım.

Kararımı verdim. Konseyi toplayacağımız yer burası. Düşmanımız, dostumuz, ebedi diktatörümüzün düşüşünü planlayacağımız yer burası. Kırkımız, hepimiz bir senatörüz. Hepimiz bir Kurtarıcı’yız. Cassius planı oluşturma görevini bana verdi, lakin henüz aklımda bir plan yok.

 

3. ROMULUS PARŞÖMENİ

İlk konsey sona erdi. Sorunumuz ortada, çözümümüz ise henüz belirsiz. Sezar Senato’dan uzaklaşıyor, yabancı yöneticilere güvenip Mısırlı orospusunun ego ve debdebesini benimsiyor. Bize hitap ederken ayağa kalkmayı reddediyor ve endişelerimizi küçümsüyor. Romalıların işleriyle ilgisi olmayanlarla, dalaverecilerle, düzenbazlarla doldurduğu kendi özel senatosunu oluşturdu. Kardeşlerim kana susuyor, ancak ben kan dökebileceğimden emin değilim.

Kardeşlerim ayrıldıktan sonra ben mağarayı keşfetmeye devam ettim. Beni buraya çeken her ne ise onun izlerine rastladım. Fısıltılar. Topraktaki çatlaklardan süzülen ışıklar. Kapı da bir başka muamma. Çözümü bulmam gerekiyor.

 

4. ROMULUS PARŞÖMENİ

Kapı açıldı! İçeride bulunanlar algılarımı değiştirdi ve beni titrer halde bıraktı, kendi inançlarımın en sağlam sütunları devrildi. Her olay çoktan ölmüş bir şey tarafından dövülen bir zincirin bir başka halkası. Yoksa hâlâ yaşıyor mu?

Kendimi sakinleştirdim ve ışığa doğru gitmeye cüret ettim. Zihnimin içinde hayaletler uğulduyor, beni içeri çağırıyorlar. Daha önce hiç bu kadar büyük, hayali bir ışıkla parlayan bir mimari görmedim. Odanın ortasında bir şey uzanıyor, erişemeyeceğim denli güçlü bir varlık. Bunun tasarımında mutlaka Tanrıların parmağı olmalı, lakin hangi Tanrılar?

Yerden bir kaide yükseldi. Bu çılgınlıktan kaçmak istedim ama beni geri çekeceğini biliyordum. Avcumu kaidenin üstüne koydum ve bir anda körleştim! Vahiyle doldum! Roma’yı alevler içinde gördüm ve harekete geçirildim.

 

5. ROMULUS PARŞÖMENİ

Tekrar mağarada toplandık, ama yaptığım keşfi kardeşlerimden gizledim. Planımı tekrar düzenledim; bazı ayrıntılar benim fikrim ama diğerleri sağgörülerimin eseri. Katkılarım pratiğe yönelik: kaçışı engellemek için grup halinde saldıracağız ve her birimizin bu göreve katkıda bulunduğundan emin olacağız. Onu dostlarından hiçbirinin giremeyeceği Senato’ya çekeceğiz. Görülerim bana Mars’ın bu gününde saldırmamız gerektiğini, niyetimin bugün test edileceğini ve başarısız olmamam gerektiğini gösterdi.

Şiddet kullanan biri değilim, ama aile yadigarı hançerimi hazırladım. Giysimi başlığımın içine tıkıştıracak ve kutlamalar için ayrılacağım.

 

6. ROMULUS PARŞÖMENİ

Sezar öldü, bir zamanlar bir çoğuna arkadaşım dediği yurttaşları tarafından yirmi üç kere bıçaklandı. Yaptıkları yüzünden değil, bir gün olabileceği adamın endişesi yüzünden öldü. Sezar kendini zor kaderine teslim etmeden önce yalnızca benimle göz göze geldiğinden, suçluluk duygum beni yiyip bitiriyor. Benim o gözlerde gördüklerimi o da görebilmiş miydi?

Ben, Marcus Junius Brutus, mağaraya ve altındaki odaya döndüm. Zırhımı ve hançerimi geride bıraktım. Belki bir gün, bir başkası buraya benimkine benzer, trajik bir amaçla çağrılır. Belki de bu sensin, bu yazıları okuyan kişi.

Çetin geçen sınavıma rağmen elimde cevaplar yok, lakin yakın zamanda bulacağımı sanıyorum. Bu odaya giren kişi, yüksek sesle konuş–

(parşömenin son kısmı kayıptır.)

 

ŞİFRELİ ROMULUS MEKTUBU

5, 78, 456, 34, 5, 67, 48, 73, 1, 72, 83, 9, 103, 6, 85, 6, 95, 7, 27, 96, 24, 7, 6, 8, 24, 81, 49 4, 8, 2, 0, 78, 5, 6, 83, 94, 82, 91, 29, 8, 79, 6 ,59, 28, 39, 56, 29 4, 82, 94, 77, 369, 30, 275, 463, 542, 61, 79, 73, 527, 59, 827, 36, 921, 72, 3, 76, 37, 92, 84, 97, 84, 3, 285, 48, 920, 146, 88, 26 83, 86, 68, 93, 69, 97, 30, 95, 10, 85, 37, 9, 28, 48, 51, 94, 57, 28, 38, 52, 56, 82, 192, 83, 76,  72, 198, 54, 29, 76, 45, 376, 82, 89, 85, 39, 283, 45, 77, 438, 58, 95, 38, 78, 65, 78, 398, 386, 72, 79, 62, 59, 38, 65,  68, 37, 58, 72, 79, 328, 258, 267, 62, 76, 73, 211, 63,  75, 67,  97, 345, 167, 37, 84, 67, 63, 79, 58, 75, 48, 174, 89, 43, 78, 48, 38, 49, 26, 57, 53, 267, 86, 54, 65, 62, 68, 45, 97, 2, 4, 75, 86, 29, 49, 83, 89, 67, 52, 78, 83,45, 69, 386, 48, 122, 1, 174, 76, 392, 56, 621, 52,78, 45, 87, 45, 276, 92, 89, 42, 89,45, 7.

 

ÇÖZÜLMÜŞ ROMULUS MEKTUBU

ACİLEN ULAŞTIRILMADIR

Papa Hazretleri ve Şanlı General Cesare vaaz metinlerini Romulus’un Suikastçılar’a saldırılması gerektiğini yazdığı mesajını içerecek şekilde değiştirmenizi buyuruyorlar. Daha önce ürkmüş Roma vatandaşlarını etkili bir şekilde kapımıza gönderdiğiniz gibi şimdi de aynısını bu şehri Suikastçılar’dan kurtarmak için yapmalısınız.

Bankaya siz ve diğer rahiplerin çekebilmesi için her zamanki miktarda florin yatırılacak.

Tanrı yardımcınız olsun,

Kardinal Francisco de Borja

 

CRISTINA’YA YAZILAN MEKTUP

Cristina,

Sevgilim, seninle yalnız görüşmeliyim. Benimle ara sokakta buluş.

Ti amo, amore mio,

~ Kocan

ACB Veritabanı / Mekanlar

FLORANSA

 

CASA DI VESPUCCI

Ünlü Amerigo Vespucci’nin büyük büyük amcası tarafından 1350 yılında yapılan nispeten gösterişsiz Vespucci konağı, ilk boyalı ön cepheye sahip ev olmasıyla ünlüdür; ki bu daha sonra Oltrarno bölgesindeki neredeyse her eve uygulanmıştır.

 

FIRENZE

 

M.Ö. 59 yılında Julius Caesar tarafından kurulan, Romalıların çağırdığı adıyla Florentia, çabucak bir ticaret merkezi haline geldi.

5. yüzyılda Roma’nın yağmalanmasından sonra Ostrogotlar kontrolü ele geçirdi. Onların yönetimi sırasında şehir sürekli olarak Bizanslıların saldırısı altındaydı, nüfus 1000 kişinin altına düşmüştü. Lombardiyalılar 6. yüzyılda güç kazandı ve Bizans saldırılarına son verdiler.

Floransa 14. yüzyılda 80,000 nüfusa ulaştı, bunun 25,000 kadarı yün endüstrisinde çalışıyordu. 1378 yılında, alt sınıflar tarafından başlatılan büyük ayaklanma yün tarayıcılarının güçlenmesine ve yönetimi ele geçirmesine yol açtı. Alt sınıfın ilerlemeci, radikal demokratik yönetimi 2 aydan kısa sürdü ve ardından üst sınıf kontrolü tekrar ele aldı, fakat ayaklanma zenginleri o kadar korkutmuştu ki, olayın üstünden yüz yıl geçtikten sonra bile hala fısıltılarla konuşuluyordu, tıpkı günümüzün 1960’lardaki hippi hareketi gibi.

Ayaklanmanın ardından Albizzi ailesi kendiliğinden yönetici konumuna yükseldi. Floransa’da hızlı bir şekilde etkisini arttıran yeni zengin banker Medici ailesinin yükselişinden rahatsız olan Maso ve Rinaldo Albizzi, Cosimo de’ Medici’yi hapse attılar ve 1433 yılında sürgüne yolladılar. Ancak Cosimo perde arkasında etkisini artırmaya devam etti ve 1434 yılında gücüne kavuşarak, Cosimo’ya hep sadık kalmış olan Luca dışında tüm Albizzi ailesi fertlerini sürgüne yolladı. Luca Albizzi, 1442 yılında Cosimo’nun eski dostu Ilario Auditore’nin yerine, Gonfaloniere olarak Floransa’nın yönetici organı Signoria’ya katıldı.

Etkileyici kamu binaları yapan ve Michelangelo, Leonardo ve Botticelli gibi ilham kaynağı kişileri destekleyen Medici yönetimi altında Rönesans, beşiği olan Floransa’da güven içinde başladı.

 

GIOTTO’S CAMPANILE

1334 yılında, Giotto di Bondone (ünlü mimar ve ressam) tarafından yapımına başlanan gotik tarzdaki bu ünlü çan kulesi, Giotto öldüğünde henüz tamamlanmamıştı. Daha sonra yapımı Andrea Pisano devraldı ancak o da 1348’de Kara Ölüm’e yenik düştü.

1359 yılında kulenin yapımı, en üst üç kat için Giotto’nun planlarından sapan Francesco Talenti tarafından tamamlandı. En üst üç katı perspektife göre genişletmişti, böylece aşağıdan bakıldığında, üç kat da eşit büyüklükte gibi görünüyordu.

Kule Carrara’dan gelen beyaz, Siena’dan gelen kırmızı ve Prato’dan gelen yeşil mermerlerle kaplıdır. Tepeye kadar toplam 414 merdiven vardır, belki de bu Charles Messier’in tam 414 yıl sonra Girdap Gök Adası’nı keşfini tahmin ediyordu. Belki de etmiyordu.

 

LOGGIA DEI LANZI

1376 ve 1382 yılları arasında Benci de Cione ve Simone di Francesco Talenti tarafından yaptırılan Loggia dei Lanzi, Floransa’nın kanun koyucuları olan Signoria’nın yemin edecekleri yer olarak inşa edilmişti.

16. yüzyılda, Mediciler halka iplerin kimin elinde olduğunu gösterecek şekilde tepeye bir balkon yaptırdılar.

 

PALAZZO AUDITORE

1473 yılında yapımı tamamlanan Palazzo Auditore, sade taş işçiliği ve Roma üslubu sütunları ile dikkate değerdir. Giovanni Auditore, Leone Battista Alberti’ye ait olan eskiz çizimlerine bakarak binayı kendisi tasarlamıştır.

Yapımı tamamlandıktan sonra, bina Santa Maria Novella bölgesinin temel yapılarından biri haline geldi. Lorenzo de’ Medici, Giovanni’ye gönderdiği 1474 tarihli bir mektupta, cephenin “gereksiz gösterişten” uzak oluşuna hayranlığını belirtir.

 

PALAZZO DELLA SIGNORIA

Arnolfo di Cambio Palazzo della Signoria’yı (Palazzo Vecchio olarak da bilinir) 1299 yılında, Floransa’nın yöneticileri, Signoria için tasarladı.

Signoria şehirdeki loncalar tarafından seçilen dokuz üyeden (diğer adıyla, Priori) oluşuyordu, her bölgeden iki kişi, ve bir de Adalet Bayraktarı. Üyelerin kur’ayla seçilmesi gerekiyordu, ama Medicilerin gücü ele geçirmesinden sonra, kur’alardan yalnızca onlara yakın kişiler çıkmaya başladı. Halkın hükumeti, değil mi?

İlginç bir gerçek: Ön taraftaki kule tam ortalanmamıştır çünkü daha eski bir yapıdan kalmadır ve Palazzo ile sonradan birleştirilmiştir. İçinde iki küçük hücre vardır, ve birinde bir zamanlar Cosimo de’ Medici hapsedilmiştir.

 

SANTA MARIA DEL FIORE

İtalya’nın en büyük kiliselerinden biri ve Floransa’daki en büyük yapı olan Santa Maria del Fiore, birçoklarınca Rönesans mimarisinin ilk başyapıtı olarak kabul edilir.

Kilise 1296 yılında Arnolfo di Cambio tarafından tasarlanmış olmasına rağmen kubbenin yapımına 15. yüzyılın başlarına kadar başlanmadı. Cambio çok uzun zaman önce ölmüş olduğundan, o zamanki mimarların hiçbiri böyle devasa bir yapının nasıl yapılabileceğini bilmiyorlardı, Floransa’da destek iskelelerinin kullanılması yasaktı ve sıvanın hazırlanması günler alıyordu.

Ama henüz her şey bitmemişti. Müthiş bir geri dönüş hikayesiyle, daha önce Vaftizhane kapılarının tasarımı ihalesini kaybeden bir mimar, Filippo Brunelleschi, kubbenin tamamlanması için açılan yarışmayı kazandı. Daha önce yenildiği tasarımcı Lorenzo Ghiberti’yi yenmişti.

Brunelleschi yukarıda çalışan işçilerin kubbeyi tamamlamaları için ihtiyaçları olan taşları yukarı çıkaracak makineleri icat etti, ayrıca tüm kubbeyi kubbe kalıbı (taşlar yerleştirilirken kubbeyi sabit tutan bir destek yapısı) kullanmadan inşa etmeyi başarmıştı. 4 milyonun üstünde taş barındıran kubbe 1436 yılında tamamlandı.

Fener, Brunelleschi 1446’da öldükten sonra eklendi ve içinde kutsal emanetleri de barındırdığı söyleniyordu. Söylentilere göre, bunun yerine aslında içeride yeri tam olarak bilinmeyen koca bir lahit yatıyordu.

 

SANTA TRINITA

1258’de önceden var olan bir kilisenin üstüne yapılan Santa Trinita (Kutsal Teslis) en çok, Michelangelo’nun hocalarından biri olarak bilinen ünlü ressam Domenico Ghirlandaio’nun Aziz Francis’in hayatını anlattığı freskleriyle süslü Sassetti Şapeli ile ünlüdür.

Santa Trinita, müritleri ömürleri boyunca sıkı sıkıya sessizlik ve açlıkla terbiye edilen ciddi bir tarikat olan Vallumbrosa keşişlerinin ana kilisesiydi.

Santa Trinita freskleri her ne kadar çok güzel olsalar da, manastırlarının dışına çıkmaları halinde dayak cezasıyla karşı karşıya olan Vallumbrosa keşişlerinin pek azı bunları görmüştü.

 

 

LEONARDO’NUN MAKİNELERİ

 

CASTEL DELL’OVO

Eski Megaride adasında inşa edilmiş bir ortaçağ kalesi olan Castel Dell’Ovo, adını büyük bir büyücü olduğuna inanılan efsanevi Romalı bir şairden almıştı. Efsaneye göre şair kalenin temeline yapıyı desteklemesi için sihirli bir yumurta koymuştu.

Orijinal yapı, aynı zamanda son Roma İmparatoru Romulus Augustus’un idam edildiği yer olan kale haline getirilmiş bir villa idi. Bazıları Romulus’un burada kaldığı süre boyunca yediği omletlerin tadını hiç beğenmediğini söyler.

Neden acaba?

 

COLLI ALBANI

Bu volkanik tepeler Roma’nın 20 kilometre güneydoğusunda uzanır. En yüksek zirve, Monte Cavo, iki küçük volkanik göl içerir, ki bunlardan biri Lago di Nemi’dir. Zirve çoğunlukla, Romalı generallerin zafer kutlamalarını Roma’da yapmalarının yasak olduğu dönemde kutlama için seçtikleri yer olurdu.

 

LAGO DI NEMI

Roma’nın yaklaşık 30 kilometre güneyindeki bu küçük volkanik göl adını etrafındaki en büyük şehir olan Nemi’den almıştır. Göl en çok içindeki devasa batık gemilerle ünlüdür. Bunların büyük olanlarının 1. yüzyılın yüzen sarayları olduğu düşünülmektedir. Bu gemilerde, günümüz teknolojisinde karmaşık ısıtma sistemleri ve banyolardaki su tesisatları gibi bazı teknolojilerin olduğu sanılmaktadır.

 

MONTE CIRCEO

Ayrıca Cape Circeo olarak da bilinen Monte Circeo günümüzde, Roma’nın 100 kilometre kadar güneybatısındaki Pontine Bataklıkları’nın güneybatı sınırını işaretleyen dağlık bir burundur. Jeologlar burnun doğu sırtlarında antik bir kalenin kalıntılarına ulaşmışlardı. Kalıntıların kime ait olduğu belli değil fakat manzarasının şahane olduğuna şüphe yok.

MONTE VESUVIO

Tarihteki belki de en efsanevi volkanlardan biri olan Vezüv, M.S. 79 yılındaki patlamasında Pompei ve Herculaneum’u yok etmişti, ancak aslında ikisi de hiç var olmamıştı. Bu felaketten sonra uyuyan canavar yaklaşık otuz kere daha patladı. Patlaması halinde etkili olabileceği alan içerisinde 3 milyon kişinin yaşadığı bu volkan, hâlâ dünyadaki en tehlikeli volkanlardan biri olarak kabul edilir. Arsaların burada ucuz olduğunu duydum, belki de yatırım yapmalıyız.

 

NAPOLI

2,800 yıldan daha eski bir geçmişi olan Napoli (ya da Naples) derin ve zengin bir tarihe sahiptir, kökleri M.Ö. 8. yüzyılda bulunan Yunan yerleşimlerine kadar uzanır. Varlığı boyunca şehrin kontrolü birçok kez el değiştirmiş ve bir dönem boyunca Gotlar ve Romalılar arasında gidip gelmişti. Bir seferinde, Bizans Romalıları şehri su kemerlerinin içine saklanıp korunaklı kapıları geçerek ele geçirmişlerdi.

Orta Çağlarda Normandiyalılar, liderler ve asillerin kimin yönetici olması gerektiği konusunda kavgaya tutuştukları 300 yıl boyunca şehrin yönetiminde kaldılar. Onların yönetiminin ardından bu zengin ticaret şehrinin kontrolü, aralarında Fransa ve İspanya’nın da bulunduğu bir çok şehir devleti ve ülkenin arasında el değiştirdi.

Fransız egemenliği XII. Louis ile 1501 yılında başladı ancak yönetimleri sadece 1505 yılına kadar sürdü. Ardından İspanya adına Ferdinand yönetimi ele geçirdi. Bu süre boyunca Napoli, Paris’in ardından Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri haline gelmesinin yanında, Rönesans’a kazandırdığı Laurana, de Messina ve Poliziano gibi sanatçılarıyla da övünmekteydi.

 

NERA

Tevere (Tiber) nehrinin bir kolu olan bu 116 kilometrelik ırmak neredeyse İtalya’nın Umbria şehri boyunca devam ediyordu. Ayrıca bu işten paçayı sıyırabilirsek bu nehirdeki müthiş sinekle avlanma potansiyelinin de keyfini çıkaracağımı eklemeliyim.

Sen davetli değilsin.

 

PORTO DI NAPOLI

Castel Nuovo’nun tam doğusunda kalan Porto di Napoli öteden beri şehrin ticaret merkezi olagelmişti. Porto’nun tarihi, M.Ö. 9. yüzyılda Napoli’ye yerleşen Yunanlılara kadar uzanır.

Şehrin büyümesiyle limanın Avrupa ticaretindeki rolü de büyüdü.

 

VALNERINA

Umbria dağlarının arasında İtalyan Nera nehrinin şekillendirdiği bir vadi olan Valnerina rüzgarlı yolları ve sarp, dar geçitleriyle ünlüdür. İlerlemenin özellikle zor olduğu bir bölgeydi.

 

 

NAVARRA

 

CASTEL VIANA

Louis de Beaumont’un elinde bulunan ve Cesare Borgia’nın 10,000 adamıyla kuşattığı büyük bir garnizona sahip saray. Kale inanılmaz güçlü doğal bir yapıya sahipti ve o zamanlar esasen yıkılamaz duvarları vardı. Bu sebeple, Cesare içerideki kuvvetleri zayıflatmak için kaleyi kuşatmış ve umutsuzca sürpriz bir saldırı beklemişti. İstediğini aldı.

 

VİYANA

Sanırım Cesare’nin buraya nasıl geldiğini bilmek istiyorsundur. Seni aydınlatacağım.

1506 yılıydı. Cesare Castile’de tutsaktı. Bir ip yardımıyla pencereden sarktı ve 70 fitten yere düştü, bir kaç kemiği kırılmıştı ancak şans eseri bir köylünün üstüne düşmesi düşüşünü hafifletmişti. Köylünün iki bacağı da kırılmış ve yakalanıp idama götürülmek üzere odacıkta kalmıştı. Cesare köylünün kıyafetleri içinde kaçtı ve Santander’den bir gemi kiraladı. Kayın biraderinin sarayının bulunduğu Navarra’ya ulaştı. O zamanlar Navarre, Kastilyalılar’ın gizliden desteklediği ayaklanmalarla boğuşuyordu. Kral, Cesare’den 10,000 kişilik ordusuna komuta etmesini istedi. Görevi Viyana Kalesi’ni Lerin Kontu’ndan ve ona yardım eden Kastilyalılardan geri almaktı.

Heyecanlanan Cesare, Lucrezia’ya bir mektup yazmıştı: “Kale düşürüldüğünde, Fransızlar’ın yardımını arkama alacak ve tekrar Roma’ya yürüyeceğim.”

 

 

ROMA

 

ACQUA ANTONINIANA

Caracalla tarafından 212’de inşa edilen Antoniniana, bilhassa Caracalla’nın özel banyolarına su sağlamak için tasarlanmış Marcia’nın ikincil kanalıydı. Farklı papaların yaptırdığı birçok tamirat sayesinde onuncu yüzyıla kadar, diğer parçalarından çok daha uzun süre, işler halde kaldı. Bir noktadan sonra, yüzyıllar boyu köylülerin göz yaşlarını taşımaya devam etti.

 

ACQUA MARCIA

Bu etkileyici ve afallatıcı bir şekilde 91 mil boyunca uzanan sistem 11 Roma dönemi su kemerinin en uzunuydu. M.Ö. 144 ve 140 yılları arasında yapılan kemer, yapımcısı yargıç-yönetici Qunitus Marcius Rex’in adını almıştı.

Sonraki 200 yıl boyunca bakımı yapıldı ve hatta kemer uzatıldı, ancak, her ücretsiz amme hizmeti gibi, Nero yönetimi zamanında o kadar çok kişi kemerden kişisel kullanımı için su çekiyordu ki kemer şehre ulaştığında içindeki su ince bir akıntı haline gelmiş oluyordu.

 

ACQUA VERGENE

Adını kısmen içinden akan el değmemiş sulardan, kısmen de su isteyen 30 Romalı askeri su kaynaklarına götüren güzel bir kızı anlatan (askerlerin kızın bakire olduklarını nasıl bildikleri apaçık ortada) bir mitten alan Acqua Vergene Roma’daki en ünlü su kaynağıydı. Kaynakları Trevi Çeşmesi’ni, Villa Borghese’i, Piazza Novana’nın kuzey ve güney çeşmelerini ve Piazza del Popolo’nun çeşmelerini besliyordu, bunların hiçbirini göremeyeceksin çünkü hepsi de 16. yüzyılın ortalarında yapıldılar.

Dünyadaki en iyi içme sularından biri olduğu düşünülürse, Romalılar ve ziyaretçiler doğal olarak mataralarını doldurmak için kuyruklar oluşturuyorlardı ancak 2007 yılındaki bir yapım kazasında Vergene’nin sularının geçici olarak kesilmiş olması ve Trevi Çesmesi’ni temiz tutmak için her gün suya kimyasallar karıştırılması nedeniyle, ben çayı tercih edeceğim.

 

ACQUEDOTTO CLAUDIA

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

Şehri besleyen antik su kemerlerinden biri olan Acquedotto Claudia, en yüksek veriminde 14 bölgeye su sağlayabilecek kapasitedeydi. Bu güvenilir kaynak, Nero Altın Saray’ını yaptırdığı sıralarda açıklanamaz bir biçimde, dokuz senede git gide kurudu. Nero’nun küçük sevimli projesi büyük miktarda su gerektiriyordu ancak, şans eseri, binanın esas yapım alanı Claudia castellum (su deposunun) ayağının dibindeydi. Saray tamamlandığında su tekrar artarak yeterli seviyeye geldi. Tarihçiler o günden günümüze dek bu kuraklığa neyin sebep olduğu konusunda şaşkındırlar. Benim tahminim: dramatik derecede stres.

 

ARCO DI COSTANTINO

Genel olarak İmparator I. Constantine’in kötülüğe karşı doymak bilmeyen bir arzusu olduğu kabul edilir. Bu yüzden, 312 yılında İmparator Maxentius’u yenip tahta geçtiğinde, zaferinin anısına bu kemeri yaptırmasını kimse garipsememişti. Kemerin üstündeki tüm çizimler diğer anıtlardan yağmalanmış ve anlamını değiştirmek adına üzerlerinde oynanmıştı.

Bazı tarihçiler 4. yüzyıl sanatçılarının basitçe böyle gösterişli parçalar yaratacak yetenekleri olmadığını ve kemeri yalnızca şehrin farklı yerlerindeki harabelerden alınma eski usta işi eserleri yeniden işleyerek tamamlayabildiklerini iddia ederler. Romalılar asla herhangi bir şey kopyalamadıklarından, bu mantıksız bir iddiaydı.

Ne yaptığımı gördün mü? İğneleme.

 

ARCO DI SETTIMIO SEVERO

Roma Forumu içerisinde Campidoglio’nun ayaklarının dibinde duran Arco di Settimio Severo, İmparator Septimus Severus’un Partlar’a karşı elde ettiği zaferlerin anısına dikilmiş bir zafer anıtıdır. Septimus öldükten sonra, oğulları Caracalla ve Geta ortak imparatorlar olarak yönetimi paylaştılar. Ancak, 212 yılında, Caracalla Geta’ya suikast düzenledi ve hemen ardından, kemerin üzerindeki Geta’nın sureti ve ona dair yazıtlar dahil, Geta’nın varlığına ilişkin tüm kayıtları yok etti. Sanırım kardeş rekabeti Geta için çok sağlıklı olmamıştı.

 

ARCO DI TITO

İmparator Domitian tarafından M.S. 82 yılında ölen kardeşi Titus anısına yaptırılan Arco di Tito, Titus’un Kudüs Talanı’ndaki zaferini yad ediyordu. Bu kemer ardından dikilecek olan bir çok kemere esin kaynağı oldu, bunların en önemlileri Paris’teki Arc de Triomphe ve Constantine Kemeri’dir.

 

AVENTINO

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

Üzerinde antik kentin yer aldığı Roma’nın Yedi Tepesi’nden bir diğeri olan Aventino, monarşi ve erken Demokrasi döneminde esas olarak bir banliyö mahallesi idi. M.Ö. 456 yılında kabul edilen bir yasa avam tabakasından olanların da tepede mülk sahibi olabilmelerini sağladı, bunun ardından şehir kısa sürede büyüyerek duvarlarının dışına taştı. Bu hızlı büyüme şehri Galyalılar tarafından işgal edilmeye çok daha açık bir hale getirmişti. Kanlı bir işgalin ardından Senato, Birleşik Devletler’de sağlık reformu yasasının geçmesinden hemen önce olup bitenlere çarpıcı derecede benzeyen gecikmiş bir reaksiyon alarak, Aventino’yu çevreleyen bir duvar yapılmasına dair bir kanun önerisini kabul etti.

 

BASILICA DI MASSENZIO

Bazilika’nın yapımına, daha sonra Milvian Köprüsü Savaşı’nda Constantine tarafından yenilgiye uğratılacak olan İmparator Maxentius yönetiminde, 308 yılında başlandı. Constantine 312 yılında bina tamamlanana kadar yapımı denetledi ve Maxentius’un projesini bitirmenin tadına vardı.

Bazilika mahkeme binası, meclis salonu ve toplantı salonu olarak kullanılan çok amaçlı bir yapıydı. Tasarımında diğer bazilikalardan ve Roma dönemi banyolarından esinlenmeler vardı ama bir bütün olarak, tamamen özgündü.

 

BASILICA DI SAN PIETRO

326 yılında yapılan orijinal Aziz Peter Bazilikası, bugün varolan epik yapının aksine, Latin haçı biçiminde yapılmıştı. Cennet Bahçesi adı verilen avlu girişin hemen önünde uzanıyor, takipçileri kilisenin ana kapılarına çağırıyordu.

Müsrifçe dekore edilen pagan tapınaklarının aksine, Aziz Peter’ın cephesi oldukça sadeydi. Şükürler olsun ki Katolik Kilisesi yeni Aziz Peter’ı yaptığında tüm bunları aşmıştı. Elbette, bunun dezavantajı dinin inanılmaz bir şekilde bozulmuş olmasıydı, ama, hey, her güzelliğin bir bedeli vardır.

Bazilika eski Nero Sirki’nin üzerinde yapılmıştı, ama sen patlamış mısırlarını ve şekerlerini eline almadan söyleyeyim, bu modern bir sirk değildi. Romalıların meşhur Hıristiyan idamları burada da ana gösteriydi. Aziz Peter, diğer bir çokları gibi, burada asılarak öldürülmüştü. Bazilika bu anti-Hristiyan bölgesinin üstüne yapılmıştı, sanki İmparator Constantine tarafından tarihin bilerek değiştirilmesi amacıyla yapılmış gibiydi, çünkü eğer artık yoksa, hiç var olmamıştır, değil mi?

 

BASILICA DI SANTA MARIA IN ARA COELI

Campidoglio meydanının bitişiğindeki bu Bazilika 14. yüzyılda dini ve sivil yaşamın merkezi haline gelmişti. Yapının mimarı ana girişe ulaşan göz korkutucu 124 basamak merdiveni dizlerinin üstünde tırmanan bir Katolik’in günahlarının affedileceğini iddia ediyordu. Tanrı biliyor, elimi değil dizimi kana bulamak istemişimdir.

Bazı tarihçiler Bazilika’nın Juno tapınağının kalıntılarının üzerine yapıldığını farz ederler. Bu binada gözün görebildiğinden daha fazlası olduğuna dair içimde bir his var, bu yüzden sana bu binaya daha fazla dikkat etmeni öneririm.

 

BASILICA EMILIA

Vizigotlar’ın Roma’yı yağmalaması sırasında harabeye çevrilen Bazilika’nın yapılış amacına dair izler kaybolmuştur. İşgalciler kaçtıklarında, binayı ateşe verirlerken düşürdükleri madeni paralar taban döşemesinde kalmıştı. Dumanlar temizlendiğinde ve saldırı sona erdiğinde, madeni paralar aşırı sıcaktan bazilika tabanına yapışmışlardı. Böylece, görünen o ki binanın asıl amacı tefeciler ve vergi memurları için, ve hatta, belki de, milattan öncesi döneme ait para koleksiyoncuları için ofis görevi görmekti.

 

BASILICA GIULIA

M.Ö. 46 yılında Julius Caesar’a adanarak yapılan Bazilika’nın yapım masrafları Galya Savaşı’nın ganimetleriyle karşılanmıştı. Birkaç yıl sonra yapıyı tamamlayan Augustus, buraya babasının ismini verdi. Bina çoğunlukla sivil mahkeme olarak ve miras davalarına bakan Centumviri’nin oturumları için kullanıldı.

 

CASERMA DI ALVIANO

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

1503 yılına kadar Bartolomeo tarafından kullanılan bu kışla, harap bir hale gelip şehri genişletmek için bir kısmı yıkılana kadar paralı askerler için bir eğitim kampı olarak kaldı. Bulunduğu yere binanın anısına 1960 yılında bir işaret konuldu ama aslında kimse kışlanın gerçekte konumlanmış olduğu bilmiyordu, bu yüzden anıt fikri önce bir parka, o da, daha sonra, bir fast food restoranına dönüştü.

 

CASTEL SANT’ANGELO

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

Rodrigo Borgia (nam-ı diğer Papa VI. Alexander) Castel Sant’Angelo’da ikamet ediyordu.

Romalı İmparator Hadrian’ın lahiti olarak 135 ve 139 yılları arasında inşa edilen Castel Sant’Angelo, Augustus Mozolesi’nden biraz daha büyük yapılmıştı, çünkü, bu veritabanında da birçok defa belirtildiği gibi, boyut önemliydi.

Bina 401 yılında askeri kışlaya dönüştürüldü ve hemen ardından 410 yılında, Hadrian’ın küllerini her yere saçan Vizigotlar tarafından yağmalandı. Yağmadan geriye kalanlar geri dönüştürüldü, örneğin Vatikan tarafından çalındı.

14. yüzyılda lahit papalar için bir kaleye dönüştürüldü ve Passetto di Borgo adı verilen bir geçitle St. Peter kalesine bağlandı. Rönesans papalık rejiminin pek tatlı sadistik tarafını yansıtacak şekilde, kale hem görkemli daireler, hem de bir hapishane içeriyordu. Ünlü bilimadamı ve Hermetist Giordano Bruno burada 6 yıl tutsak kalmıştı. İdamlar Papa’nın eğlencesi için küçük iç avluda

 

CASTRA PRAETORIA

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

Castra, İmparatorluk Roması Muhafız Kıtası’nın antik kışlası olarak hizmet verdi. Konstantin, 312 yılında Maxentius karşısında zaferinin ardından kışlayı yerle bir etti. Muhafızlar yüzyıllar boyunca İmparator’un koruyucusu olagelmiş ve Maxentius’u koruyarak sadece görevlerini yapmış olsalar da, görünüşe göre Konstantin onları affedememişti. Muhafızlar sonsuza kadar dağıtıldılar.

Kötü geçen iş gününden şimdi de bahset bakalım.

 

CELIO

Adını Celius Vibenna’dan alan bu yapıyı Vibenna imar ettiği için mi bu onura sahip olduğu, yoksa arkadaşı Servius Tullius’un yalnızca ölümünden sonra onun onurlandırmak mı istediği bilinmemektedir. Her halükarda, Roma’nın Yedi Tepesi’nden biri olan Celio, Demokratik Roma döneminde zengin kesimin yerleşmeyi tercih ettiği gözde bir bölgeydi.

 

CIRCO MASSIMO

Aventino ve Colle Palatino arasındaki vadide yer alan bu antik Roma dönemi atlı araba yarış stadyumu türünün ilk örneği olmasının yanında en büyüğüydü de. Maksimum kapasitesinde, Circo 250,000 insan alabiliyordu, bu neredeyse şehir nüfusunun yarısıydı. M.S. 140 yılında, sirkin üst katlarından biri çökmüş ve 1112 izleyici ölmüştü. Bu trajedi uzun bir süre hatırlanmıştır ve gelmiş geçmiş en kötü spor kazası, bazı insanların inandığı gibi 1953 yılı İngiltere – Macaristan karşılaşması değil, bu olaydır. Sana söylüyorum, baba.

 

CLOACA MAXIMA

Tam olarak “Büyük Lağım” anlamına gelen Cloaca Maxima, dünyanın ilk büyük lağım sistemlerinden biriydi. Kayıtlar ilk olarak Roma Kralı Tarquinius tarafından M.Ö. 600 civarında yaptırıldığını söyler. Şehrin lağım suyunu uzaklaştırmasının yanında, çoğunluk tarafından Cloaca’nın Roma Forumu’nun bir zamanlar bataklık olan tabanını kurutmak için kullanıldığı kabul edilir.

Şaşırtıcı bir şekilde, yapı bugün hâlâ taşan yağmur sularını çekmek için kullanılmaktadır.

Bahse girerim bir lağım esprisi yapacağımı düşünmüştün, değil mi? Hadi ama. Çok basitçe.

 

COLLE PALATINO

Roma’daki Yedi Tepe’den biri olan Colle Palatino şehir merkezine en yakın olan tepedir. Roma’nın en eski yerleşim birimlerinden olan tepe Roma Forumu’nu ve Circo Massimo’yu yukardan görür.

Favori Roma mitolojime göre, tepe Lupercal olarak bilinen ve Romulus ile Remus’un bulunup dişi kurt tarafından büyütüldüğü mağaranın olduğu yerdi.

Ki bu da, tesadüfi olmayan bir şekilde, Hastings’deki eski evime verdiğim isimdir. Nedenini sorma.

 

COLLE QUIRINALE

Şehir merkezinin kuzeydoğu tarafında bulunan Quirinale, Roma’nın Yedi Tepesi’nden biridir. Romalılar tarafından asimile edilmeden önce burada bir Sabine halkının varlığını doğrulayan, M.Ö. 8. ve 7. yüzyıl dönemine ait lahitler burada bulunmuştu. Burada ayrıca I. Constantine’in yaptırdığı lüks banyolar da bulunmaktaydı, ancak şu anda bunlardan geriye tek kalanlar bir kaç çizimdir.

 

COLLE VIMINALE

Roma’nın Yedi Tepesi’nden en küçüğü olan Viminale şehir merkezini işaret eden ufak bir parmak şekline benziyordu. Tepede İçişleri Bakanlığı’nın ofis binası olan Viminale sarayı bulunur. Bu küçük tepe ayrıca halka açık en büyük banyolar olan ünlü Terme di Diocleziano’ya da ev sahipliği yapar.

 

COLONNA TRAIANA

Trajan yapılarından hâlâ ayakta durabilen bir diğeri; Colonna Traiana Dacian Savaşları’ndaki zaferi anısına dikilmişti ve tüm Roma’daki en yetenekli mimar olan Apollodorus tarafından tasarlanmışa benziyordu. Anıt en çok tüm sütunu çevreleyen ve Romalılar ve Dacialılar arasındaki epik savaşları en ince ayrıntılarıyla tasvir eden spiral bas rölyefleri ile ünlüdür.

Yapının içerisindeki spiral merdivenlerden, etrafı çevreleyen muhteşem forum manzarasının görülebileceği bir platforma çıkılır. Önceden çok nadir kullanılan spiral şeklindeki merdivenler bu yapıdan sonra imparatorluğa ait bir güç sembolü haline gelmişti, öyle ki “haydi bana merdivenlerini göster” gibi anlamlı yorumlar bile yapılır olmuştu.

 

COLOSSEO

İmparator Titus döneminde, M.S. 72 ve 80 yılları arasında yapılan Colosseo 50,000 izleyici kapasiteliydi ve Roma tarihindeki en büyük mimari eserlerden biri olarak kabul ediliyordu. Gladyatör gösterileri, dramatik piyesler ya da diğer oyunlar gibi bir çok oyun zengin aileler tarafından servetlerini göstermek adına finanse ediliyor, Roma halkı tarafından benimsenen gösteriler oluşuyordu. Ne yazık ki, 1349 yılındaki büyük deprem büyük ölçekte tamir edilmesi imkansız çatlaklar açtı ve Colosseo harabeye dönüşmeye terk edildi.

16. yüzyılın ortalarında, Papa V. Sixtus binadan geriye kalanlardan yararlanmak istedi ve yapıyı devasa bir yün fabrikasına çevirerek Roma’daki fahişelere iş imkanı sağlamak istedi. Maalesef, Papa dahiyane fikri hayata geçirilemeden öldü.

 

ESQUILINO

Roma’nın Yedi Tepesi’nden en güneyde yer alanı, Esquilino, bir diğer popüler dinlence bölgesiydi. Bir tevazu ve nezaket gösterisi olarak, Nero en hafif tabiriyle, haddinden fazla gösterişli Altın Ev’ini yapmak için buradaki mülklere el koydu.

 

IL CAMPIDOGLIO

Roma’nın Yedi Tepesi’nden en ünlüsü olan il Campidoglio’nun antik tarihi içinde bir çok mitolojik öykü barındırır. Temple of Juno, the Temple of Virtus ve Temple of Jupiter Optimus Maximus Capitolinus gibi birçok önemli Roma dönemi tapınağı bu tepenin üzerine inşa edilmiştir. 79 yılında, tepe İmparatorluğun ana arşivi olan Tabularium’a da evsahipliği yapıyordu. Orta Çağlarda, tepe Michelangelo’ya estetik ameliyatı yaptırmadan önce şehrin sivil yönetim merkeziydi.

 

LA VOLPE ADDORMENTATA

Gece verilen ücretsiz içkileriyle Borgia muhafızları arasında popüler olan La Volpe Addormentata herkese iyi bir vakit vaad ediyordu. Ve müşteriler de, anormal bir şekilde yüksek hırsızlık raporlarına bakarsak, cüzdanları birazcık hafiflemiş olarak ayrılıyordu.

 

MAUSOLEO DI AUGUSTO

Eğer Roma’da önemli bir şahsiyet olsaydınız ve M.Ö. 24 ile M.S. 98 yılları arasında ölseydiniz buraya gömülürdünüz. Orta Çağlarda Colonna ailesi tarafından sahiplenilen Mausoleo güçlendirilmiş ve Castel Sant’Angelo’nun bir parçası olacak şekilde dönüştürülmüştü. Evet, ölü insanlarla birlikte yaşadılar.

1167’de Roma Komünü’nün utanç verici yenilgisinden sonra Colonna ailesi gözden düşmüş ve fertleri şehirden sürülmüş, yapıları dağıtılmıştı. Daha sonra, ailenin Roma’ya geri dönmesine izin verildi ve aile Rönesans dönemini rakip Orsini ailesine kan davası güderek geçirmişti. Eğer bu bize bir şey öğretiyorsa, o da, eğer birilerinden kurtulmak istiyorsan onları asman gerektiğidir, çünkü sürgün buna göre çok kısa süreli bir çözümdür.

 

MERCATI DI TRAIANO

Oldukça üretken bir şekilde binalar yaptırmış olan İmparator Trajan’ın uzun ömürlü yapılarından güzel bir örnek. Mercati’si dünyanın en eski alışveriş merkezi olarak kabul edilir; içerisinde 150’den fazla dükkan ve ofis barındırırdı.

Trajan’ın favori mimarı olan Şam’lı Apollodorus tarafından M.S. 107 ve 110 yılları arasında dizayn edilen market, söz gelimi, 91 mil uzunluğundaki tüm şehre temiz su sağlayan su kemeri gibi, antik dünyanın harikalarından biriydi. Hayır, alışveriş merkezi çok daha etkileyiciydi.

 

MURA AURELIANE

Roma’nın Yedi Tepesi’nin hepsini içine alan bu şehir duvarları sırası 271 ve 275 yılları arasında, İmparator Aurelian ve İmparator Probus dönemlerinde yapılmıştı. Duvar az korunaklı banliyö mahallelerine ve köylere saldırmayı adet edinen barbar klanlarını engellemek üzere inşa edilmişti. 545 yılındaki Got Savaşı’nda, Ostrogot Kralı Totila Bizanslılar’ın şehri savunma gücünü kırabilmek için duvarın büyük bir bölümünü yıktı. <br><br>Günümüz Got’larında eksik olan budur: çok fazla makyaj, çok az köy yağmalama.

 

NERO’NUN ALTIN SARAYI

Belki de erken Roma İmparatorluğu dönemi maçoluğunun en iyi örneği olan bu devasa ucubeyi Nero Büyük Roma Yangını’ndan sonra yaptırdı. Neredeyse 300 akr büyüklüğünde olduğu düşünülen bu şatafatlı ve süslü sarayın içinde üzüm bağları, sürüler otlayan çayırlar, koruluklar ve yapay bir göl bulunuyordu. Hepsinin ötesinde, Nero sarayın girişine, binanın kime ait olduğu konusunda şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde, kendisinin 35 metrelik dev bir bronz heykelini yaptırmıştı.

Saray, 300 odasından hiçbiri uyuma bölmeleri içermediğinden bir parti villası olarak tanınıyordu. Saraydaki saçmalıklar silsilesi uzayıp gidiyor; örneğin köleler tarafından çalıştırılan ve yemek salonunun kubbeli tavanına doğrultulmuş devasa bir mekanizma, “cennetlerden” Nero’nun aşağıda oturan konuklarının üstüne gül yaprakları serpiyordu.

 

PALAZZO DEI CONSERVATORI

Campidoglia’daki yapılardan biri olan bu Palazzo şehir ynetiminden sorumlu olan Roma sulh hukuk mahkemesinin, ya da Papa’nın onları çağırdığı isimle, onun “parti planlama komitesi”nin konağı idi. 15. yüzyılın sonlarında etkileri artık çok azalmıştı, şehri Papa Vatikan’dan yönetiyordu.

16. yüzyılın ortalarında Michelangelo küçük yetenekli elleriyle binaya dokundu, ön cepheyi yeniden tasarladı ve binayı daha az şatafatlı göstermek adına yüksek kaidelerin üstüne devasa Korint tarzı sütunlar ekletti. Bunu ne kadar başarabildiğinden emin değilim.

 

PALAZZO LATERANO

Roma İmparatorluğu döneminde bir saray olan Laterano, birçok Roma imparatoruna danışmanlık yapan Laterani ailesinin konağıydı. Sonunda ev, rakipleriyle çocukça bir kavgaya tutuşup Maxentius’un kız kardeşi ve tapuyu elinde bulunduran kişi Fausta ile evlenen Constantine tarafından ele geçirildi. Maxentius mesajı alabildi mi merak ediyorum.

4. yüzyılda, Laterno ana Papalık konağı haline geldi ama 1307 ve 1361 yıllarındaki iki yangından sonra önemini kaybetti.

 

PALAZZO SENATORIO

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

Roma’da adalet yönetiminden sorumlu olan Senato için meclis binası olarak tasarlanan ve yapımına 13. ve 14. yüzyıllarda devam edilen Palazzo, Campidoglio’daki en baskın eserdir. Turistler Michelangelo tarafından tasarlanmış olan etkileyici çift basamaklı merdivenleri görmeye can atarlar.

Merdiven korkusu olanların korkularını körüklemenin yanında, bu merdivenler yegâne amacı V. Charles’ı ve ardından Kutsal Roma İmparatorluğu yöneticisini etkilemek olan Papa III. Paul tarafından Michelangelo’ya emredilen, Campidoglio’daki bazı binaların yeniden yapılması görevinin bir parçasıydı. Temelde, Rönesans politikaları bir çocuğun babasını etkilemek için başaşağı durmaya çalışmasına benziyordu.

 

PANTHEON

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

Bu mimari harika, yapılışının ardından iki bin yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ dünyanın en büyük desteklenmemiş çimento kubbesini barındırmaktadır. Kubbenin merkezindeki açıklık (Oculus olarak bilinir) bu muazzam odadaki tek ışık kaynağıdır.

M.S. 126 yılında Marcus Agrippa tarafından tüm antik Roma tanrılarına adanarak yapılan Pantheon o günden bu yana Hristiyan alemi için yol gösteren bir ışık oldu. Bina o kadar çok sefer yandı, tekrar yapıldı, soyuldu, değiştirildi, yıkıldı ve onarıldı ki iç kısım birbiriyle çatışan sayısız ikon ve sembol barındırır. Görünüşe göre bina birbirinden farklı bir çok tanrıya adanmıştı. Öte yandan ben, binanın etrafındaki modern espresso barlarına tapınmayı yeğlerim.

 

PIAZZA DEL POPOLO

15. yüzyılın erken dönemlerinde, ünlü Piazza del Popolo’nun yapılacak olduğu alan yalnızca Via Flaminia’nın devamıydı. Bunun bir sonucu olarak, bir çok ziyaretçinin Roma’ya geldiğinde ilk gördüğü şeydi.

Şehri yönetenler sonradan Roma hakkındaki ilk izlenimin çamurlu bir alandan daha etkileyici bir şey olmasına karar verdiler ve şu anda var olan güzel meydanın yapımına başladılar.

 

PIAZZA DI SPAGNA

İspanyol Merdivenleri’nin ucundaki, kendine özgü ve ünlü Piazza di Spagna’nın yapılacak olduğu bu halka açık düzlük kareden çok uzatılmış bir üçgen biçimindeydi. Kutsal Makam’daki İspanyol Elçiliği’nin adı verilen Piazza, Roma’nın en bilinen toplanma yerlerinden biri oldu.

Dikkat çekici bir özellik olarak, Romantik şair John Keats ölmeden önceki son saatlerini Piazza’yı gören bir apartman dairesinde geçirmişti. Bir güzellik abidesi sonsuza kadar sürecek bir neşe kaynağıdır…tabi tüberkülozdan ölmek üzere değilsen.

 

PIAZZA NAVONA

Bu piazza, 1. yüzyılda yapılmış olan Domitian Stadyumu’nun bulunduğu yere yapılmıştı. Güneybatı ucunda Pasquino’nun antik konuşan heykeli bulunur. 1501 yılında ortaya çıkarılan ve Piazza’ya dikilen heykel, şehir halkı tarafından herkesin okuması için üstüne iliştirilen sosyal parodiler ve anonim hakaretamiz yorumlar için bir ilan panosu olarak kullanılıyordu. Gerçekten dahice bir konseptmiş bana sorarsan.

 

PIRAMIDE CESTIA

Bu devasa anıt mezar M.Ö. 18 ve 12 yılları arasında, bir sulh hakimi ve tanrılar için dini ziyafetler düzenlemek ve partiler sırasında çiçek dağıtmakla görevli olan, Roma dönemindeki dini bir kurum, Septemviri Epulonum üyesi olan Caius Cestius adına yapılmıştı. 271 ve 275 yılları arasında, Aurelian Duvarları’nın yapımı esnasında piramit duvarın içinde yapılmış, gittikçe büyüyen duvar projesinde giderleri azaltmak için üçgen şeklinde bir burç şekli verilmişti.

Piramidin yüzlerinin Mısırlı atalarına nazaran çok daha dik olduğunu fark etmişsindir. Bu durum, yapımında kullanılan Mısır piramitlerine ait eskizlerin hatalı olmasından kaynaklanır.

 

PONTE CESTIO

Bu köprüyü tam olarak kimin yaptığı bilinmemektedir, ama bunun Tevere’nin sağ yakasını Isola Tiberina’ya ilk bağlayan köprü olduğunu biliyoruz. Antik devirlerde nehirler dini açıdan çok büyük bir öneme sahipti ve nehrin üstüne bir köprü yapmak ilahi kanunun hiçe sayılması olarak görülürdü. Böyle bir projeyi onaylamış olabilecek tek kişi Yüksek Rahip ya da “köprü yapımcısı” anlamına gelen, “Pontefice” idi. Köprü yapımcılarının sonunda Yeni Dünya’yı bölme gücüne nasıl kavuştukları ise başka bir hikayenin konusu.

 

PONTE EMILIO

Şehirdeki en eski Roma dönemi köprüsü olan bu yapıda bugün geriye nehrin ortasında küçük bir kemer kalmıştır. Köprü 1598 yılında sel suları güney kemeri yıkana kadar faaliyet gösterdi; şehir yöneticileri köprüyü fazla masraflı buldukları için tamir ettirmediler çünkü tüm para Papa VIII. Clement’in idam harcamalarına gidiyordu.

 

PONTE FABRICIO

Bu şehir sınırları içinde orijinal formunu koruyan en eski Roma dönemi köprüsüdür. Tevere (Tiber Nehri) üzerinden geçen köprü Lucius Fabricius tarafından M.Ö. 62 yılında yapılmıştır. Lucius’ın, 62 metrelik köprünün dört farklı kısmına ismini kazıdığını düşünürsek biraz kibirli davrandığını söyleyebiliriz herhalde.

 

PONTE SANT’ANGELO

Bu köprü Tevere üzerinden geçerek şehir merkezi ile daha sonra Castel Sant’Angelo olacak olan Hadrian’ın yeni yapılmış mozolesini birbirine bağlıyordu. 1450 yılında, dalga dalga Bazilika San Pietro’ya hücum eden hacılar yüzünden köprünün parmaklıkları yamuldu ve onlarcası nehre düşüp boğuldu. Daha sonra, 16. yüzyılda, bina idam edilen cesetleri halka sergilemek için kullanıldı. Bana mı öyle geliyor, yoksa bu köprü özellikle mi bunca neşesiz olaya sahne olmuştu?

 

PONTE SISTO

Günümüzde var olan köprü 1472 ve 1479 yılları arasında, eski Pons Aurelius köprüsü yerine Papa IV. Sixtus tarafından yaptırılmıştır. Bu köprüyü diğerlerinden ayıran şey ortasında bulunan stilize edilmiş çemberdir, ki bence oldukça zariftir.

 

PORTA APPIA

Roma’ya güneydoğudan giriş sağlayan Porta Appia şehirdeki en büyük ve en önemli kapılardan biriydi. Bunun bir sonucu olarak, erken dönemlerinde iki kez sağlamlaştırıldı ve restore edildi. Buradan başlayan Via Appia İtalya boyunca güneye doğru uzanırdı.

 

PORTA ASINARIA

Porta Asinaria orijinal Mura Aureliane (Aurelian Duvarları’nın) bir parçası olarak inşa edilmişti, kapı sıradışı kule blokları ve muhafız odaları ile diğerlerinden ayrılır. 536 yılında, General Belisarius Roma’yı Vizigotlar’dan geri almak üzere ordularını bu kapıdan içeri sokmuştu. Ancak zaferi kısa sürmüş, 10 yıl sonra, hainler bu kapıyı açıp Totila ve peşindeki Gotlar’ı şehri ikinci kez yağmalamak üzere içeri almışlardı.

Belisarius kapıyı iki kere kilitlemeyi akıl etmeliydi!

 

PORTA AURELIA

Mura Aurelianel’in bu kapısı Janiculum’un zirvesinde yer alıyordu ve Via Aurelia’nın başlangıç noktasıydı. 17. yüzyılda Papa VIII. Urban tarafından modellenmesinden sonra adı Porta San Pancrazio olarak değiştirilen Via Aurelia Cumhuriyet ve Orta Çağlar boyunca Roma’nın Fransa’ya bağlantı noktası olarak hizmet etti, bu sebeple çok önemli bir ticaret noktasıydı.

 

PORTA FLAMINIA

Bu kapı başta Ariminum’a giden Via Flamini’nın başlangıç noktası olarak inşa edilmiş, bu da yolun Roma’nın kuzeyine giden en önemli yol olmasını sağlamıştı. Kapı sonradan, ünlü Piazza del Popolo’ya girişi sağladığı için Porta del Popolo adını aldı.

PORTA METRONIA

Mura Aureliane (Aurelian Duvarları) ile birlikte inşa edilen Porta Metronia Orta Çağların sonlarında mühürlenmiş, bu da Papa II. Callixtus’un, durgun suları daha sonra, 1601 yılında bir salgına sebep olacak bir nehir olan Acqua Mariana için kapının içerisinden geçen küçük bir kanal oluşturmasına yol açmıştı.

İyi niyet + geçen zaman = veba. İşte hayatın döngüsü.

 

PORTA NOMENTANA

Küçük Mura Aureliane (Aurelian Kapıları’ndan) biri olan Porta Nomentana başlangıçta tek kemerden oluşan bir giriş olarak tasarlanmıştı. Porta’nın yanına daha sonra iki yarı-çember kule eklendi, sonradan bunlardan biri Quintus Aterius adında bir adamın mezarına dönüştürüldü. Quintus için “dalkavuklukla çürütülen bir adam” denirdi. Ancak son gülen tarih olmuştu, kapı şu anda İngiliz Konsolosluğu’nun duvarı ile birleştirilmiş durumdadır. Quintus’un ölü kulakları bir daha asla dalkavukluk duyamayacak.

 

PORTA OSTIENSE

Cestius Piramidi’nin hemen batısında, Mura Aureliane’nin içinde yer alan bu kapı Porta Asinaria ile benzer bir geçmişe sahiptir. 549 yılında, Isauria askerlerinin ihaneti Totila ve beraberindeki Ostrogotların bu kapıdan Roma’ya girmesine ve şehri yağmalamasına yol açmıştı. Sanırım bu olaydan sonra Romalılar gardiyan seçim testlerini anahtar bir soru ekleyerek güncellemişlerdir: Kral Totila ile arkadaş mısın?

 

PORTA PINCIANA

Honorius tarafından daha önceki servis girişi değiştilerek 5. yüzyılın ilk yıllarında yapılan bu kapı Via Salaria’nın girişini belirtiyordu. Orta Çağlar boyunca dillendirilen bir söylenti Roma’yı Ostrogotlara karşı savunan Romalı general Belisarius’un burada kör bir dilenci olarak görüldüğünü iddia ediyordu.

İmparator Justinian körlük mevzusundaki rolü sorulduğunda bunu reddetmiş, sonra birden bire Ayasofya’yı tekrar inşa etmekten bahsetmeye başlamıştı.

PORTA PRAENESTINA

Porta Tiburtina gibi, bu kapının da yapılış amacı Acqua Claudius ve Acqua Anio Novous’u, Roma’nın iki ana caddesini kesen su kemerlerini desteklemekti. Porta sonradan projeyi hızlandırmak için Mura Aureliane (Aurelian Duvarları) ile birleştirilmişti. Duvarlara defnedilmiş bir kaç beden bulunabilir, bir başka ünlü İtalyan gider-azaltma yöntemi.

 

PORTA SALARIA

Got kralı I. Alaric, 410 yılındaki Roma istilasına Roma’ya bu Aurelia kapısından girerek başladı. Belki de bu başarısızlığı yüzünden, bir çok benzerinin aksine, Porta Salaria’ya Orta Çağlar boyunca bir Hıristiyan ismi verilmedi.

 

PORTA SETTIMIANA

Orta Çağlarda Via Recta, Trastevere’deki Tevere (Tiber Nehri) limanına bu kapıdan açılıyordu. Kapı önce 15. yüzyılın başında restore edildi, daha sonra 1498’de Cesare Romagna ve Villa Auditore’ye saldırmak için Vatikan’dan ayrılmadan hemen önce, kapıya daha askeri bir görünüm kazandırmak isteyen Papa VI. Alexander tarafından tekrar restore edildi.

 

PORTA TIBURTINA

Hoş boğa kafataslarıyla süslenmiş bu kapı orijinal olarak üç ayrı su kemerinin Via Tiburtina üzerinde birleştiği noktada, İmparator Augustus tarafından yaptırılmış bir kemerdi. Daha sonra, Mura Aureliane (Aurelian Duvarları) yapılırken mühendisler paradan ve zamandan tasarruf etmek için kemeri duvara dahil etmeye karar verdiler.

PORTA TURRIONIS

848 ve 1455 yılları arasında bir zamanda inşa edilmiş olan (haydi ama sevgili tarihçiler, bu kadar geniş bir aralıkta Birleşik Devletler’i üç defadan fazla turlayabilirim) Porta Turrionis, ismini Papa V. Nicholas tarafından yaptırılan bir kuleden (turrionis) almıştı. Turlamaktan bahsetmişken, Vatikan’ın girişindeki kapının yeri 1990 yılında arabaların geçebilmesi için genişletilmiş, orijinal kapı birkaç metre yana kaydırılmış ve tamamen kapatılmıştı, burada felsefi açıdan şöyle önemli bir soru sorulabilir: “Gerçek Porta Turrionis hangi kapı?”, tabii Papa’nın kapının ismini sonradan Porta Cavallegeri olarak değiştirip bu soruyu tamamıyla anlamsız hale getirmesini göz ardı edersek.

 

PORTA VIRIDARIA

Porta San Petri, Porta di Belvedere, Porta San Pellegrino, Porta Palatina, Porta Aurea, Porta San Peregrini ve Porta Artıkyeterulan adlarıyla da bilinen Porta Viridaria, Vatikan’ı çevreleyen surlarda yer alan en eski kapılardan biridir. Kapı Vatikan’ın girişindeki bağımsız bir kasaba olan Leonine Şehri’ne ve bunun içindeki bir bölge olan Borgo’ya açılır. Her iki yerleşim yeri de 852 yılında işgallerden korunmak için Leonine Surları ile çevrelenmiştir.

Yapıldığı zaman Porta Viridaria Vatikan’ın kuzeydeki en önemli girişi haline gelmiş, her Jübile döneminde patlayan emlak ve otel fiyatlarına sebep olan hacıların akınına uğramıştır.

Kapı 1562 yılında, var olan surları da çevreleyen Leonine Surları’nın üçüncü aşaması tamamlandığında kullanılmaz hale gelmiştir.

 

ROMA

Bulunan kanıtlara göre Roma’da insan varlığının geçmişi en az 10,000 yıl öncesine dayanıyor. Roma’nın erken dönemine ait bir mitoloji bize, şehri kardeşi Remus’la birlikte bir mağarada, dişi bir kurt tarafınadan büyütülen Romulus tarafından kurulduğunu söyler. Görünüşe göre, iki küçük çocuk kurt tarafından emzirilmişti (doğru olması gereken bir hikayeye benziyor, değil mi?).

Arkeolojik bulgular Roma’nın Colle Palatino’daki kırsal yerleşkelerden, Roma Forumu’nun gelecekte inşa edileceği, bir çok mağaranın üstünde bulunan düzlüğe doğru genişlediği tezini destekliyor. Daha sonra, M.Ö. 510 yılında Roma Cumhuriyeti kuruldu. Başarılı ve varlıklı Cumhuriyet M.Ö. 27 yılında, başarılı imparatorlar tarafından topraklar gittikçe genişleyen Roma İmparatorluğu’na evrildi.

İmparatorluk 476 yılında dağıldığında ve Roma Katolik Kilisesi 756 yılında gücü eline geçirdiğinde dahi, Roma hem ekonomik hem de kültürel yönden Avrupa’nın dinamosu olmaya devam etti. 14. yüzyılın ortalarında, Floransa İtalyan Rönesansı’nın merkezi olarak Roma’yı geçti. Bu garip bir şekilde papalığı rahatsız etti, bu yüzden büyük miktarlarda para ve kaynak harcayıp, mimarları ve sanatçıları şaheserler yaratmakla görevlendirerek odağın tekrar Roma’ya kaymasını sağlamak istediler.

Bu gösteriş güdülü çabaların sonucu ise bugün hâlâ garipsenen eşsiz sayıda yaratıcı ve bilimsel ürün olmuştu. Kolaylıkla Roma’nın batı tarihinin en önemli şehirlerinden biri olduğu, ve belki de dünya tarihinin en önemlilerinden biri olduğu söylenebilir.

 

ROSA IN FIORE

REBECCA84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

1480 yılında açılan Rosa in Fiore Vatikan’dan gelen üyelerine karşı imtiyazlı muamelesiyle ünlüydü: kıdem ne kadar yüksekse, aynı odaya girmesine kabul edilen kız sayısı da o kadar fazlaydı. İlk mama Madonna Solari birçok kardinalle sıkı ilişkiler geliştirmişti ve sık sık Suikastçiler hakkında bilgi sızdırması için rüşvet alırdı.

Görünüşe göre, lüzumundan fazla yaşamıştı.

Claudia mekanın sahibi olduğunda, ruhban sınıfından ziyarete gelenlerin sıklığı artmıştı. Ve Claudia onları konuşturmanın birçok yolunu biliyordu. Dur, bu yanlış anlaşılmaya müsait bir cümle oldu, demek istediğim, oldukça ikna ediciydi. Bu da yanlış oldu. Kelimeler konusunda yetenekliydi…Tasvir edici kelimeler. Ah, unut gitsin.

 

SAN ANDREA DELLA VALLE

Burası efsanevi Basilica di Sant’Andrea Della Valle’nin yapılması planan yerdi ancak bunun yapımına 80 yıl kadar daha başlanmayacak. Alan, Papa II. Pius’un soyundan gelen Amalfi Düşesi’ne miras kalmıştı. Kendisi daha sonra Theatine tarikatı tarafından Saint Andrew onuruna bir kilise inşa etmekle vazifelendirildi.

Düşes kilisenin 1605’de tamamlanışını görecek kadar uzun yaşamasa da, sonunda ortaya çıkan yapı haşmetliydi ve çarpıcı iç dizaynı ile dünya çapında ünlemişti.

 

SAN GIOVANNI DEI FIORENTINI

Tamamlandığında, San Giovanni Floransa’nın Roma’daki ulusal kilisesi olmuştu. Papa X. Leo 1508 yılında eski Saint Pantaleo’nun yerine yapılacak yeni bir kilise için bir mimarlık yarışması başlattı. Kazanan mimar Sansovino ismini seçti ancak sorunlar vardı ve kilisenin yapımı duracak kadar yavaşlamıştı. Bir çok farklı kişi iki yüzyıl boyunca kiliseyi tamamlamaya çalıştı, ve nihayet 1734 yılında tamamlandı.

Diktatörlüğün verimliliği konusunda söylenmesi gereken çok şey vardır, ancak diktatörlüğü takip eden bir ölüm oldukça sarsıcıdır.

 

SANT’ANTONIO DEI PORTOGHESI

Bu kilise 1440 ve 1445 yılları arasında Kardinal Antonio de Chavez tarafından yapılmış ve Potekizli hacılar için yapılan misafirhaneye dahil edilmişti. 1638 Martino Longhi the Younger’ın ellerinde yılında büyük bir tadilata giren kilise Portekizlilerin ulusal kilisesi haline geldi.

 

SANTA MARIA DEI MIRACOLI VE SANTA MARIA DI MONTESANT

REBECCAC84: Shaun’un 16. Denek’ten aldığı koordinatların bir kısmı bu yapıda birleşiyor. Gidip bir göz at istersen.

Bu orta halli kilise hâlâ, şu anda bile içeride olan ve dış dünyadan saklanan mütevazı Carmelite keşişlerine ev sahipliği yapmak üzere yapıldı.

Sonradan kilise bugün Piazza del Popolo’nun yanındaki ikiz kulelerden biri haline getirildi. 1662 yılında başlayan bu yenileme 13 yıl sürdü. Ortaya çıkan yapılar modern Roma’nın ikonik simgeleri haline geldi.

 

 SANTA MARIA IN VALLICELLA

Şu anda bakmakta olduğun yapı, Papa I. Gregory tarafından bu alana yapılan ilk kilisedir, Santa Maria in Vallicella’ya adanan orta halli bir yapı. 1575 yılında, dünyaca ünlü katedralin yapımı başladı ve 1599 yılında tamamlanıp kutsandı.

 

SANTI APOSTOLI

Bu erken Roma dönemi Katolik binası Papa I. Pelagius tarafından, Narses’in Ostrogotlar’a karşı kazandığı zaferi kutlamak için yapılmıştı. Diğer bir çok yapı gibi 1348’deki büyük depremden oldukça etkilenmişti. 1417’de Papa V. Martin tarafından, daha sonra da Papa XI. Clement tarafından restore edildi.

 

TERME DI CARACALLA

İmparator Caracalla yönetimi sırasında 212 ve 216 yılları arasında inşa edilen bu halka açık hamamlar 6. yüzyılın ortalarına kadar kullanıldı. Banyo yapmak ayrıntılı bir ritüeldi. Tipik bir Roma erkeği sıcak banyo ile başlar, sonra ılık bir banyoya geçer, soğuk suya atlar ve bir açık hava havuzunda son bulurdu; tüm bunlar banyoları ziyaret eden yaşlı erkeklerin banyo yapanları uzun uzun süzmesine yetecek kadar uzun sürerdi.

Caracalla su sporlarından fazlasını içeriyordu, büyük dinlence evi eşit miktarda Yunan ve Latin yazmaları içeren geniş bir kütüphaneye ve geniş bir spor salonuna sahipti. 537 yılında, Banyolar Gotlar tarafından yağmalandı ve hidrolik damlatma sistemleri tahrip edilerek kullanılamaz hale geldi.

 

TERME DI DIOCLEZIANO

Viminale Tepesi’ne kondurulan Terme di Diocleziano Roma İmparatorluğu boyunca inşa edilmiş olan tüm banyoların en müsrifçe yapılanıydı. Diğerleri gibi, banyolar Gotlar 537 yılında Roma’nın su kaynaklarını kesene kadar çalışır halde kaldılar.

Yağmadan sonra, yapıların çoğunluğu farklı yerlere dönüştürüldü, örneğin bazıları Roma Katolik Kilisesi tarafından sahiplenilip tapınma yerlerine dönüştürüldü, bugün ise mezar sanatı örneklerine ev sahipliği yapmaktalar. Dinlenme ve rahatlamadan günah ve ölüme… veya, belki de, eğer bir kümbeti suyla doldurursan, yeniden güzel bir havuza dönüşebilir.

 

TERME DI TRAIANO

Trajan’ın birçok projesi gibi, bu devasa tatil ve eğlence evi de Apollodorus tarafından tasarlanmıştı. Yapı Nero’nun harabe halindeki Altın Sarayı’nın bir kısmının üzerine inşa edilmişti ve romantik bir niyetle sıradan halkın kullanımı için yapılmıştı. 537 yılında, Got Kuşatması Roma dönemi su kemerlerinin birçoğunu tahrip etmişti ve Terme di Traiano da su kaynaklarını kaybettiği için zamanla terk edildi. Bir başka amme hizmeti fena halde çuvallamıştı, ama Colosseo’da aslanların önüne birkaç Hristiyan atmak eminim her şeyi telafi etmiştir!

 

TEMPIO DI ANTONINO E FAUSTINA

Roma Forumu’ndaki kardeşleri arasında gururla dikilen Tempio di Antonino e Faustina, İmparator Antonius Pius’un ölen karısı İhtiyar Faustina’nın anısına yapılmıştı. Açılışı yapıldıktan 20 yıl sonra Antonius Pius da öldü ve tapınak bu sefer ikisine birden adandı.

11. yüzyılda, Katolik Kilisesi harabeyi kullanışlı hale getirmeye karar verdi ve burayı şu anda görmüş olduğun San Lorenzo di Miranda kilisesine dönüştürdü.

 

TEMPIO DI SATURNO

Ziraat tanrısı Saturn’e adanmış bu anıt-tapınak Roma Forumu’nun batı ucunda bulunur. Aerarium adıyla da bilinen bu binada Roma devlet hazinesiyle birlikte Cumhuriyet’in altın ve gümüş rezervleri de bulunurdu. Castor ve Pollux Tapınağı gibi bu yapı da bir zamanlar devlet hazinesine ev sahipliği yaptı. Bu duruma bakarak, Saturn’ün zengin olmasının yanında yeme bozukluğu olduğu sonucuna da varılabilir.

 

TEMPIO DI VESPASIANO

Roma Forumu’nun batısında, Temple of Concordia ile Temple of Saturn arasında bulunan Tempio, imparatorlar Vespasian, Titus ve Domitian’dan oluşan Flavian Hanedanı onuruna yapılmıştı. Tanrılaştırma işleminin bir parçası olarak, yapımına Titus’un emriyle babası Vespasian’ın 79 yılındaki ölümünden kısa bir süre sonra başlanmıştı. Efsaneye göre Vespasian’ın son sözleri: “Heyhat, galiba bir tanrı oluyorum.” olmuştu. Ki, laf aramızda, bunlar benim de son sözlerim olacak.

 

TIVOLI

Bu antik kent Roma’nın 30 kilometre uzağında, muhteşem bir Roma Düzlükleri manzarasına sahip Sabine Tepeleri arasına kurulmuştur. M.Ö. 361 dolaylarında Tivoli, ya da daha sonraki adıyla Tibur Galyalılar ile müttefikti. Tivoli halkı Romalılar Galyalıları yenip şehri almadan önce 23 yıl boyunca barış içinde yaşadı. M.Ö. 90 yılında, şehir resmi Roma vatandaşlığı hakkı kazandı ve güzelliği ve muhteşem deniz manzarası için şehre gelen Romalı elitlerin tatil yeri haline geldi.

1461 yılında, Papa II. Pius sık sık isyan çıkaran nüfusu kontrol altında tutmak için Rocca Pia’yı inşa etti. Kale, papalığın geçici gücünün kudretini gösteren bir simge haline geldi.

Rönesans döneminde, Tivoli, Roma palazzoları ve avlularında kullanılmak üzere çıkarılan kireçtaşı ocaklarına yataklık ediyordu. Bu madenlerden birinde antik bir Roma hazinesinin gömülü olduğu söyleniyordu, ancak hazine avcıları, ümitsizce öten metal detektörleriyle boyunları bükük ayrıldılar.

 

TORRE MILIZIE

Bu heybetli ortaçağ kalesi Mercati di Traino ile bağlantılıydı ve Roma’daki en eski ve en sağlam kalelerden biri olmasının yanı sıra en uzunlarından biriydi de. Yapının 1348 yılında en üst katın yıkılmasına yol açan deprem nedeniyle hafif yana yatık olduğunu fark edeceksin. Yapım aşamasına Nero’yu da dahil eden popüler inanışın aksine, muhtemelen daha isabetli olan bir gerçek, yapım emrini veren kişi olarak Papa III. Innocent’ı işaret eder. İnsanlar yalnızca kule aşırı büyük ve şatafatlı olduğu için Nero’yu işin içine katmış olmalı. Onları suçlayamam.

Rönesans döneminde, ulaşılması güç yüksek katlarda bir hazine olduğu söylentileri vardı, ama bu hiç kanıtlanmadı.

 

TRINITA DEI MONTI

Piazza di Spagna’ya inen İspanyol Merdivenleri’ne hakim görüntüsüyle bilinen bu kilisenin yapımına 1500lerin ilk yıllarında başlandı. Binanın kendisi ve etrafındaki alanlar, Napoli’yi başarıyla işgal etmelerini kutlamak için bu kilisenin yapım projesini başlatan Fransız devletine aitti.

Bu zaferin ömrü çok kısa sürdü.

 

 

ROMAGNA

 

DELIZIA DI BELRIGUARDO

Niccolò III d’Este tarafından 1435 yılında yazlık ev olarak yaptırılan Belriguardo sürekli yapılan eklemelerle İtalya’daki en ünlü saraylardan biri haline geldi. Sarayda beş yüz at barındıran bir ahır, gizli geçitler, heybetli koridorlar, mermer sundurmalar, geniş bahçeler ve Cosimo Tura tarafından boyanan bir şapel vardı. Ve eğer bu ağzını açık bırakmaya yetmemişse, saray ayrıca Roma mitlerinin detaylarıyla süslü ünlü duvar resimleri serisinin bulunduğu Sala di Psiche’ye giden devasa büyüklükteki salonlara sahipti. Huşu içindeki bir ziyaretçiden alıntılarsam: “Pürüzsüz camları ve demir parmaklıklı pencereleriyle bu müthiş sarayı gördüğümde, bu yerin genişliğinin bir milden fazla olduğunu düşündüm.”

Elbette, yaşlanan pop divaları ve 70’lerin modası gibi tüm kötü şeyler asla bitmeyecekmiş gibi görünse de, her güzel şeyin bir sonu vardı. 1598 yılında Este ailesi ayrıldı ve Belriguardo, freskli odalarında atların yaşadığı bir ahıra döndü.

Bugün saraydan geriye pek az şey kalmıştır.

 

 

TOSKANA

 

MONTERIGGIONI

13. yüzyılda Siena yöneticileri tarafından yaptırılan Monteriggioni, Floransa’nın toprak kazanma saldırılarına karşılık Toskana savunmasında aktif rol aldı. Bu çatışmanın ön cephesinde, şehrin yöneticileri ve koruyucuları olan Auditore ailesi vardı. Bugün hala görülebilen Monteriggioni’nin ünlü duvarlarını da Auditore ailesi yaptırmıştı.

Floransa emellerinin karşısında durmalarına rağmen, Auditorelerin Medici ailesiyle çoğunlukla Floransa’daki ortak köklerinden kaynaklanan çok yakın bağları vardı.

Monteriggioni Floransa ataklarına karşı kendini başarıyla savundu, ta ki 1554 yılında şehir kendisine ihanet edene kadar. Garnizon koruyucusu ve bir Floransa sürgünü olan Giovannino Zeti, Floransa’ya geri dönmesine izin verilmesi karşılığında şehrin anahtarlarını teslim etti.

Sıra dışı bir şekilde, Auditoreler Medici ailesinin dostlarını unutmadığının bir göstergesi olarak, Floransa egemenliği altında da şehrin yönetiminde kalmaya devam ettiler.

 

VILLA AUDITORE

1290 yılında inşa edilen Villa Auditore erken dönem Rönesans mimarisinin ortaçağdaki önemli öncüllerinden biridir. Villa’nın muhteşem simetrisi ve düzenli geometrisi o zaman için bir devrim niteliğindeydi.

1320’de konağın sol cephesini kısmen yıkan bir Floransa saldırısından sonra, Ezio Auditore’nin büyük büyükbabası Domenico Auditore Villa’yı satın aldı. Domenico halka da gösterdiği gibi cepheyi tamir ettirdi ve içeri bir tablo galerisi ekletti ancak gizliden gizliye binanın iç kısmını da yeniden yapılandırarak, evini hem bir kale hem de bir talim alanı olarak, hem koruduğu şehre hem de Toskana düzlüklerine bakacak şekilde düzenledi.

Domenico bir mimar ve bir savaşçı olmasının yanında, aynı zamanda yetenekli bir mühendisti. Kısa süre önce ortaya çıkarılan, girişi engelleyen mekanizmaya sahip odalar ve gizli geçitler gibi bazı sıradışı özellikler, binayı mimarinin yanında teknolojik olarak da bir şaheser yapıyor.

 

 

VENEDİK

 

LA ROSA DELLA VIRTÙ

Seks ve dinin çakıştığı bir noktaya inşa edilmiş La Rosa della Virtù (Fazilet’in Gülü) tamamen eski rahibeler tarafından yönetilirdi. Papa birkaç defa Venedik Konseyi’ni genelevi kapatması için zorlamış ancak genelev 1516’daki bir yangında tamamen yok olana kadar açık kalmıştı.

Kilise bunun bir ilahi müdahale olduğunu iddia etse de hukukçular yangını kızlardan biriyle bedava birlikte olmak isteği reddedilmiş hoşnutsuz bir piskoposun çıkardığını bulmuşlardı. Tanrı’nın işi, elbette.

 

SQUERO DI SAN TROVASO

Bu küçük alan gondol yapımı ve tamiri için kullanılan bir tersane işlevi görürdü.

Venedik içi ulaşımın en önemli unsuru olan gondollar, sekiz farklı tür ağaçtan (maun, vişne, köknar, ceviz, meşe, karaağaç, karaçam ve ıhlamur) yapılır ve 280 parçadan oluşurdu.

Sandalın sol tarafı sağ tarafından daha uzun olur, böylece gondolcu sol tarafta oturarak yer değiştirmesine gerek kalmadan gondolu kontrol edebilir ve alkollü gondolcuların yer değiştirirken yolcularının suratlarına kürekle vurmaları engellenmiş olurdu.

 

VENEZIA

Yaklaşık 7. yüzyılın sonları civarında kurulan Venedik’in gölcüklerle sarmalanmış yapısı Lombardiyalı işgalcilerden saklanma çabasındaki Bizanslı yerleşimcilerin ürünüydü. Orta Çağlarda, şehir büyük bir deniz gücüne sahip oldu. Şehrin Adriyatik’in tepesindeki stratejik konumu karanın iç kısımlarına mal taşıyan gemilerin Venedik’ten geçmesini zorunlu kılıyordu, bu da şehri para ve ticaretle dolduruyordu.

Orta Çağların sonlarına yaklaşılırken, Venedik hem komşu devletler, hem de Kilise üzerindeki etkisini kullandı. 1202 yılı civarında Dördüncü Haçlı Seferi başlatılırken haçlıların Venedik taşıma gemilerini kullanmaları gerekiyordu; Venedik Doçu Enrico Dandolo, buna haçlıların Zadar’ın Dalmaçya şehrini almaları ve daha sonra Constantinople’u fethetmeleri şartıyla kabul etmişti.

Constantinople düştüğünde şehir, diğer birçok şeyin yanında San Marco Bazilikası’na götürmek üzere süs olarak dört bronz at heykelini de çalan Venedik donanması tarafından yağmalandı. İşte inanç girişimciliği diye buna derim.

Venedik’in zenginliği artarken, donanması da büyüdü. Deniz savaşlarıyla Bizans bölgeleri ile Macar bölgelerini aldı ve Ceneviz donanmasını yok etti. Venedik’in serveti denize o kadar bağlıydı ki her yıl Doç gölcüğe bir yüzük atıp Latince şöyle derdi: “Biz seninle, denizle evliyiz, gerçek ve ezeli Rabbin işaretiyle.” Deniz-insan ilişkilerinin tanrısallığı hakkında bir çok soru işareti oluşmasına rağmen, Papa da bu evliliği kutsamıştı

15. yüzyılın sonunda, Venedik muhtemelen dünyadaki en zengin şehir ve Paris’ten sonra Avrupa’daki en büyük ikinci şehirdi, ancak Avrupa’nın geri kalanı bu durumdan oldukça sıkılmıştı. Fransa, İspanya, Avusturya ve Macaristan Cambrai Antlaşması ile güçlerini birleştirdiler ve Venedik’i yıkmak için Papa II. Julius’u da yanlarına aldılar.

Ancak Venedik fırtınayı atlatmayı başarmış, birkaç korkunç yenilgiye rağmen bile sonunda bölgelerini elinde tutmayı başarmıştı. Ancak bir daha asla genişleyemedi. 18. yüzyılda Türkler saldırdı ve Venedik, sonunda 1797 yılında Avusturya’nın Cumhuriyet’in kontrolünü ele geçirmesiyle sonlanan uzun bir gerileme dönemine girdi.

ACB Veritabanı / Kişiler

TOPLULUKLAR

 

HERMETİSTLER

Rönesans Hermetistleri inançlarını ve ayinlerini Kilise’den saklayan, gizli bir topluluktu.

Yazıtları 2. yüzyıl Yunanistanı’na, insan, tanrılar ve Dünya arasındaki uygun ilişki ve simya gibi konulardan bahseden eserlere dayanır. 1460 yılında, yazıtlar Pistoia’ya ulaştığında batı dünyasıyla tanıştılar. Gösterişli bir Floransalı olan Marsilio Ficino tarafından metinlerin Latince’ye çevirileri yapıldı ve tüm İtalya’ya yayıldı.

Hermetist inanışın bu yeniden dirilişi, dindaşı bir hiyerarşi reddine odaklanıyordu. Buna göre insan tıpkı Tanrı gibi, içinde evreni taşırdı, evrenin her bir parçası bütününün bir yansıması demekti. Böylece, insan, evrenin merkezi olarak görülebilirdi.

Hermetisizm yer altına inmeye zorlanmıştı çünkü onlara göre eğer insan Tanrı’yı kapsayabiliyorsa, Kilise’nin ne işlevi kalıyordu?

Koro çalışmaları için yer sağlayan hayırsever bir hami olmak, görünüşe göre, cazip bir alternatife benzemiyordu.

 

JÜBİLE DANSÇILARI

Jübile aslında günahların ve yapılanların affedildiği, 100 yılda bir yapılan bir kutlama idi. Pratikte ise, Jübileler hacılardan para koparmak için 25 yılda bir yapılırdı; tüm bu tören hileli bir engelli koşuya dönüşmüştü. Günahların bağışlanması için dört bazilika ziyaret edilmeliydi. Basit, değil mi? Değil. Romalılar dört bazilikaya toplam otuz ziyaret yapmalı, yabancılar on beş ziyaret yapmalıydı. Talihsiz hacı adayları her bazilikada, farklı günlerde Papa’nın ya da diğer kardinallerin gümüş bir balyozla önündeki duvarı kırdığı kutsal bir kapıdan geçmek zorundaydı. Her kapının önündeki duvar yıkıldığında, azimle duvarın parçaları için kavgaya tutuşan yaygaracı kalabalıktan yaralananlar olurdu. 1450 yılında yüzlerce hacı kiliseler arasındaki koşuşturmada ezilerek ölümcül şekilde yaralanmıştı.

Halk bu gittikçe büyüyen olayların çılgınlığından o kadar etkilenmişti ki, Jübile dansçıları Jübile’nin bitimini takip eden birkaç yıl daha olayların etkisini unutturmak için sokaklarda kalırdı.

 

MİMARLAR

Floransa mimarisinin sert, geometrik brütalizmine karşılık, Rönesans dönemi Roma mimarisi klasik sütunları, yapısal elementleri ve dekoratif süslemeleri ile Klasik orana gerçek bir dönüş yapmış, bunun yanında Floransa’dan devasa palazzo blokları gibi yeni fikirler de devşirmişti. Roma’daki birçok mimar kuzeyden gelmiş olsa da, eski harabelerden ilham almış ve Antik Roma yapılarıyla şehrin her yerinde etkileşim halinde olmuşlardı. Romalı mimarlar kendilerini insan tarihini tamamlıyor, mükemmel şehir manzaraları ile insan iradesinin temel dışa vurumunu yansıtıyor olarak görüyorlardı.

Bu biçimlendirilmiş ifade geleneğinden Bramante ve Michalangelo gibi unutulmaz Rönesans mimarları çıktı.

 

ROMULUS’UN TAKİPÇİLERİ

Tarih kitaplarında Romulus’un Takipçileri hakkında pek bir şey yazmaz, ama benim bulduklarıma göre, bunlar Roma’nın altındaki bazı terk edilmiş yerlerde faaliyet gösteren bir pagan tarikatıydı. Tarikat, kurtlar tarafından büyütüldüğü söylenen, Roma’nın mitolojik kurucusu Romulus’a taparlardı. Takipçiler Romulus’un yarı kurt yarı insan olduğuna inanırlardı, bu da eski moda kılıklarını ve kötü yemek görgülerini açıklamaktadır.

 

 

KİŞİLER

 

BARTOLOMEO D’ALVIANO

Doğum Tarihi: 1455.

Meslek: Condottiero.

İtalya’nın merkezindeki Alviano kasabasında doğan Bartolomeo zeki ve yetenekli bir asker olarak büyüdü. Venedik’te geçirdiği ve Ezio Auditore’ye, onun Silvio Barbarigo ve Arsenal’den Dante Moro’ya karşı olan savaşında yardım ettiği bir kaç yıldan sonra, Orsini bölgesini ele geçirmeye çalışan Papa VI. Alexander’a (Rodrigo Borgia) karşı 1496 yılında Orsini ailesine katıldı.

Cesare onu öldürtmeden bir kaç yıl önce Papa’nın en büyük oğlu, Gandia Dükü Juan Borgia, Orsinilere karşı ahmakça bir hevesle savaş açtı. Bracciano kuşatması sırasında Bartolomeo, boynunda “Geçmeme izin verin, ben Gandia Dükü’nün elçisiyim.” yazan bir levha asılı bir eşeği dışarı gönderdi. Eşeğin kuyruğuna asılı bir mektup çok daha ağır hakaretler içeriyordu.

Bracciano’daki zaferinden sonra Bartolomeo Roma’ya taşındı ve tekrar evlendi. Evet, Pantasilea Baglioni Bartolomeo’nun ilk eşi değildi. İşin garibi, ilk eşi kendisine ikiziymiş gibi benzeyen ve 1497 yılındaki Borgia saldırısında ölen Bartolomea Orsini idi. Bartolomeo aynı yıl Pantasilea ile evlendi ve hemen ardından, Cesare’nin ordusundan, Baron de Valois önderliğindeki Fransız birliğiyle savaşa tutuştu. Eşler gidip gelir, ama savaşlar devam ederdi, değil mi?

1503 yılında, Bartolomeo İspanya Kralı II. Ferdinand tarafından İspanya ordusuna Fransızları yenmek ve Naples Krallığı’nı ele geçirmek üzere kiralandı. Ertesi yıl Bartolomeo Kutsal Roma İmparatoru I. Maximilian’ı yenerek Trieste ve Gorizia’yı ele geçirdi. Bundan etkilenen Venedik onu Yönetici General rütbesine getirdi.

Bartolomeo için her şey günlük güneşlikti, ta ki felaketle sonuçlanan 1509’daki Agnadello Savaşı’na kadar; Bartolomeo çarpışmaktan kaçınma emrine uymamış ve Fransız ordusuna direk saldırmıştı.

Savaş kaybedildi, Bartolomeo Fransızlar tarafından yaralandı ve esir edildi, ve Venedik “fethetmesi sekizyüz yıllık efora malolan” Lombardy bölgesini kaybetti.

Öfkelenen Venedik, Bartolomeo’nun, Fransız komutanının “paha biçilemez bir Venedik eserini” çaldığı ve kendisinin onu kurtarmaya çalıştığı iddialarına rağmen ona yardım etmeyi reddetti.

Bartolomeo 1513 yılına kadar Fransız zindanlarında tutsak kaldı. Ama Fransızlar, hepimizin bildiği gibi, çok bağışlayıcıdırlar. Hapisten onlar için savaşması karşılığında salıverildi, ve Bartolomeo yalnızca 300 adamla 1515 yılında İsviçrelileri yenmeyi başardı.

O yıl daha sonra, eskiden sahip olduğu Venedik Ordusu Generali şanını geri kazandığında, Brescia’yı kuşattığı sırada öldü.

Venedik, cesedini büyük bir seremoniyle karşıladı ve onu Santo Stefano kilisesine defnetti.

 

CATERINA SFORZA

Doğum Tarihi: 1463.

Meslek: Forlì Kontesi, Soylu.

Evlilik vasıtasıyla kontes olan Caterina’nın Forlì’ye ulaşmasından çok önce bile adı çıkmıştı. Milano Sarayı’nda büyüyen Caterina, Dük olan babası tarafından savaş sanatlarında eğitim görürken, bir yandan da klasik eğitimini sürdürdü. Sarayda, Caterina’nın ayrıca simya ve avcılık alanlarında da tutkusu ortaya çıkmıştı.

1473’te 10 yaşındayken, Caterina Papa’nın yeğeni Girolamo Riario ile nişanlandı. Evliliklerini Caterina 14 yaşına geldiğinde tamamladılar.

Roma’ya gittiğinde, saraydaki en cana yakın asilzadelerden biri olarak duyuldu, buna karşılık kocası en merhametsizlerinden biri olmasıyla ünlenmişti. Papa’nın kardeşinin erken ölümüyle, Girolamo Imola ve Forlì Lordu unvanlarını alarak daha da güçlenmişti.

Papa öldüğünde, yağmacılar Roma’yı yağmaladılar ve Caterina’nın konağını yıktılar. Korkmayan Caterina, 7 aylık hamile olmasına rağmen at üstünde Castel Sant’Angelo’ya vardı ve toplar ve askerler ile Vatikan’ı savundu.

1484’te ailesiyle birlikte Forlì’ye yerleşti. Kocasına karşı kin besleyen biri tarafından para almış olan Orsi Kardeşler 1488’de Girolamo’yu öldürdüler. Sonuçta, Caterina Forlì ve Imola’nın yöneticisi oldu.

Hiç zaman kaybetmeden komşu yönetimlerin dostluğunu kazandı, vergi sistemini düzenledi ve askerleri bizzat eğitti. Barışı savunuyor olsa da, etrafındakiler zarar gördüğünde ceza olarak düşmanlarının karılarını ve çocuklarını öldürterek şiddetli bir intikam alırdı. Forlì Papa’nın oğlu Cesare Borgia’nın saldırısı altındayken, Papa’ya veba yaralarına sürdüğü bir mektup yollamıştı.

Sonuçta, 1499 yılında Cesare Borgia Forlì ve Caterina’yı mağlup etti. Caterina esir alındı ve Roma’ya, onu bir yıl esir tutan ve oğluyla birlikte tecavüz ettiği söylenen Rodrigo Borgia’ya gönderildi. Vatikan’dan salıverildiğinde, saçları beyazlamış haldeydi. Floransa’ya sürgün edilen Caterina 1509 yılında zatürreden öldü.

 

CLAUDIA AUDITORE

Doğum Tarihi: 1461.

Meslek: Soylu.

Giovanni ve Maria Auditore’nin üçüncü çocukları ve ailedeki ilk kız çocuk olan Claudia Floransa yüksek sosyetesinde oldukça ayrıcalıklı bir hayat yaşadı. Giovanni’nin ve iki kardeşinin öldürülmesinden sonra, bu tamamen değişti. Claudia, Ezio ve Maria ile Monteriggioni’ye, Mario amcasının Villa’sının güvenliğine kaçtı.

Ezio katillerden intikam almaya gitmişken Claudia Villa’da kaldı ve yarı-komadaki annesiyle ilgilendi. Arkeologlar tarafından ortaya çıkarılan bir kayıt defteri nispeten daha az heyecan verici bir gerçeği gösterir. Villa’nın mali işlerini yönetmekle geçen aylar arasında, kısa periyotlar halindeki aktiviteler Ezio’nun ziyaretleri ile finanse edildi ve Claudia, onarımları abisinin seyahatleri sırasında kazandığı paralarla gerçekleştirdi.

Onun ilgisi altında şehir tekrar gelişti ve Monteriggioni yeni bir bolluk çağına girdi. Ancak, Claudia, çok sevdiği dünyadan tecrit haldeydi. “Ezio’nun maceralarını dinlemek bana yalnızca kendi eksikliğimi hatırlatıyor. Çocukken hayalini kurduğum hayat bu değil. Ezio anlamıyor. Bana karşı çok hassas davranıyor, bu hapisten kaçacağım günü hayal bile edemiyorum”, yazıyordu 1495 Temmuz tarihli üzücü bir mektubunda.

 

CRISTINA VESPUCCI

Doğum Tarihi: 1459.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Cristina Vespucci tanınmış bir Floransalı güzel ve aralarında kendisini birkaç tablosunda model olarak kullanan Botticelli de olan bir çok sanatçının favorisi idi. Babasının muhafızları tarafından tutulan kayıtlar Ezio’nun onu sıkça ziyaret ettiğini ve muhafızları onu evin yakınına girerken asla yakalayamadıklarından, Ezio’nun “inanılmaz derecede maharetli” olduğunu söyler.

Görünüşünün yanında, Cristina bir şekilde, oldukça ünlü bir kıtanın ismine sahip olan kuzeninin kariyerinde bir sıçrama yapmasını sağlamışa benziyor. Cristina’nın ve diğer tanınmış konukların dışında, Lorenzo de’ Medici’nin de katılmış olduğu bir akşam yemeğinde, Cristina Lorenzo ve Manfredo Soderini ile kuzeninin denizcilik alanındaki zekasını konuşmuş olmakla ünlenmiştir.

Eh, görünüşe bakılırsa, Lorenzo’yu etkilemek için onun önemini biraz abartmış ve Lorenzo, onun güzelliğiyle büyülenmiş olarak, kuzenini kiralamaya ikna olmuş. Cristina’nın “Amerigo’yu dene. Bahse varım birkaç yıl sonra gemi şirketine onun adını vereceksin” diye şaka yaptığı söylenir.

Yüzyılın en hafif kalmış sözü.

 

EGIDIO TROCHE

Doğum Tarihi: 1436.

Meslek: Senatör.

Egidio iki Troche kardeşten büyük olanı ve babasının izlerini takip etmekte şansı yaver gitmeyen bir Senatör’ün oğluydu. Kardeşi Francesco’nun yazdığı bir mektupta iyi niyetli bir idealist olarak tanımlanan Egidio, Senato’nun, yani Conservatori’nin demokrasinin en tepesinde olduğu Roma idaresi çağını geri getirmeye çalışmıştı. Ancak, Papalık Roma’yı tamamen kendisi için istiyordu.

Yüzyılın sonlarına doğru, Papa Roma’nın şehir planlama, kamu işleri ve finans yönetimlerini ele geçirmiş, Conservatori’ye ise daha çok festivalleri planlama işleri düşmüştü. Campidoglio yavaş yavaş yaşayan bir müzeye dönerken, diğer Senatörlerin olan biteni görmemezlikten gelmelerini izleyen Egidio’nun şevki kırılmış gibiydi: “Tüm Roma’da özgürlük ve adalet istemeye devam eden bir tek ben mi varım?” diye yazmıştı 1494 tarihli bir mektubunda. Kayıtlar, 1495 yılında Rosa in Fiore’yi sıkça ziyaret etmeye başladığını yazıyordu.

Bu arada, Egidio’nun kardeşi Francesco Papa’nın teşrifatçısı ve sekreteri olmuş, Cesare ile iyi arkadaşlar olmuşlardı, öyle iyi arkadaşlar ki kardeşi hakkında “Borgia’ların en güvenilir suikastçilerinden biri” deniyordu. Egidio tarafından 1503 yılında Venedik elçisine gönderilen ve Cesare’nin bölge hakkındaki savaş planlarını açığa çıkaran bir mektupta, onun Cesare’ye ve kardeşinin etki altındayken sırları ağzından kaçırmasına olan nefreti açıkça görülüyordu.

 

EZIO AUDITORE

Doğum Tarihi: 1459.

Meslek: Suikastçı.

Eh, bu deneyim neredeyse bir eğitime dönmüştü. Tarih kitaplarında Ezio’nun babası ve kardeşlerinin idamının ardından genç yaşta Floransa’yı terk etmesi hakkında bir şey yazmasa da, biz onun annesi Maria ve kız kardeşi Claudia ile Mario Amca’sının Toskana’daki Villa’sına kaçtığını biliyoruz.

Burada bir Suikastçı olarak eğitilen Ezio, idamın arkasındaki adamları, Tapınakçıları avlamak üzere yola çıktı. Ve avladı da, liderlerine, Rodrigo Borgia’ya ulaşana kadar hepsini teker teker öldürdü.

Amcasının ve diğer Suikastçılar’ın da yardımıyla, Rodrigo’nun direkt olarak Tanrı’ya ulaştığı varsayılan Vatikan’ın altındaki kadim mahzeni açma planını keşfetti. Ezio Rodrigo’yu yendi, Mahzen’e tek başına girdi ve insanlardan daha önce yaşamış bir ırkın üyesi olan, Minerva’nın görüntüsüyle konuştu.

Tüm bunları böyle yazınca kulağa oldukça gerçek dışı geliyor, değil mi? Şans eseri, bunları kanıtlamak için Animus kayıtları var, yani bunları rüyamızda görmüş falan değiliz. Tabii hepimiz şu anda bir rüyanın içinde değilsek…

 

FABIO ORSINI

Doğum Tarihi: 1476 veya 1477.

Meslek: Condottiero.

Sert Orsini ailesine mensup bir condottiero olan Fabio, on sekiz yaşına geldiğinde Sienalılara yardım etmek üzere Montepulciano’ya girmiş ve savaşmaya başlamıştı bile. 1498 yılında, rakip Savelli ailesine karşı savaşta Bartolomeo d’Alviano ile birlikte savaştı ve Lucrezia’nın kuzenlerinden biri olan Jeronima Borgia ile evlenerek karanlık tarafa geçti. Önceleri, Fabio yeni ailesine yardım ediyor gibi görünüyordu, ancak sonra, 1499 yılında Cesare Romagna’da iken, Tor di Nona’da mahkum olan bir arkadaşını, onun Borgialar’a olan sadakatinin zayıflamış olacağını düşünerek kurtardı.

Babası Cesare tarafından öldürüldükten sonra “ihtiyatlı davranarak kaçtı”, sonra Micheletto’nun ordusuna saldırıp kaybetti, böylece bir sürgün olarak kırsallarda dolaşmaya başladı. Kötü şöhreti adını Papa tarafından yayınlanan haydutlar listesinin başına yazdırdı.

Kısa hayatının geri kalanı boyunca savaşını sürdürdü, 1504 yılında Garigliano savaşında başından aldığı bir yarayla öldü.

 

FRANCESCO TROCHE

Doğum Tarihi: 1459.

Meslek: Papalık Teşrifatçısı ve Sekreteri.

Senatör Egidio Troche’nin küçük kardeşi olan Francesco Vatikan için çalışıyordu ve Papa’nın güvenilir bir ajanıydı. Yaptığı diğer şeylerin yanı sıra, Lucrezia taşrada bulunduğu sürece onu takip etmiş ve King Louis’e Lucrezia’nın Alfonso d’Este ile evlenmesine destek vermesi için baskı yapmak üzere Fransa sarayına gönderilmişti (şanslı koca numara 3, Alfonso, Lucrezia’nın önceki kocalarından farklı olarak, küçük düşürülmemeyi ya da öldürülmemeyi başarmıştı). Ayrıca Cesare de Francesco’yu 1502 yılında Louis’i Orsini ailesine verdiği desteği geri çekmesi için ikna etmek üzere Fransa’ya gitmesi için cesaretlendirmişti.

Bundan sonra biraz ayrı düşmüşler gibi görünüyor.

Pastanın üstüne vişneyi konduran olay ise, Micheletto Francesco’yu boğduktan sonrA Cesare’nin hiçbir sebep olmaksızın, bir asili, Jacopo di Santa Croce’yi bulup öldürmesiydi.

Francesco’nun bedeni Tiber nehrinde yüzmeye başladığı günlerde Cesare onu “Roma’dan kaçmakla” suçlamış ve yakalanması emrini çıkartmıştı, bu kurnaz bir politikacının basın için olmayan bir öykü uydurmasının ilk örneklerinden biriydi.

 

LA VOLPE

Doğum Tarihi: ?

Meslek: Hırsız.

Tarih kitaplarında La Volpe (Tilki) hakkında neredeyse hiçbir iz yoktur. Açıkça, ismi bir takma isimdir, ama kimin takma ismi olduğu bilinmez.

Savonarola’ya karşı savaşında Floransa’da Ezio’ya yardım ettikten sonra, 1498 yılında La Volpe bir kez daha kayıplara karışır ancak küçük bir kanıt kırıntısında onun tanımına uyacak bir şekilde, menekşe gözlü birinin, Vatikan seks partilerinin birinde görüldüğü, karanlıklarda gezindiği söylenmektedir. Mahkeme kayıtlarına göre ertesi gün, bazı kardinaller çantalarından İnciller hariç her şeylerinin çalınmış olduğunu fark ederler.

 

LEONARDO DA VINCI

Doğum Tarihi: 1452.

Meslek: Ressam, Mucit, Tasarımcı, Mimar, Bilim adamı, Mühendis.

Bir noter memuru ve köylü bir kadının gayrimeşru çocuğu olarak dünyaya gelen Leonardo da Vinci Toskana’da büyüdü. Bir gün yıldız olan birçok kişi gibi, onun da soyadı yoktu, Vinci doğduğu kasabanın ismiydi.

14 yaşındayken Floransalı bir ressam olan Verrocchio’nun yanında çıraklığa başladı, ondan kimya, teknik çizim, resim, heykeltıraşlık ve modelleme öğrendi. 20 yaşına geldiğinde, Leonardo kendi atölyesini açtı ve sonra, İtalya’da seyahat ederek, muazzam başyapıtlarından ikisini tamamladı; 1498’de “Son Akşam Yemeği” ve 1503 ile 1507 arasında “Mona Lisa”.

Seyahatleri boyunca, Leonardo bastırılamaz merakıyla sürekli araştırma yaptı ve gözlemlerini ters yazı ile defterlerine kaydetti. Ludovico Sforza ve daha sonra da Cesare Borgia için çalışırken diğer birçok tasarımının yanında helikopter, tank, güneş enerjisi ve bir hesap makinesi tasarımları da yaptı. Aynı zamanda bir mühendisti, garnizonlar, toplar ve hareket ettirilebilen barikatlar tasarladı.

Oldukça kabarık bir liste oluşturan epik başarılarına rağmen, Leonardo kronik erteleme huyu yüzünden işverenleri tarafından sürekli kovuldu. Parçalar tahmin ettiğinden de uzun yıllar alıyordu ve bir çoğu asla bitirilmedi bile.

Leonardo ayrıca oldukça çalkantılı bir aşk hayatına da sahipti. 1746’da oğlancılıkla suçlanan Leonardo büyük ihtimalle homoseksüeldi. Asistanı Salai, hırsızlık ve elbiselere çok fazla para harcamakla suçlanmıştı, ama muhtemelen aynı zamanda Leonardo’nun sevgilisiydi de. Leonardo, ünlü tablosu “Vaftizci Yahya” da dahil olmak üzere Salai’nin bir çok resmini yaptı ve 1519’da öldüğünde “Mona Lisa”yı ona bıraktı.

 

LUCREZIA BORGIA

Doğum Tarihi: 1480.

Meslek: Asil, Papa’nın Kızı.

Çocukluğundan itibaren Papa’nın entrikaları için bir piyon olarak yetiştirilen Lucrezia, Papa’nın emelleri için üç defa evlendi. İlk evliliği henüz on üç yaşındayken, Papalık ile Milan ilişkilerinin iyileşmesi için Giovanni Sforza ile gerçekleşti, ancak Papa Milan’a düşman olduğunda, Giovanni’nin evliliğinin bir amacı kalmamıştı. Cesare Giovanni’yi ölümle tehdit etti, o da kaçtı. Evliliği geçersiz kılmak için, Papa sonunda Giovanni’nin iktidarsız olduğunu açıkladı.

Bu evliliğin sona ermesiyle Papa bir başkasını ayarlamakta serbestti, bu sefer Napoli ile ilişkileri güçlendirmek için, Aragon’lu Alfonso’yu seçti. Cesare, Lucrezia’nın dikkatini ondan aldığı için on dokuz yaşındaki Alfonso’dan nefret etmişti ve 1500 yılında, onu bıçakladı. Birçok ölümcül yara almasına rağmen Alfonso ölmedi. Mucizevi bir şekilde birkaç hafta sonra iyileşmişti. Alfonso imkansızı başarıp yataktan kalktığında Cesare Micheletto’ya onu boğmasını emretti. Lucrezia odadan atıldı ve yardım istemek için Papa’ya koşarken, Alfonso öldürüldü. Not: Bu Cesare’nin Lucrezia’ya yakın adamlardan ilk öldürdüğü değildi, 1498 yılında, Papalık sekreteri Pedro Calderon’u Lucrezia’ya yakınlaştığı için boğmuştu.

Lucrezia’nın üçüncü kocası Alfonso d’Este, anlaşılır bir şekilde, onunla evlenmeye pek istekli değildi, ancak Papa’nın orta İtalya hakkındaki planları Ferrara ile ilişkilerini sağlamlaştırmasını gerektiriyordu, bu yüzden hesabı dengelemek için, Alfonso’nun babası Ferrara Doç’u Ercole d’Este’ye diğer ayrıcalıkların yanında 300,000 duka ödedi.

İkili evlendi ama birbirlerine sadık değillerdi. Lucrezia şair Bembo ve Francesco II Gonzaga ile yatmıştı. İlişkileri Francesco frengiye yakalandığında sona erdi.

Lucrezia 1519 yılında sekizinci çocuğunu doğururken öldü.

“Diğer yedi çocuğa ne oldu?” diye sorabilirsin. Cevabı gelecek haftaya, Aşk Gecelerinin Öteki Yüzü’nde.

 

MARIA AUDITORE

Doğum Tarihi: 1432.

Meslek: Yazar, Soylu.

“Yarın Torta Bolognese yapacağım. Marketten yumurta ve et almaya çıkarım, güneş kırların üstünde doğarken de fırını açmak için tam vaktinde dönmüş olurum. Ne ayrıcalıklı bir hayat yaşıyoruz. Tüm bu verilenlerin geri alınacağı bir günün gelebileceğini akla getirmek ne kadar da zor.”

Bunlar Maria’nın günlüklerinin son yazıları.

Güçlü banker aile Mozzi ailesine mensup olan Maria, birçok önemli bilgin tarafından çevirisi yapılan ve şu anda Floransa’daki Uffizi Galeri’sinde sergilenen çok-sesli günlüğüne göre, zamanının en ünlü tarih kaynaklarından biriydi.

Artık, Animus sayesinde, günlüklerinin neden yarıda kesildiğini biliyoruz. Kocası Giovanni’nin tutsak edilmesinden sonra, Floransa muhafızları tarafından kötü muamele gören Maria yarı-katatonik bir hale geçmişti. Villa Auditore’de Ezio’nun kardeşi Claudia tarafından bakılan Maria, Ezio ona en küçük oğlu Petruccio’nun bir zamanlar yaptığı gibi seyahatleri sırasında topladığı tüyleri getirene kadar yıllar boyunca sessiz kaldı. Ezio’nun hediyesiyle hayata dönen Maria’nın morali o günden beri sürekli arttı.

 

MARIO AUDITORE

Doğum Tarihi: 1434.

Meslek: Condottiero, Soylu.

Toskana kırsal bölgesinde devriye gezen birkaç önemli condottieriden biri olan Mario Auditore doğuştan bir liderdi. Askeri kariyerine altı yaşında, Floransa ve Milan güçlerinin karşı karşıya geldiği Anghiari Savaşı’nda oynadığı önemli rolle başlamıştı. Babası ile çıktığı Monterchi seferi sırasında yolda Milan kuvvetlerinin sürpriz bir biçimde gelişini gösteren toz bulutlarının oluştuğunu Floransalı general Micheletto Attendolo’ya haber vermişti. Mario sayesinde, Milanlıların saldırısı önlendi ve savaşı Floransalılar kazandı.

Mario Anghiari’de Floransa tarafında olmasına rağmen, kariyerinin büyük çoğunluğunda Toskana bölgesinin hakimiyetini ele geçirmek isteyen Floransa’nın planlarını bozarak, evi Monteriggioni’nin çıkarlarını savundu.

Mario’nun küçük kardeşi Giovanni bankacılık alanında bir kariyer için 1454 yılında Floransa’ya gittiğinde, Mario, daha sonra Giovanni’ye gönderdiği bir mektupta “hesap kağıtlarını doldurmaktansa bir erkek gibi savaşmayı tercih ettiğini” söylüyordu.

Giovanni’nin ölümünden sonra, Mario Ezio, Claudia ve Maria’yı aile Villa’sına getirdi ve Ezio’ya Suikastçılar ve Tapınakçılar arasındaki meseleden bahsetti. O günden sonra Ezio ve amcası ayrılmaz hale geldiler.

 

NICCOLÒ MACHIAVELLI

Doğum Tarihi: 1469.

Meslek: Filozof, Yazar, Politikacı.

“Silahsız peygamberler daima yok edilmiş, buna karşılık silahlı peygamberler ise hep başarılı olmuştur”.

Bu alaycı sözler Rönesans’ın en büyük beyinlerinden biri olan Niccolò Machiavelli tarafından yazılmıştı. Realist felsefenin öncüsü sayılan Machiavelli, tüm insanların kötücül olduğuna ve eğer fırsat bulurlarsa bu doğaları gereğince davranacaklarına inanıyordu.

Floransalı bir avukatın üçüncü oğlu olan Machiavelli babasından gramer, retorik ve Latince dersleri aldı. 1494 yılında, katip ve elçi olarak devlet hizmetine girdi. Floransa diplomatik konseyinin bir üyesi olarak, 1499 ve 1512 yılları arasında Fransa, İspanya ve Roma saraylarına gönderildi. Cesare’yle tanışması bu döeneme rastlıyordu. Genç General’den anında etkilenen Machiavelli şöyle yazıyordu: “Onda yanlış bir taraf göremiyorum.” Machiavelli Cesare’yi takip etti, onun savaşa bakış açısını öğrendi, ta ki 1500 yılında Suikastçılar’ın fiili lideri olana kadar.

1500 ve 1503 yılları arasında Roma’ya yerleşti, ancak bu aralıkta ne yaptığı bilinmemektedir.

1503 yılında, Floransa askeri kuvvetleri ve şehrin savunmasının başına getirildi. Floransa’nın, tarafsız paralı askerlere karşı süregelen başarısını devam ettirmesinde çıkarı bulunan kişileri orduya aldı. Bu stratejisi 1509 yılında, Floransa Pisa’yı yendiğinde işe yaramış gibi görünüyordu.

Machiavelli, Medici ailesi yönetimden uzaklaştırıldığında Floransa hükümetinde kalmaya devam etti. Ama, Medici döndüğünde, onu tutukladılar ve işkence ettiler. Onlara karşı komploya karışmakla suçlanıyordu.

Yanlış bir hareketini bulamayan Medici, Machiavelli’yi sürgüne gönderdi. Emekli olup “Prens”, “Titus Livius’un İlk On Yılı Üzerine Söylev” ve “Floransa’da Komplolar ve Karşı-komplolar Tarihi” adlı ünlü yapıtlarını yazmak üzere Santa Andrea’daki konağına çekildi.

Machiavelli 1527 yılında öldü. Gömülü olduğu yer bilinmemektedir.

 

PANTASILEA BAGLIONI

Doğum Tarihi: 1476.

Meslek: Ev hanımı.

Zararsız görünmesine karşın, Pantasilea uzun bir savaşçı geçmişe sahip bir soydan gelir. Perugia yöneticileri olan Baglioni ailesi uzun bir süredir Oddi ailesiyle savaş halindeydi, şehir meydanındaki küçük çarpışmalar neredeyse günlük rutine dönmüştü. Bir noktada katedral kışla olarak kullanılmıştı. 1500’de, Astorre Baglione’nin düğünü sırasında Oddiler saldırdı ve damatla birlikte birkaç kişiyi daha öldürdü. Baglioniler karşı saldırı yaptı ve Oddi ailesinden de birkaç kişi öldü. Düğün bir katliama dönmüştü.

Pantasilea böyle zorlu bir hayata başladığından akıllı, korkusuz ve sertti. Ve kocasının aksine, oldukça diplomatikti de.

Pantasilea keskin stratejik zekasıyla tanınırdı: “Bu kız ne zaman bir engelle karşılaşsa, Tevere nehrinin suları gibi, usulca yönünü değiştirir ve sonunda almak istediğini alır. Artık onun olduğuna göre, bu ikiniz için de işe yarasın.” 1498 yılında Bartolomeo ve Pantasilea’nın evlendiğini öğrendiğinde Doge Agostino Barbarigo böyle yazmıştı.

 

PIETRO ROSSI

Doğum Tarihi: 1470.

Meslek: Oyuncu.

İlk olarak 1494 yılında, Ferrara’daki Ercole d’Este tiyatrosunda oyunculuk yapan Pietro, Üç Lütuf’tan birini canlandıran aktrislerden biriyle yatakta yakalanınca Roma’ya gitmek üzere kumpanyadan ayrıldı. Diğer ülkelerdeki tiyatroların aksine, İtalyan oyuncu topluluklarında kadınlar da yer alırdı. Bunun için öne sürülen sebep, eğer izleyiciler arasındaki erkekler kadınların tüm şeytani çekiciliklerine maruz kalırlarsa, onlara kişisel olarak karşı koyabilecek olmalarıydı. Tabii bir çok insan bu yüzden tiyatroya gider, daha erdemli olmak için…

Roma’ya ulaştığında Pietro, Klasisizm onu yatıştırmasa da, Antik Roma oyunları olan Seneca, Plautus ve Terence’ı sahneleyen Kardinal Raffaele Riario’nun tiyatro ekibine katıldı. Ayrıca Pietro’nun ismine Rosa in Fiore’nin defter kayıtlarında da sık rastlanır.

Oyuncular işte.

 

SALAI

Doğum Tarihi: 1480.

Meslek: Çırak.

Gian Giacomo Caprotti da Oreno (bunu hızlı hızlı üç defa söylemeyi dene) 10 yaşında erişkin bir genç iken Leonardo da Vinci’nin yanına çırak olarak verildi.

Leonardo’nun notlarında da görüldüğü üzere, ikili çok çabuk kaynaştı: “İkinci gün elimde ona göre dikilmiş iki gömlek, bir çift çorap ve bir yelek vardı, bunların parasını ödemek için kenara biraz para ayırdığımda parayı cüzdandan çaldı; ona bunu asla itiraf ettiremesem de bundan oldukça emindim. Ertesi gün Giacomo Andrea ile yemek yemeye gittiğimde bana Gian Giacomo’nun iki kişilik yemek yediğini ve üç şişe baharatı devirip şarabı da yerlere döktüğü için dört kişilik daha zarara uğradığını söyledi.”

Leonardo çırağını “hırsız, yalancı, dik başlı, obur” olarak tanımlasa ve ona Salai (romantik epik eser “Morgante”deki küçük şeytan) adını taksa da, ikili Efendi’nin ölümüne kadar hayatlarını birbirlerine adadılar. Leonardo Salai’ye tablo kompozisyonlarında yardım etti, sıkça onu kefaretini ödeyerek hapisten çıkardı ve öldüğünde şarap mahzeninin yarısını Salai’ye bağışladı. Çırak Mona Lisa’ya bile sahip olmuştu.

Bu ya gerçek aşktı, ya da Salai gerçekten şanslı veledin biriydi.

 

 

HEDEFLER

 

AUGUSTINE OBERLIN

Doğum Tarihi: 1468.

Meslek: Demirci.

Bunun hakkında ufak bir geçmiş buldum. Kendi işini kurmak için emekli olmadan önce Borgia emrinde birçok savaştan sağ kurtulan İsviçreli bir paralı askerdi. Abstergo kayıtlarında onun hakkında şöyle diyor: “Auguste Oberlin Borgia propagandasını yayar, çoğunlukla anlatmak istediğini balyozuyla anlatır.”

Şu balyozdan sakınmak en iyisi olacak.

 

CESARE BORGIA

Doğum Tarihi: 1475 veya 1476.

Meslek: Asil, Papalık Kuvvetleri Generali.

Rodrigo Borgia’nın metresi Vannozza’dan doğan oğlu Cesare hukuk okudu, ardından henüz on sekiz yaşındayken kardinal oldu. Bu sırada, Rodrigo’nun en sevdiği oğlu, Cesare’nin büyük kardeşi Juan Papalık Kuvvetleri Generali olmuştu. Cesare kardinal olarak geleceği olmayan bir hayatı olacağını, ağabeyinin ise her şeyi alacağını fark etti. Ne yapması gerektiğini tam olarak biliyordu. Juan gitmeliydi.

1499 yılına gelindiğinde, Juan ölmüş, Cesare ise General olmuştu. Fransız kraliyet ailesinden bir gelinle evlenerek karısının ünvanını ve Kral Louis ile yakınlığını korudu. Kral’ın güçlerinin de yardımıyla, Cesare Romagna üzerine yürüdü.

Güce karşı acımasız ihtirasının eşi benzeri yoktu. Şunu iyi anla: Cesare Faenza’yı fethettiğinde, şehrin sevgili Lordu, on yedi yaşındaki yiğit Astorre III Manfredi’yi ordusuna katılmaya davet etti. Astorre ve Cesare gerçekten iyi anlaştılar, anca Astorre Cesare’ye tehdit teşkil ediyordu: Astorre kan bağından dolayı Faenza Lordu idi. Böylece, Cesare Roma’ya döndüğünde, Astorre ve erkek kardeşini ayaklarına kaya bağlatıp Tiber nehrine atarak boğdurdu.

Cesare ayrıca zeki bir general olduğunu da kanıtlamıştı. Papa’nın yardımıyla Urbino şehrini savaşmadan almıştı. Planı basitti: Papa sözde müttefiki olan Dük’ten geçici olarak şehirdeki topları istedi. Dük topları gönderdiğinde Urbino savunmasız kalmıştı ve Cesare de gelip şehri işgal etti.

Etrafındaki herkes için kapalı bir kutu olan Cesare’nin – bir defasında Isabella d’Este Cesare’ye bir zaferini kutlamak üzere yüz maske yollamıştı – güdüleri düşmanları tarafından okunamazdı ve davranışları acımasızlığıyla ünlüydü.

 

DONATO MANCINI

Doğum Tarihi: 1473.

Meslek: Yüzbaşı.

Borgia emrindeki kıdemli bir asker olan Donato ayrıca şehir muhafızı olarak da görev yaptı. Saray tarihçileri onu soğuk, sadık bir görev adamı ve mükemmel bir binici olarak tarif eder.

Onun hakkında pek derin bilgilere ulaşamadım ancak Abstergo sunucularında onun hakkında ufak bir veri var: “Cesare’nin en iyi atlılarından biri olan Donato Mancini’nin yeteneğini gölgede bırakan tek şey yine kendi egosuydu.”

Cesare adamlarını nasıl seçeceğini iyi biliyormuş.

 

DUCCIO DE LUCA

Doğum Tarihi: 1462.

Meslek: Tüccar.

Claudio Auditore ile gemileri yaktıktan sonra, kayıtlarda yazılana göre Duccio’nun evlilikle Pazzi ailesine katılması 1478 Komplosu’nu takip eden sürgünle kısa kesilmişti. Tekstil loncalarına yapılan bazı yüksek miktarlardaki bağışlar sayesinde Duccio bir yün tüccarı oldu ve Floransa mallarını tüm İtalya’da satmaya başladı.

İş dünyasında pek de sevilen bir adam değildi, Sienalı bir yün tüccarının günlüğünde, “Bana ipekleri satan tombul herif benim iplik fiyatlarında cahil olduğumu düşünüp benden daha fazla para koparmaya kalkıştı. Onu enayi yerine koyup yalnızca kırmızı ipekleri aldım, halbuki marketten alması çok daha pahalıya gelirdi. Kimmiş bakalım piyasadan habersiz olan?” diye yazıyordu; adam muhtemelen Duccio’dan bahsediyor olmalıydı çünkü adamın kitaplarında aynı kişiden “şaklaban”, “domuz” ve “orospunun evladı” olarak da bahsediliyordu.

Roma tersane kayıtları Duccio’nun, muhtemelen kantaşı ticaretine başlamak amacıyla, 1490 yılında ufak bir gemi aldığını yazıyordu. Maalesef, kârlı olabilmesi için daha büyük bir gemi isteyen kantaşı ticareti için Duccio’nun gemisi küçük kalıyordu. Kendi kayıt defterleri 1490-1496 yılları arasında yok denecek kadar az kâr ettiğini yazıyordu. 1497 yılında, kantaşı taşımacılığını bıraktı, bunun yerine şehirler arasında farklı mallar götürüp getirmeye başladı. Savonarola’nın hakimiyeti sırasında Floransa dışında bazı yasadışı malların kaçakçılığı işlerinden küçük de olsa başarıya ulaşmıştı.

Nihayetinde, şansı ters döndü ve 1520’de beş parasız olarak öldü; sağlık kayıtları çok net olmasa da ölümü Roma’da yiyecek ararken bir köpeğin ısırması sonucu kaptığı kuduzdan kaynaklanmış gibi görünüyordu.

 

ERCOLE MASSIMO

Doğum Tarihi: 1474.

Meslek: Asil, Hermetist.

Bazı tarihçilerin Rönesans Roması’ndaki en varlıklı aile olduklarını söylediği Massimo ailesinde dünyaya gelen Ercole, kökleri Herkül ve bir perinin ilahi birleşimine dayanan bir soydan gelir. Önemli bir politikacı ve asker olan bir diğer Massimo ailesi mensubu, Maximus’un yükselişi ile aile iki papa, sayısız kardinal ve elçi çıkarmıştır. Massimolar ayrıca büyük sanat üstadlarıydı, İtalya’daki ilk basılı kitap onların Roma usulü palazzosunda basılmıştı.

Ercole aile geleneği içinde bir istisna olmadı, Roma kütüphanesinin kurulması ve şekillendirilmesine katkıda bulundu ve varlıklı Romalı banker Agostino Chigi ile birlikte çalışarak çeşitli sanat eserlerini finanse ettiler. Papalık dairelerini dekore etmek üzere ünlü ressam Perugio’yu Vatikan’a davet etmesi için Papa’yı ikna etmeyi bile başarmıştı.

Otuz yaşına geldiğinde, Ercole yazıtları Floransalı bilgin Marsilio Ficino tarafından çevrilmiş olan Hermes Trismegistus’un öğretilerine kendini fazlasıyla kaptırmış görünüyordu. Tüm o yeni yetme, yaldızlı, ıvır zıvır sihir ve simya öğretilerinin aksine, Hermetistler insanın ilahi gücüne, insanın içinde evreni taşıdığına ve tam tersinin de geçerli olduğuna inanıyor, Roma tanrıları ve Hıristiyan/Musevi/İslam tanrısını insanla aynı seviyeye koyuyordu (burada politik olarak nasıl düzeltme yaptığıma dikkat et, tüm bunlar inançtan değil, korkudan kaynaklanıyordu, bu yüzden buna fazla alışmasan iyi edersin). Ercole Roma’daki hermetik topluluğa katılmıştı ve zamanının önemli bir kısmını buradaki aktivitelere ayırıyormuş gibi görünüyordu.

Massimo palazzo kütüphanesindeki kayıtlarda Leonardo Da Vinci’nin burayı sık sık ziyaret ettiği yazıyordu. Bir girdi onu şöyle tanımlıyordu: “Leonardo, Eksalansları Ercole’nin arkadaşı.” Belki Leonardo onunla Pisagor tapınağı araştırmasını paylaşmıştı.

Sana daha fazlasını anlatabilmek isterdim ancak gizli topluluklar genelde tarihçiler için ortalıkta kayıt bırakmıyorlar.

 

GASPAR DE LA CROIX

Doğum Tarihi: 1466.

Meslek: Keskin nişancı.

Buna Abstergo veritabanında rastladım: “Gaspar de la Croix mükemmel bir nişancı olmasının yanında silah mühendisliğinde de müthiş derecede yetenekliydi.”

Keskin nişancı tabiri 16. yüzyılda henüz oluşmamış olsa da Gaspar bu alanın öncüsüydü. Tüfekteki yeteneği ona her türlü yakın savaşta üstünlük sağlıyordu ve Cesare de onun bu yeteneğini savaşın başlangıcında kolay hedefleri yok etmek için kullanırdı.

 

IL CARNEFICE

Doğum Tarihi: 1473.

Meslek: Cellat.

Tarih kitaplarında Il Carnefice hakkında hiçbir şey yok, bu yüzden ben de Abstergo ana bilgisayarında ufak bir araştırma yaptım. Elime şunlar geçti: “Öteden beri Borgia’nın müttefiki olan Il Carnefice kalabalığın onaylayan gürültüleri için adam öldürürdü.”

Onun hakkında ulaşabildiğim bir diğer ufak bilgi parçası ise kendisini bir tür çarpık sanatçı olarak gördüğüydü. Sanırım bu kalabalık kısmını açıklıyor. Birilerini infaz ederken bazı numaralar yapıyor muydu merak ediyorum, yoksa asıl numara kolu nasıl indirdiğinde mi yatıyordu?

 

JUAN BORGIA THE ELDER

Doğum Tarihi: 1446.

Meslek: Kardinal, Cesare’nin Kişisel Mali Danışmanı.

Rodrigo Borgia’nın Kardinalliğe seçtiği on yeğeninden ilki olan Juan, Borgia sarayında ayrıcalıklı bir yer arayışındaydı. Valois Baronu’nu Fransız damak tadıyla etkileyerek, 1499 yılında Cesare’nin genç General’le anlaşma yapmasını sağlamıştı.

Papalık Törenler Baş Sorumlusu Bouchard’ın kaydettiği bir olayda, Juan ve Cesare oturmuş finansal bir mesele tartışırken, bir kâhya bir kadeh şarap getirir. Juan bir yudum alır, şarabın yanlış şarap olduğunu söyler ve afallamış kâhyayı gerçek şişeyi içip bitirmekle suçlar. Ardından şarabı kâhyanın başından aşağı döküp ateşe verir. Şans eseri şarap alev almayan cinstendir, ne var ki, ateş söndürüldükten sonra kâhya yine de idam edilir.

Bu tür olaylar Cesare’yi oldukça etkilemiş olacak ki, Rodrigo Borgia’nın bankeri Agostino Chigi’den uzak durup Juan’a çeşitli sorumluluklar vermeyi seçmişti.

Juan kademeli olarak Roma’nın mali işlerinin başına getirilmişti. Şehrin vergi gelirlerinin büyük bir kısmıyla arkadaşlarına partiler verirdi, bir defasında yalnızca bir kez kullanılmış olan yüz adet altın tabağı Tiber nehrine fırlatmıştı, böylece aynı eylemi saf gümüş tabaklarla yapan Chigi’yi de geçmişti. Bu partilerin halka açık kısımlarına Romalı vatandaşlar da çağrılırdı ancak birçoğu gizliden gizliye paralarının çok daha yararlı işlere harcanabileceğinden yakınırdı.

 

LANZ

Doğum Tarihi: 1480.

Meslek: Hırsız.

Lanz adında, Roma’da bir çok yerel olaya karışmış gibi görünen bir hırsız hakkında kısa bir bilgi buldum. Abstergo dökümanlarına göre, Lanz Cento Occhi çetesiyle birlikte takılmış, çetenin adı “Yüzlerce Göz” anlamına geliyor. Bunun bir metafor olduğunu sanıyorum ama yine de DİKKAT et.

 

LIA DE RUSSO

Doğum Tarihi: 1476.

Meslek: Kaçakçı.

Bu hanım radarın epey altından uçmuş olmalı. Abstergo’nun onun hakkında tuttuğu tek kayıt şu gibi görünüyor: “Tapınakçılar’a gizli ve kaçak mallarıyla destek veren Lia de Russo yüzyılın en iyi anlaşmalarına giden yolda yalan söylemekten ve adam öldürmekten kaçınmamıştı.”

Bu oldukça garip, bu veri kısa bir süre önce oluşturulmuş. Abstergo neyin peşinde merak ediyorum.

MALFATTO

Doğum Tarihi: Bilinmiyor

Meslek: Doktor.

Abstergo veritabanında şöyle yazıyor: “Roma’nın yoksul kesimlerinde dehşet saçan Malfatto, onu fark etmeyecek kadar talihsiz olanları avlardı.”

Bunun dışında bulabildiğim tek veri 1502 yılında Rosa in Fiore’nin yöresinde gezinen maskeli bir doktor haberiydi. Bu adam gerçekten de kötü bir habere benziyor ve son zamanlarda çok fazla kötü haber okudum.

 

MICHELETTO CORELLA

Doğum Tarihi: 1470.

Meslek: Cellat.

Tarihteki en soğukkanlı katillerden biri olan bu sadık yardımcı, Micheletto, genellikle Cesare’nin kurbanlarının gördüğü son kişi olurdu.

Valensiya, İspanya’dan gelen bu ölümcül silah Cesare ile birlikte büyümüştü, ondan biraz daha büyüktü ve daima onun koruyucusu olmuştu. Cesare’nin kişisel celladı olmasının dışında, ayrıca bir condottiero idi, Cesare adına ordulara komuta etmiş ve bir ara Piombino yöneticiliği yapmıştı.

Önemsiz konuları bir kenara bırakıp öldürdüğü insanların listesine bakalım:

Camerino Lordu Giulio Cesare da Varano ve oğullarından üçü.

Aragonlu Alfonso, Bisceglie Dükü ve Lucrezia’nın ikinci kocası.

Oliverotto de Fermo ve Vitellozzo Vitelli, eş zamanlı olarak boğulmuşlardı.

Astorre Manfredi, Faenza Lordu.

Francesco Troche, Papalık Sekreteri.

Ve burada kaydı geçmeyen onlarcası daha. Micheletto kurbanlarını sessizce boğması ve cesetlerini ortadan kaldırmasıyla ünlüydü.

 

OCTAVIAN DE VALOIS

Doğum Tarihi: 1448.

Meslek. Fransız Generali.

Uzaktan kuzeni XII. Louis’nin 1498 yılında umulmadık bir şekilde taç giymesi, Valois Baronu Octavian’ı, Louis’nin yeni İtalya seferinde yüksek rütbelere getirdi.

Kral’ın sekreterinin kayıtlarına göre, Baron “yalnızca acemi eğitimi almış, gerçek saha deneyimi olmayan bir adam” idi. Yaptıklarından daha sonra şöyle bahsetmişti: “Birinin ailesi için yapması gereken şeyler”.

Valois Cesare ve Juan Borgia ile Fransa’ya, Cesare’nin ikinci karısı Charlotte’a kur yapmaya geldiklerinde karşılaşmıştı. Birlikte sarayda bir ay geçirdiler, daha sonra Baron İtalya’ya gitmek üzere ayrıldı.

İkili arasında şifrelenmiş halde geçen ve yalnızca kısa bir süre önce çözümlenmiş olan mektuplarda, “İtalya hakkındaki planlarımız” olarak bahsedilen bir şey geçiyor ve Fransa Kralı’nın da bu planlara suç ortağı olduğundan bahsediliyordu.

Valois Baron’u adamlarıyla birlikte 1500 yılında Roma’ya yürüdü. Amacının ne olduğu ise hâlâ belli değildir. Her halükarda, tam bu sırada, Bartolomeo ve adamları tarafından saldırıya uğramışlardı.

 

PEDER RISTORO

Doğum Tarihi: 1465.

Meslek: Rahip.

Minim Tarikatı biraderlerinden. Saray kayıtları, onun yozlaşmış ayinlerini sorgulayan kendi tarikatındaki üyeleri öldürdüğünü söylüyor.

Abstergo sunucuları onun hakkında: “Birader Ristoro takva ve açlık yemini etmiş ama bunu hiçbir zaman yerine getirmemişti. Paranoyak, tehlikeli bir adamdı.” diyor.

Biliyor musun, böyle bir rahibi ziyaret etmek günah çıkarmayı oldukça ilginç hale getirebilir.

 

RODRIGO BORGIA

Doğum Tarihi: 1431.

Meslek: Papa, İtalyan Tapınakçıları’nın Lideri.

Vatikan’ın altındaki Mahzen’den gizli bir silahla dönmeyi başaramayışının ardından, Rodrigo meşum alametler göstermeye başlamış gibi görünüyordu.

1500 yılı Haziranında, St. Peters’ın çatısındaki sivri uçlu kulelerden biri düşmüş, düşerken demir kirişlerden birini de yerinden oynatmış ve bu demir kiriş de Bazilika’da yürürken Papa’nın bir kaç adım ötesine gürültüyle düşmüştü. Ertesi gün, Vatikan’daki bir oda başına yıkılmıştı. Odadaki herkes ölmüş, yalnızca Papa’nın başının biraz üstünde asılı kalan bir saçak onu ölümden korumuştu. Ardından, birkaç hafta sonra, yüksek ateşle yatağından kalkamaz duruma gelmişti. Son olarak o yılın sonunda, avlanırken bir erkek geyiğin saldırısına uğramıştı.

Bu kazaların her birinin ardından Rodrigo Cesare’ye daha fazla bağımlı hale geliyordu, General’in askeri hareketlerinin finanse edilmesi için bağışların toplanması ve Papalık hazinesini dolu tutmaya yetecek kadar hızlı florin akışı yoksa kardinallerin öldürülmesi gibi işler de bunlara dahildi. Papa ayrıca Romalı kadınlardan da fazlasıyla istifade ediyor gibi görünüyordu, bu durum kızı Lucrezia ile birlikte “tensel ziyafetlere” katılmayı da kapsıyordu.

1503 yılı Temmuz ayında, Büyük Juan Borgia’nın ölümünün ardından, yeni Papalık sekreteri tarafından tutulan bir kayıt kaygılı haldeki Rodrigo’nun öteden beri bir kasada sakladığı “garip bir Elma’yı” Castello dışına çıkardığını öne sürüyordu.

Git gide daha da garipleşiyor.

 

SILVESTRO SABBATINI

Doğum Tarihi: 1472.

Meslek: Soylu.

Sabbatini ailesine mensup ve Raphael’in öğrencisi Andrea Sabbatini’nin kuzeni olan Silvestro, kendisine bahşedilen yüksek statü karşılığında Borgia için çalışıyordu. Cesare’yi “hayal kırıklığına” uğrattıktan sonra (kayıtlar onu ne yaparak hayal kırıklığına uğrattığını yazmaz, yalnızca işi batırdığını söyler), Micheletto Silvestro’nun sol kolunun dirsekten aşağısını kesmişti.

 

VIERI DE’PAZZI

Doğum Tarihi: 1454.

Meslek: Soylu.

Vieri de Pazzi zorbadan öte, tehlikeli bir insandı. On beş yaşına geldiğinde, babası Francesco ile Floransa’yı ele geçirmeye çalışan eğitimle bir katil olup çıkmıştı.

Çok şükür 1478’te Ezio onu öldürdü.

AC2 Veritabanı / Kodeks

1. SAYFA

Eserin başında günler harcadım. Yoksa haftalar mı? Aylar mı? Artık emin değilim… Diğerleri arada bir uğrayıp yemek getiriyor ya da yarenlik etmeye çalışıyor ve kendimi çalışmalarımdan biraz almam gerektiğini söylüyorlar. Hatta Malik bir seferinde tamamen bırakmamı bile önerdi ama ona daha var. Cennet Elması’nın çözülmesi gerek. Çözmem lazım… Bir silah mı? Bir rehber mi? Yoksa bir şekilde ikisi birden mi?  “Bilgili kişi kederli kişidir.” Bu vecizenin altında yatan düşünceyi anlayabiliyorum ama gerçekliği… Gerçekten doğru mu? Kılıç kalkan yerine fikir ve bilgiyle savaşan bir topluluk… İşlevi basit. Hatta çok temel. Hüküm, kontrol… Fakat süreç… Yaptıkları… İşte bunlar harika. Işığına maruz kalanlara istediğini vereceğini vaat ediyor. Karşılığındaysa istediği tek şey var: mutlak itaat. Bunu kim reddedebilir ki? Resmen cazibenin vüdut bulmuş hali. Al Mualim’le karşılaştığımda, onun sözleriyle yaşadığım güvensizlik anını hatırlıyorum da… Bana bir baba olan kişinin en büyük düşmanım olduğu ortaya çıkmıştı. Aklıma sızması için tek gereken ufacık bir şüphe kırıntısıydı fakat silüetleri yok edip özgüvenimi toparladım ve onu bu dünyadan gönderdim. Kendimi özgür kıldım. Şimdi düşünüyorum da gerçekten özgür müyüm? Burada oturmuş yok etmeye yemin ettiğim şeyi umutsuzca anlamaya çalışıyorum. Sebebi de belli: Elma’nın anlatacakları var. Büyük ve tehlikeli bir şey kıpraşıyor, hissedebiliyorum. Hepimiz tehlikedeyiz ve bu tehlikeye karşı bir şeyler yapmak benim görevim. Hakikati bulana kadar bu yoldan dönmemeliyim, dönemem.

 

2. SAYFA

 

Zw-codex-2

 

3. SAYFA

Zw-codex-3

 

4. SAYFA

Yazmakta olduklarım, Suikastçı Tarikatı’nın üç büyük çelişkisidir: (1) Barış getirmeye çalışıyoruz ama katlederek. (2) İnsanların zihnini açmaya çalışıyoruz ama bir üstada ve birtakım kurallara şartsız itaat ederek. (3) Kör inancın tehlikelerini göstermeye çalışıyoruz ama işte körler bizleriz.

Bu sözlere karşı tatmin edici bir cevabım yok, yalnızca bazı ihtimaller… Kuralları, daha yüce bir amaç uğruna mı büküyoruz? Peki eğer büküyorsak neyiz biz? Yalancı mı? Sahtekâr mı? Sebatsız mı? Her anımı bu çelişkilerle uğraşarak geçiriyorum ama sahip olduğum onca yıla rağmen hala münasip bir cevap bulamadım. Böyle bir cevabın olmayacağından korkuyorum.

Hiçbir şey doğru değil. Her şey mübah. O halde cevabı itikadımız mı veriyor? Bir şey aynı anda birbirine taban tabana zıt iki şey olabilir mi? Neden olmasın ki? Ben bunun kanıtı değil miyim? Yüce gayeleri olan, barbarca davranan bizler… Hayatın kutsallığına itimat edip, ardından düşman gördüklerimizden o kutsallığı çalan bizler…

 

5. SAYFA

Kim bu Önceden Gelenler? Onları buraya ne getirdi? Kaç yıl önce? Yüzyıllar mı, binyıllar mı? Yoksa daha da mı önce? O kadar az şey biliyoruz ki… Neden geldiler? Peki ya eserler ne? Şişedeki mesajlar mı? Bizlere yardım ve rehberlik etmek için bırakılan araçlar mı? Yoksa bu değersiz oyuncaklara kutsal amaçlar ve anlamlar yükleyerek onları kontrol etmeye mi çalışıyoruz?

 

6. SAYFA

Robert de Sable ölmüş olabilir ama kardeşleri hala hayatta. Görünüşte pek zararsız olsalar da korkarım hala tehdit oluşturuyorlar. Önceden vakurlar yürüdükleri –ve kolay hedef oldukları- sokaklardan gölgelere çekiliyorlar. Takip etmek gittikçe güçleşiyor. Karanlıkta yine ne şeytanlıklar planlayacaklar kim bilir? Bu yüzden işimiz her zamankinden daha zor olacak.

Daha şimdiden Kıbrıs’ta bir şeyler döndüğüne dair dedikodular var. Bunları araştırmam gerekecek. Ayrıca bizim yöntemlerimizin de değişmesi gerektiğini gördüm. Hisara bağlılığın bitmesi gerekiyor. Halka ibraz ettiğimiz suikastların bitmesi gerekiyor. Ağlarımızı sessizce ve geçmiştekilerden farklı şekilde örmeliyiz.

Kardeşlerimden alışkanlıklarını terk etmelerini istesem de itikadlarını terk etmelerini isteyemem. Bizi Suikastçı yapan şey bu. Bir parmağın kesilmesi değil, sahte bir cennet vaadi değil, zehir kullanma yasağı değil… Bizim görevimiz insanlara, geleneklere değil. Gizlenmemiz gerekiyorsa gizleniriz. Zehir kullanmamız gerekirse kullanırız. Bıçaklarımızı kullanmak için parmak kaybetmemiz gerekmiyorsa zorlamayız. Çıraklarımızı yalanlar ve hilelerle idare etmeyiz. Sade ve dürüstçe konuşacağız. Yeniden doğacağız…

 

7. SAYFA

Adha ile istirahate çekileceğimi, bıçağımı bırakıp normal bir adam gibi yaşayacağımı düşünmüştüm fakat şimdi böyle hayallerin tek yerinin uykuda olduğunu anlıyorum. O yüzü… Onu kaçıran Tapınakçıları deniz boyu kovaladığım günleri ve geceleri hatırladıkça yüzünü aklımdan çıkarmaya çalışıyorum. Neredeyse başarıyordum da. Neredeyse… Biraz daha hızlı olabilseydim… Oysa kollarımda onun cansız vücudu vardı. Sabit, kıpırtısız gözlerinden yansıyan korkuyu gördüm. Bunu yapanlar dünyadan gidene dek tek tek her birini avladım. Fakat şevksizdim, ne tatmin olmuş ne de serbesttim. Ölümleri onu getirmeyecek, acılarımı dindirmeyecekti. Başka bir kadın için aynı şeyleri hissedemeyeceğimden emindim.
Neyse ki yanılmışım.

 

8. SAYFA

İçgüdülerimiz neden şiddet ağırlıklı? Farklı türlerin birbirleriyle ilişkilerini gözlemledim. Fıtri hayatta kalma arzumuz genelde bir başkasının ölümü anlamına geliyor. Neden beraber yaşayamıyoruz ki? Birçok kişi dünyanın kutsal bir güç tarafından yaratıldığına inanıyor fakat ben burada yalnızca deli bir adamın kurguladığı yıkım ve umutsuzluğu görüyorum.  Kargaşa tabiatımızda var.  Kasıtsız… Amaç ve benlik yalnızca zamanla işlenmiş. Önce doğa sonra da insan eliyle…

 

9. SAYFA

Yeterince uzun ve yüksek sesle söylenmiş her cümle zamanla dogmalaşır, hakikat haline gelir. Bu sayede diğer görüşler bastırılıp rakipler susturulabilir. Başarıya ulaşıldığında – bütün rakipler elendiğinde – geriye kalan da doğal olarak doğru kabul edilir.

Nesnel bir olguya göre doğru mu peki? Hayır. Fakat bir kişi nasıl olaylara tarafsız bakabilir ki? Açıkçası, bakamazsın. Gerçek anlamda, fiziksel olarak imkânsız. Ortada çok fazla değişken var. Düşünülmesi gereken çok fazla alan ve çok fazla formül var. Deneyebiliriz tabii ki. O ana adım adım yaklaşabiliriz fakat asla ulaşamayız. Asla…

İşte böylece anladım ki Tapınakçılar yaşadığı sürece gerçekleri kendi amaçları uğruna bükecekler. Mutlak doğru diye bir şeyin doğru olmadığını, varsa bile idrak edebilecek durumda olmadığımızı biliyorlar. Bu yüzden de onun yerine kendi açıklamalarını oluşturmaya çalışıyorlar. “Yeni Dünya Düzeni” adı verdikleri şeyin temel ilkesi işte bu: Varlığı kendilerine göre yeniden tasarlamak. Olay eserler değil, insanlar değil. Bunlar yalnızca araç. Olay anlayışta. Ne kadar da akıllılar. Bir anlayışla nasıl savaşılır ki?

İşte size mükemmel silah. Fiziksel bir şekilden yoksun fakat çok çeşitli ve genelde yıkıcı yollarla etrafımızdaki dünyayı değiştirebiliyor. Bir itikadı öldüremezsin. Tüm müritlerini öldürsen, tüm yazıtlarını yok etsen bile en iyi ihtimalle sindirebilirsin. Bir kişi, bir gün gelir ve itikadı yeniden ortaya çıkarır, yeniden oluşturur. Bizler, Suikastçılar bile Yaşlı Adam’dan da eski bir Tarikatı ortaya çıkarmaktan başka bir şey yapmadık.

 

10. SAYFA

Zw-codex-10

 

11. SAYFA

Attis. Dionisos. Horus. Krişna. Mitra. İsa. Yaşamları benzer hikâyelerden oluşuyor. Hatta bence fazla benzer. Kutsal doğum, eziyet, müritler, mucizeler, yeniden dirilme…

Bu nasıl olabilir?

Belki de farklıdır. Çağlar boyu anlatılan tek bir hikâye olabilir mi? Ödünç alınıp zamana uydurmak için değiştirilmiş olabilir mi? Aletlerimiz ve dilimiz geliştikçe o da evriliyor. Peki bu hikâye bir gerçekten mi yoksa kurgudan mı çıktı? Yoksa ikisinden birden mi? Bu şahsiyetler, yaşamları Cennet Elması ile uzatılmış ve değiştirilmiş aynı kişi olabilirler mi?

Al Mualim İsa’dan gerçek bir insan, tahrif sanatında ustalaşmış bir ölümle olarak bahsetmişti ama ya yanıldıysa? Ya bu adamlar gerçekse ve önceden daha birçok kez aramızda gezinmişlerse? Bu tekrar gelecekler mi demek? Belki de şu an aramızdadırlar. Çok fazla soru var ve her gün daha fazlası…

 

12. SAYFA

Zw-codex-12

 

13. SAYFA

Zw-codex-13

Gizli Bıçak yıllar boyu değişmez yoldaşımız oldu. Bazıları alametifarikamız olduğunu söyler, yanılmış da sayılmazlar. Birçok başarımızı ona borçluyuz ama yine de alet eskidiğini belli etmeye başladı. İşte bu yüzden kişinin parmağını kesmeden kullanabilmesi için bazı geliştirmeler yapmaya başladım. İlk ilave, gelen saldırıları savuşturmak için konulan metal bir levha. Diğer Suikastçılar bu levhanın yeni bir metalden üretildiğini düşünüyor ve bu metalin keşfini (ektedir) bana ithaf ediyorlar. Hakikati bilmemeleri daha iyi. Ayrıca Malik’le yeni suikast yöntemleri üzerinde çalıştık: yüksekten, kenardan ve gizlenme yerlerinden. Temel hareketler elbette ama önemleri yadsınamaz. Üçüncü ve son gelişme ise en basidi: ilkiyle birebir aynı olan ikinci bir bıçak kullanımı. Bir Suikastçının önüne temizlemesi gereken iki hedef çıktığında, saldırısını ikisine de aynı anda ulaşacak şekilde ayarlaması yetecek. Üretildikleri metallerin bulunması hala güç olduğu için bu bıçaklar sınırlı sayıda olacak tabii ki. Kimlerin iki bıçak taşıyabileceğini dikkatle seçmem gerekecek.

 

14. SAYFA

İnsan, karşılaştığı her şey üzerinde egemenlik kurmak ister. Sanırım bu, çevremize hâkim olma arzumuzdan kaynaklanan doğal bir eğilim fakat bu eğilim diğer insanları kapsamamalı. Her gün daha da çok kişi cebren ya da hileyle hizmet etmeye zorlanıyor. Ağır mahkûmiyet altında olmayan diğerlerine de yaşamlarının değersiz olduğu hissiyatı aşılanıyor. Erkeklerin kadınlara eziyet ettiği yerler gördüm. Başka ellerden gelen kişilere söylenen zalimce şeyler duydum. Başka şeylere inanan ya da farklı davranan kişilerin acı çekişini izledim.

Bu şeyleri Masyaf’ın duvarlarından izlerken bir yandan da sık sık tartışıyoruz. Bu eziyetleri durdurmak, hoşgörü ve eşitliği güçlendirmek için ne yapabiliriz? Bazı günler eğitimden, bilgiyle birlikte ahlak unsurunun da geleceğinden bahsediliyor fakat sokaklarda yürürken satışa çıkarılan köleleri görünce kalbim donuyor. Bir kocanın karısına küfredip taşlar fırlattığını, yalnızca ona hizmet etmek için yaşadığını söylediğini görünce yumruğumu sıkıyorum.  Ailelerinden zorla ayrılıp para uğruna çöl güneşi altında çalışmaya ve nihayetinde ölmeye yollanan çocukları görünce…

Böyle günlerde, konuşmanın bir işe yarayacağını hiç sanmıyorum. Böyle günlerde yalnızca failleri nasıl öldürebileceğimi düşünüyorum.

 

15. SAYFA

Zw-codex-15

 

16. SAYFA

Elma, bizim ötemizdeki şeyleri gösteren bir rehber. Onun kırpışan, kıvrım kıvrım içinde olacaklara dair görüler de yakaladım. Böyle bir şey mümkün olmamalı. Belki de değildir. Belki yalnızca bir imadır. Nasıl bilebiliriz? Nasıl emin olabiliriz?

Bu görülerin sonuçlarını düşünüyorum da… Acaba olacakları mı gösteriyor yoksa yalnızca olabilecek şeyler mi? Neticeleri değiştirebilir miyiz? Denemeye cüret edebilir miyiz? Peki böyle yaparsak yalnızca gördüklerimizi gerçekleştirmiş mi oluruz?

Her zamanki gibi eyleme geçmekle geçmemek arasında, hangisinin bir fark yaratacağını bilmeyerek kararsız kalmış durumdayım. Bir fark yaratmam bekleniyor mu ki benden? Yine de bu günlüğü tutuyorum. Bu, gördüklerimi değiştirmeye ya da belki de garantilemeye çalışmak değil mi?

 

17. SAYFA

Gördüklerim içinde hiçbir şey beni alevler kadar rahatsız etmiyor. O kadar yükseğe ulaşmışlardı ki arşı delecek gibiydiler. Yer zangır zangır sallandı. Dağlar yarılıp parçalandı. Koca metal kuleler unufak oldu ve içlerindekiler yere saçıldı. Her yer çığlıklarla doluydu. O kadar korkunçtu ki yankılarını şu an bile hissedebiliyorum

Ne bu gördüğüm karmaşa? Acaba, onlar mı? Önceden Gelenler… Sonları bu mu oldu? Ateş ve kül… Belki Tapınakçıların istediği de bu yıkıcı güçtür. Bizleri yönetmek, kendilerine bağlamak için kullanabilecekleri bir güç… Ellerinde bütün dünyayı yok edebilecekleri bir şey varken ne şansımız kalırdı?

 

18. SAYFA

Gizli kalmak, sessiz olmak ve tarihin akışını gizlice değiştirmek zorundayız fakat bazı kardeşlerim buna katılmıyor. Sinirlenip kendimizi böyle dışlamanın bir hata olduğunu söylüyorlar. İşimizi yavaşlattığını savunuyorlar fakat muhtemel tehlikelerden haberleri yok. Kendimizi bu şekilde açığa çıkarmak çok tehlikeli olur. Korkarım deli muamelesi görüp saldırıya uğrardık. O yüzden bu şekilde devam ediyoruz, her zaman olduğu gibi. Bildiğim tek bir şey varsa insanların nasihatla öğrenmediğidir. Musibet yaşamaları gerekir. İlişkileri kendileri kurmalı. Adamın birine “kibar ol, hoşgörülü ol, zihnini açık tut” desem bile bu cümleler herhangi bir etki yaratmadan sönüp yok olacak. Laf israfı olacak. Bu yüzden her zamanki gibi devam ediyoruz.

 

19. SAYFA

Zw-codex-19

Efsanelerde Altın Post’tan bahsedilir. Acaba ikisi birbiriyle bağlantılı mı?

…Malzemenin işleme safhasını düzenledim ve ortaya dünyada eşi benzeri olmayan bir zırh çıktı.

…Dayanıklılığı muazzam fakat hareketi engellemeyecek kadar hafif.

…Merak ile korku arasında gidip geliyorum. Burada savaşların gidişatını değiştirecek, giyeni neredeyse yenilmez kılacak bir şey ürettik.

Belki de bunları üretmek bir hataydı. En iyisi formülü yok etmek. Ya düşmanlarımızın eline düşerse? Fazla tehlikeli…

 

20. SAYFA

Yeni tek ve ilahi bir yaratıcı inancından önce ortaya çıkan antik pagan inançlarını inceledim. Rastgele koyulmuş ahlaki kurallardan ziyade etrafımızdaki temel kuvvetlere odaklanmış gibi görünüyorlar

Güneş sabahları doğup akşamları batıyor. Dalgalar yükselip alçalıyor. Çimenler büyüyüp sararıp ölüyor ve zamanla topraktan tekrar çıkıyor. Hava ısınıp tekrar soğuyor. Göremediğimiz bir enerji bizi yere bağlıyor ve ayrılmak istediğimizde bizi geri çekiyor.

Bu hareketlerden her biri bir tanrı ya da tanrıçaya atfedilmiş. Her kuvvete bir sima verilmiş fakat yeri ve kudreti unutulmamış. Lakin bu, kuvvetlerin – farklı ruhlardan oluşan bütünlerin – birbiriyle bağlantısız olduğunu söylemek değildir. Etrafımızdaki dünyanın işleyişini görünmez eller kontrol ediyor.

Böylece ne kadar noksan olsa da şeylerin işleyişini anlamak, açıklamak, çalışmak ve sınıflandırmak için çalışılmış ama ötesi yok. Şimdiyse çok daha sade bir açıklamayla yetinmemiz isteniyor. Her soruya, her sırra tek bir cevabın olabileceğini düşünmek ne kadar safça. Her şeyi yöneten tek bir ilahi güç… Öyle bir güç ki hakikat ve sevgi getiriyor. Bana sorarsanız bu ışık bizi kör ediyor ve cahilce yaşamamıza sebep oluyor.

İnsanların görünmez canavarlardan kafalarını çevirip dünyayı bir kez daha mantık çerçevesinde görecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorum. Lakin bu yeni dinler o kadar uygun ki – ve reddedenlere o kadar korkunç cezalar olduğunu savunuyorlar ki – korkarım bu korkuyla kendimizi şu ana kadar söylenmiş en büyük yalandan alamayacağız

 

21. SAYFA

Zw-codex-21

Kişi, arazide bulunan bitkilerden çıkardıklarıyla birçok şey yapabilir. Daha ender türler istendiğinde de bunlar tüccarlardan ve seyyahlardan sağlanabilir fakat bu sağlananların özellikleri daha az bilinir ve daha çok inceleme gerektirir.

Zehir damıtımında geleneksel simya aletlerinden yararlanılabilir. Bazı zehirler deriye nüfuz edebileceği için çok dikkatli olunmalıdır. Dikkatsizlikleri yüzünden hayatlarından olan birçok kişi vardır

Bıçak, burada listelenen özelliklere göre oyulmalı. Sapmalar metalin çatlamasına, zayıflayıp sonunda kırılmasına sebebiyet verebilir.

 

22. SAYFA

Zw-codex-22

Bu haritayla ne yapmalı? Bütün dünyayı gösteriyor gibi görünüyor. Hem söyledikleri gibi düz de değil, top gibi yuvarlak. Elma gibi… Lakin böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Gösterdiği bazı yerler hala bize yabancı, birçoğu bilinmiyor. Keşfedilmemiş… Keşfedilecek çok yer var. Peki oralarda insan var mı? Bize benziyorlar mı? Benzemiyorlarsa ne farkları var? Bunları cevaplamayı ne kadar çok istiyorum… Belki de zamanla seyahat etme şansı bulurum. Yolumu çizip bu uzak diyarlara kendim giderim.

 

23. SAYFA

Zw-codex-23

Arapça Yazılar: Kuzey (هاجم) = Saldır, Doğu (تسلق) = Tırman, Güney (ءبر) = Geç ve Batı (قطر) = Yatay.

 

24. SAYFA

Bazı günler ailemi özlüyorum. En azından aile fikrini… İkisi de bu duvarların içinde yaşamış olsa da anne babamı pek iyi tanıyamadım. Biz böyleydik. Belki üzgünlerdi, göstermiyorlardı ama… Olmazdı.

Kendim için konuşursam, gençliğimin çoğunu eğitimle geçirdim. Yalnızlık üzerine düşünmeye çok az vaktim vardı. O yüzden sonunda annem babam göçüp gittiğinde iki yabancının ölümünden farklı gelmedi bana. Al Mualim bana babalık etti. Onun zayıf ve sahte sevgisi zamanında yeterli – hatta iyi – idi.  En azından ben öyle düşünmüştüm.

Bir gün benim de bir çocuğum olacak, Tarikat’ımızın içinde büyüyecek ama ne ben aynı hatayı yapacağım ne de kendine Suikastçı diyen kimse. Çocuklarımızı sevip karşılığında sevgi görmeliyiz. Al Mualim bu bağlılıkların bizi zayıflattığını, yaşamımız söz konusu olduğunda bizi şüpheye düşürdüğünü düşünürdü. Lakin eğer gerçekten adalet için savaşıyorsak sevgi, onların hayrına bir şey yaptığımızı bildiğimiz için fedakârlığı kolaylaştırmaz mı?

 

25. SAYFA

Zw-codex-25

 

26. SAYFA

Artık cevabı biliyorum. Hakikati biliyorum. O menfur şeye bir daha dokunmayacağım. En iyisi; kimse, ne şimdi ne de daha sonra dokunmasın. Onu yok etmeyi denedim – en sonunda – ama ne bükülüyor ne kırılıyor ne de eriyor. Ah duruma bakar mısın… Eminim Elma’ya sorsam ne yapılması gerektiğini söyler ama bu umut bile yetersiz. Her zaman verebileceği bir hediye daha var. Kendimi tutmam lazım. Bu yüzden kilitlenmesi lazım. Bir zamanlar onların, artık bizim olan adaya götüreceğiz onu. Orada bir sandık var, güzelce gizlenmiş, yeterli olur herhalde. Kendimi eserden uzak tutarsam diğerlerinin bulması riski var. Yakında tutarsam daha riskli, zamanla beni ayartabilir. Zayıfım. Hepimiz zayıfız. Kim değil ki? Ah, o gördüğüm şeyler… Hikâye orada, satırların içinde. Satır aralarında değil, onların ardında. Yalnızca bizim gözlerimiz görebileceği yerde. Gidin de kendiniz bakın. Belki benim ve diğerlerinin başaramadığını siz başarırsınız. Zaman geçiyor ve geçtikçe yeni keşiflerle gelişmeler getiriyor. Yani eninde sonunda bir gün kapı aralanacak ve mesaj yerine ulaşacak. Elçilerini bulacaklar.

 

27. SAYFA

Giderek daha da büyüyoruz. Her gün daha da çok kişinin yolu hisara düşüyor. Erkeği, kadını, genci, yaşlısı… Farklı diyarlardan, farklı inançlardan…  Hepsinin hikâyesi birbirine benziyor, itikadımızın ilk kısmını keşfetmişler: hiçbir şey doğru değil.
Yaşadıkları aydınlanma büyük çoğunluğunu mahvediyor. Ahlaklarını, kendilerine güvenlerini ve güven hissiyatını kaybediyorlar. Birçoğu deliriyor. Onlara yol göstermemiz, yoparlanmalarına yardım etmemiz lazım. Kafaları peri masalları yerine bilgiyle dolmalı. Bırakın cevapları bulsunlar, cevaplar zorlu ve karmaşık olsun. Ne de olsa hayat da öyle.

 

28. SAYFA

Zw-codex-28

Başardık! Gizli bıçağın yapısını değiştirip küçük toplar atabilmesini sağlayacak bir yol bulduk. Çok uzak mesafeden bile muhteşem hasar verebiliyor. İtiraf ediyorum keşif sırasında kullandığım yöntemler biraz… riskliydi. Lakin kısa sürelerle ve odaklanmış bir zihinle Elma’nın yan etkisiz kullanılabildiğini gördüm. En azından öyle umuyorum.

Barutla savaş bizlere o kadar yeni değil, Doğu komşularımızda uzun süredir görüyorduk ama onların silahları çok daha büyük ve bizim ihtiyaçlarımıza göre değiller. Onların tasarımını küçültüp bizim ölümcül silahımızla birleştirerek bileğe takmanın bir yolunu buldum.

Ayrıca patlayıcı barutun formülünü geliştirdik ve artık başka bileşenlerle birlikte kullanabiliyoruz. Tehlikeli bir bilgi, o yüzden bu bilginin yalnızca en yakın dostlarımızla paylaşılması en iyisi.

 

29. SAYFA

Şarkta bir karanlık yükseliyor. Öylesine büyük ve güçlü bir ordu ki bütün kıta endişe içinde. Liderleri, Cengiz Kağan ünvanını alan Timuçin adında bir adam. Gittiği her yeri silip süpürüyor. İsteği her neyse durdurulması lazım. Genç olsaydım – bir Cennet Parçası’nın karıştığından şüphelendiğim – bu işi kendim gizlice halletmeyi denerdim ama o günler geçti. Artık bayrağı başkasına devretmek gerek. Karımla birlikte oğullarımızla konuşma vaktimiz geldi. Oraya beraber gideceğiz. Hem onları test etmiş olacak hem de tehdidi sonlandırabilecek miyiz bakacağız.

 

30. SAYFA

Yakında bu dünyadan göçüp gideceğim. Zamanım geldi. Günün her anında bu idrakın düşünceler beynimde. Bedenimdeki maddelerin tekrar Dünya’ya döneceğini biliyorum fakat bilincime ne olacak? Kimliğime… Bir anlamda BENLİĞİME ne olacak? Sanırım sona erecek. Sonraki bir dünya olmadığı gibi şu ankine de dönülemez. Öylece bitmiş olacak. Sonsuza dek…

Yaşamlarımız o kadar kısa ve önemsiz ki… Kâinatta hiçbir değerimiz yok. İyilik yerine kötülüğü, Elma’yı kilitlemek yerine kullanmayı seçsem ne fark edecekti ki? Hiçbir şey… Sayma, saydırma yok. Hesap verme yok. Mahşer yok. Yalnızca sessizlik ve karanlık…  Kati ve mutlak… Bu yüzdenmerak etmeye başladım; ölümü durdurmanın, en azından geciktirmenin, bir yolu yok mu acaba? Muhakkak ki Önceden Gelenler bizim kadar kırılgan ve güçsüz değillerdi fakat artık eseri kullanmayacağıma yemin ettim. Ona artık bakmayacağım. Yine de, ölümün bu kadar kıyısındayken son bir kez göz atmaktan zarar gelir mi ki?

 

AC2 Veritabanı / Belgeler

GÖNDEREN: RAMONDO

Sevgili Vincente,

En karanlık şüphemizin, kızının bir sahtekârla evlendiğinin kanıtları geçti elime. Leone, Guelphli olduğunu iddia etse de kendisi aslında Floransalı. Buradan, bu yalancı ve hilebazların hükümetimizi devirmek ve sahip olduğumuz azıcık özgürlüğü de almak istediği ne kadar açık görünüyor. Eğer bu mektubu okuduktan sonra senin de kanın benimki kadar kaynamaya başladıysa gel beraber onu Torre Grossa’ya atalım. Bu Floransa’ya iyi bir mesaj verir.

Sevgiler,

Ramondo

Not: Bu sıkıntıdan bir kurtul, benim oğlan da kemale erdi. Belki kızın onunla daha mutlu olur.

 

GÖNDEREN: UBERTO ALBERTI

Aşkım,

Bu yazıları, belki bir gün cesaretimi toplayıp sana aktarabilirim diye yazıyorum. Şüphesiz zamanı gelince Giovanni’ye ihanet ettiğimi, onu hain olarak gösterip ölüme mahkûm ettiğimi öğreneceksin.

Tarih bu olayı muhtemelen siyaset ve açgözlülük olarak görecek. Lakin zorumun nefret değil korku olduğunu bilmeni isterim. Mediciler sahip olduğumuz her şeyi çaldığında korktuğumu fark ettim. Senin için, oğlumuz için korkuyordum. Geleceğimiz için… Amaçsız bir adamın bu dünyada ne gibi bir şansı vardı ki?

İş birliğim karşılığında para, arazi ve unvan vadettiler. İşte bu yüzden en yakın dostuma ihanet ettim. Yaptığımız ağza alınamayacak kadar kötü olsa da o zaman gerekli görünüyordu. Şimdi bile geriye dönüp baktığımda başka bir yol göremiyorum.

 

GÖNDEREN: FRA GIOCONDO

Messer Francesco,

İstediğinizi yapıp oğlunuzla konuştum. Değerlendirmenize kısmen de olsa katılıyorum. Evet, Vieri atılgan ve düşünmeden harekete geçiyor. Paralı askerlere oyuncaklarmış gibi davranma alışkanlığı da var. Sırf bu yüzden en az üç adamın darmadağın olduğuna dair duyumlar aldım. Lakin ben, sizin bahsettiğiniz gibi, durumu ümitsiz bulmuyorum. Hatta çözümün çok basit olduğuna inanıyorum.

Sizin takdirinizi bekliyor. İlgi istiyor. Ani patlamalarının sebebi hep bu yetersizlik hissinden kaynaklanan özgüven eksikliği. Sık sık gururla sizden ve size daha yakın olma isteğinden bahsediyor. Yani gürlemesinin, aptallığının ve sinirinin bütün sebebi fark edilme isteği. Sevilmek istiyor.

Size aktardığım bilgiyle neyi uygun görüyorsanız yapın fakat aramızdaki ilişkiyi sonlandırma mecburiyetindeyim. Konuşmalarımızın konusunu öğrenecek olursa bana yapabileceklerinden korkuyorum.

Size sadık,

Fra Giocondo

 

GÖNDEREN: ANTONIO MAFFEI

Maestro,

Kalbim, bu mektubu yazdığım sırada korkuyla dolu. Elçi geldi, onu hissediyorum. Kuşlar normal davranmıyor, mekânın üstünde daire çiziyorlar. Onları kulemden görebiliyorum. İstediğiniz buluşmaya katılamayacağım. Kendimi bu şekilde öne süremem yoksa şeytan beni bulabilir. Beni affedin, yalnızca sağduyulu davranıyorum.

Anlayışın Babası rehberiniz olsun.

Rehberim olsun,

Rahip A.

 

GÖNDEREN: JACOPO DE’ PAZZI

Kardeşim,

Kuşkusuz şimdiye kadar duymuşsundur, intikam arayışında ve bizi avlıyor. Bu işi hiç kabul etmemeli, komploya dâhil olmamalıydık ama olan oldu. Bu yüzden Maestro ile üç gece sonra ya Venedik’te ya da Roma’da sığınma istemek için bir buluşma ayarladım.

San Gimignano’daki kilisede toplanıp kararlaştırdığımız saatte toplantı alanına gideceğiz. Katılmanı şiddetle öneririm. Burada kalmak intihar olur. Suikastçı aman vermiyor. Onu kendi başımıza durdurmayı düşünemeyiz bile. Lakin Maestro’nun da yardımıyla karşılığımızı adam gibi verecek zamanı kazanabiliriz.

Kendine iyi bak. Floransa’yı kaybetmiş olabiliriz ama bu, sonumuz geldi demek değil.

Anlayışın Babası rehberin olsun.

Kardeşin, Jacopo.

 

GÖNDEREN: CARLOTTA MORO

Aşkım,

Bu kelimenin senin için bir kez daha anlam ifade edeceği günler gelecek mi bilmiyorum. Yaptığım şey için, hem senin hem de benim düştüğüm durum yüzünden özür dilerim. Beraber olamasak da senin yakınlarda olduğunu bilmek bana yetiyordu. Şimdi Marco da ölünce tekrar bir araya gelmemizin bir yolunu bulduğumu sanıyorum.

Ah, beni hatırlıyor musun ki? Yoksa yaraların çok mu derin? Sözlerim anılarına olmasa da kalbine tesir etmiyor mu? Ne söyledikleri umurumda değil, hala oralarda bir yerlerde olduğunu biliyorum.

Bir yolunu bulacağım aşkım. Sana hatırlatmanın, seni geri almanın bir yolunu bulacağım.

Daimi aşığın,

Carlotta

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 1

Al Magnifico Lorenzo de’ Medici mio protettore e amico;

İstediğin üzere Milan kazası hakkındaki araştırmamı tamamladım. Sizi temin ederim olayların ardında Duca Galeazzo Sforza’nın yönetimine karşı olmaktan fazlası var. Çok daha büyük şeyler peşinde olan diğer grupların kendilerini açığa çıkarmadan amaçlarına ulaşmak için bunları tetiklediğini düşünüyorum.

Lampugnani, Olgiati ve Visconti suçlu; orası kesin. İhanetlerine uyacak cezaları aldılar fakat bizim Francesco de’ Pazzi de aralarında olmak üzere başka birçok soylu aile de işin içinde gibi.

Bunu neden yaptıklarını henüz bilmiyorum ama bulduğum ilk şeyler akla hayale sığmayacak büyüklükte bir planı işaret ediyor. En iyisi bu konuşmaya yüz yüze devam edelim, zira şüphelerimi kâğıda dökmeye çekiniyorum. Cevapta görüşmek istediğiniz yeri ve saati belirtirseniz sizinle orada buluşurum. Ayrıca biz şu olayı çözene kadar Gonfaloniere’in Francesco’yu gözaltına almasını emrettim.

Size sadık,

Giovanni Auditore

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 2

Giovanni bu mektubu mühürlemiş. Açmak yanlış olur.

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 3

Giovanni bu mektubu mühürlemiş. Açmak yanlış olur.

 

GÖNDEREN: GIOVANNI AUDITORE 4

Bu belge, olur da basılır ve bildiklerimi sizinle paylaşamazsam diye geçen haftalardan öğrendiklerimin bir kaydı niteliğindedir. Öncelikle, Milan Dükü’nün öldürülmesinin basit bir siyasi oyundan ibaret olmadığını anlamalısınız. Hatta Floransa’yı aşan; Roma, Venedik ve Forli gibi birçok şehirden farklı insanların içinde bulunduğu bir komplo bu.

Bu notun ilavesinde suçlu olduğunu bildiğim kişilerin bir listesi – en azından başlangıcı – bulunuyor. Henüz tamamını yazamadım ama en kısa zamanda eksikleri gidereceğim. Lakin içlerinde Pazzi ailesinin de bulunduğu su götürmez bir gerçek.

O hapishaneden çıkacak zamanı bulmadan önce Francesco’yu sorgulamamız lazım. Sorgu sonucunda eminim ki listeye birçok isim daha eklenecektir. Yaptıklarında eski bir düşmanın izlerini gördüğüm bu adamların kim olduğu hakkında bazı şüphelerim var tabii. Korkarım-

(Mektup burada ansızın bitiyor. Giovanni; notu, kendisini tutuklamaya gelen muhafızlardan saklamak için yarıda kesmiş olmalı.)

 

GÖNDEREN: MICHELANGELO

Sevgili Babacığım,

Eğitimi bırakalı neredeyse bir hafta oldu. Sebeplerimi anlamanı beklemiyorum. Zira kendim de pekiyi açıklayamıyorum ama dünyanın ellerimin arasından kaydığını ve gelgitlerinin bir parçası olmak için onu yakalamam gerektiğini hissediyorum. Hitap ya da sayılar konusunda iyi sayılmam ama ellerimle etrafımdaki her şeyi, her an şekillendirebiliyorum.

Benim bir sanatçıdan fazlası olmamı istediğini biliyorum ama geleceğim söz konusu, lütfen beni hoş gör. Senin de bildiğin gibi derslerden ziyade tıraşçılık ve resimle ilgilendim ve şimdi de Bay Domenico Ghirlandaio bana onun çırağı olmamı önerdi. Cappella Sistina’da şaheser düzeyinde bir boyama yaptığı Roma’dan yeni döndü. Sıkı çalışırsam bir gün ben de Vatikan’a davet edilip o resmi görebilirim.

Lütfen çıraklığım için hayır dualarını eksik etme. Senin büyük beklentilerine yakışır olmak için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum, umarım bir gün benimle gurur duyarsın.

Oğlun,

Michelangelo

 

GÖNDEREN: DIANA

Siyaset, siyaset, daima siyaset… Konsey’de, oğlunu görmeye gelemeyecek kadar meşgul olduğunu söylüyorsun ama bu bir yalan. Onunla görülmek istemediğini biliyorum. O karın olacak Bella sana kaç varis bıraktı? Son saydığımda sıfırdı. Senden aşağıda olduğumu düşüyorsun, haklısındır belki ama en azından oğlumu birçok gece düşündüğüm gibi sokaklara atmaktansa ona analık ediyorum. Onu iyi bir şekilde yetiştiriyorum. Ben dükkânda çalışırken o da ev işlerini hallediyor.

Şimdi koca adam oldu ve veraset hakkı onda. Peki senin neyin var? Bir katır kadar kısır fakat peruk takıp etrafta tavuskuşu gibi dolanan ve paranı sömüren soylu bir kadın… Paranı ve erkekliğini kıskanıyor olabilirim Vincente ama onu şu kadarcık kıskanmıyorum.

Çocuğumuza ister bak ister bakma yakında mülklerin ona geçecek. Kısırlığının baharında Tanrı huzurunu bozmasın.

Ciao,

Diana

 

GÖNDEREN: RIGARDA

Sevgili Luca,

Kızına yaraşır birini bulmaya çalışıyordum ama San Gimignano’daki erkeklerin çoğu zayıf ve aptal. Aptal olmayanlarsa kızının dik başlılığına pek de iyi bakmıyor. Münasip olanlardan biri onun başörtüsü olmaksızın evden çıkma isteğini duyunca şok oldu. Bir diğeri gündelik planlarını kendisinin yaptığını öğrenince hiç memnun olmadı. Ona bir koca bulacaksam bu iş böyle gitmez.

Gerekiyorsa al değneği döv ama bir dahaki adayı getirdiğimde uysallaştığına emin ol. O zamana kadar yola getiremezsen sanırım manastır seçeneğini düşünmek zorunda kalacağız.

Sevgilerimle,

Rigarda

 

GÖNDEREN: ANDREA ALLEGRO

Messer,

Bu mektup, gelecek ay Palazzo Comunale’de bulunmanız istendiğinizi belirtmek içindir. Komşularınızdan, kılıcınızla birçoğuna saldırıda bulunduğunuzu bildiren şikâyetler aldım. Hatta tarlanıza giren bir kız çocuğunu döverek sakat bırakmışsınız.

Arazi sizin olduğu için tabii olarak hakkınız olsa da kendileri, çok daha ciddi olan, Tanrı’ya ve doğaya karşı suç işlediğinizi söylüyor. Bu tür davranışlar Forli’de yasaktır. Size yöneltilen suçlamalardan haberdar değilseniz Leviticus 18:23’ü okuyun.

Bizleri haberdar edin yoksa bir grup muhafız sizi tutuklamaya gelecektir.

Saygılarımla,

Andrea Allegro

 

GÖNDEREN: LUCIA

Gorgio,

Her şey planladığımız gibi gidiyor. Kocam hiçbir şeyden şüphelenmiyor. Beni kilit altına aldı ama sabrettim; seni, kurtarıcımı buldum! Eğer kulağıma söylediğin tutkulu sözlere sadıksan sözünü tutup beni kocamdan kurtarırsın.

Yapman gerekeni biliyorsun, sağlam dur ve tereddüt etme. Kocam bu gece evde olacak. Saat kulesi gece yarısını vurduğunda da yatmaya gidecek. Pencereden gir ve kışladaki hançerlerden birini getir. Bu işi sessiz halletmeliyiz.

Kocama, bu mektubu sana iletmesini istedim. Onun için isimsiz bir muhafızsın, aptal herif bize yardım ettiğini fark etmiyor bile. O salak moruk yolumuzdan çekildiğinde, beraber mutluluğa yelken açacağız.

Sonsuz sevgilerimle,

Lucia

AC2 Veritabanı / Mekanlar

VENEDİK

 

ARSENALE DI VENEZIA

İlk olarak özel gemiler için bir deniz deposu olarak yapılan Arsenal 1320’de tekrar inşa edildi ve genişletildi. O tarihten itibaren, Venedik devleti tarafından gemilerini inşa etmek ve yönetmek üzere kullanıldı. Meşhurdur, üretiminin zirvesinde, gemi yapımcıları bütün bir gemiyi bir günde üretebiliyorlardı. Etkileyici ön kapı (Porta Magna) 1460 yılında, Klasik revivalist tarzda yapıldı.

Görünüşe bakılırsa Silvio Barbarigo Arsenal’i kontrol eden ilk Tapınakçı değildi. Araştırmama göre, 1320’deki tadilatın masrafları Tapınakçı fonlarından karşılanmış ve onlar da o tarihten sonra depoda bir üsse sahip olmuşlar.

 

BASILICA DI SAN MARCO

Basilica di San Marco, ilk olarak İskenderiye’den çalınan Aziz Markos kutsal emanetlerine ev sahipliği yapması için 828 yılında inşa edildi. Halihazırdaki Bizans tarzı bazilika 1063 yılında yapıldı.

Ön cepheye bir bak. Dekorasyonların birçoğu Haçlılar tarafından geri getirilmiş ya da zengin tüccarlar tarafından hediye edilmiştir. Kilise Doc’un kişisel şapeli olarak tasarlanmıştır, içerideki bir koridor burayı yan taraftaki Palazzo Ducale’yi birbirine bağlar.

 

CAMPANILE DI SAN MARCO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

9. yüzyılda gözetleme kulesi olarak inşa edilen Campanile di San Marco, daha sonra bir çan kulesine dönüştürüldü. Beş çanın her birinin özel bir anlamı vardır: Biri Senato’yu duyurmak için, biri gün ortasını belirtmek, üçüncüsü iş gününün açılışını ve kapanışını duyurmak için, dördüncüsü konsey toplantılarını duyurmak için, beşinci ve sonuncusu ise idamlar içindir.

 

CANNAREGIO SEMTİ

Çoğunlukla şehrin çalışan kesiminin bulunduğu Cannaregio 1516 yılında Yahudi Varoşu haline geldi ve etrafı Yahudileri Venedik’in geri kalanından ayırmak için muhafızlarla korunan kapılarla çevrildi. Bilgin olsun, bu bir Venedik terimi olan varoşun kökenidir, “Yahudilerin olduğu sınırlı şehir bölgeleri” anlamına gelir. Bugün çoğunlukla düşünüldüğü gibi, “bu kanepe çok varoş” anlamına değil.

Semtte San Giobbe ve Madonna dell’Orto kiliseleri bulunmaktadır.

 

CASTELLO SEMTİ

Venedik’teki en geniş bölge olan Castello Arsenal’in etrafında genişlemiştir.

Eğer asker arıyorsan bakman gereken yer burasıdır, eğer daha çok huzur ve tefekkürle ilgileniyorsan, güneyinde San Zaccaria kilisesi vardır.

 

DORSODURO SEMTİ

Sanatçıların favori mekanı olan Dorsoduro Venedik’in festival merkeziydi. Burada gondol imal edilen Squaro di San Trovaso ve Santa Maria della Visitazione Kilisesi bulunmaktadır.

 

GILDA DEI LADRI DI VENEZIA

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

1465 yılı civarında kurulan Venedik Hırsız Loncası, yasadışı olması sebebiyle, sabit bir merkeze sahip değildi.

Başyargıçlar tarafından sarfedilen hırsızlığı bitirme çabalarına rağmen, suçlanan zanlılar şehir muhafızları onları aramaya çıktıklarında asla ortalıkta görünmezlerdi.

 

LA ROSA DELLA VIRTÙ

Seksin ve dinin çakıştığı bir noktaya inşa edilmiş La Rosa della Virtù (Fazilet’in Gülü) tamamen eski rahibeler tarafından yönetilirdi. Papa birkaç defa Venedik Konseyi’ni genelevi kapatması için zorlamış, ancak genelev 1516’daki bir yangında tamamen yok olana kadar açık kalmıştı.

Kilise bunun bir ilahi müdahale olduğunu iddia etse de, hukukçular yangını kızlardan biriyle bedava birlikte olmak isteği reddedilmiş hoşnutsuz bir piskoposun çıkardığını bulmuşlardı. Tanrı’nın İşi, elbette.

 

MADONNA DELL’ORTO

REBECCAC84: Şu çan kulesine tırmanmak istediğini biliyorum.

14. yüzyılda, bir kefaret itikadı olan Humiliati tarafından yaptırılan Madonna dell’Orto, başlangıçta Aziz Kristof’a adanmıştır. Bakire Meryem’in “mucizevi” bir heykeli yakındaki bir meyve bahçesinde (İtalyanca Orto) bulunduğunda, kilisenin ismi değiştirildi. Cephe 1464 yılında eklenmiştir.

 

PALAZZO DELLA SETA

Venedik’in en güçlü tüccarı, Emilio Barbarigo’nun evi. Seta’nın (yerel halk arasında “sevgiyle” anılan adı) yapımı 1450 yılında bitmişti. Bina Venedik gotik mimarisinin tipik bir örneğiydi: karanlık ve görkemli, aynı zamanda aydınlık ve havadar.

 

PALAZZO DUCALE DI VENEZIA

Palazzo Ducale 1309-1424 yılları arasında, Gotik üslupla inşa edildi, bina Doc’un kalacağı, ya da seçildikten sonra ayrılmasına pek nadir izin verildiği için hapis tutulacağı yer olarak yapılmıştı.

Docluk Venedik kıdemleri arasındaki en yüksek rütbedir ve Doc ömür boyu bu görevi sürdürür. 1172 yılında, Docluk seçimi Venedik Yüksek Konseyi’nin seçtiği üyelerden oluşan 40 kişilik bir komite (Kırklar) tarafından yönetilmeye başlandı.

Venedik kendini bir Cumhuriyet olarak görüyordu, bu da halkın hükumette yer alabileceği anlamına geliyordu. Doc göreve geldiğinde halka şu sözlerle takdim edilirdi: “Ben yeni Doc’unuzum, eğer kabul ederseniz.” Aslında, Yüksek Konsey’in üyeleri Kırklar tarafından atanırdı, ki bu konsey de Kırklar’ın üyelerini seçerdi. Burada problemi görüyor musun?

Yüksek Konsey adayları yalnızca asil ailelerden gelenlerin olduğu çok küçük bir havuz içerisinden seçilirdi ve Doc’un istediği kişiyi aday gösterme yetkisi olmasına rağmen, adaylıklar Kırklar ve Konsey’in kendisi tarafından da onaylanmak zorundaydı. Nüfusun büyük bir kısmı eğitimsiz olduğundan, seçim kuralları amaca hizmet edecek kadar karmaşıktı, ve Konsey muhafızları kontrol eder, Venedik tarihsel düzeni takip ederdi: Düzülen yine halk olurdu.

 

PONTE DI RIALTO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Venedik’teki en eski, ve en ünlü köprü olan Rialto, San Marco ve San Polo semtleri arasındaki sınır çizgisidir. Köprü devasa kemer boyutunun yanında, yürüme yolu boyunca sıralanan dükkanlar ve tezgahlarıyla, yakın çevresindeki insanlar için sürekli canlı halde bir gezinti alanı ve toplanma yeri olmasıyla da kayda değerdir.

Yani, kalabalık gruplar halindeki turistlerin taklit Venedik cam işleri için kapıştığı ve kenarlarından, alttan geçen kayıklara tükürmeye çalıştıkları bugünün Rialto’sunun tam aksine. Ah, modern zamanlar.

 

QUARTIER GENERALE DI BARTOLOMEO D’ALVIANO

Bartolomeo D’Alviano daha sonraları hayatında daha büyük işler yaptı, Venedik Ordusu Generali olarak görev yapmak gibi. Bartolomeo’nun biyografisinin bu bölümü tarih kitaplarında kayıt altına alınmamış gibi görünüyor ve karargah olarak kullandığı ahırın görünüşüne bakınca, nedenini anlayabiliyorum.

 

SAN GIACOMO DI RIALTO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

İlk olarak 421 yılında inşa edilen San Giacomo’nun, Venedik’teki en eski kilise olduğuna inanılır, ancak halihazırdaki yapı 1071 yılı civarında yapılmıştır.

15. yüzyılda yapılan cephe kısmını muhteşem bir 24-saatlik çini saat süslemektedir. Rönesans döneminde, kilise etraftaki tüccarların gün içinde gelip ibadet ettikleri bir yer olarak kullanılıyordu. En azından, karılarına söyledikleri buydu.

 

SAN GIOBBE

Rönesans mimarisinin Venedik’teki en erken örneklerinden biri olan bu kilise, içinde gömülü bulunan dük, Cristoforo Moro tarafından, yakınlardaki düşkünler evinin sakinleri için yaptırılmıştı.

Cristoforo, 1471’deki ölümüne kadar, Venedik’in Türkler ile olan savaşını yönetmişti. Bir oğlu vardı, 1468’de Venedik Şehri Başçavuşu unvanını kaybetmesinden dolayı evlatlıktan reddettiği, Dante Moro.

 

SAN MARCO SEMTİ

Venedik’in kalbi olan San Marco, yönetim semtidir. Her şey Piazza San Marco ve Palazzo Ducale etrafında gelişmiştir. Burada birçok görülmesi gereken yapı vardır, ünlü San Marco Kilisesi bunlardan biridir.

 

SAN PIETRO DI CASTELLO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

İlk olarak 7. yüzyılda inşa edilen San Pietro di Castello Venedik Piskoposu’nun konağıydı. San Pietro di Castello Palazzo Ducale’ye ne kadar uzak, fark ettin mi? Bu uzaklık tesadüf değil, Venedik Docları’nın kiliseden bağımsız kalmaları istenirdi.

San Pietro di Castello’nun kayda değer bir özelliği olmasa da, kulesi Venedik’in dışındaki taş ocaklarından gelen Hırvat taşlarıyla kaplı ilk yapıdır, bu taşlar Palazzo Ducale’yi kaplayan beyaz taşın aynısıdır.

 

SAN POLO SEMTİ

San Polo Semti ünlü Rialto Köprüsü ve 5. yüzyılda yapılan, Venedik’in en eski kilisesi San Giacomo di Railto’ya ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca bölgede Venedik’teki en büyük kiliselerden biri olan Santa Maria Gloriosa dei Frari yer alır.

Tüccarlar mallarını satmak için San Polo’ya akın ederler, ve Venedik’in 15. yüzyıldaki en güçlü tüccarı Emilio Barbarigo’nun palazzosu da buradadır.

 

SAN ZACCARIA

İlk olarak 9. yüzyılda inşa edilen San Zaccaria, Aziz Vaftizci Yahya’nın babası, burada gömülü olduğuna inanılan Zekeriya’ya adanmıştı. Aziz Zekeriya’nın gömülü olduğu düşünülen diğer yerler: Dağlık Karabağ’daki Gandzasar Manastırı, Yad Abşalom, Büyük Halep Camisi ve Yehoşafat Vadisidir.

San Zaccaria 1105 yılında yandı, yangında 100’den fazla rahibe öldü. Kilise 1170 yılında tekrar yapıldı ve Gotik ve Rönesans stilleri karışımı bir mimari ile tamamlandı.

İronik olarak, Rönesans’ta bina, asil ailelerin binanın tarihi hakkında hiçbir şey bilmeyen kızlarının gözde rahibe manastırı seçimi olmuştur.

 

SANTA MARIA DEI CARMINI

REBECCAC84: Bu girdiyi atladıysan, çoktan o kilisenin tepesine çıkmışsındır.

1300lerde inşa edilen Santa Maria dei Carmini (kısaca Carmini), geçimlerini yakınlardaki bir Carmelite manastırındaki keşişlere önlükler dikerek kazanan bir grup kadın tarafından kuruldu.

Carmelite keşişleri bu önlüklere, ya da omuzluklara o kadar inanıyorlardı ki, Carmelite Yasası bu önlükler olmadan uyumanın ciddi bir kusur olduğunu ve omuzluklar olmadan Vaaz vermenin otomatik aforoza sebep olacağını söylüyordu. Neden mi? Çünkü 1251 yılında, Bakire Meryem gerçek kimliğini Cambridge’li Simon Stock’a söylemiş ve ona kahverengi omuzluk giyenlerin kurtuluşa ereceğini müjdelemişti.

Bu yüzden, 200 yıl sonra bile, bir grup kadın hala Santa Maria dei Carmini’ye kapanır, ve kendilerini kahverengi önlükler biçiminde kurtuluş dokumaya adarlardı.

 

SANTA MARIA DELLA VISITAZIONE

REBECCAC84: Bahse varım yukarıdaki manzara muhteşemdir!

Liman bölgesindeki Santa Maria della Visitazione Venedik’teki aynı isimli ikinci kilisedir, kendini yanlış düğünde bulman işten bile değil.

Kilise 1400lerde yapılmış ve kütüphanecilerin ve ansiklopedi yazıcılarının hamisi, Aziz Jerome’ye adanmıştı, ancak daha sonra, Bakire’nin Vaftizci Yahya’nın annesi Elisa’yı ziyaret etmesi üzerine ona adandı, belki de bu, ziyaretlerin beraberinde yiyecekler de getirmesi ve daha eğlenceli olmasından dolayıydı.

 

SANTA MARIA GLORIOSA DEI FRARI

REBECCAC84:Şu çan kulesi sana meydan okuyor!

Fransisken keşişleri tarafından inşa edilen Santa Maria Gloriosa dei Frari (kısaca Frari), Venedik’teki ikinci en büyük kilisedir. Yoksulluğu yücelten Aziz Francis’ten ilham alan kilise, oldukça sade bir dış dekorasyona sahiptir.

15. yüzyılda, Frari’nin içinde daha sonra yerle bir olan gizli bir lahit olduğu söylenir.

 

SANTI GIOVANNI E PAOLO

Venedik’teki en büyük kiliselerden biri olan Santi Giovanni e Paolo, dönemin Doc’u Jacopo Tiepolo’nun rüyasında alanın üstünde beyaz kuşların uçtuğunu görmesinden sonra inşa edildi. 1246 yılında kilisenin inşa edileceği alanı Dominikler’e bağışladı. Şu anki İtalyan Gotik tarzındaki kilisenin yapımı 1430 yılına tamamlandı.

İlginç bir not olarak, kilisede Siena’lı Azize Katerina’nın ayak izi olduğu rivayet edilir. 25 kardeşin en küçüğü olarak 1347 yılında Siena’da doğan Katerina, “Baba” olarak seslendiği Papa’nın önemli temsilcilerinden biri haline geldi.

İronik olarak, hayatındaki en şaşırtıcı olay öldükten sonra, Siena’daki takipçileri naaşını Roma’dan çalmaya çalıştıklarında gerçekleşti. Bedeni şehirden dışarı çıkaramayınca, sevgiyle başını kesip bir çuvala koydular.

Muhafızlar çuvalın içine bakmaya karar verdiklerinde, takipçileri Katerina’ya yakardılar. Muhafızlar çuvalın içinde kafa yerine gül yaprakları gördü ve çuvalı almadan grubun Siena’ya gitmek üzere şehirden ayrılmasına izin verdiler. Bu yüzden o bir azize kabul edilir.

 

SANTO STEFANO

0

REBECCAC8484:Orada olsaydım, seninle kilise kulesinin tepesine kadar yarışırdım!

Bu gotik kilise 13 yüzyılda inşa edilmiş, 14 yüzyılda tekrar yapılmıştır.

Bir dükanın (Andrea Contarini) dinlenme yeri olmasının yanında Martin Luther’in bir kere bu kilisenin içinde büyük bir kalabalığa hitap etmesiyle de ünlüdür.

 

SCUOLA GRANDE DI SAN MARCO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Scuola Grande di San Marco, halkın yiyecek, çeyiz, tören, evlilik, cenaze merasimi ve diğer her türlü ihtiyaçlarının karşılanması için kurulmuş, Venedik’in en büyük altı hayır kurumundan biriydi. Dikkate değer bir özellik olarak, üyelik yalnızca elitlere değil, her Venedik vatandaşına açıktı.

Venedik vatandaşlığı statüsü üçüncü nesil Venediklilere ya da 15 yıl boyunca vergisini ödeyenlere verilirdi, yani Venedikliler oldukça yabancı düşmanıydı, parasını verenler hariç.

Binanın 1260 yılında inşa edilen cephesi 1485 yılında çıkan bir yangında yanmış, yerine şimdiki gösterişli Bizans stili cephe yapılmıştır.

 

SQUERO DI SAN TROVASO

Bu küçük alan gondol yapımı ve tamiri için kullanılan bir tersane işlevi görürdü.

Venedik içi ulaşımın en önemli unsuru olan gondollar, sekiz farklı tür ağaçtan (maun, vişne, köknar, ceviz, meşe, karaağaç, karaçam ve ıhlamur) yapılır ve 280 parçadan oluşurdu.

Sandalın sol tarafı sağ tarafından daha uzun olur, böylece gondolcu sol tarafta oturarak yer değiştirmesine gerek kalmadan gondolu kontrol edebilir ve alkollü gondolcuların yer değiştirirken yolcularının suratlarına kürekle vurmaları engellenmiş olurdu.

 

TORRE DELL’OROLOGIO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Venedik’in zenginliğini göstermesi için 15. yüzyılın sonlarında inşa edilen Torre dell’Orologio, saati, ayın mevcut fazını ve tüm insan davranışlarını yıldızlardaki küçük şekillerin belirlediğini düşünenler için, Zodyak’ta baskın burcu gösterir.

Efsaneye göre, saatin tasarımcıları işleri bittiğinde kör olmuşlar, bu yüzden başka bir eşi daha yapılamamış. Bu muhtemelen saçmalık olsa da, saatin tasarımcıları hayatlarının geri kalanı boyunca saatin işleyişini kontrol altında tutmak için saat kulesinin içinde yaşamışlardır.

Torre dell’Orologio sonunda büyük bir amaca hizmet eder hale geldi, yakındaki limandaki denizciler gelgitle birlikte ayrılış vakitlerini ayarlamak için saati kullanmaya başladılar.

 

VENEDİK

Muhtemelen 7. yüzyılın sonları civarında kurulan Venedik’in gölcüklerle sarmalanmış yapısı Lombardiyalı işgalcilerden saklanma çabasındaki Bizanslı yerleşimcilerin ürünüydü. Orta Çağlarda, şehir büyük bir deniz gücüne evrildi. Adriyatik’in tepesindeki stratejik konumu karanın iç kısımlarına mal taşıyan gemilerin Venedik’ten geçmesini zorunlu kılıyordu, bu da şehri para ve ticaretle dolduruyordu.

Orta Çağların sonlarına yaklaşırken, Venedik hem komşu devletler, hem de Kilise üzerindeki itibarını kullandı. 1202 yılı civarında Dördüncü Haçlı Seferi başlatılırken, haçlıların Venedik taşıma gemilerini kullanmaları gerekiyordu, Venedik Docu Enrico Dandolo, buna haçlıların Zadar’ın Dalmaçya şehrini almaları ve daha sonra Konstantiniyye’yi fethetmeleri şartıyla kabul etmişti.

Konstantiniyye düştüğünde şehir, diğer birçok şeyin yanında San Marco Bazilikası’na süs olarak dört bronz at heykelini de çalan Venedik donanması tarafından yağmalandı. İşte inanç girişimciliği diye buna derim.

Venedik’in zenginliği artarken, donanması da büyüdü. Deniz savaşlarıyla Bizans bölgeleri ile Macar bölgelerini aldı ve Ceneviz donanmasını yok etti. Venedik’in serveti denize o kadar bağlıydı ki her yıl Doc gölcüğe bir yüzük atıp Latince şöyle derdi: “Biz seninle, denizle evliyiz, gerçek ve ezeli Rabbin işaretiyle.” Deniz-insan ilişkilerinin tanrısallığı hakkında bir çok soru işareti oluşmasına rağmen, Papa bu evliliği kutsamıştı.

15. yüzyılın sonunda, Venedik muhtemelen dünyadaki en zengin şehir ve Paris’ten sonra Avrupa’daki en büyük ikinci şehirdi ancak Avrupa’nın geri kalanı olanları yeteri kadar izlemişti. Fransa, İspanya, Avusturya ve Macaristan Cambrai Antlaşması ile güçlerini birleştirdiler ve Venedik’i yıkmak için Papa II. Julius’u da yanlarına aldılar.

Ancak Venedik fırtınayı atlatmayı başarmış, bir kaç korkunç yenilgiye rağmen bile sonunda bölgelerini elinde tutmayı başarmıştı. Ancak bir daha asla genişleyemedi. 18. yüzyılda Osmanlı saldırdı ve Venedik, sonunda 1797 yılında Avusturya’nın Cumhuriyet’in kontrolünü ele geçirmesiyle sonlanan uzun bir gerileme dönemine girdi.

 

 

FLORANSA

 

BOTTEGA DI LEONARDO A FIRENZE

Leonardo atölyesini zamanın en başarılı sanatçılarından biri olan Verrocchio’dan aldığı çıraklık eğitimini tamamladığında açtı.

147 ve 1481 yılları arasında, Leonardo muhtemelen Verrocchio ile çalışmaya devam etti ancak kimse ne üzerinde çalıştıklarını bilmemektedir. 1481 yılında, San Donato a Scopeto keşişlerinden Mecusi’nin Tapınması tablosu için ilk komisyonunu aldı.

Gerçek bir Da Vinci tarzıyla, tabloya başladı ama asla bitirmedi.

 

CASA DI VESPUCCI

Ünlü Amerigo Vespucci’nin uzaktan büyük büyük amcası tarafından 1350 yılında yaptırılan nispeten mağrur Vespucci malikanesi Floransa’daki ilk boyalı cepheye, daha sonra Oltrarno bölgesinde herkes tarafından tekrar edilen bir tarza sahip olması bakımından dikkate değerdir.

 

FLORANSA

M.Ö. 59 yılında Julius Sezar tarafından kurulan, Romalılar’ın verdiği adıyla Florentia, çabucak bir ticaret merkezi haline geldi.

5. yüzyılda Roma’nın yağmalanmasından sonra Ostrogotlar kontrolü ele geçirdi. Onların yönetiminde, şehir sürekli olarak Bizanslıların saldırısı altındaydı, nüfus 1000 kişinin altına düşmüştü. Lombardiyalılar 6. yüzyılda güç kazandı ve Bizans saldırılarına son verdiler.

Floransa 14. yüzyılda 80,000 nüfusa ulaştı ve bunun 25,000 kadarı yün sanayisinde çalışıyordu. 1378 yılında, alt sınıflar tarafından başlatılan büyük ayaklanma yün tarayıcılarının güçlenmesine ve hükumeti ele geçirmesine yol açtı. Onların ilerlemeci, radikal demokrasileri 2 aydan kısa sürdü, ardından üst sınıf kontrolü tekrar ele aldı fakat ayaklanma zenginleri o kadar korkutmuştu ki, olayın üstünden yüz yıl geçtikten sonra bile hala fısıltılarla konuşuluyordu. Tıpkı günümüzün 1960’lardaki hippi hareketi gibi.

Ayaklanmanın ardından Albizzi ailesi kendiliğinden yönetici konumuna yükseldi. Floransa’da hızlı bir şekilde etkisini arttıran yeni zengin bankacı Medici ailesinin yükselişinden rahatsız olan Maso ve Rinaldo Albizzi, Cosimo de’ Medici’yi hapse attılar ve 1433 yılında sürgüne yolladılar. Ancak Cosimo perde arkasında etkisini artırmaya devam etti ve 1434 yılında gücüne kavuşarak Cosimo’ya hep sadık kalmış olan Luca dışında, tüm Albizzi ailesi fertlerini sürgüne yolladı. Luca Albizzi, 1442 yılında Cosimo’nun eski dostu Ilario Auditore’nin yerine, Gonfaloniere olarak Floransa’nın yönetici organı Signoria’ya katıldı.

Etkileyici kamu binaları yapan ve Michelangelo, Leonardo ve Botticelli gibi ilham kaynağı kişileri destekleyen Medici yönetimi altında Rönesans beşiği olan Floransa’da güvenli bir dönem başladı.

 

GIOTTO’S CAMPANILE

1334 yılında, Giotto di Bondone (ünlü mimar ve ressam) tarafından yapımına başlanan bu ünlü gotik çan kulesi, Giotto öldüğünde henüz tamamlanmamıştı. Daha sonra yapımı Andrea Pisano devraldı ancak 1348’de, Kara Ölüm’e yenik düştü.

1359 yılında, kulenin yapımı en üst üç kat için Giotto’nun planlarından sapan Francesco Talenti tarafından tamamlandı. En üst üç katı perspektife göre genişletmişti, böylece aşağıdan bakıldığında, üç kat da eşit büyüklükte gibi görünüyordu.

Kule Carrara’dan gelen beyaz, Siena’dan gelen kırmızı ve Prato’dan gelen yeşil mermerle kaplıdır. Tepeye kadar toplam 414 merdiven vardır, belki de bu Charles Messier’in tam 414 yıl sonra Girdap Gökadası’nı keşfini temsil ediyordu. Belki de etmiyordu.

 

LA ROSA COLTA

1465 yılında açılan La Rosa Colta (Koparılmış Gül), çabucak Floransa günlük hayatında önemli bir yer haline geldi. Buradaki kadınlar üst sınıf olarak bilinirdi. Şiir ve sanat eğitimi alırlar, aynı zamanda cinsel ilişki konusunda da eğitilirlerdi.

Signoria üyelerinden birini, ya da duruma göre, Medici ailesinden birilerini La Rosa Colta’da görmek şaşırtıcı sayılmazdı.
Daha önce ziyaret edilmiş bir bölgeye hızlıca seyahat et.

 

LOGGIA DEI LANZI

Benci de Cione ve Simone di Francesco Talenti tarafından 1376 ve 1382 yılları arasında yapılan Loggia dei Lanzi, Floransa’nın yöneticileri olan Signoria’nın yemin ederek göreve başlayan üyeleri için bir sığınak olarak inşa edilmişti.

16. yüzyılda, Mediciler tepeye bir balkon yaptırdı, böylece Floransa şehri iplerin kimde olduğunu açıkça görebilecekti.

 

MERCATO VECCHIO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Floransa iş merkezinin kalbi Mercato Vecchio, şehrin tüm alışveriş ihtiyaçlarını karşılardı. 14. yüzyıl Floransası şairi Antonio Pucci’den alıntılanırsa: “Hekimler her hastalıkla ilgilenirler ve işte keten elbiseler, ve kendir tüccarları, domuz satıcıları, ve şifacılar.”

Mercato ilk olarak Forum alanına Roma döneminde inşa edildi, ve ilk olarak 1030 yılında pazar yeri olarak kayıtlara geçti. Kırsal bölgelerden gelen tahıl gibi ana yiyecekler en çok satılan ürünlerdi, ardından da yün geliyordu.

Bunun yanında, eğer satıcılar çok sıkılırlarsa, 15. yüzyıl şairi Il Panormita’dan alıntılarsak: “Ve sokağın ortalarına doğru kendine has kokusundan bile tanıdığınız, şirin bir genelev vardı.”

 

OLTRARNO SEMTİ

Floransalıların deyimiyle, nehrin karşısındaki bölge (Oltrarno asıl anlamıyla “Arno’nun öbür kıyısında” demektir) Oltrarno, şehrin en eski yerleşim yerlerinden biridir ve nüfusunu çoğunlukla zanaatkarlar oluşturur. Ek olarak dindar cemaat, Santo Spirito manastırı ve kilisesiyle oldukça iyi temsil edilir.

Floransa tarihinin sonraki dönemlerinde Medici, Pitti Sarayı’nı almış ve burayı bir dizi gizli geçitle Palazzo della Signoria ve Uffizi’ye bağlamıştır. Bu gizli geçitlerden biri Ponte Vecchio’nun üst katlarından birini çaprazlamasına keser. Bu ağ yapısı, Rönesans boyunca onları öldürmeye teşebbüs eden tüm insanları düşününce akıllıca bir yatırımdı.

 

OSPEDALE DEGLI INNOCENTI

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Filippo Brunelleschi tarafından tasarlanan ve 1445 yılında açılan Ospedale degli Innocenti (Masumlar Hastanesi) istenmeyen bebekler için bir yetimhaneydi. Görünen o ki, Floransalılar cesur insanlardı, çünkü bu bina amacı bakımından o dönem Avrupa’da bir ilkti.

Bebekler ön kapıya küçük bir leğenin içinde bırakılırlardı, hatta daha sonraları, üstüne konan bebekleri dönen yatay bir tekerlekle içeri taşıyan bir sistem ebeveynlerin çocuklarını koyarken görülmemelerini sağlayarak bu sistemi kolaylaştırmıştı.

Bazı ebeveynler yalnızca çocuklarını bırakmakla kalmıyor, onların üzerinden para da kazanıyordu. Bir çok anne bebeklerini bırakıp Ospedale tarafından süt anne olarak kiralanıyordu, böylece kendi çocuklarını emzirmek için para alıyorlardı.

Erkek çocuklar Ospedale’nin çalışanları tarafından farklı dallarda eğitiliyordu, kız çocuklar ise genellikle rahibe ya da erkeklere eş olarak yetiştiriliyordu.

 

PALAZZO AUDITORE

1473 yılında yapımı tamamlanan Palazzo Auditore, sade taş işçiliği ve Roma üslubu sütunları ile dikkate değerdir. Giovanni Auditore, Leone Battista Alberti’ye ait olan eskiz çizimlerine bakarak binayı kendisi tasarlamıştır.

Yapımı tamamlandıktan sonra, bina Santa Maria Novella bölgesinin temel yapılarından biri haline geldi. Lorenzo de’ Medici, Giovanni’ye gönderdiği 1474 tarihli bir mektupta, cephenin “gereksiz gösterişten” uzak oluşuna hayranlığını belirtir.

 

PALAZZO DELLA SIGNORIA

Arnolfo di Cambio Palazzo della Signoria’yı (Palazzo Vecchio olarak da bilinir) 1299 yılında, Floransa’nın yöneticileri, Signoria için tasarladı.

Signoria şehirdeki loncalar tarafından seçilen dokuz üyeden (diğer adıyla, Priori) oluşuyordu, her bölgeden iki kişi, ve bir de Adalet Bayraktarı. Üyelerin kur’ayla seçilmesi gerekiyordu ama Medici gücü ele geçirdiğinden beri, kur’alardan yalnızca onlara yakın kişiler çıkmaya başladı. Halkın hükumeti, değil mi?

İlginç bir gerçek: Ön taraftaki kule tam ortalanmamıştır çünkü daha eski bir yapıdan kalmadır ve Palazzo ile sonradan birleştirilmiştir. İçinde iki küçük hücre vardır, ve birinde bir zamanlar Cosimo de’ Medici hapsedilmiştir.

 

PALAZZO MEDICI

Cosimi de’ Medici’nin yerleşik mimarı Michelozzo di Bartolomeo Michelozzi tarafından yapımı 1455 yılında tamamlanan Palazzo Medici, Medici ailesinin özel konağı olarak inşa edilmiştir. Bina Rönesans döneminin hakim düşüncesi olan hümanizm ögeleri ile tasarlanmıştı, bu da daha insani ölçülerde binalar demekti.

En azından, palazzo yapılırken teoride düşünce buydu ancak etkileri daha çok şöyle olmuştu: Dışarısı kötücüldür ve duvarlar insanları dışarıda tutarlar. Eğer cephe konuşabilseydi, şöyle derdi: “Geri çekilin! Buraya ait değilsiniz! içeri girebilecek kadaR önemli değilsiniz!”Buna zıt bir şekilde, yalnızca Medici ailesi ve ziyaretçilerinin görebildiği iç avlu, dış tarafın keskin hatlarından hiçbirine sahip değildi. Tamamen tatlı, yuvarlak hatlı köşelere sahipti, tıpkı bir düğün pastası gibi. Şöyle diyordu: “Erişebildiniz, cennete hoş geldiniz!”

Aslında, Cosimo avluyu onaylamış fakat Brunelleschi tarafından daha önceden tasarlanan daha açık bir cephenin planlarını kabul etmemişti. O Floransa içinde bir Medici kalesi istiyordu.

 

PALAZZO PITTI

REBECCAC84: Çatıdaki manzaraya bir göz atmalısın!

Luca Pitti’nin müthiş zenginliğini göstermesi için yapımına başlanan Pitti Sarayı, Luca’nın parasının bitmesi ve 1472’de ölmesi üzerine yarım kaldı. Güçlü Roma tarzı mimarisi, Roma’nın dışında bulunan antik imparatorluk zamanı su köprülerinin keskin hatlı taş kemerlerini anımsatmaktadır.

 

PONTE VECCHIO

Bu ünlü köprü Arno’nun iki yakasını en dar yerinde birleştirir. Orijinal köprü muhtemelen Romalılar tarafından yapılmıştı, ama ilk yazılı kayıtlar 996 yılına aittir.

1345 yılında yapılan şimdiki köprünün daha önceki iki hali sel sularıyla yıkılmıştır. Güneydoğu köşesine köprüyü koruması için bir kule dikilmiştir.

Köprü üç parça kemerden oluşmaktadır. Önceden sıra dışı olan, ancak şimdi Rönesans boyunca oldukça yaygın bir özellik olarak köprünün yürüme yolu boyunca dükkanlar sıralıydı.

Önce kasaplar burada yer aldı ancak bunların yerine zamanla kuyumcular, hediyelik eşya dükkanları ve aşkları sonsuza kadar sürsün diye köprünün tutacaklarına kilit asıp anahtarı suya fırlatan garip ergenler gelmiştir, tabi aynı günün akşamı bu kilitlerin huysuz polisler tarafından kırılıp atıldığını bilmiyorlardı.

Sonsuza kadar, tabii.

 

SAN GIOVANNI SEMTİ

San Giovanni, adını Floransa’nın koruyucu azizi Vaftizci Yahya’dan alır. Şehrin en eski semti ve yönetimin merkezidir, Palazzo della Signoria burada bulunur. Eğer büyük kiliselere bakıyorsan, kuzey uçtaki Santa Maria del Fiore’ye git. Şu devasa kubbesi olan kilise.

 

SAN LORENZO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

İçinde Mediciler’den birinin öldüğü Floransa’daki tüm kiliseler arasında, San Lorenzo’nun en eskisi olduğu söylenir. 393 yılında kutsanmıştır ve hala şehir duvarlarının dışındadır.

Michelangelo iç cepheyi, Santa Maria del Fiore’nin kubbesinin yaratıcısı Filippo Brunelleschi ise genel planı tasarlamıştır. Brunelleschi, kilisenin yapımı tamamlanmadan öldü ve dizaynlarından bazıları sonradan değiştirildi.

Yaklaşık 50 lahite ev sahipliği yapan Medici mahzeni, merkezinde içinde İsa’nın bedeninin bulunduğu Kutsal Türbe’ye ev sahipliği yapmak üzere inşa edilmişti. Ancak, onu önce satın alma, sonra da başarısızca Kudüs’ten çalma girişimleri, bankerlerin birçok şeyi satın alabileceğini ama ahlakı satın alamayacağını kanıtladı.

 

SAN MARCO SEMTİ

Venedik’in kalbi olan San Marco, yönetim semtidir. Her şey Piazza San Marco ve Palazzo Ducale etrafında gelişmiştir. Burada birçok görülmesi gereken yapı vardır, ünlü San Marco Kilisesi bunlardan biridir.

 

SANTA CROCE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Dünyadaki en büyük Fransisken kilisesi olan Basilica di Santa Croce, içinde Giotto tarafından yapılan freskleri ve revaklı avlusunda Rönesans mimarisinin en büyük eserlerinden biri sayılan, Filippo Brunelleschi tarafından tasarlanan bir şapeli bulundurmaktadır.

Aziz Francesco’ya ve İncil’in Fransisken tefsirine göre, İsa havarilerine bir yoksulluk yemini ettirmiştir: “Ve onlara dedi ki: Yolculuğunuz için yanınıza bir şey almayın; ne asa, ne bohça, ne ekmek, ne para; ne de birden fazla giyecek”. Peki, nasıl oldu da en temel değer olarak yoksulluğu seçen ve bu uğurda yemin eden bir Katolik mezhebi böyle şatafatlı bir kiliseye sahip oldu?

Şöyle ki, 1322 yılında, Papa Fransiskenler’in yoksulluk yemininin yanlış olduğunu, aslında İsa’nın kendine ait malları olduğunu ve havarilerinin de mallarının olmasını istediğini deklare etti. Bu da, elbette, Fransiskenler’in para ve arsa toplamaya zorlanmaları demekti, ki bu arsa da sonunda Papa’ya ait olacaktı, böylece İncil tefsirinin sürpriz bir şekilde kazançlı olabileceği (özellikle Papa iseniz) kanıtlanmış oldu.

 

SANTA MARIA DEL FIORE

İtalya’nın en büyük kiliselerinden biri ve Floransa’daki en büyük yapı olan Santa Maria del Fiore, birçoklarınca Rönesans mimarisinin ilk başyapıtı olarak kabul edilir.

Kilise 1296 yılında Arnolfo di Cambio tarafından tasarlanmış olmasına rağmen kubbenin yapımına 15. yüzyılın başlarına kadar başlanmadı. Cambio çok uzun zaman önce ölmüş olduğundan, o zamanki mimarların hiçbiri böyle devasa bir yapının nasıl yapılabileceğini bilmiyorlardı, Floransa’da destek iskelelerinin kullanılması yasaktı ve sıvanın hazırlanması günler alıyordu.

Ama henüz her şey bitmemişti. Müthiş bir geri dönüş hikayesiyle, daha önce Vaftizhane kapılarının tasarımı ihalesini kaybeden bir mimar, Filippo Brunelleschi, kubbenin tamamlanması için açılan yarışmayı kazandı. Daha önce yenildiği tasarımcı Lorenzo Ghiberti’yi yenmişti.

Brunelleschi yukarıda çalışan işçilerin kubbeyi tamamlamaları için ihtiyaçları olan taşları yukarı çıkaracak makineleri icat etti, ayrıca tüm kubbeyi kubbe kalıbı (taşlar yerleştirilirken kubbeyi sabit tutan bir destek yapısı) kullanmadan inşa etmeyi başarmıştı. 4 milyonun üstünde taş barındıran kubbe 1436 yılında tamamlandı.

Fener, Brunelleschi 1446’da öldükten sonra eklendi ve sözde kutsal emanetleri de barındırıyordu. Söylentilere göre, bunun yerine aslında içeride yeri tam olarak bilinmeyen koca bir lahit vardı.

 

SANTA MARIA NOVELLA

REBECCAC84: Zor bir görev gördüğümde anlarım, git şu mezarı bul!

Floransa’daki ilk devasa bazilika olan Santa Maria Novella, 1420’de henüz bitmemiş olmasına rağmen takdis edildi. Ünlü hümanist, Leone Battista Alberti, üst cepheyi tasarlayıp 1470 yılında kiliseyi tamamlamıştı.

Ancak, Santa Maria Novella’nın kökleri, kiliseyle aynı yere inşa edilmiş ve altında gizli bir lahit olan küçük bir tapınağa dayanır.

Bununla ilgili bir not olarak, en sevdiğim alıntı bazilikanın içinde, bir lahitin üstündeki resimde yazılıdır: “Bir zamanlar senin şu an olduğun şeydim, şimdi bir gün senin olacağın şeyim”.

 

SANTA MARIA NOVELLA SEMTİ

Bu semt adını Floransa’daki ilk büyük bazilika olan Santa Maria Novella Kilisesi’nden alır. Bu bölgede, bölgenin kuzey sınırına doğru şehrin büyük pazarı Mercato Vecchio bulunur.

 

SANTA TRINITA

Daha önceden var olan bir kilisenin üstüne 1258’de inşa edilen Santa Trinita (Kutsal Teslis) en çok, içindeki Michelangelo’nun öğretmenlerinden biri olarak tanınan ünlü ressam Domenico Ghirlandaio tarafından yapılan Aziz Francesco’nun hayatını anlatan fresklerle süslü Sassetti Şapeli ile ünlüdür.

Santa Trinita, müritleri ömürleri boyunca sıkı sıkıya sessizlik ve açlıkla terbiye edilen ciddi bir tarikat olan Vallumbrosa keşişlerinin ana kilisesidir.

Santa Trinita fresklerinin güzelliğine rağmen, manastırlarının dışına çıkmaları halinde dayak cezasıyla karşı karşıya olan Vallumbrosa keşişlerinin pek azı bu freskleri görmüştür.

 

TOSKANA

 

ANTICO TEATRO ROMANO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Benzer yapıya sahip olan Yunan tiyatrolarından esinlenmiş Antik Roma tiyatrolarının kalıntıları, hala bir zamanlar İmparatorluk’un hükmettiği topraklarda bulunabilir.

Tipik Roma tiyatroları, tarifi kaybolduğu için Rönesans İtalya’sında kullanılmayan bir malzemeden, çimentodan yapılmışlardı. Yarım daire şekilleri muhteşem bir akustik oluşturuyor, seyirciler sahnedeki oyunu, konuşmaları ve koroları rahatça duyabiliyorlardı.

Hiç mermer olmadığını fark ettin mi? Rönesans İtalyanları Roma kalıntıları ile ilkel bir geri dönüşüm formu geliştirmişlerdi: bulunan her mermer parçası daha sonra bedavadan kullanılmak üzere sökülürdü.

 

 MONTE OLIVETO MAGGIORE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

1313 yılında Bernardo Tolomei tarafından kurulan Monte Oliveto Maggiore Manastırı, temelde Benedikten’di. Benedikten keşişleri çoğunlukla hakim görüşü kabul eder, kendi yerel yönetimleri tarafından yönetilen otonom cemaatleri içinde yaşar ve “barış, dua ve çalışma” düsturuyla hareket ederlerdi.

Monte Oliveto Maggiore Siena bölgesi topraklarının çoğuna hakimdi, bu yüzden kendi özel yönetimine sahip olması, örneğin iyi avukatlara, böyle bir zenginliğin işleriyle uğraşması için gerekliydi. Şans eseri, Bernardo Tolomei bir hukukçuydu ve öldüğünde manastırı oldukça kazançlı bir yer olarak bırakmıştı.

 

MONTERIGGIONI

13. yüzyılda Siena yöneticileri tarafından yaptırılan Monteriggioni, Floransa’nın toprak kazanma ataklarına karşılık Toskana savunmasında aktif rol aldı. Bu çatışmanın ön cephesinde, şehrin yöneticileri ve koruyucuları olan Auditore ailesi vardı. Bugün hala görülebilen Monteriggioni’nin ünlü surlarını da Auditore ailesi yaptırmıştı.

Floransa isteklerinin karşısında durmalarına rağmen, Auditoreler’in Medici ailesiyle çoğunlukla Floransa’daki ortak köklerinden kaynaklanan çok yakın bağları vardı.

Monteriggioni, Floransa saldırılarına karşı kendini başarıyla savundu, ta ki 1554 yılında şehir kendisine ihanet edene kadar. Garnizon koruyucusu ve bir Floransa sürgünü olan Giovannino Zeti, Floransa’ya geri dönmesine izin verilmesi karşılığında şehrin anahtarlarını teslim etti.

Sıradışı bir şekilde Auditoreler, Medici ailesinin dostlarını unutmadığının bir göstergesi olarak Floransa egemenliği altında da şehrin yönetiminde kalmaya devam ettiler.

 

PALAZZO COMUNALE

San Gimignano’nun belediye binası olan Palazzo Comunale belediye yöneticilerinin oturması için 1288’de inşa edildi.

Kuleler Şehri tanımına yaraşacak şekilde, belediye konseyinin yeni evlerindeki ilk icraatlarından biri binanın tepesine Torre Grossa’yı inşa ettirmek oldu. Podestà 1337 yılında Palazzo Comunale’de kalmaya başladı.

 

SAN GIMIGNANO

Modena şehrini Attila Han’dan kurtarmak için yoğun bir sis yarattığına inanılan Aziz Geminianus’un adı verilen San Gimignano 3. yüzyılda kuruldu. Şehir Roma’ya giden hacıların yolu üzerinde bir durak noktası olması itibariyle 10. yüzyıldan bu yana büyümeyi sürdürdü.

1199 yılında, halkı zenginleşen San Gimignano Volterra piskoposlarından ayrıldı ve kendi kendini yönetir hale geldi. Şehrin kendine özgü kuleleri, ceplerinde ne kadar para olduğunu göstermekte yarışan zengin halkı tarafından yapıldı. Altın çağındayken, şehirde toplam 72 kule vardı.

Fakat 1348 yılındaki veba salgını San Gimignano’yu kırıp geçirdi. bakım masrafları için yeterli parası olmayan şehir dağılmaya başladı. Konsey yardım için Floransa’ya başvurdu, ve Floransa kontrolü ele geçirdi.

 

SANTA MARIA ASSUNTA

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Şehirde hiç piskopos olmamasına rağmen, yerel halk tarafından Duomo ismiyle anılan Santa Maria Assunta 12. yüzyılda kuruldu. Şok edici bir şekilde, Kuleler Şehri San Gimignano’nun aksine şehirde hiç kule yoktu. Bir kilise zoruyla evlenmemeye benzeyen bu tavır muhtemelen akıllıca bir hareketti.

 

TORRE DEL DIAVOLO

Muhtemelen ortaçağa özgü bir savunma için yapılan Torre del Diavolo bir zamanlar zirvesinde bir yürüyüş yoluna sahipti. Tepedeki tahta kazıklar yolun tahtalarını düzende tutuyordu.

Kime sorduğunuza bağlı olarak, kule ismini (Şeytan’ın Kulesi) bir keresinde kuleye isabet eden bir yıldırımdan ya da kulenin ilk sahibinin bir geziye çıkması ve döndüğünde kuleyi bıraktığından açık bir şekilde daha yüksek bulmasından alıyor.

 

TORRE GROSSA

San Gimignano’nun 54 metre üstünde yükselen, şehrin en yüksek kulesi Torre Grossa, isminin hakkını verir. diğer bazı kulelerin aksine içinde bir çan bile vardır. Torre Grossa’nın yapımı 1300 yılında başladı ve 1311’de bitti.

 

TORRE ROGNOSA

13. Yüzyıl Palazzo Vecchio del Podestà’sına bağlanmış olan Torre Rognosa, San Gimignano’nun 51 metre yukarısına kadar uzanır.

Podestà (Türkçe anlamı Güç), bir çok ıtalyan şehrinin atanmış yöneticisine verilen lakaptır. Palazzo Vecchio 100 yıl kadar San Gimignano Podestà’sının konağı olarak kullanıldı, ta ki 1337 yılında Palazzo Comunale’deki alana taşınana kadar.

Neden Podestà büyük bir geleneği böyle bir anda terk etsin ki? Belki de Palazzo Comunale San Gimignano’daki en yüksek kuleye sahip olduğu içindir.

Kule Kıskançlığı: Bunun değişim için yeterli bir güç olmasını küçümseme.

 

TORRI DEI SALVUCCI

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Kuleleriyle ünlü bir şehirde, Salvucci ailesi 13. yüzyılın gücünü göstermek adına, bir değil iki kule dikti. Ve iki kule yapmakla kalmayıp, bunları San Gimignano’nun yöneticisinin (Podestà’nın) kulesinden daha yüksek yaptılar, hem de 1255’te çıkan ve böyle bariz bir şekilde agresif yapı inşa edilmesini yasaklayan kanuna rağmen.

Çileden çıkan Podestà, kulelerin kendi kulesinden kısa olana kadar kesilmelerini istedi.

 

VILLA AUDITORE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

1290 yılında inşa edilen Villa Auditore erken dönem Rönesans mimarisinin orta çağdaki önemli öncülerinden biridir. Konağın muhteşem simetrisi ve düzenli geometrisi o zaman için bir devrim niteliğindeydi.

Yalnızca estetiği düşünmeyen, Ezio Auditore’nin büyük-büyük babası olan Domenico Auditore, evini bir kale ve bir talim alanı olarak, hem koruduğu şehre hem de Toskana düzlüklerine bakacak şekilde inşa etmişti.

1320’deki Floransa saldırısı ön cepheye zarar verince, şimdiki cephe inşa edildi ve iç kısma bir tablo galerisi eklendi.

Domenico bir mimar ve bir savaşçı olmasının yanında, aynı zamanda yetenekli bir mühendisti. Kısa süre önce ortaya çıkarılan, girişi engelleyen mekanizmaya sahip odalar ve gizli geçitler gibi bazı sıra dışı özellikler, binayı mimarinin yanında teknolojik olarak da bir şaheser yapıyor.

 

VILLA SALVIATI

Papa’yla olan bağlantıları sayesinde zengin olan Başpiskopos Francesco Salviati, bu Toskana konağını Floransa başpiskoposu olacağı beklentisiyle 1475 yılında satın aldı. Sonraki birkaç yılı Pazzi ailesiyle Floransa’yı işgal etme planları yaparken, binayı Toskana stilinde yenilemekle geçirdi. Maalesef, bu ona kaçınılmaz sonundan önce konağın tadını çıkarmak için pek az zaman bıraktı.

Komplo tersine dönerken, arşiv dokümanları Salviati’nin başpiskopos kıyafetlerini Floransa halkından biriyle değiştirdiğini söyler, daha sonra o konağına kaçarken kıyafetini değiştirdiği adam linç edilmişti.

 

ROMAGNA

 

ABBAZIA DI SAN MERCURIALE

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Abbazia di San Mercuriale kulesi, 75 metrelik uzunluğuyla İtalya’daki en uzun kulelerden biridir. Alandaki ilk kilise 1173 yılında çıkan bir yangınla yanmıştı. Şu anki yapı Lombard-Romanesque tarzda taşla yalnızca 7 yılda yapıldı, bu İtalya tarihindeki en mucizevi yapı işlerinden biridir.

Kilisenin sağ tarafındaki sıra sütunlar manastırın kemerli yolunun bir parçasıdır.

 

AVAMPOSTO VENEZIANO

REBECCAC84: Shaun’un bahsettiği şu garip Şekiller’den biri bu mekanda. Gidip onu bulmalısın!

Venedik deniz stratejisi Doğu’ya kadar olan ticaret rotaları üzerinde sağlam bir limanlar zinciri oluşturmaktı, böylece tüccarlar varacakları limana kadar korsanlar ya da Venedik’in düşmanları, Türkler tarafından saldırıya uğramadan gidip dönebilirlerdi.

15. yüzyılın sonlarında, Venedik donanması Fransa kralı VIII. Charles’ı İtalya’dan çıkarmaya çalışırken Türk kuvvetlerinin ikaz olmadan saldırması üzerine işgal edildi. Venedik büyük bir yenilgiye uğramış ve Yunan karakollarını kaybetmişti. Bunun ertesinde, Türkler Kuzey İtalya’daki Venedik bölgesini de işgal etmeyi başardılar. Venedik bölgesinin birçoğunu elde tutmayı başarsa da, o noktadan itibaren asla tekrar büyük bir deniz gücü oluşturamayacaktı.

 

FORLÌ

Çakmak taşı çıkarmaya meraklı Paleolitik mağara adamları tarafından M.Ö. 798,000 yılı civarında kurulan Forlì o zamandan itibaren hep bir endüstri merkezi olageldi. İsim, şehri bölgedeki Galyalılar’ı barıştırdıktan sonra yaptıkları yollardan biri olan Via Aemilia civarına 188 yılında kuran Romalılar’dan (Forum Livii) gelmektedir. Romalılardan sonra, şehrin kontrolü Lombardiyalılar’dan Kilise’ye geçti ve 889 yılında bağımsız bir cumhuriyete dönüştü. Bu kiliseyi çileden çıkartmıştı, kilise sonraki 400 yıl boyunca burayı geri almaya çalışacaktı.

Roma’nın değişmez manipülasyonlarına ek olarak, Forlì sonraki birkaç yüzyıl boyunca Got, Bizans, Lombardiya ve Frenk akıncılarıyla uğraşmıştır. Bunun yanında yıllık olağan sel de vardı ki bu sonunda 1050 yılında yakınlardaki nehir yataklarını şehrin merkezinden uzağa saptırarak şehre boyun eğdirmişti.

Birçok bağımsız cumhuriyet gibi, Forlì 13. yüzyılın sonunda askeri bir diktatörlük haline geldi ve sonra şehrin kontrolü armalarında dili şen bir şekilde dışarı sarkan bir asan figürü olmasına rağmen kesinlikle tatlı ya da şirin olmayan Ordelaffi ailesine geçti.

1480 yılında, Ordelaffiler kendi aralarında silsile kavgasındayken, duruma Papa karıştı ve şehri yeğeni Girolamo Riario’ya verdi. Ama işler gerçekte Papa’nın umduğu gibi gitmedi: Girolamo öldürüldüğünde, şehrin kontrolü karısı, Forlì’nin Amazon’u, Vatikan’ın kontolü almaması için dişiyle tırnağıyla mücadele eden Caterina Sforza’ya geçti. Ancak sonunda, Caterina mağlup edildi ve Forlì, Kilise’nin eline geçti.

 

PALAZZO COMUNALE

1000 yılı civarında bir kulenin etrafına inşa edilen Palazzo Comunale, 1412 yılına genişletilmiş ve Forlì şehrinin yöneticileri Ordelaffi ailesi tarafından satın alınmıştır.

Onların yönetimi aşırı şiddet uygulamalarıyla akıllara kazınmıştır, bu şiddet üçüncü karısı tarafından öldürülmeden önce taht için kardeşini, ilk karısını, annesini ve ikinci karısını öldüren III. Pino Ordelaffi yönetimi zamanında zirveye ulaşmıştı.

Ah evet. Neredeyse bahsetmeyi unutuyordum: Pino aynı zamanda müthiş yetenekli bir ressamdı.

 

ROCCA DI RAVALDINO

Kare bir plan üzerine yapılan ve sert köşeli kulelere sahip bu kale, Forlì lordu III. Pino’nun emriyle mimar Giorgio Marchesi Fiorentino tarafından 1471 yılında yapıldı ve sonradan yeni lord Girolamo Riario’nun yaptırdığı kale ile birleştirildi.

Kale daha sonraları, Caterina Sforza tarafından 1500 yılında Rodrigo Borgia’nın kana susamış oğlu Cesare Borgia’nın saldırısı sırasında sığınak olarak kullanıldı. Daha sonra da bir hapishane olarak kullanıldı. Takılmak için pek de eğlenceli bir yere benzemiyor, değil mi?

 

ROMA

 

BASILICA DI SAN PIETRO

326 yılında yapılan orijinal Aziz Petrus Bazilikası, bugün var olan epik yapının aksine Latin haçı biçiminde yapılmıştı. Cennet Bahçesi adı verilen avlu, girişin hemen önünde uzanıyor, takipçileri kilisenin ana kapılarına çağırıyordu.

Müsrifçe dekore edilen pagan tapınaklarının aksine, Aziz Petrus’un cephesi oldukça sadeydi. Şükürler olsun ki Katolik Kilisesi yeni Aziz Petrus’u yaptığında tüm bunları aşmıştı. Elbette, bunun dezavantajı dinin inanılmaz bir şekilde bozulmuş olmasıydı ama hey, her güzelliğin bir bedeli vardır.

Bazilika eski Nero Sirki’nin üzerinde yapılmıştır ama sen patlamış mısırlarını ve şekerlerini eline almadan söyleyeyim, bu modern bir sirk değildi. Aziz Petrus, diğer birçokları gibi burada asılarak öldürülmüştü. Bazilika bu anti-Hristiyan bölgesinin üstüne yapılmıştı, sanki İmparator Konstantin tarafından tarihin bilerek değiştirilmesi amacıyla yapılmış gibiydi çünkü eğer artık yoksa hiç var olmamıştır, değil mi?

 

CAPPELLA SISTINA

Süleyman Tapınağı’nın mimarisinden esinlenen Sistine Şapeli, Apostolik Saray’daki (Papa’nın Vatikan’daki konağı) en ünlü odadır. Şapel’in ünlü tavan freskleri 1503’te henüz yoktu, yani Tanrı’nın parmağına tırmanmak diye bir şey de yoktu. Ancak diğerlerinin arasında, şapeli kaplayan ve Pietro Perugino, Sandro Botticelli ve Domenico Ghirlandaio tarafından yapılmış duvar tabloları yeterli bir teselli ödülüydü.

Papa’nın kişisel şapeli olduğundan, kalabalık çoğunlukla içeride ağırlanırdı, tıpkı Papa’nın ölümünden sonra ortaya çıkan Papalık Kardinalleri gibi. Kardinaller şapele kilitlenir ve yeni Papa seçilene kadar dışarı çıkmalarına izin verilmezdi. Yeni Papa’nın seçildiğini belirten bacadan çıkan duman işaretiyle kardinaller de dışarı çıkabilirdi.

Ve tüm korkular arasında en kötüsü olarak, hiçbir kardinal (hasta olmadıkları sürece) içeri birden fazla hizmetçi ile giremezdi. Bu çok zalimce!

 

CASTEL SANT’ANGELO

Romalı imparator Hadrian’ın mozolesi olarak 135 ve 139 yılları arasında inşa edilen Castel Sant’Angelo, Augustus Mozolesi’nden biraz daha büyük yapılmıştı çünkü bu veritabanının da gösterdiği gibi boyut önemliydi.

Bina 401 yılında askeri kaleye dönüştürüldü ve hemen ardından 410 yılında, Hadrian’ın küllerini her yere saçan Vizigotlar tarafından yağmalandı. Yağmadan geriye kalanlar değerlendirildi, örneğin Vatikan tarafından çalındı.

14. yüzyılda mozole papalar için bir kaleye dönüştürüldü ve Passetto di Borgo adı verilen bir geçitle Aziz Petrus kalesine bağlandı. Rönesans papalık rejiminin pek tatlı sadistik tarafını yansıtacak şekilde, kale hem görkemli daireler, hem de bir hapishane içeriyordu. Ünlü bilim adamı ve Hermetist Giordano Bruno burada 6 yıl tutsak kalmıştır. İnfazlar Papa’yı eğlendirmek için küçük iç avluda gerçekleştirilirdi.

AC2 Veritabanı / Kişiler

TOPLULUKLAR

 

BANKALAR

REBECCA84: Görünüşe göre Tapınakçılar paralarını transfer etmek için bankacılık ağını kullanıyor. Bahse varım bu nakit paranın birazını cebe indirebilirsin.

Bankacıların müşterilerinin para yatırmaları ve para çekmelerini takip etmeyi olanaklı hale getiren çift girdili muhasebenin gelişmesi ve dolaşıma giren birçok farklı İtalyan para biriminin yaygınlaşmasıyla, bankalar Rönesans günlük yaşamının değişmez birer parçası oldu.

Bankalar teknik olarak paralarından para kazanamıyordu, çünkü Katolik Kilisesi faizi yasaklamıştı ama pratikte bu yasağa bankacılar uymuyordu, hatta bankacılık sistemine dahil olan ve bankaların bünyelerinde barındırdıkları para nispetince Papa’ya “hediyeler” göndermelerini zorunlu kılan Vatikan bile bu yasağı çiğniyordu. Adı “faiz” olmadıkça, Tanrı farkına varmazdı, değil mi?

 

DEMİRCİLER

Her Rönesans topluluğu bir demirciye ihtiyaç duyardı. Kılıçlar, kilitler, tavalar, bıçaklar, çiviler ve zırhlar hep metalden yapılırdı ve hepsinin şekil verilmeye ihtiyacı vardı. Ek olarak, demirciler pratik el becerilerini sanata dönüştürmeye başlayınca Rönesans boyunca sanatsal demir işleri de ortaya çıkmıştır.

 

DOKTORLAR

Orta Çağ’da Arapların sayesinde gelişen anatomi ve baskı bilimleri, Rönesans döneminde tıbbın öncüsü olmuştur.

15. yüzyılda bilim, sağlık alanında ruhsallıktan çok daha anlamlı bir noktaya gelmedeki yavaş tırmanışına başlamıştı bile. Yine de birçok insan inatla eski yöntemlere yapışmıştı, hekimler yerine yerel gizemcilere gidiyorlardı.

1350’de veba Avrupa’yı kırıp geçirdikten sonra, birçok hekim özel veba kıyafetleri giyerek hastaları muayene etmiştir. Hastalık bulaşmasından korunmak için balmumu kaplı bir manto giyiyor ve gaga şeklinde ilkel bir tür gaz maskesi takıyorlardı.

 

HIRSIZLAR

Rönesans dönemi hırsızları genellikle ilk tehlike sinyalinde ortadan kaybolup muhafızların kendilerini takip etmesini imkansız hale getirebilen gezginlerdi.

Rönesans İtalyasında kara borsa faaliyetleri patlama yaşıyordu. Cinayetler gibi, hırsızlık olayları da büyük şehirlerde oldukça yaygındı. Çoğunlukla, gezginler gecenin karanlığında saldırıya uğrar, soyulur, öldürülür, ve yakınlardaki bir nehir ya da su kanalına sürüklenip atılırdı. Bir hırsız öldürmeyip yalnızca çalmakla yetinse bile, yakalandığında verilen ceza gereğinden fazla ağırdı. İşkence oldukça sıradan sayılırdı. Yakalanan hırsızlar bir yerde toplanır ve bazen halkın önünde idam edilirlerdi.

Cezalandırılmaktan korunmak için, hırsızlar kendi aralarında birbirlerine güven bağları oluşturmuşlardı. Her hırsız diğerlerine en kirli sırlarını bile anlatmak zorundaydı ki bu da her hırsız arkadaşlarının hayatını neredeyse elleri arasında tutuyor demekti.

 

HIZLI SEYAHAT İSTASYONU

REBECCA84: Vapura binmek için para ödemelisin.

Venedik bir lagünün çevrelediği birçok adacıktan oluşmaktadır. Bu da bunlar arasında seyahat edecek yolcuların traghetti (sal) kullanmasını gerektirmektedir. Traghettilerin şehirde bir yerden bir yere insanları taşıyan küçüklerden, ana kara ile şehir arasında yolcu taşıyan büyüklere kadar birçok boyda olanları vardır.

Traghetto iskeleleri, karlı bir ayrıcalık olan iskelelerde çalışmaya yalnızca en bağlı üyelerin alınması için birçok yasa çıkarıp uygulayan loncalar tarafından yönetilirdi.

Her iskele kendi kurallarına sahipti, ki bu kurallar yalnızca 40 yaşından büyüklerin buralarda çalışmasına izin verenlerden, sal başına sadece 10 yolcu taşınmasına izin verenlere kadar değişiklik gösteriyordu.

 

KARAVAN SEYAHATİ

Rönesans döneminde seyahat etmek bugünkü gibi iğrenç bir çile değildi. Bunun yerine, oldukça korkutucuydu. Kırsal bölgeler eşkıyalarla doluydu, bu yüzden de bir çok yolcu karavan adı verilen silahlı gruplar halinde yola çıkmayı tercih ediyordu. Evhamlı yolcular genellikle değerli eşyalarını ve altınlarını ayakkabılarının tabanına ya da ceket astarlarının içine dikiyorlardı.

Vetturini adı verilen rehberler bazen karavanların rotalarını belirlemek ve yol üstünde kalacakları otellerde yer ayırtılması için tutulurdu ama bunlar çoğunlukla eşkıyalarla ortak çalışıyor olurlardı, tıpkı şimdiki seyahat acenteleri gibi.

 

KARNAVAL OYUNCULARI

Dünyaca ünlü Venedik Karnavalı 1296 yılında, Paskalya perhizinden bir önceki gün genel bir tatil olarak başladı. Kısa süre sonra karnaval zamanı maskeli baloların, partilerin, tiyatral gösterilerin, geçitlerin, sokak danslarının, yumurta fırlatma yarışmalarının, flörtlerin ve genel komikliklerin, yani bilirsin, kalabalığı eğlendirmek için ortalık yerde hayvan öldürmeler ve tepeden nehre doğru varillerin içinde domuz yuvarlamalar gibi eğlencelerin zamanı olmuştu.

Neticede, Karnaval reality şovlarının atalarından biriydi.

 

KURTİZANLAR

Fahişelik, tek seçenekleri aileleriyle evde oturmak ya da bir manastırda kalmak olan Rönesans kadınları arasındaki en popüler mesleklerden biriydi. İtalyan toplumu fahişeliği destekliyordu, ve bir çok genelevin işleyişi hükumet tarafından düzenleniyordu. 15. yüzyılın sonunda, bazı şehirler fahişeliğe karşı kanunlar çıkarmaya ve fahişeleri, saygın halktan ayırt edilebilmeleri için belli giysiler giymeye zorladılar.

 

PARALI ASKERLER

Paralı askerler Rönesans İtalyası’nda çoğunlukla hareketliydi, bir sözleşmeden diğerine geçerlerdi. Condottieri adı verilen ve genellikle şehirler tarafından kiralanan profesyonel yüzbaşılar, belli bir zaman dilimi için asker toplardı. İtalya’da hizmet veren kiralık askerlerin birçoğu İtalyan bile değildi, Almanya, İsviçre ve Macaristan gibi ülkelerden gelirlerdi.

Devamlı olarak sürdürdükleri İtalya üzerinde hakimiyet kurma mücadelesindeki İtalya şehir devletleri İtalyan komşularına savaş açmak için kiralık askerler toplar, birçoğu onur kavramına sahip olmayan askerler de saldırdıkları şehirlerde çoğunlukla serbestçe tecavüz eder ve yağmalarlardı.

Kendilerini finanse eden devletin parası bittiğinde, askerler dağılır, çoğunlukla da kısa bir süre önce savunmak için savaştıkları şehri yıkmak üzere kiralanırlardı.

Bazı kiralık askerler onurluydu, inandıkları bir amaç uğruna savaşırlardı ancak bunların sayısı çok azdı ve olanlar da birbirlerinden uzaktı. Yine de, bulunmuş oldukları yerlerde, peşlerinden koşulan kişilerdi.

 

SANAT TÜCCARLARI

Rönesans ressamlarının dükkanları genellikle küçük olurdu ve ressamlar çoğunlukla evler veya kiliseler için dini dekorasyonlarla uğraşırdı. Ressamlar bugünkü gibi hayalperest insanlar olarak görülmez, aksine marangozlar ve demirciler gibi zanaatkar olarak görülürlerdi. Resmin üretimi genellikle ortaklaşa olurdu.

Komisyonları alan ve tablonun geneline toplu bir bakış atan dükkanın sahibi genelde efendi olurdu. Efendi genelde bir iş adamı olarak görülür ve genellikle o zaman hangi dini tablo revaçtaysa bunun kopyalarını üreterek kar etmesi beklenirdi.

 

TELLALLAR

Rönesans İtalyası halkının birçoğu okuma bilmediğinden ilanlar, yerel kanunlar, haberler, pazar kurulacak günler ve reklamlar tellallar tarafından duyuruluyordu. Vergi artışları gibi tatsız haberlerin arkasından mutsuzluğun aşırı bir şekilde dışa vurumu gibi durumlara karşı tellalları halktan korumak için özel kanunlar çıkartılmıştı.

 

TERZİLER

Rönesans tüccarları arasında terziler orta sınıfa dahillerdi ve zenginleri son modaya göre giydirmeleri karşılığında iyi para alıyorlardı. Bazıları zengin müşterileri ile yaptıkları iş yönünden yakınlıklarına ve uzun süreli bağ oluşturmalarına bağlı olarak müşterileri kadar zenginleşebiliyordu.

 

KİŞİLER

 

ALVISE DA VILANDINO

Doğum Tarihi: 1441.

Meslek: Hamal.

Venedik’in yerlilerinden olan Alvise, Venedik’in üstünlüğüne ikna olarak denizciliğe başlamadan önce birkaç yıl boyunca hamal olarak çalıştı. 1500 yılında, Türkler’e karşı Modon kalesinin savunmasında görevlendirildi.

Çok fazla içtiği bir gecenin ertesinde, Alvise Türk top atışlarının şehri dövmesiyle uyandı. İskelede panik halinde koşarken ayağı takıldı, başını yere vurdu ve bayıldı.

Venedik’in savaşı kaybettiği kesinleştiğinde, geminin kaptanı tarafından görevi ihmal etmekle suçlandı ve donanma kayıtlarından silindi.

 

ANNETTA

Zw-annetta

Doğum Tarihi: 1457.

Meslek: Hizmetçi.

Auditore ailesinin yatılı hizmetçisi Annetta alt sınıftan gelen Rönesans kadınlarının kabul edilebileceği az sayıda işten birine sahipti. Zengin aileler çok nadir bir ya da ikiden fazla hizmetçi alırlardı. Birçoğu genç, bazıları henüz çocuk olurdu. Birçoğu efendilerinin ayakta durmalarına yardım edecekleri zamana kadar çalışmayı umardı fakat genellikle işlerini çabuk kaybederlerdi.

Sonuçta, Annetta’nın hayatı hakkında çok az bilgi var. Tarihte bir iz bırakmadan göçüp gitmiştir.

 

ANTONIO

Zw-antonio

Doğum Tarihi: 1443.

Meslek: Gilda dei Ladri di Venezia (Venedik Hırsızlar Loncası) lideri.

Antonio Venedik toplumunun en alt tabakasında doğmuştu. Kayıtlara göre babası ayakkabı tamircisi, annesi ise Bellini ailesinin yanında yatılı hizmetçiydi.

Babasının yanındaki çıraklığından arta kalan vakitlerde kendi kendine okuma yazmayı öğrenen Antonio, Padua Üniversitesi’ne başvurmuş ama düşük sosyal sınıfı yüzünden reddedilmişti. Bazı İtalyan arşivlerinde bulunan dokümanlarda Antonio’nun İtalya’daki birçok okula daha başvurduğunu ama hepsinden de red yanıtı aldığı yazılıdır. 1465 yılı civarında, kayıtlardan kaybolur ve tekrar kayıtlara geçmesi dört yıl sonra, Padoa Üniversitesi rektörüne ait önemli bir villada gerçekleşen bir soygunla olan bağlantısıyla olur.

Şehir muhafızları tarafından kaydedilen bir ifadede, gizemli bir şekilde hapisten kaçmadan önce Antonio şöyle demişti: “Venedik toplumunda bir meziyet sahibi olmak için çok çalışmak yeterli değildir. Bir kişi daha fazlasını istiyorsa, gidip kendisi almalıdır!”

 

AGOSTINO BARBARIGO

Zw-agostinobarbarigo

Doğum Tarihi: 1420.

Meslek: Venedik Docu.

1486 yılından 1501’deki ölümüne kadar Doc olan Agostino Barbarigo, Fransa Kralı VIII. Charles’ı İtalya’dan sürmek için bir koalisyon oluşturulmasına yardım etti, bu işlem sırasında İtalya toprakları da genişledi.

Ancak, görünüşe göre Venetik docları bir bölge kaybetmeden diğerini ele geçiremiyorlardı. 1499’da Venedik, Osmanlı ile savaşa girdi, felaketle sonuçlanan Zonchio deniz savaşının sonunda Venedik donanması yok edilmişti. Bu kaybın avantajını kullanan Türkler Şark’a giden yoldaki tüm duraklar olan Lepanto, Modone ve Corone bölgelerini ele geçirdiler.

Agostino, Venedik’i hayal kırıklığına uğratmaktan öldü. Üstelik, ölümünden sonra Yüce Konsey’in Engizisyoncular’ı tarafından hediye olarak şarap şişeleri kabul etmek ve bunları “zindan merdiveninin altında” vergisiz olarak satmakla suçlandı.

İşte gerçek lider diye buna denir: Eğer topraklarını elinde tutamıyorsan en azından tutsaklarını mutlu et!

 

BARTOLOMEO D’ALVIANO

Zw-bartolomeodalviano

Doğum Tarihi: 1455.

Meslek: Condottiero.

İtalya’nın merkezindeki Alviano kasabasında doğan Bartolomeo zeki ve yetenekli bir asker olarak büyüdü. Venedik’te geçirdiği birkaç yıldan sonra Orsini bölgesini ele geçirmeye çalışan Papa VI. Alexander’a (Rodrigo Borgia) karşı, 1496 yılında Orsini ailesine katıldı.

Papa’nın adamları daha üstün durumdaydı, Bartolomeo’nun kaynaklarını üç kaleye kadar gerilettiler ama o dayanmaya devam etti. Zafer kokusu alan Cesare Borgia, Papa’nın oğlu, Bartolomeo’nun kaynaklarını kesti. Sonra, her şey bitmiş gibi görünürken, Carlo Orsini tepenin gerisinden yetişip Bartolomeo’ya katıldı ve Papa’nın adamlarını yendi ve hatta Cesare’yi yüzünden yaraladı.

1503 yılında, Bartolomeo İspanya Kralı II. Ferdinand tarafından İspanya ordusuna Fransızları yenmek ve Napoli Krallığı’nı ele geçirmek üzere kiralandı. Ertesi yıl Bartolomeo Kutsal Roma İmparatoru I. Maximilian’ı yenerek Trieste ve Gorizia’yı ele geçirdi. Bundan etkilenen Venedik onu Yönetici General rütbesine getirdi.

Bartolomeo için her şey günlük güneşlikti, ta ki felaketle sonuçlanan 1509’daki Agnadello Savaşı’na kadar; Bartolomeo çarpışmaktan kaçınma emrine uymamış ve Fransız ordusuna direkt saldırmıştı.

Savaş kaybedildi, Bartolomeo Fransızlar tarafından yaralandı ve esir edildi ve Venedik “fethetmesi sekiz yüz yıllık çabaya mal olan” Lombardi bölgesini kaybetti.

Öfkelenen Venedik, Bartolomeo’nun, Fransız komutanının “paha biçilemez bir Venedik eserini” çaldığı ve kendisinin onu kurtarmaya çalıştığı iddialarına rağmen ona yardım etmeyi reddetti.

Bartolomeo 1513 yılına kadar Fransız zindanlarında tutsaktı. Ama Fransızlar, hepimizin bildiği gibi, çok bağışlayıcıdırlar. Hapisten onlar için savaşması karşılığında salıverildi ve Bartolomeo yalnızca 300 adamla 1515 yılında İsviçreliler’i yenmeyi başardı.

10 yıl daha sonra, eskiden sahip olduğu Venedik Ordusu Generali şanını geri kazandığında, Brescia’yı kuşattığı sırada öldü.

Venedik, cesedini büyük bir seremoniyle karşıladı ve onu Santo Stefano kilisesine gömdü.

 

BIANCA RIARIO

Zw-biancariario

Doğum Tarihi: 1478.

Meslek: Soylu.

Bazı insanlar rüya gibi bir hayat yaşar. Bianca Riario… Onlardan biri değildi. 1484’te, 6 yaşındayken ailesinin Roma’daki konağının yağmalanmasına şahit oldu ve çılgın savaşçı annesi tarafından Castel Sant’Angelo kuşatmasına götürüldü.

Sonrasında, ailesi tarafından sürüklendiği Forlì’de, çok daha korkutucu sürprizler onu bekliyordu.  Bianca’nın 10. yaşgününden kısa bir süre sonra, babası Girolamo bıçaklanarak öldürüldü ve çıplak cesedi şehir meydanının orta yerine atıldı. Sonra ailesinin konağı TEKRAR yağmalandı ve Bianca, Orsi Kardeşler tarafından kaçırıldı.

Bianca, Orsiler’in elinden kaçtı ve annesine geri döndü (bu kaçışın nasıl gerçekleştiği bilinmiyor). Sonra 16 yaşındayken, annesinin yeni kocası Giacomo Feo ile bir avcılık sergisindeyken, Giacomo’nun vahşice tuzağa düşürülmesi ve suikaste uğramasına şahit oldu. 1500 yılında, Bianca’nın annesi Cesare Borgia tarafından tutsak edildi ve görünüşe göre Rodrigo Borgia ve Cesare tarafından tecavüze uğradı.

Cesare daha sonra, 1502 yılında, Bianca’nın kocası III. Astorre Manfredi’yi öldürdü. Bianca tekrar evlendi, ve bu sefer, I. Troilo de’ Rossi 1502 yılında ölünce, bilgece bir seçimle hayattan pes etmeye karar verdi ve 1522 yılı civarında mezara girdi.

 

CATERINA SFORZA

Zw-caterinasforza

Doğum Tarihi: 1463.

Meslek: Forlì Kontesi, Soylu.

Evlilik vasıtasıyla kontes olan Caterina’nın Forlì’ye ulaşmasından çok önce bile adı çıkmıştı. Milano Sarayı’nda büyüyen Caterina, Dük olan babası tarafından savaş sanatlarında eğitim görürken, bir yandan da klasik eğitimini sürdürdü. Sarayda, Caterina’nın ayrıca simya ve avcılık alanlarında da tutkusu ortaya çıkmıştı.

1473’te 10 yaşındayken, Caterina Papa’nın yeğeni Girolamo Riario ile nişanlandı. Evliliklerini Caterina 14 yaşına geldiğinde tamamladılar. <br><br>Roma’ya gittiğinde, saraydaki en cana yakın asilzadelerdn biri olarak duyuldu, buna karşılık kocası en merhametsizlerinden biri olmasıyla ünlenmişti. Papa’nın kardeşinin erken ölümüyle, Girolamo Imola ve Forlì Lordu unvanlarını alarak daha da güçlenmişti.

Papa öldüğünde, yağmacılar Roma’yı yağmaladılar ve Caterina’nın konağını yıktılar. Korkmayan Caterina, 7 aylık hamile olmasına rağmen at üstünde Castel Sant’Angelo’ya vardı ve toplar ve askerler ile Vatikan’ı savundu.

1484’te ailesiyle birlikte Forlì’ye yerleşti. Kocasına karşı kin besleyen biri tarafından para almış olan Orsi Kardeşler 1488’de Girolamo’yu öldürdüler. Sonuçta, Caterina Forlì ve Imola’nın yöneticisi oldu.

Hiç zaman kaybetmeden komşu yönetimlerin dostluğunu kazandı, vergi sistemini düzenledi ve askerleri bizzat eğitti. Barışı savunuyor olsa da, etrafındakiler zarar gördüğünde ceza olarak düşmanlarının karılarını ve çocuklarını öldürterek şiddetli bir intikam alırdı. Forlì Papa’nın oğlu Cesare Borgia’nın saldırısı altındayken, Papa’ya veba yaralarına sürdüğü bir mektup yollamıştı.

Sonuçta, 1499 yılında Cesare Borgia Forlì ve Caterina’yı mağlup etti. Caterina esir alındı ve Roma’ya, onu bir yıl esir tutan ve oğluyla birlikte tecavüz ettiği söylenen Rodrigo Borgia’ya gönderildi. Vatikan’dan salıverildiğinde, saçları beyazlamış haldeydi. Floransa’ya sürgün edilen Caterina 1509 yılında zatürreden öldü.

 

CLAUDIA AUDITORE

Zw-claudiaauditore

Doğum Tarihi: 1461.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Giovanni ve Maria Auditore’nin üçüncü çocukları ve ailedeki ilk kız çocuk olan Claudia, oldukça şımarık bir velet olmuş gibi görünüyor. Görünüşe göre tüm potansiyel taliplerini korkutup kaçırdıktan sonra ailesi Caludia’nın başlık parasını 1000 florin artırmak zorunda kalmıştı.

Okuluna ait bir raporda, bir keresinde erkek arkadaşına baktığı için bir kıza saldırdığı ve…Kızın bilincini kaybettiği yazıyordu.

Pozitif tarafından bakarsak, o Ezio’nun kız kardeşiydi yani güvende.

 

CRISTINA VESPUCCI

Zw-cristinavespucci

Doğum Tarihi: 1459.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Cristina Vespucci tanınmış bir Floransalı güzel ve aralarında kendisini birkaç tablosunda model olarak kullanan Botticelli de olan bir çok sanatçının favorisi idi. Babasının muhafızları tarafından tutulan kayıtlar Ezio’nun onu sıkça ziyaret ettiğini ve muhafızları onu evin yakınına girerken asla yakalayamadıklarından, Ezio’nun “inanılmaz derecede maharetli” olduğunu söylerler.

Görünüşünün yanında, Cristina bir şekilde oldukça ünlü bir kıtanın ismine sahip olan kuzeninin kariyerinde bir sıçrama yapmasını sağlamışa benziyor. Cristina ve diğer tanınmış konukların dışında, Lorenzo de’ Medici’nin de katılmış olduğu bir akşam yemeğinde, Cristina Lorenzo ve Manfredo Soderini ile kuzeninin denizcilik alanındaki zekasını konuşmuş olmakla ünlenmiştir.

Eh, görünüşe bakılırsa, Lorenzo’yu etkilemek için onun önemini biraz abartmış ve Lorenzo, onun güzelliğiyle büyülenmiş olarak kuzenini kiralamaya ikna olmuş. Cristina’nın “Amerigo’yu dene. Bahse varım birkaç yıl sonra gemi şirketine onun adını vereceksin” diye şaka yaptığı söylenir.

Yüzyılın en hafif kalmış sözü.

 

EZIO AUDITORE

Zw-ezioauditore

Doğum Tarihi: 1459.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

1474 yılına ait bir günlükte, büyük Floransalı tarihçi ve Ezio’nun annesi Maria Auditore, oğlunu şöyle tanımlıyordu: “Hırslı, inatçı ve geveze ancak öyle tutkulu ki onu bir şeyden caydırmak imkansız”. Birçok soylu aristokrat tarafından şehir muhafızlarına yapılan şikayetlere bakılırsa ayrıca bir çapkındı.

Büyük banker Giovanni Tornabuoni tarafından eğitilen Ezio’nun okul kayıtları, isminin korkunç bir suça karıştığı 17 yaşı civarında kesilir.

Kayıtlardan bunun ne olduğunu çıkarmak imkansızdır, çok sınırlı bir kayıt vardır ancak bunun ardından Ezio tarihten tamamen silinir sanki hiç var olmamış gibidir.

 

FEDERICO AUDITORE

Zw-federicoauditore

Doğum Tarihi: 1456.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Ezio’nun abisi ve Auditore çocuklarının en büyüğü olan Federico, 19 yaşında Medici bankasına memur olarak girdi. Ancak, banka kayıtları onun çalışmaktan çok etrafta aylaklık ettiğini göstermektedir.

Bir madde detaya girer. 17 Eylül 1475’te, bir çanta altın florin kaybolur: “Bankayı saran panikten sonra en büyük Auditore, Francesco Sassetti’ye yaklaştı ve sırıtarak çatıya gizlenmiş olan çantanın yerini gösterdi! Eğer Giovanni Auditore’nin oğlu olmasaydı, Lorenzo de’ Medici ile konuşur ve onu boynunu vurdururdum!”

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Federico 20. doğum gününden kısa bir süre sonra bankanın maaş bordrolarından çıkarılmıştı.

 

GIOVANNI AUDITORE

Zw-giovanniauditore

Doğum Tarihi: 1436.

Meslek: Banker, Danışman, Soylu.

Giovanni Auditore 15. yüzyıl Floransa bankacılığının en önemli figürlerinden biriydi. İtalya’nın dört bir yanındaki Medici banka dallarını denetleyen kişi olarak, Lorenzo hükumetle meşgulken Medici makinesinin çalışmaya devam etmesini o sağladı. Lyon bankasındaki problemlerin ilk farkına varan ve dalı kurtaran Francesco Sassetti’yi durumdan haberdar eden de, etki alanını uluslararası operasyonlara kadar genişleten de Giovanni idi.

Böylesine büyük bir yetenek Il Magnifico tarafından cömertçe ödüllendirilmişti. Giovanni, Lorenzo de’ Medici ile çok yakın bir arkadaşlık kurmuş, onun en yakın danışmanlarından biri olmuştu. 1471 yılında Papa’nın Medici bankasına desteğini sürdürmesi için yürütülen başarılı görüşmeleri Giovanni halletmişti.

Rahatlayan ve minnet duyan Lorenzo, ödül olarak Giovanni’nin konağının parasını ödemişti.

 

GIULIANO DE’MEDICI

Zw-giulianodemedici
Doğum Tarihi: 1453.

Meslek: Soylu.

Kardeşi Lorenzo’nun devlet adamlığına karşılık zampara olan Giuliano de’ Medici en çok atlı mızrak turnuvaları, düzgün fiziği ve gayrimeşru çocuğu ile bilinir.

Guiliano Pazzi Komplosu’nda öldürüldüğünde, oğlu Giulio iki insan arasında, ailelerinin kimseye bir şey söylemeden evlenmelerinde anlaşması anlamına gelen özel bir evlilik türüne izin veren Kilise yasası sayesinde meşru duruma gelmişti. Katoliklere dikkat et – metreslerin düşündüğünden çok daha güçlü olabilir.

Meşru bir Medici mensubu olduktan sonra, bir tüccar kızının oğlu olan bu çocuk sonunda Papa VII. Clement oldu.

Şunu iyi izle: VII. Clement, 1527 yılındaki Roma Yağması sırasında Papa idi, bu yağma gerçekleşirken Castel Sant’Angelo’ya hapsedildi. Kendisini tutuklayanların elinden bir… Tüccar kılığında kaçtı.

Bir tüccar kızının oğlu sefil geçmişinden kaçıp Papa oluyor ve sonunda bir kez daha tüccar oluyor. Ah, ne ironi ama.

 

LA VOLPE

Zw-lavolpe

Doğum Tarihi: ?

Meslek: Hırsız.

La Volpe (Tilki) hakkında tarih kitaplarında neredeyse hiçbir iz yoktur. İsmi açıkça bir takma isimdir ama kimin takma ismi olduğu bilinmez. Elde olan çok sınırlı veriler de neredeyse efsanevidir.

La Volpe’nin Papa’nın aracını soyduğu ve ne muhafızlarından herhangi birinin, ne de aracın içinde oturmakta olan Papa’nın bunu fark ettiği söylenir. 1467’de bir gece, Palazzo della Signoria, Palazzo Medici ve Santa Croce’nin çatılarında, aynı anda görülmüştür. Bazıları onun ölümsüz olduğunu, asla yaşlanmadığını iddia eder, bazıları da menekşe rengi gözlerinin binaların içini görebildiğini, içindekileri inceleyebildiğini söyler.

 

LEONARDO DA VINCI

Zw-leonardodavinci
Doğum Tarihi: 1452.

Meslek: Ressam, Mucit, Tasarımcı, Mimar, Bili madamı, Mühendis.

Bir noter memuru ve köylü bir kadının gayrimeşru çocuğu olarak dünyaya gelen Leonardo da Vinci Toskana’da büyüdü. Bir gün yıldızı parlayan olan birçok kişi gibi, onun da soyadı yoktu, Vinci doğduğu kasabanın ismiydi.

14 yaşındayken Floransalı bir ressam olan Verrocchio’nun yanında çıraklığa başladı. Ondan kimya, teknik çizim, resim, heykeltıraşlık ve modelleme öğrendi. 20 yaşına geldiğinde, Leonardo kendi atölyesini açtı ve sonra İtalya’da seyahat ederek, muazzam başyapıtlarından ikisini tamamladı; 1498’de “Son Akşam Yemeği” ve 1503 ile 1507 arasında “Mona Lisa”.

Seyahatleri boyunca, Leonardo bastırılamaz merakıyla sürekli araştırma yaptı ve gözlemlerini ters yazı ile defterlerine kaydetti. Diğer birçok tasarımının yanında helikopter, tank, güneş enerjisi ve bir hesap makinesi tasarımları da yaptı. Aynı zamanda bir mühendisti, garnizonlar, toplar ve hareket ettirilebilen barikatlar tasarladı.

Oldukça kabarık bir liste oluşturan epik başarılarına rağmen, Leonardo kronik erteleme huyu yüzünden işverenleri tarafından sürekli kovuldu. Parçalar tahmin ettiğinden de uzun yıllar alıyordu ve bir çoğu asla bitirilmedi bile.

Leonardo ayrıca oldukça çalkantılı bir aşk hayatına da sahipti. 1746’da oğlancılıkla suçlanan Leonardo büyük ihtimalle homoseksüeldi. Asistanı Salai, hırsızlık ve elbiselere çok fazla para harcamakla suçlanmıştı ama muhtemelen aynı zamanda Leonardo’nun sevgilisiydi de. Leonardo, ünlü tablosu “Aziz Vaftizci Yahya” da dahil olmak üzere Salai’nin birçok resmini yaptı ve 1519’da öldüğünde “Mona Lisa”yı ona bıraktı.

 

LORENZO DE’MEDICI

Zw-lorenzodemedici
Doğum Tarihi: 1449.

Meslek: Floransa’nın Yöneticisi.

Halka pek az meşru güç verirken aynı zamanda Floransa Cumhuriyeti hayalini de canlı tutan Lorenzo de’ Medici, Rönesans Floransa’sını şehrin Altın Çağı boyunca ustaca yönetti.

Lorenzo’nun büyükbabası Cosimo, Avrupa’daki en güçlü finansal yapılardan biri olan Medici Bankası’nı kurmuş ve bu sırada inanılmaz bir zenginliğe ulaşmıştı.

Cosimo’nun torunlarının en zekisi addedilen Lorenzo, henüz küçük bir çocukken diplomatik görevlere gönderilmeye başlanmıştı. Babası beceriksiz ve hastalıklı bir adam olsa da, annesi bir şairdi. Lorenzo’yu zamanın en seçkin şairleriyle tanıştırmış, içinde sanat ve kültür sevgisi yeşertmişti.

1469 yılında, henüz yirmi yaşındayken, Lorenzo Medici ailesinin lideri konumuna yükseldi ve stratejik evlilikler, tehditler, rüşvet ve şehir konseyindeki arkadaşları aracılığıyla Floransa hükumetinin kontrolünü ele geçirdi. Ancak kuklacısı olan Lorenzo ile Floransa refaha ermişti. İtalya’nın savaş halindeki şehirleri arasında barış anlaşmaları yapılmış, Botticelli ve Michelangelo eserleri gibi Rönesans sanatının başyapıtlarından bazıları onun hamiliğinde ortaya konmuştu.

Bunların yanında, Lorenzo aile bankasını yönetmektense şiir yazmaktan ve ülkeyi perde arkasından yönetmekten daha fazla zevk alıyordu. Hayatı boyunca, bankanın bazı dalları battı ve Medici varlıkları atlı mızrak turnuvaları gibi havailiklerle harcandı.

Lorenzo 1492’de öldü. Neredeyse beş parasız olarak, zengin hayat tarzına karşı popüler olan tepkiye ve çılgın keşiş Savonarola’nın gücünün yükselişine karşı koyamadı.

 

MARIA AUDITORE

Zw-mariaauditore
Doğum Tarihi: 1432.

Meslek: Yazar, Soylu.

“Etrafımı çevreleyen bu duvarlardan yoruldum ve bu güvenlikten sıkılıyorum. Şimdi, bir karar verme zamanı: Dışarı çıkacak ve hayatımda gerçekte ne olabileceğini göreceğim.”

Maria bu satırları 16 yaşında, Giovanni Auditore ile tanışmasından bir hafta önce yazmıştı.

Güçlü banker aile Mozzi ailesine mensup olan Maria, birçok önemli bilgin tarafından çevrilen ve şu anda Floransa’daki Uffizi Galeri’sinde sergilenen çok-sesli günlüğüne göre, zamanının en ünlü tarih kaynaklarından biriydi.

Ailesinden gelen parayla, Maria aile konağının avlusunda, daha sonra sanatsal bir toplanma yerine dönüşen bir fırın açmıştı. “İnancının sağlamlığı beni yerime çivileyen, ondan başka bir yere bakamadığım bir adam” dediği kişiyle burada tanışmıştı. Bu kişi Giovanni Auditore idi.

Maria ve Giovanni 1450 yılında evlendiler. Maria’nın günlük kayıtları sonraki birkaç on yıl boyunca devam eder, bunlarda bazı yeni yetişen sanatçılar üzerindeki himayesi ve bir anne olarak davranışlarını açıklar. ta ki iyice çoğalan tarihçilerden duyduğu umutsuzluk nedeniyle yazmayı ansızın bırakana kadar.

 

MARIO AUDITORE

Zw-marioauditore
Doğum Tarihi: 1434.

Meslek: Condottiero, Soylu.

Toskana kırsal bölgelerinde devriye gezen bir kaç condottieriden biri olan Mario Auditore, Anghiari Savaşı’nda yolda Milano kuvvetlerinin sürpriz bir biçimde gelişini gösteren toz bulutlarının oluştuğunu Micheletto Attendolo’ya haber vererek önemli bir rol Oynamıştı. Mario sayesinde, Milanolular’ın saldırısı önlendi ve savaşı Floransalılar kazandı.

Mario, Anghiari’de Floransa tarafında olmasına rağmen, kariyerinin büyük çoğunluğunda Toskana bölgesinin hakimiyetini ele geçirmek isteyen Floransa’nın planlarını bozarak, evi Monteriggioni’nin çıkarlarını savundu.

Mario’nun küçük kardeşi Giovanni bankacılık alanında bir kariyer için 1454 yılında Floransa’ya gittiğinde, Mario, daha sonra Giovanni’ye gönderdiği bir mektupta “hesap kağıtlarını doldurmaktansa bir erkek gibi savaşmayı tercih ettiğini” söyleyerek ailesinin Monteriggioni’deki konağına kalmıştır.

 

NICCOLÒ MACHIAVELLI

Zw-niccolomachiavelli

Doğum Tarihi: 1469.

Meslek: Filozof, Yazar, Politikacı.

“Silahsız peygamberler daima yok edilmiş, buna karşın silahlı peygamberler ise hep başarılı olmuştur”.

Bu alaycı sözler Rönesans’ın en büyük beyinlerinden biri olan Niccolò Machiavelli tarafından yazılmıştır. Realist felsefenin öncüsü sayılan Machiavelli, tüm insanların kötücül olduğuna ve eğer fırsat bulurlarsa bu doğaları gereğince davranacaklarına inanıyordu.

Floransalı bir avukatın üçüncü oğlu olan Machiavelli babasından gramer, retorik ve Latince dersleri aldı. 1494 yılında, katip ve elçi olarak devlet hizmetine girdi. Floransa diplomatik konseyinin bir üyesi olarak, 1499 ve 1512 yılları arasında Fransa, İspanya ve Roma saraylarına gönderildi.

1503’ten 1506’ya kadar, Floransa askeri kuvvetleri ve şehrin savunmasının başına getirildi. Floransa’nın, tarafsız paralı askerlere karşı süregelen başarısını devam ettirmesinde çıkarı bulunan kişileri orduya aldı. Bu stratejisi 1509 yılında, Floransa Pisa’yı yendiğinde işe yaramış gibi görünüyordu.

Machiavelli, Medici ailesi yönetimden uzaklaştırıldığında Floransa hükumetinde kalmaya devam etti ama, Mediciler döndüğünde, onu tutukladılar ve işkence ettiler. Onlara karşı komploya karışmakla suçlanıyordu.

Yanlış bir hareketini bulamayan Medici, Machiavelli’yi sürgüne gönderdi. Emekli olup, “Prens”, “Titus Livius’un İlk On Yılı Üzerine Söylev” ve “Floransa’da Komplolar ve Karşı-komplolar Tarihi” adlı ünlü yapıtlarını yazmak üzere Santa Andrea’daki konağına çekildi.

Machiavelli 1527 yılında öldü. Nerede gömülü olduğu bilinmemektedir.

 

OTTAVIANO RIARIO

Zw-ottavianoriario

Doğum Tarihi: 1479.

Meslek: Kont, Soylu.

Ottaviano, Floransa Cumhuriyeti’ndeki görevine 19 yaşındayken, Floransa’yla sıcak ilişkiler geliştirmek isteyen annesi Caterina Sforza’nın isteğiyle, condottiero olarak başladı. Forlì’den 100 adama kumandanlık etti ama bir yıl sonra Floransa parasını ödeyemeyince sözleşmesini iptal etti.

Ottavio’yu obez, beyinsiz ve ana kuzusu olarak tarif eden kayıtlara rağmen, Papa VI. Alexander (Rodrigo Borgia) kızı Lucrezia’yı Ottaviano ile evlendirmek istemiştir. Neden? Çünkü Rodrigo, damadı Forlì ve Imola bölgelerini ele geçirmesinde kilit rol oynadığı sürece, bu özelliklerin bir damatta tolere edebileceği özellikler olduğuna karar vermişti. Ayrıca, peygamber devesi kılıklı kızı Lucrezia, asla bir adamla uzun süre evli kalamamıştı. Kocaları ya iktidarsızlık yemini imzalamak zorunda kalmış, ya da ortadan kayboluvermişlerdi. Bilgece bir hareketle Caterina bu evliliğe karşı çıktı, bu Papa’yı öfkelendirmiş ve oğlu Cesare’yi Forlì’ye saldırtmıştır.

Caterina, Cesare tarafından yenilgiye uğratılıp Floransa’daki sürgününe gittiğinde onun rehberliği ile oğlu Ottaviano, yeni Papa II. Julius’u Imola ve Forlì’nin yönetimini kendisine geri vermesi için ikna etmeye çalıştı. Ancak bunun yerine Ottaviano sonunda Julius’a  Riario iddiasını satmak durumunda kaldı.

 

PAOLA

Zw-paola

Doğum Tarihi: 1438.

Meslek: La Rosa Colta’da Mama.

Tarih kitaplarında Paola hakkında pek bir bilgi yoktur ama Floransa arşivlerinde 8 yaşındayken ebeveynleri denizde öldürüldüğünde yetim kaldığı yazılıdır. Bir manastıra katılmakla fahişelik arasında kalan Paola, sokaklarda geçecek bir hayatı seçer.

16 yaşındayken kayıtlardan yok olur, 20 yaşında bir muhafızı öldürmek suçundan tutuklanana kadar. iİginç bir not olarak, mahkemede Paola’yı Giovanni Auditore savunmuş ve nefsi müdafaa ile affedilmesini sağlamıştır.

Hapisten kurtulan Paola kendi genelevini açmak ve sokaklardaki birçok talihsiz kadını kurtarmak için çalışmaya başlar.

 

PEDER O’CALLAHAN

Brother O’Callahan

Doğum Tarihi: 1452.

Meslek: Keşiş.

Düzlüğün ötesinde doğan (İrlanda’da İngiliz kontrolündeki alanın dışı yaban olarak bilinirdi, “düzlüğün ötesi” tanımı buradan gelir) Darby O’Callahan, ergenlik dönemini avlanarak ve İngiliz yerleşkelerine baskınlar yaparak geçirdi. Kayıtlarında bu dönemi “hayatımda karanlık bir nokta ama dürüst olmak gerekirse eğleniyordum” olarak tarif ediyordu.

O’Callahan’ın ıskoç babası bir Katolik’le evlenince her şey değişti. “Beni tarlalarda çalışmaya zorladı. Artık baskınlar, kızlar yoktu. Dünyadaki Cehennem gibiydi” diye yazar 1462 tarihli bir kaydında. Babasından kaçmak için, O’Callahan bir keşiş olmaya karar verdi: “Annem keşişlerin çok az iş yaptıklarını ve mevsim tatillerinde muhteşem ziyafetler verdiklerini söylemişti”.

1462’de Abbeylara Manastırı’na girerek Sistersiyen oldu. Ancak sonradan O’Callahan tarikatı fazla sert buldu: “Şafaktan akşam vaktine kadar tarlalarda çalışıyorduk, Abbott Shaw içki içmemize izin vermiyordu ve en kötüsü tüm kızlar rahibeydi. Bu daha hayal edebileceğimden çok daha derin bir Cehennem kuyusuydu.”

Kendisine yakın keşişlerden ufak bir grubu Dominikenlere katılmaya ikna eden Darby İrlanda’dan İtalya’ya doğru yola çıktı: “Bizim yerimize tarlalarda çalışacak çiftçiler kiralayabileceğimiz bir yer. Sonra, vaazlarımızı verirken Tanrı’nın güzelliğini İtalya’nın altın ışığında ve çiftçi karılarının içli yüzlerinde göreceğiz”.

Nihayetinde, O’Callahan “Kasaba halkını içki evlerinde birçok kere dinden çıkarmaya teşebbüs ettiği” gerekçesiyle 1493 yılında Dominiken tarikatından atıldı. Darby kendi kayıtlarında kendisini din değiştirtme konusunda büyük bir başarıya sahip addeder. İnsanlar “Kiliseye gelmeyi reddediyorlardı, bu yüzden beni Tanrı’nın sözlerini onların kabullenici kulaklarına ulaştırmak için içki evlerini tekrar tekrar ziyaret etmek durumunda bırakıyorlardı” şeklinde tanımladığı bir durumda olsalar da.

O’Callahan 1494 yılında Romagna’nın kırsal kesimine taşınarak Aziz Patrik Tarikatı için terk edilmiş bir kilisede bir manastır kurdu ancak insanları dinlerinden döndürmede başarılı olamadı.

1500 yılında, kendisinin “kötü kan” olarak tanımladığı hastalıktan, büyük ihtimalle frengiden dolayı öldü. Cesedi kilisenin arkasındaki küçük mezarlığa gömüldü.

 

PETRUCCIO AUDITORE

Zw-petruccioauditore
Doğum Tarihi: 1463.

Meslek: Öğrenci, Soylu.

Auditore çocuklarının en küçüğü olan Petruccio, doğumundan sonra Giovanni Auditore’nin Lorenzo de’ Medici’ye yazdığı bir mektupta “zayıf bir yapıya sahip” olarak tanımlanıyordu.

Anlaşılan, bu durumu zamanla değişmemişti. Petruccio hastalığı sebebiyle 12 yaşında okuldan alınmış, ve aile hekiminin kayıtlarına göre yatağa bağlanmışı. Bundan sonra bir kayda rastlanmaz, bu yüzden hastalığına yenik düşmüş olması muhtemeldir.

 

POLIZIANO

Zw-poliziano
Doğum Tarihi: 1454.

Meslek: Alim, Şair.

Olağanüstü bir şekilde, Poliziano 10 yaşında Latince ve Yunanca öğrenmiş ve 18 yaşına geldiğinde basılı bir kitabı bulunan bir yazar olmuştu bile. Lorenzo de’ Medici onu çocuklarına özel ders vermesi için kiralamış ve Studio Fiorentino’da bir işe yerleştirmişti.

Maalesef, Poliziano herkesin favori hocası olamamış olsa gerekti. 1494 yılında, muhtemelen eski öğrencisi, Piero de’ Medici tarafından arsenikle zehirlenerek öldürülmüştür.

 

ROSA

Zw-rosa
Doğum Tarihi: 1460.

Meslek: Hırsız.

Kim olduğu belirsiz bir Venedik asilzadesi ve bir fahişenin çocuğu olan Rosa, kendi başına Venedik sokaklarında büyüdü. 1475 yılında, Venedik Hırsızlar Loncası’nın liderini soymaya çalışırken suçüstü yakalandı ama Antonio onu polise şikayet etmek yerine öğrencisi olarak yanına aldı.

Onun eğitimi hakkında bazı notlar tuttu, bu notlarda onun yerden erişilemez görünen pencere kenarlarına sıçrama yeteneğinin “emsalsiz” olduğu yazıyordu.

Sosyal yetenekleri konusunda ise, kelime haznesinin “en hafif tabirle renkli” olduğu söylenebilirdi. Görünüşe göre bir kavgada kendini savunabilecek durumdaydı da. Antonio şöyle yazıyordu: “Onu son öpmeye çalışan hırsızlarımdan biri ağzının bir kısmı sağlam halde kaçtı”.

 

TEODORA

Zw-teodora

Doğum Tarihi: 1450.

Meslek: La Rosa della Virtù Maması.

Teodora Kilise’ye girdiğinde ailesini terketmiş olmasına rağmen, Venedik vergi kayıtları onun Contanto ailesinde büyüdüğünü söylemektedir. Ebeveynlerinin bir kuyumcu dükkanı vardı ve Teodora annesinin yanında tezgahtar olarak çıraklık yapmıştı.

1462’de bir müşteri şöyle yazmıştı: “Bugün Margarita için Contantolar’ın köşedeki dükkanından bir çift elmas küpe aldım. Büyüleyici bir genç hanım paketlemede bana yardım etti. Küpeleri bana uzattığında, parmaklarımız birbirine değdi. Bir an önce dükkanı terk etmek zorunda kaldım. Ah Tanrım, keşke hiç evlenmemiş olsaydım”.

Mahkeme kayıtları Teodora 17 yaşına bastığında, dokunmaktan çok daha fazlasını yapıyor olduğunu gösteriyordu. 26 Kasım 1467’de evli bir adamla zina ederek nişanlandı ve ardından adamın karısı Venedik mahkemelerini alarma geçirdi. Bu tür durumlarda yaygın olduğu üzere, ailesi onu hayatının geri kalanını dua ederek sessizlik içinde geçirmesi için bir rahibe manastırına yolladı.

Teodora 1467 yılında yaptıklarının kefaretini ödemek üzere Santa Maria degli Angeli’ye girdi. Ancak, 1473’te, ön kapıya asılı bir not bırakarak Kilise’den kaçtı. Notta, manastırlardaki hayatın kısır ve dünyevi olduğu, birinin “Tanrı’nın kolları arasına gerçekten girmesinin” ancak “bir başkasının arkadaşlığı ile” olabileceği yazıyordu.

Teodora aynı yıl La Rosa della Virtù’yu açtı. Oldukça sık uğrayan bir müşteri olan şair Pietro Bembo’ya göre, genelev “Katolikliğin yeni bir kolunun kilisesi” idi.

 

HEDEFLER

 

CHECCO VE LUDOVICO ORSI

CHECCO ORSI

Doğum Tarihi: 1458.

Meslek: Soylu, Profesyonel Hırsız.

 

LUDOVICO ORSI

Doğum Tarihi: 1455.

Meslek: Soylu, Profesyonel Hırsız.

 

SILVIO BARBARIGO IL ROSSO

Doğum Tarihi: 1435.

Meslek: Venedik Yüksek Mahkemesi Üyesi, Devlet Engizisyon Üyesi, Soylu.

 

GIROLAMO SAVONAROLA

Doğum Tarihi: 1452.

Meslek: Dominikan Rahibi, Floransa’nın Lideri.

 

MARCO BARBARIGO VE DANTE

MARCO BARBARIGO

Doğum Tarihi: 1413.

Meslek: Soylu, Venedik Docu.

 

DANTE MORO

Doğum Tarihi: 1460.

Meslek: Marco Barbarigo’nun Kişisel Muhafızı.

 

CARLO GRIMALDI

Doğum Tarihi: 1445.

Meslek: Soylu, Onlar Konseyi Üyesi.

EMILIO BARBARIGO

Doğum Tarihi: 1421.

Meslek: Tüccar Loncası Lideri, Soylu

 

FRANCESCO DE’PAZZI

Doğum Tarihi: 1444.

Meslek: Soylu, Banker.

 

PAZZI KOMPLOCULARI

FRANCESCO SALVIATI

Doğum Tarihi: 1443.

Meslek: Pisa Başpiskoposu.

 

JACOPO DE’PAZZI

Doğum Tarihi: 1421.

Meslek: Banker, Soylu.

 

STEFANO DA BAGNONE

Doğum Tarihi: 1418.

Meslek: Rahip, Jacopo de’ Pazzi’nin Danışmanı

 

ANTONIO MAFFEI

Doğum Tarihi: 1450.

Meslek: Rahip.

 

BERNARDO DI BANDINO BARONCELLI

Doğum Tarihi: 1453.

Meslek: Banker.

 

RODRIGO BORGIA

Doğum Tarihi: 1431.

Meslek: İtalyan Tapınakçılarının lideri, Soylu.

 

UBERTO ALBERTI

Doğum Tarihi: 1416.

Meslek: Gonfaloniere di Giustizia, Adalet Yasaları İnfazcısı, Hain.

 

VIERI DE’PAZZI

Doğum Tarihi: 1454.

Meslek: Soylu.

Veritabanı

Bu bölüm AC oyunlarının veritabanı girdilerini içerir. Bu metinler Türkçe yamalardan alınmıştır.

AC

AC II

Revelations

Brotherhood

AC III

AC IV

AC Liberation